Prof.Dr.Nadiye Köroğlu Tüp Bebek Sorularınızı cevaplıyor.
Prof.Dr.Nadiye Köroğlu Tüp Bebek Sorularınızı cevaplıyor.
Soru: Kongre nasıl geçti? Sunumunuzun konusu neydi?
Cevap
“Kongreden döndük. Yoğundu tabii. Güzel bir kongre oldu. Ben de iki gün falan full oturumlara girdim. Bir gün de zaten sunum vardı. Güzel, gayet keyifli geçti. Böyle tekrar bir güncelledik kendimizi diyelim.
Hem de güzel bir sunum yaptım. Onun da konusu böyle ‘Herkese donmuş embriyo transferi yapalım’ gibiydi benim sunumum aslında. Karşıdaki doktor arkadaşım da fazla ve gereksiz kullanıldığını savunuyordu. Biliyorsunuz, donmuş embriyo transferi çok yaygınlaştı. Taze transferden biraz, neredeyse uzaklaşır olduk.”
Soru: Münazara gibi mi geçti?
Cevap
“Evet, evet. Birimiz ‘Donmuş embriyo transferi daha iyidir’ gibi savunduk. Diğer doktor arkadaş da ‘Hayır, fazla ve gereksiz kullanılıyor’ dedi.
Tabii ben rutinde mutlaka taze transfer yaptığım hasta grupları da oluyor. En nihayetinde orta yolda buluştuk tabii ki. Ama artık günümüzde de neredeyse çoğu hastada bir endikasyon olduğu zaman aslında donduruyoruz.
İşte polikistik over sendromunda ya da özellikle tüp bebek tedavisi sırasında bir polip saptarsak ya da bir hidrosalpinksten şüphelenirsek; bazen özellikle bu çatlatma günü, iğne yaptığımız gün progesteron değeri yüksekse, bunlarda genelde dondurmayı tercih ediyoruz.
Bir de tabii yüksek cevaplı polikistik over sendromlu hastalarda, genetik yapacağımız hastalarda baştan zaten donmuş embriyo transferi olarak planlıyoruz.
Ama özellikle, orada da ben o slayda yer vermiştim, daha düşük yumurta rezervi olan hastalarda aslında taze, donmuşa göre daha avantajlı görünüyor gerçekten. Çalışmalarda da.”
Soru: Rahmin dinlendirilmesi mantıklı geliyor. İlaçlarla yumurtalar gelişirken hormonlar yükseliyor. Bu sırada rahmin hazırlığı etkileniyor mu?
Cevap
“Evet, evet. Tabii zaten orada ben şimdi donmuş embriyo transferini de savunduğum için özellikle onlardan bahsettik zaten.
Özellikle hormon düzeylerinin çok yüksek olduğu hastalarda hem östrojen hem progesteron hormonu yükselebiliyor. O da aslında rahimle embriyo arasındaki uyumu bozuyor.”
Soru: Yani rahim daha acele ediyor. Ben doktor değilim ama bu bana mantıken doğru geldiği için söyledim.
Cevap
“Yok, doğru bir bilgi. Ama mesela yumurta rezervi düşük olan hastada zaten hormon seviyeleri çok yükselmiyor. Yani orada daha az yumurta olduğu için daha az sonuçta hormon üretimi oluyor. O hastalarda taze transfer daha avantajlı gibi görünüyor.
Ama tabii ki polikistik over sendromunda ya da normal cevaplı hastada bazen o çatlatma günü progesteronunuz yüksek çıkıyor. Yine onlarda da dondurmak daha mantıklı tabii ki.
Onun dışında özellikle ona da yer vermiştim. Mesela doğal döngüyle uyarılmış döngüde, yani bizim tüp bebek tedavisi yaptığımız döngüde, endometriyumun tutuculuğuyla ilgili gen ekspresyonlarında bile farklılıklar görülmüş. Aslında dondurmanın mantığı oradan geliyor tabii ki.
Onun dışında rahimde kasılmalar daha fazla oluyor hormonların etkisiyle. O da yine embriyonun tutunmasına daha olumsuz etki eden…
Tabii birçok yerden bazı faktörler var donmuşu daha ön plana çıkaran. Ama bazı hasta grupları için de taze transfer daha avantajlı gibi görünüyor. O da işte dediğim gibi düşük yumurta rezervi olan hastalarda özellikle. Onlarda belki taze transferi ön planda düşünmek gerekir.”
