lady q  


Çocuk İstiyorum Dayanışma Derneği – Tüp Bebek

Çikolata Kistlerinin Ameliyatsız Tedavisi: Etanol Skleroterapi

Çikolata Kistlerinin Ameliyatsız Tedavisi: Etanol Skleroterapi

Çikolata Kistlerinin Ameliyatsız Tedavisi: Etanol Skleroterapi

Endometriozis nedir ve hangi belirtilere yol açar?

Endometriozis, normalde rahmin iç tabakasında bulunan endometriyal dokuya benzer dokuların rahim dışında yerleşmesiyle ortaya çıkan bir hastalıktır. Bu dokular karın boşluğunda, yumurtalıklarda veya rahmin kas tabakasında bulunabilir.

Endometriozis, kadınlar arasında oldukça sık görülür. Yaklaşık her 10 kadından birinde endometriozis olduğu düşünülmektedir. Hastalar genellikle çocuk sahibi olamama veya şiddetli ağrı nedeniyle başvurur. Ağrı özellikle adet döneminde ortaya çıkabileceği gibi adet dönemi dışında da görülebilir.

Çikolata kisti bulunan her hasta ameliyat edilmeli midir?

Geçmişte çikolata kisti görüldüğünde kistin cerrahi olarak çıkarılması daha sık tercih ediliyordu. Ancak son yıllarda, özellikle çocuk sahibi olmamış kadınlarda yumurtalıklardaki çikolata kistlerinin ameliyat edilmesine daha dikkatli yaklaşılmaktadır.

Çikolata kistinin cerrahi olarak çıkarılması yumurtalık rezervini azaltabilir. Tek taraflı çikolata kisti ameliyatlarında yumurtalık rezervinde yaklaşık yüzde 45, iki taraflı ameliyatlarda ise yüzde 50’ye varan azalma görülebilir. Yumurtalık rezervinde meydana gelen bu kaybın geri dönüşü olmayabilir. Bu nedenle hastanın yaşı, çocuk sahibi olma isteği ve yumurtalık rezervi birlikte değerlendirilmelidir.

Çocuk sahibi olmamış kadınlarda neden daha dikkatli olunmalıdır?

Çikolata kisti ameliyatının yumurtalık rezervini azaltma riski bulunmaktadır. Özellikle henüz çocuk sahibi olmamış veya evli olmayan kadınlarda bu durum gelecekteki gebelik şansını olumsuz etkileyebilir.

Çikolata kisti bulunan ve şikâyetleri olan hastaların bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanına veya tüp bebek uzmanına başvurmaları önemlidir. Tedavi planı yumurtalık rezervi korunacak şekilde kişiye özel olarak hazırlanmalıdır.

Etanol skleroterapi nedir?

Etanol skleroterapi, çikolata kistlerinin ameliyatsız olarak tedavi edilmesini sağlayan minimal invaziv bir yöntemdir. Uzun yıllardır uygulanan bu yöntem ilk olarak Japonya’da kullanılmaya başlanmış, daha sonra Avrupa’da yaygınlaşmıştır.

Etanol skleroterapi yaklaşık 20–30 yıllık geçmişe sahip bir işlemdir. Son yıllarda yayımlanan çalışmalar, yöntemin çikolata kistlerinin tedavisinde etkili olduğunu ve cerrahiye bağlı yumurtalık rezervi kaybını önleyebildiğini göstermiştir.

Etanol skleroterapinin cerrahiye göre avantajı nedir?

Etanol skleroterapi ile çikolata kisti tedavi edilirken yumurtalık dokusunun ve yumurtalık rezervinin korunması amaçlanır. Cerrahiyle benzer bir tedavi etkisi sağlanırken, cerrahinin yumurtalık rezervini azaltma riski ortadan kaldırılabilir.

İşlem günübirlik uygulanır ve yaklaşık bir saat sürer. Hasta işlemden yaklaşık iki saat sonra taburcu olabilir. Ayrıca laparoskopik cerrahiye ait riskler bu yöntemde bulunmaz.

Etanol skleroterapi sonrasında çikolata kisti yeniden oluşabilir mi?

Çikolata kistlerinin hem laparoskopik cerrahiden hem de etanol skleroterapiden sonra tekrarlama riski bulunmaktadır. Bu risk yaklaşık yüzde 10–20 düzeyindedir.