Soru: İlk tüp bebek tedavim negatif sonuçlandı. İkinci tüp bebek için birkaç ay beklemek sorun oluşturur mu?
Cevap
“Yok, hayır. Niye sorun oluşsun? Bekleyebilirsiniz.
Bu arada belki kendiliğinden gebelik şansı da bazı hastalar için mevcut, biliyorsunuz. Özellikle direkt sebep bulamadığımız, açıklanamayan kısırlık gibi hastalarda. Tabii ki beklenilebilir.
Birkaç ay ara vermek bazen psikolojik olarak da iyi geliyor hasta için. Daha fazla stresli başlamaktansa dinlenip biraz daha yenilenip başlamak daha uygun bence de.”
Soru: Bazı doktorlar ikinci tedaviyi hemen, arka arkaya yaptığınızda başarı şansının yükselebileceğini söylüyor. Bu ileri yaşta olabilir mi?
Cevap
“Ama verdiğimiz embriyo sayısıyla alakalı direkt olarak. Yoksa arka arkaya yapmakla arada bir zaman vermenin embriyonun tutunma potansiyeli açısından bir farkı yok.
Ama bazen de arka arkaya negatif almak hastadaki stres düzeyini çok artırabilir. Yani zaten bir negatif haber almış oluyor. Tabii ki sonuçta herkes biliyor, tedavi pozitif de sonuçlanabilir, negatif de sonuçlanabilir. Ama hasta bunu bazen sanki kayıp gibi de görebiliyor. Bu kadar emek verdiği için.
Her hasta için bence öyle üst üste yapmak çok kolay bir şey değil.
Ama şöyle, tabii ki bazen mesela yumurta rezervi çok az olmuş oluyor. ‘Yumurtaya göre bakalım, tekrar hazırlık yapalım, sayıya göre karar verelim’ dediğim benim de hastalar oluyor.
Ama donmuş embriyosu varsa, kenarda donmuş embriyo olduktan sonra o kadar alelacele yapmak hasta için çok yorucu olabilir. Orada hastanın kararına bırakıyorum. Bazıları da beklemeyip devam etmek istiyorlar. Onda da bir sıkıntı yok. Hastayla birlikte konuşup karar vermek lazım.”
Soru: Yaşım 29, AMH değerim 0,429. Tüplerim açık, düzenli adet görüyorum. Hormon ilacı verdiler, yumurta büyüdü. Çatlatma iğnesi yapıldı, çatladı ama adet gördüm. Progesteron değerim 0,29. Tek çare tüp bebek mi? On bir yaşında çocuğum var, on senedir gebelik oluşmuyor.
Cevap
“On sene çok uzun bir süre. Yani mutlaka burada mutlak bir sebep var ki gebelik oluşmamış.
Şimdi AMH’nız şu anda düşmüştür ya da son iki-üç yıldır düşüktür. Yani AMH’nın düşüklüğünü direkt zaten gebelik başarısı olarak göremeyiz. Gebeliği öngörmez. Sadece bizim tüp bebek tedavisinde elde edeceğimiz yumurta sayısını öngörür. O yüzden AMH ile bunu direkt özdeşleştirmeyelim.
AMH’nız 2,5 de olsaydı ben size, on yıldır gebelik oluşmuyorsa mutlak bir yerde bir sıkıntı var ki gebelik oluşmamış, derdim.
Burada yapılması gereken tabii ki tüp bebek tedavisi. Çünkü tüp bebek tedavisi en etkin tedavi. Biz orada yumurtayı görüyoruz, spermi görüyoruz. Oluşan embriyoların kalitesini değerlendirebiliyoruz.
Yani on yıl uzun bir süre. Çok beklememesini öneririm bu hastanın ve tüp bebek tedavisine başlamalı.
Eğer doğumu sezaryenle olmuşsa da mutlaka sezaryen yerine dikkatli bakılmasını öneririm. Vajinal doğumsa sıkıntı değil.”