Tekrarlama oranları açısından iki yöntem arasında belirgin bir fark bulunmamaktadır. Etanol skleroterapinin önemli avantajı, benzer tekrarlama oranına rağmen yumurtalık rezervinin korunabilmesidir.

Etanol skleroterapi işlemi nasıl uygulanır?

Çikolata kistinin yoğun kıvamlı içeriği genellikle vajinal yolla, yumurta toplama işleminde kullanılan iğneye benzer bir iğneyle aspire edilir. Ardından kistin içi serum fizyolojik ile yıkanır.

Kistin içerisine yüzde 95 oranında etil alkol verilir ve yaklaşık 15 dakika bekletilir. Etil alkol, sklerozan bir ajan olarak kist kapsülünü susuz bırakır ve fibrozis oluşturarak kapsülün kapanmasını sağlar. Bekleme süresinin sonunda etil alkol yeniden aspire edilir.

İşlem laparoskopik olarak da yapılabilir mi?

Etanol skleroterapi çoğunlukla vajinal yolla uygulanır. Ancak kistin büyüklüğüne ve yerleşimine bağlı olarak laparoskopik yöntemle de gerçekleştirilebilir.

Laparoskopi yapılmış olması çikolata kistinin mutlaka çıkarılmasını gerektirmez. Gerekli durumlarda laparoskopi sırasında da kistin içeriği boşaltılarak etanol skleroterapi uygulanabilir.

Etanol skleroterapi tüp bebek tedavisini nasıl etkiler?

Büyük çikolata kistleri yumurta toplama işlemi sırasında foliküllere ulaşılmasını zorlaştırabilir. Ayrıca kistin içerisinden geçilmesi enfeksiyon ve apse riskini artırabilir.

Etanol skleroterapi sonrasında kistin yumurtalık üzerindeki baskısı azalır. Foliküller daha rahat görüntülenebilir ve yumurta toplama işlemi daha kolay gerçekleştirilebilir. Böylece elde edilen yumurta sayısında ve tüp bebek tedavisindeki başarı olasılığında artış sağlanabilir.

İşlemden sonra kendiliğinden gebelik oluşabilir mi?

Bazı hastalarda etanol skleroterapi sonrasında kendiliğinden gebelik görülebilir. Uzun süredir gebelik elde edemeyen bazı hastalar işlemden sonraki aylarda kendiliğinden gebe kalabilmektedir.

Çikolata kistinin boşaltılması, bölgedeki inflamatuvar sürecin azalmasına yardımcı olabilir. Bu durum embriyo oluşumunu ve rahme tutunmayı olumlu etkileyebilir.

Etanol skleroterapi ağrıları azaltır mı?

Etanol skleroterapi, çikolata kistine bağlı ağrıların azalmasına yardımcı olabilir. İşlem öncesinde şiddetli ağrısı bulunan bazı hastalar, sonraki adet dönemlerinde ağrılarının azaldığını ifade etmektedir.

Etanol skleroterapi sırasında etil alkolün karın içine sızma riski var mıdır?

Her tıbbi işlemde olduğu gibi etanol skleroterapinin de bazı riskleri vardır. Ancak bu riskler laparoskopik cerrahiye göre daha düşüktür.

Etil alkol genellikle kistin içinde kalır ve karın boşluğuna sızmaz. Çok düşük miktarda sızma meydana gelse bile ciddi bir yan etkiyle karşılaşılma olasılığı düşüktür. Bununla birlikte işlemin deneyimli uzmanlar tarafından gerçekleştirilmesi gerekir.

Etanol skleroterapi hangi büyüklükteki çikolata kistlerine uygulanır?

Etanol skleroterapi genellikle 4 santimetreden büyük çikolata kistlerinde tercih edilir. Dört santimetrenin altındaki kistler küçük oldukları için tüp bebek tedavisi sürecini her zaman olumsuz etkilemeyebilir.

Kanser şüphesi bulunmaması koşuluyla 4 santimetreden büyük çikolata kistlerine bu işlem uygulanabilir. Hastanın yaşı, yumurtalık rezervi ve kistin ultrason görüntüsü birlikte değerlendirilir.

Çikolata kistinde kanser riski nasıl değerlendirilir?