Soru: IVF için ideal zaman nedir? Adet öncesinde, sonrasında ya da yumurtlama döneminde mi başlanır?
Cevap
“Şimdi tedaviye mutlaka biz adetin ikinci veya üçüncü günü başlıyoruz. Burada sadece kanser hastaları hariç.
Kanser hastalarında, biliyorsunuz, yumurta ya da embriyo dondurmak istiyorlarsa herhangi bir zamanda tedaviye başlayabiliyoruz. Orada amacımız vakit kaybetmemek. Çünkü hastanın bir an önce kanser tedavisine başlaması gerekiyor.
Ama onun dışında normalde adetin ikinci veya üçüncü günü tedaviye başlıyoruz.
Değerlendirme içinse, yani tüp bebek açısından değerlendirilmek isteniyorsa, herhangi bir zamanda ön görüşmeye gelebilir ya da gidebilir. Nereye gitmek istiyorsa, orada zamanın önemi yok. Ama tedaviye mutlaka adetin ikinci veya üçüncü günü başlıyoruz.
Burada da amacımız tabii ki biz yumurta büyütmek istiyoruz ve yumurtaların da aynı büyüklükteyken yola çıkmalarını istiyoruz. Burada da en uygun zaman o yüzden adet döngüsü oluyor.
Yaklaşık olarak yedi-sekiz gün, hastaya göre değişir, hormon tedavisi kullanıyoruz. Yumurtalar belli bir boyuta gelince de bir çatlatma iğnesi yapıp bundan iki gün sonra yumurtaları alıyoruz.
O gün eşten de sperm örneği alarak yumurta ve spermleri birleştiriyoruz. Sonrasında dondurmamızı gerektiren bir durum yoksa beş gün sonra transfer yapıyoruz. Bunun adına taze transfer diyoruz. Yani yumurta toplamadan beş gün sonra transfer yaparsak buna taze transfer demiş oluyoruz.
Eğer dondurmak için bir endikasyon varsa, yumurta sayısı çoksa ya da herhangi başka bir şey varsa, o zaman yumurta topladıktan beş gün sonra embriyoları donduruyoruz. Bir sonraki adet döngüsünde transfer için hazırlık yapıyoruz.”
Soru: 41 yaşındayım, AMH değerim 0,08. Altı aydır yumurta toplama işlemi uygulanıyor, havuz sistemi yapılacak. Adenomyozis hastasıyım, sonrasında baskılama yapılacak. Her ay folikül gelişiyor ama boş çıkıyor. Nedeni ne olabilir?
Cevap
“Şimdi bir, yumurta sayısı çok azalmış zaten. AMH 0,08. Yani biz zaten 1’in altına ‘Yumurta sayısı azalmış’ diyoruz ki kaldı ki bu çok düşük bir değer.
Şöyle düşünmek lazım: Her kadının sepetinde belli bir sayıda yumurta var ve bunları yıllar içerisinde kaybediyoruz. Geriye kalanlar da maalesef menopoza doğru kalite anlamında da azalıyor. Çünkü yumurta da yaşlanıyor.
O yüzden de böyle bazen büyüyen yumurtalar… Sonuçta biz ultrasonda yumurtanın içinde büyüdüğü sıvı kesesini görüyoruz. Yumurtanın kendisi mikroskopta görülebilir büyüklükte. Bazen boş da büyüyebiliyor.
Yani tabii ki hem yaşın hem yumurta sayısının azalmasının etkisi var. Ama 41 yaşta yumurta elde edebiliriz. Güzel kalitede embriyo oluşabilir. O yüzden devam etmesini öneririm.
Ama tabii ki eğer altı aydır hepsi boş çıktıysa belki başka… Yani bunu direkt öneri olarak değil de hekimiyle tartışması açısından söylüyorum. Yoksa ‘Bunlar artırır, kaliteyi değiştirir’ demeyeceğim tabii ki. PRP ya da eksozom gibi tedaviler de denenebilir, eğer altı kez boş çıktıysa.
Ama eğer yumurta çıkıyor ve döllenme var, en azından bir-iki embriyosu oluştuysa o zaman bu şart değil. Hekimiyle belki o açıdan da konuşabilir. Eğer hepsi boş çıktıysa en azından denenebilir.”