Çikolata kistlerinde kanser gelişme riski oldukça düşüktür. Risk özellikle ileri yaştaki hastalarda daha dikkatli değerlendirilmelidir.

Ultrason incelemesinde kist içerisinde papiller çıkıntılar veya şüpheli görünümler belirlenirse manyetik rezonans görüntüleme yapılabilir. Kanser şüphesi bulunan hastalarda etanol skleroterapi yerine laparoskopik cerrahi ve biyopsi tercih edilir.

Çikolata kistinin cerrahi olarak çıkarılması hangi durumlarda tercih edilir?

Çikolata kistinin cerrahi olarak çıkarılması için başlıca neden ciddi kanser şüphesidir. Endometrioziste kanser şüphesi oldukça nadir görülür ve daha çok ileri yaştaki hastalarda ortaya çıkar.

Laparoskopi sırasında endometriozise bağlı karın içi veya tüplerdeki yapışıklıklar da değerlendirilebilir. Gerekli görülürse bu yapışıklıklar açılabilir. Ancak laparoskopi yapılsa bile, kanser şüphesi bulunmayan çikolata kistlerinin çıkarılması yumurtalık rezervini azaltabileceği için tercih edilmemektedir.

Çikolata kisti yumurta kalitesini etkiler mi?

Çikolata kistinin yumurta kalitesi üzerinde olumlu bir etkisi bulunmamaktadır. Kistin oluşturduğu inflamatuvar ortam, yumurtalık dokusunu ve yumurta kalitesini olumsuz etkileyebilir.

Geçmişte cerrahi sonrasında bazı hastaların ilk altı ay içinde kendiliğinden gebe kalabildiği görülmekteydi. Bunun nedenlerinden biri, çikolata kistinin ve inflamatuvar ortamın ortadan kaldırılmasıydı.

Tüp bebek tedavisinden önce mi, sonra mı etanol skleroterapi yapılmalıdır?

Geçmişte bazı hastalarda önce yumurtalar toplanıp embriyolar oluşturuluyor, daha sonra endometriozis baskılayıcı tedavi uygulanarak embriyo transferine geçiliyordu. Endometriozisi baskılamak amacıyla hastayı geçici menopoza sokan depo agonist ilaçlar da kullanılabiliyordu.

Ancak güncel çalışmalar, çikolata kistini baskılamak amacıyla uygulanan bu tedavilerin her hastada ek yarar sağlamadığını göstermektedir. Yeni yaklaşımda, özellikle 4 santimetreden büyük çikolata kisti bulunan hastalarda önce etanol skleroterapi uygulanması, ardından bir veya iki ay içinde tüp bebek tedavisine başlanması tercih edilebilir.

Büyük çikolata kisti ve düşük AMH birlikte bulunduğunda nasıl bir yol izlenebilir?

Örneğin 9 santimetrelik çikolata kisti ve 0,5 AMH değeri bulunan bir hastada doğrudan yumurta toplama işlemi yapılması güç olabilir. Büyük kist, bazı foliküllere ulaşılmasını engelleyebilir. Yumurta toplama sırasında kistin içine girilmesi enfeksiyon ve apse riskini de artırabilir.

Bu hastalarda önce etanol skleroterapi uygulanması, daha sonra tüp bebek tedavisine geçilmesi değerlendirilebilir. Böylece elde edilebilecek yumurta sayısı, gebelik olasılığı ve embriyonun rahme tutunma şansı artırılabilir.

Etanol skleroterapi diğer yumurtalık kistlerine de uygulanabilir mi?

Etanol skleroterapi teknik olarak farklı yumurtalık kistlerine de uygulanabilir. Ancak basit kistlerin kendiliğinden kaybolma ihtimali yüksek olduğu için bu kistlerde genellikle tercih edilmez.

Çikolata kistleri ise belirli bir büyüklüğe ulaştıktan sonra ilaçla baskılansa bile kolaylıkla kaybolmaz. Bu nedenle yöntemin temel kullanım alanı çikolata kistleridir.

Etanol skleroterapi her çikolata kistine uygulanabilir mi?

Kanser şüphesi bulunmayan ve 4 santimetreden büyük olan çikolata kistlerine etanol skleroterapi uygulanabilir. Kistin yapısı çoğunlukla ultrason muayenesiyle değerlendirilebilir.