Soru: Siz PRP ve eksozom tedavisi yapıyor musunuz böyle durumlarda?
Cevap “Yapıyorum.
Burada her seferinde yumurta boş çıkıyor. Oradaki amaç, biliyorsunuz, bazen altta yatan mekanizma; acaba oradaki uyuyan diğer yumurtaları uyandırabilir miyiz, hareketlendirebilir miyiz? O anlamda kullanılabilir.
Ama yumurta çıkan bir hastada rutininde yapmıyorum. Dediğim gibi, yumurta elde etmekte güçlük çektiğimiz hastalarda bir faydası olabilir belki diye yapılabilir.
Ama bunlar, dediğim gibi, kanıtı net değil. Standart bir tüp bebek tedavisi gibi düşünmemek lazım. Ama bazen de hastaya en azından belki olumlu bir etkisi olabilir diye düşünülebilecek bir yaklaşım.”
Soru: Yumurta dondurma öncesinde yumurta kalitesini artırmak için ne yapılabilir?
Cevap
“Şimdi şöyle, tabii yumurtanın kalitesini belirleyen en önemli şey bir kere yaş.
İkincisi de tabii biz yaşa göre, biliyorsunuz, yumurta dondurma sayısını söylüyoruz. Yani daha genç hastalarda daha az yumurta yeterliyken daha ileri yaşlarda daha fazla yumurta olsun elimizde istiyoruz.
Amacımız, çünkü bunları biz sonuçta embriyo hâline getirmediğimiz için, belki bir beş yıl, belki durumuna göre altı-yedi yıl, ne zaman kullanacaksa, en azından o zaman ne kadar çok embriyo olursa elimizde o kadar şansımız olabilir.
Benim özellikle önereceğim, sigara içiyorsa bir kere, biliyorsunuz, menopoz yaşını bile erkene çekiyor. Sigarayı bırakmak en önemli yapılacak işlerden biri.
Tabii ki sağlıklı kiloda olmak yine ikinci önereceğimiz şey.
Bunun dışında vitamin takviyeleri önerebiliriz. Özellikle yine kongrede de konuşuldu. Hatta Amerika’dan, Yale Üniversitesi’ndeki hocalarımızdan biri bahsetti. Büyük bir çalışma, araştırma laboratuvarı da var. Özellikle o da koenzim Q10 üzerine yapılan çalışmaları söyledi. Faydalı gibi görünüyor.
Resveratrolün faydası olabilir. Yani bu tarz antioksidanlı vitaminler özellikle düşük over rezervi olan hastalarda kullanılabilir.
Ama tabii ki vitaminlere çok büyük bir anlam da yüklememek lazım. En azından vücuttaki eksiği yerine koymak anlamında özellikle koenzim Q10, resveratrol gibi vitaminler kullanılabilir.”
Soru: Transferim 18 Temmuz’da oldu. On iki haftalık olmam gerekirken ultrasonda on dört hafta çıktı. Bu normal mi? Doktorum ileride olduğunu söyledi.
Cevap
“Olabilir. Bazen gebelik haftasına göre daha ileride olabiliyor.
Özellikle donmuş embriyo transferlerinde biraz daha, biz daha kilolu bebekleri donmuş embriyo transferlerinde daha fazla görüyoruz. Ondan kaynaklanmış olabilir.
Hatta bunu tabii dezavantajı olarak sunuyoruz. Donmuş embriyo transferinde kilolu bebek, beklediğimiz haftasına göre tabii, dört kilonun üzerinde gebeliklerin görülmesi daha fazla görünüyor.
Burada da özellikle dondurmaya bağlı, aslında orada epigenetik değişiklikler mi oluyor ve bebekler daha kilolu doğuyor, tezi var.
Tam tersine taze transferlerde daha küçük kilolu bebekler, yani doğum haftasına göre daha az kilolu bebekler, daha fazla görünüyor.
Tabii bunlar neden-sonuç ilişkisi çıkarılabilecek çalışmalar değil. Daha çok gözlemsel. Tüp bebek yapılmış, taze transfer yapılanlar, donmuş embriyo transferi yapılanlar; onlar birbiri arasında kıyaslandığı zaman görülebilecek bir şey.”