Şüpheli bir görüntü tespit edilirse ileri incelemeler yapılmalı ve tedavi yöntemi buna göre belirlenmelidir.

Etanol skleroterapi sonrasında hastanede yatmak gerekir mi?

Etanol skleroterapi günübirlik gerçekleştirilen bir işlemdir. İşlem sedasyon altında uygulanır. Hasta birkaç saat dinlendirildikten sonra, genellikle iki veya üç saat içinde taburcu edilir. Gece hastanede yatması gerekmez.

İşlemden ne kadar süre sonra tüp bebek tedavisine başlanabilir?

Etanol skleroterapiden yaklaşık iki hafta sonra ultrason kontrolü yapılır. Hastanın durumuna göre ilk adet döneminde bile tüp bebek tedavisine başlanabilir.

Karar, ilk adet dönemindeki ultrason bulgularına göre verilir. Genellikle işlemden sonraki ilk bir veya iki adet dönemi içinde tedaviye başlanır. Uzun süre beklenmesi gerekmez.

Gebeliğin 32. haftasında kontroller hangi sıklıkla yapılmalıdır? Demir ve vitamin kullanılmaması sorun oluşturur mu?

Gebelikte doktorun önerdiği ilaçların ve desteklerin kullanılması önemlidir. Gebeliğin 32. haftasında, en azından gerekli değerlendirmeler yapılarak demir desteğine başlanması gerekebilir.

Bu haftalarda genellikle kan tahlili, idrar tahlili ve idrar kültürü istenir. Herhangi bir sorunu bulunmayan gebeler 32. haftadan sonra belirli aralıklarla, doğuma yaklaşıldığında ise yaklaşık iki haftada bir takip edilebilir. Kontrol sıklığı ve kullanılacak ilaçlar gebeyi takip eden doktor tarafından belirlenmelidir.

İleri yaş, düşük AMH ve birden fazla çikolata kisti bulunan hastada ameliyat tercih edilmeli midir?

Üç yıldır gebelik elde edemeyen, 37 yaşında, AMH değeri 0,75 olan ve aynı yumurtalıkta 4,5 ile 2,5 santimetrelik iki çikolata kisti bulunan bir hasta etanol skleroterapi için uygun olabilir.

Bu hastada yaş faktörü devreye girmiş ve yumurtalık rezervi azalmaya başlamıştır. Her iki kiste etanol skleroterapi uygulanarak ardından kısa süre içinde tüp bebek tedavisine geçilebilir.

Doğrudan laparoskopik cerrahi uygulanması yumurtalık rezervinin daha fazla azalmasına neden olabilir. AMH değeri 0,75 olan bir hastada cerrahi sonrasında bu değerin 0,3–0,4 düzeylerine düşme riski bulunmaktadır.

Yurt dışından veya şehir dışından gelecek hastalar işlem için kaç gün ayırmalıdır?

Şehir dışından veya yurt dışından gelecek hastaların yaklaşık üç gün ayırması yeterlidir. İşlem adet bittikten sonra, yumurtlama gerçekleşmeden önceki temiz dönemde uygulanır.

İşlemin kendisi yaklaşık bir veya iki saat sürer. Ancak hastanın işlemden sonraki birkaç gün boyunca yakın takipte tutulması tercih edilir.

Embriyoların iki farklı denemede üçüncü günde gelişiminin durmasının nedeni ne olabilir?

Embriyoların üçüncü güne ulaşamadan gelişiminin durmasında hem yumurta hem de sperm faktörü etkili olabilir. Düşük yumurtalık rezervi yumurta kalitesini etkileyebilir. Mikro-TESE ile elde edilen spermlerin kalitesi de embriyo gelişiminde rol oynayabilir.

Bu nedenle yalnızca yumurtayı veya spermi sorumlu tutmak doğru değildir. Kadının yaşı, yumurtanın özellikleri, sperm kalitesi ve laboratuvar koşulları birlikte değerlendirilmelidir.

Üçüncü günde gelişimi duran embriyolar için farklı yöntemler uygulanabilir mi?

Farklı tedavi protokolleri ve yumurta aktivasyon yöntemleri değerlendirilebilir. Piezoelektrik aktivasyon ve kalsiyum iyonofor gibi yöntemler yumurtanın aktivasyonunu desteklemek amacıyla kullanılabilir.

Özellikle üçüncü güne ulaşamayan embriyolarda piezoelektrik aktivasyonun beşinci güne ulaşma oranları üzerinde yararlı olabileceğini bildiren çalışmalar bulunmaktadır. Bununla birlikte güçlü ve deneyimli bir embriyoloji laboratuvarı büyük önem taşır. Kadın doğum uzmanı, üroloji-androloji uzmanı ve embriyoloğun birlikte değerlendirme yapması gerekir.

Estradiol değeri 11 olan bir hastaya tüp bebek tedavisi uygulanabilir mi?

Estradiol değerinin düşük olması tek başına tüp bebek tedavisine engel değildir. Hastanın yaşıyla birlikte ultrason muayenesinde görülen folikül sayısı değerlendirilmelidir.

Ultrasonda büyütülebilecek foliküller görülüyorsa tüp bebek tedavisi uygulanabilir. Bu nedenle yalnızca estradiol değerine bakılarak tedavi yapılamayacağı söylenemez.

İki aylık tedavi sonrasında düzelmeyen sperm değerleri üçüncü ayda düzelebilir mi?

Bir spermin oluşarak tam olgunluğa ulaşması yaklaşık iki ay sürer. Bu nedenle ürologlar ve androloji uzmanları vitamin desteklerini veya ilaç tedavilerini genellikle en az üç ile altı ay arasında uygular.

Sperm çok sayıda faktörden etkilenir. Değerlendirme yalnızca sayı, hareketlilik ve morfolojiyle sınırlı değildir. Laboratuvar sonuçlarında görülen bu değerler daha kapsamlı sperm değerlendirmesinin yalnızca bir bölümünü oluşturur. Kullanılan tedaviler ve önceki sperm tahlilleri bir üroloji veya androloji uzmanıyla birlikte incelenmelidir.

Genetik incelemesi normal bulunan embriyo neden tutunmayabilir veya düşükle sonuçlanabilir?

Embriyonun genetik incelemesinin normal bulunması gebeliğin kesin olarak oluşacağı veya devam edeceği anlamına gelmez. Translokasyon, kromozomlarda meydana gelen yapısal değişikliklerden biridir. Bu durumlarda embriyolar PGT yöntemiyle incelenebilir.

Genetik açıdan uygun bulunan bir embriyonun da tutunmama veya düşükle sonuçlanma olasılığı vardır. Her embriyonun gelişim potansiyeli farklıdır. Bu nedenle uygun başka embriyolar varsa yeniden transfer yapılması değerlendirilebilir.

Embriyo transferinden önce rahme çizik atılması tutunmayı artırır mı?

Endometriyal çizik veya “endometrial scratching”, rahim iç tabakasında kontrollü bir inflamasyon oluşturarak gebelik şansını artırmak amacıyla geçmişte uygulanmıştır.

Güncel çalışmalar, histeroskopi sırasında veya farklı yöntemlerle rahme çizik atılmasının tüp bebek tedavisinde tutunmayı artırıcı bir etkisi olmadığını göstermektedir. Bu nedenle artık rutin olarak önerilmemektedir.

Genetik açıdan normal bir embriyonun tutunma ihtimali yüzde 100 müdür?

Hayır. Genetik inceleme sonucunun normal olması, embriyonun kesin olarak tutunacağı anlamına gelmez. En iyi koşullarda ve genetik açıdan uygun bir embriyo transfer edildiğinde bile başarı yüzde 100 değildir.

Bu nedenle tek bir başarısız transferden sonra kesin bir neden belirlemek her zaman mümkün olmayabilir. Hastanın tedavi öyküsü, rahim bulguları, embriyo özellikleri ve kullanılan ilaçlar birlikte değerlendirilmelidir.

Doğal siklusta transfer edilen 5A kalitesindeki embriyo neden tutunmamış olabilir?

Morfolojik olarak 5A kalitesinde ve hatching aşamasında olan bir embriyo, görünüm açısından oldukça iyi kabul edilir. Ancak embriyonun dış görünümünün iyi olması genetik yapısının da kesin olarak normal olduğu anlamına gelmez.