Soru: Acaba dinlenmiş bir rahimde bebekler daha iyi besleniyor olabilir mi?
Cevap
“Doğalda da zaten benzer bir rahim. Değişen bir şey yok. Biraz belki orada dondurmanın bazı etkileri olabilir.
Tabii takip etmek lazım. En baştan beri önden gitmesi anormal bir şey değil. Özellikle kilolu değilse, şekere meyil yoksa orada çok endişe etmemek lazım.
Bir de transfer tarihine göre hesaplamak lazım. Şimdi ben bakamıyorum, temmuzda transfer tarihi demiş.”
Soru: Transferim 18 Temmuz’da oldu demiş.
Cevap
“18 Temmuz’da o zaman, evet doğru. On iki küsur hafta olması lazım. Tabii tam bakmak lazım blastokist transfer tarihine göre. Takipte olsun, korkacağı bir şey yok.”
Soru: Yaşım 40, AMH değerim 0,3. Bir ay yedi folikül görüldü. Ondan sonraki aylarda hep bir ya da iki görülüyor. Yumurtalar hızlı mı tükendi? Sekiz aydır bir-iki tane görülüyor.
Cevap
“Şimdi normalde 0,3 ile yedi çok iyi görünmüş diyecektim. Yani 0,3 ile zaten iki ya da üç aslında görmeyi bekleriz.
Yedi tane, belki o aya özgü bir değişim olmuş. Yoksa gerçekten 0,3’te beklediğimiz iki ya da üç. Öyle hızlı azalmaz ama bazen aydan aya değişkenlik gösterebilir.
Aynı hastada bile bazen farklı yumurta sayısı elde ettiğimiz olabiliyor. Yani o ay farklı bir yumurta grubu gelir ve daha çok yumurta elde edilebilir. Bazen de siz daha fazla beklersiniz, daha az da elde edebilirsiniz.
Yani sonuçta bir-iki yumurtadan da çok güzel kalitede embriyolar elde edilebilir. İlla çok yumurta sayısını bulmayı beklemeye gerek yok.
Ama şöyle olsaydı, yani AMH daha yüksek olup her ay aslında daha fazla görülüp bir ay böyle iki-üç görülseydi, o zaman ‘Bekleyin, uygun olduğu ay, yani diğer ay başlayın’ derdim.
Ben bile bazen hastaya öyle diyorum: ‘Sizde daha fazla yumurta beklediğim, yani daha önceki takiplerinizden, bu ay pas geçelim’ diyebiliyorum. Ama zaten şu anda hep bir-iki yumurta görünüyormuş. Tedavisine devam etsin.”
Soru: Tedaviyle oluşan altı haftalık tek yumurta ikizi gebeliğim var. Doktorum “İnşallah zar oluşur” dedi. Korkuyorum. Böyle bir durum var mı?
Cevap
“Zor tabii. Şimdi tek yumurta ikizleri de bazen ayrı olabiliyor. Yani monokoryonik, monoamniyotik çok nadir. Aynı kese içerisinde…
Bunlar şimdi aynı plasentadan besleniyorlar ama bazen odacıkları ayrı olabiliyor. Onlar tabii ki bir tık daha iyi.
Tamamen aynı kese içinde olurlarsa birtakım komplikasyonlar daha çok artıyor. Ama şu an için çok erken bir hafta. Mutlaka ilerleyen haftaları bir görmek lazım.
Bir de mutlaka bir perinatoloğun takibi iyi olur bu hasta için. Çünkü aynı yumurta ikizlerinde daha fazla, biliyorsunuz, komplikasyon ya da birtakım problemler çıkma ihtimali daha yüksek oluyor.”
Soru: Yani burada beklemek gerekiyor, değil mi? Hastanın ya da doktorun yapabileceği bir şey var mı?
Cevap
“Bekleyip görmek dışında yapılacak bir şey yok.”
Soru: PGT-A yapılmış altıncı gün embriyosunu transfer ettik. Şu an beş buçuk haftalık gebelik var. İlerleyen zamanlarda fetal DNA testi yaptırmaya gerek var mı?
Cevap
“Şimdi şöyle, kılavuzlar da genellikle PGT-A yapılsa da tekrar bir fetal DNA testi öneriyor. Ben de klinik yaklaşımımda mutlaka öneriyorum tekrar.