Morfolojik olarak mükemmel görünen bir embriyoda kromozomal bozukluk bulunabilir ve bu durum tutunmayı engelleyebilir. Sperm DNA hasarı da tutunmayı etkileyen faktörlerden biri olabilir. Ancak yüzde 22,64 düzeyindeki sperm DNA hasarı tek başına kesin neden olarak gösterilemez.

İlk transfer başarısız olmuşsa ve dondurulmuş başka embriyolar bulunuyorsa moral bozmadan yeniden transfer yapılması değerlendirilebilir. Doğal siklusta embriyo transferi uygun hastalarda önemli bir seçenektir.

Doğal siklus transferinde E2 189 ve progesteron 16 değerleri uygun mudur?

Bu değerler doğal siklusta embriyo transferi için uygundur. Progesteron değeri muhtemelen transfer günü veya transferden bir gün önce ölçülmüştür.

Doğal siklus transferlerinde progesteron düzeyi 8’in altında olduğunda tedaviye progesteron iğnesi eklenebilir. Progesteronun 16, E2’nin ise 189 olması olumsuz değerler değildir.

Beş yumurtadan yalnızca ikisinin döllenmesi ve bir embriyonun üçüncü günde beş hücreli olması ne anlama gelir?

Beş yumurta elde edilmesi düşük bir sayı olabilir ancak tek başına tedavinin başarısız olacağını göstermez. Beş yumurtadan ikisinin döllenmesi ve yalnızca bir embriyonun üçüncü güne ulaşması, yumurta ve sperm faktörlerinin birlikte değerlendirilmesini gerektirir.

Üçüncü günde beş hücreli olan embriyo orta kalitede kabul edilebilir. Embriyonun tutunmamasındaki temel nedenlerden biri embriyo kalitesinin düşük olması olabilir.

Genç bir hastada az sayıda yumurta elde edilmesi durumunda nasıl bir yol izlenmelidir?

Hastanın yumurtalık rezervi, AMH değeri, kullanılan ilaçlar ve uygulanan tedavi protokolü yeniden değerlendirilmelidir. Genç hastalarda yumurtalıkların her ay tedaviye verdiği yanıt değişebilir. Bir tedavide beş yumurta elde edilirken, daha uygun bir ayda daha fazla yumurta elde edilebilir.

Tedaviye hemen başlanması gerekmiyorsa birkaç ay takip yapılabilir. Doğru zamanda ve uygun protokolle yeniden tedavi planlanabilir. Güçlü bir embriyoloji laboratuvarında az sayıdaki yumurtadan da kaliteli embriyolar oluşturulabilir.

Düşük sperm sayısı, hareketliliği ve morfolojisi embriyo gelişimini etkiler mi?

Sperm sayısı, hareketliliği ve morfolojisindeki düşüklük döllenme ve embriyo gelişimini etkileyebilir. Bu nedenle yeni bir tüp bebek tedavisinden önce erkek faktörünün ayrıntılı olarak değerlendirilmesi gerekir.

Gerekli görülürse erkek için ön tedavi planlanabilir. Kadının yumurtalık rezervi ve tedavi protokolüyle birlikte sperm bulgularının da değerlendirilmesi gerekir.

Düşük AMH değerine rağmen ilaç tedavisiyle beş folikül gelişmesi olumlu mudur?

AMH değeri 0,429 olan genç bir hastada beş folikül gelişmesi mümkündür. Uygun tedavi planıyla daha fazla folikül elde edilme ihtimali de bulunabilir.

AMH değeri tek başına elde edilecek yumurta sayısını kesin olarak belirlemez. Hastanın yaşı, ultrason bulguları ve yumurtalıkların ilaçlara verdiği yanıt birlikte değerlendirilmelidir.

Çatlatma iğnesi uygulanmasına rağmen yumurtaların çatlamamasının nedeni ne olabilir?

Bu durum kullanılan ilacın türü, dozu veya uygulama zamanıyla ilişkili olabilir. Bazı hastalarda tek bir çatlatma iğnesi yeterli olmayabilir.

Böyle durumlarda tedaviye farklı özellikte başka çatlatma iğneleri eklenebilir. Kullanılan ilaçlar, dozlar, uygulama saatleri ve önceki tedavi kayıtları incelenerek yeni bir plan oluşturulmalıdır.