Yani bizim embriyoya yapmamız, bu sonuç yüzde yüz demek değildir. Biliyorsunuz, biz embriyonun özellikle bebeğin eşini oluşturacak hücrelerinden hücre alıyoruz.
Dolayısıyla mutlaka ilerleyen haftalarda da tekrar bir fetal DNA testi yapılmasını öneririm. Ama tabii ki bir şey çıkma olasılığı daha düşük.
Biz böyle tekrar tekrar güvenli ilerlemek adına mutlaka gebelik takibimizde de rutinden şaşmayalım. Bu testleri nasıl diğer hastalara öneriyorsak PGT-A yaptığımız hastalara da öneriyoruz.”
Soru: 27 yaşındayım. AMH değerim 0,56. Dört aylık evliyim. Solda iki, sağda dört yumurtam var. Ne önerirsiniz?
Cevap
“Şimdi şöyle, direkt bir şey önermem açıkçası. Daha dört ay olmuş evleneli. Mutlaka spontan gebelik için deneyebilir.
Ancak burada bakmamız gereken bir şey var. O da sperm testi. Mutlaka bir sperme bakalım.
Çünkü bazen şöyle, benim kliniğime de geliyor. Hasta şimdi AMH düzeyine takılıyor. Çünkü bu AMH’yı artık çok istiyoruz. Bir AMH testi istenmiş oluyor. Hasta AMH’sı düşük diye sürekli yumurtasına baktırıyor, ‘Yumurtam büyüyor mu?’ diyor. Bir yandan endişeleniyor. Erkek tarafına hiç bakılmıyor.
Geçen bir hastayı gördüm. Dedim ki ‘Bir sperme bakalım.’ Sperm baktık, azospermi. Şimdi burada yumurtanın azlığıyla alakalı değil ki. Asıl spermle ilgili bir faktör olduğu için hasta zaten gebe kalamıyor.
Bir de öyle bir şey bulununca, hatta erkek de ‘Bende bir şey yoktur’ diyor. Herkes öyle diyor. Sonra azospermi çıktı mesela. Bazen tabii azospermi iyice kötü bir durum da bazen yine bakıyoruz, sperm sayısı çok düşük çıkıyor.
Kadınla ilgili yumurta sayısının azlığı yumurtlama sorunu yaratmıyor ki. Ancak biraz önce söylediğimiz gibi AMH’lar çok çok düşükse, 0,01’lere geldiğinde, artık adet düzensizliği başladığında problem yaratıyor.
Şimdi zaten belki hiç AMH’sına baktırmasa ya da doktora gitmeseydi hiçbir bulgusu olmayacaktı.
O yüzden önce mutlaka sperme bakın. Sperm iyiyse ondan sonra tüplerine baktırabilir. Sonra da üç-dört ay daha kendi deneyebilir. Bunlarla ilgili bir sorun yoksa hemen acele etmesine gerek yok.”
Soru: Tiroid ilacı kullanıyorum. İlacı kullanmadan ölçtürdüğüm TSH değerim 3,44, serbest T4 değerim 0,77 çıktı. Embriyo transferi için bu değer yüksek mi? Transfer için TSH kaç olmalı?
Cevap:
“Transfere engel bir değer değil. Önce onu söyleyeyim. Bizim TSH’ya takılmamızdaki tek sebep aslında gebelikte biraz daha 2,5’a yakın istememiz. Ama şimdiki kılavuzlar da ‘İlla bu değerlerde olsun’ demiyor. ‘2,5’a getirin’ de demiyor.
Euthyrox 25 başladıysa kullanmaya devam edebilir. Bunun ne tedavisine olumsuz etkisi olur ne de gebeliğin tutunmasına herhangi bir etkisi olur. 25 başladıysa devam edebilir.”
Soru: Hipo hastalarına transfer öncesinde ne önerirsiniz?
Cevap:
“Yani transfer öncesi, transfere özel bir şey mi demek istiyor?
Şimdi şöyle, hipo hastalarında biliyorsunuz, aslında asıl problem yumurtlama problemi. Beyinden o FSH hormonları salgılanmadığı için yumurta üretimi olmuyor.