Kırk yaşında ve AMH değeri 0,19 olan bir hasta ne yapmalıdır?

Kırk yaşında, yaklaşık bir buçuk yıldır gebelik elde edemeyen ve AMH değeri 0,19 olan bir hasta zaman kaybetmeden bir tüp bebek merkezine başvurmalıdır.

Bu hasta grubunda bekleme tedavisi veya yalnızca folik asit kullanılması yeterli değildir. Önceki tahliller ve ultrason bulguları incelenerek doğrudan tüp bebek tedavisi planlanmalıdır.

Ultrasonda 12 folikül görülmesine rağmen neden yalnızca yedi yumurta toplanmış olabilir?

Ultrasonda görülen her folikülün içinden yumurta elde edilemeyebilir. Bazı foliküller boş olabilir veya içlerinde toplanabilecek olgun bir yumurta bulunmayabilir.

Foliküllerin 18–21 milimetre arasında olması uygun bir büyüklüktür. On iki folikülden yedi yumurta elde edilmesi karşılaşılabilen bir durumdur. Elde edilen yedi yumurtanın kaçının olgun olduğu da ayrıca değerlendirilmelidir.

Bekâr, 35 yaşında ve AMH değeri 0,23 olan bir hastaya yumurta dondurma önerilir mi?

Bu durumda zaman kaybetmeden yumurta dondurma tedavisi düşünülmelidir. Otuz beş yaş, yumurta sayısı ve kalitesi açısından kritik bir dönemdir. Yaş ilerledikçe hem yumurtalık rezervi hem de yumurta kalitesi azalabilir.

Uygun bir tüp bebek merkezinde yumurtalık rezervi değerlendirilerek yumurtaların dondurulması planlanabilir.

Vajinal yolla yumurta toplanamayan hastalarda karından yumurta toplama işlemi yapılabilir mi?

Karından yumurta toplama işlemi teknik olarak uygulanabilir. Ancak bu yöntem genellikle ikinci seçenek olarak değerlendirilir.

Öncelikle hastanın yumurtalıklarının konumu ve vajinal yolla yumurta toplamaya uygunluğu incelenmelidir. Vajinal yolla yumurta toplanması mümkün değilse karından toplama seçeneği değerlendirilebilir.

Gebelik boyunca dokuz ay kan sulandırıcı kullanılmalı mıdır?

Kan sulandırıcı ilaçlar her gebeye rutin olarak dokuz ay boyunca verilmez. Bu ilaçlar yalnızca tıbbi bir gereklilik bulunduğunda kullanılmalıdır.

Trombofili veya pıhtılaşma faktörlerinde bozukluk gibi belirli durumlarda gebelik boyunca kan sulandırıcı tedavi uygulanabilir. İlacın kullanılıp kullanılmayacağı ve kullanım süresi hastanın bulgularına göre belirlenmelidir.

İyi kaliteli beşinci gün embriyosunun transferinden sonra gebelik neden dokuzuncu haftada sonlanabilir?

Dokuzuncu haftada kalp atımının durmasının en önemli nedenlerinden biri embriyodaki kromozomal bozukluklar olabilir. Embriyonun morfolojik olarak iyi kaliteli görünmesi, genetik yapısının kesin olarak normal olduğu anlamına gelmez.

Bu durum hastanın yaptığı veya yapmadığı bir şeyden kaynaklanmayabilir. Erken gebelik kayıpları birçok hastada görülebilir.

İlk gebeliği düşükle sonuçlanan ve ikinci transferi tutmayan 38 yaşındaki bir hasta nasıl ilerlemelidir?

Otuz sekiz yaşında gebelik kaybı yaşayan ve sonraki embriyo transferinde gebelik elde edemeyen bir hasta, zaman kaybetmeden yeniden tüp bebek tedavisine başlamalıdır.

Yeni tedavide elde edilen embriyolara genetik inceleme yapılması değerlendirilebilir. Genetik açıdan uygun bulunan bir embriyonun transfer edilmesi sağlıklı gebelik olasılığını artırabilir ve düşük riskini azaltabilir.

Doç.Dr.Fırat Tülek e vermiş olduğu değerli bilgiler için teşekkür ederiz.

*********************************************************************

 
 

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