Bu hastalarda direkt tedavi tüp bebek tedavisi değil. Önce yumurtlama sağlanabilir. İğne tedavileriyle yumurtlama sağlanırsa gebelik de oluşabilir. Çünkü asıl sorun yumurtlama sorunu.
Ama polikistik overden farklı. Polikistik overde biliyorsunuz yumurtlama hapları verebiliyoruz. Klomen, letrozol gibi; klomifen sitrat ve letrozol gibi. Ama bunlarda bu haplar da işe yaramaz. Bunlarda direkt iğne tedavisiyle yumurta büyütme yapılması lazım.
Ama bazen tabii ki bana da geliyor, zaten dışarıda yapılmış. O iğneler verilmiş ve gebelik oluşmamış. O zaman tabii ki tüp bebek tedavisine geçebiliriz.
Tüp bebek tedavisinde bu hastalarda farklı olarak mutlaka LH içeren bir preparat kullanıyoruz. Sadece Gonal-F veremeyiz bu hastalara. Zaten iyi yanıt da alamayız yumurta gelişimi açısından. Çünkü bunların hem FSH’sı hem LH’sı yok.
Aslında yumurta büyütme aşaması diğer tüp bebek tedavilerine benzer. Bir tek bunlarda yumurtlamayı baskılayıcı iğneleri kullanmıyoruz. Çünkü zaten beyinden salgılanmadığı için onu kullanmamıza gerek yok.
Yumurta topladıktan sonra embriyo elde edince de direkt transfer yapabiliriz.
Bir tek benim özellikle önem verdiğim konu şu: Bazen bu hastalar aslında düzenli olarak, biliyorsunuz, hormon tedavisi kullanıyor. Ama bazen hasta o hormon tedavisini almayı bırakıyor. Onu bırakınca bu sefer rahim, şöyle düşünün, menopozdaki gibi küçülebiliyor.
Ben o yüzden mutlaka, mesela eğer bıraktıysa, en az iki ay falan o hormonu kullansın istiyorum. Hormon tedavisi. Ondan sonra başlamak istiyorum. Bir tek ona dikkat ediyorum.
Transfer de dediğim gibi, taze transfere engel bir şey yoksa zaten taze transfer yapılabilir. Taze değil, donmuş embriyo transferi tercih edilecekse de burada genellikle hormonlu tedavi yapmak zorunda kalıyoruz tabii ki. Çünkü yumurtlama yok zaten.”
Soru: Tüp bebek tedavisine başladım. Yumurtalar toplandı ama gelişmiyor, çok zayıf. Ne kullanmamı tercih edersiniz?
Cevap:
“Ama şimdi burada ‘Yumurtalar toplandı ama gelişmiyor.’ Yani belli bir aşamaya gelmiş demek ki, sıkıntı var. Yaşı kaç?
Temel problemlerde, yani bir, hastamızın yaşı nedir? Kaç yumurta toplandı? Bu kaç yumurtadan, ne aşamada, mesela döllenme sorunu mu oldu yoksa embriyo oluşumunda mı sıkıntı oldu?
Bunları tam bilmek lazım ki doğru bir cevap verebilelim. Belki onları detaylı yazarsa tekrar bir dönelim soruya.”
Soru: Önceki bölümde soru soran 27 yaşındaki, düşük AMH değeri bulunan kişinin eşinde sperm ileri hareketi yüzde 30 olarak belirtilmiş. Bu yeterli mi?
Cevap:
“Sayısı?
Şimdi sayı ve hareketi birlikte değerlendiriyoruz. Eğer toplam ileri hareketli sperm sayısı beş milyonun üzerindeyse bu, kendiliğinden gebelik için yeterli bir sayı.
O zaman bir rahim filmini çektirmediyse rahim filmini çektirir. Ondan sonra dediğim gibi dört-beş ay daha bekleyebilir. Hemen acele etmesine gerek yok tedavi için.”
Soru: Tekrarlayan kimyasal gebeliklerde PGD dışında ne önerirsiniz?
Cevap:
“Yani şöyle, önce tekrarlayan gebelik kaybı gibi bunu düşünüp aslında öyle değerlendirmek lazım.
İlla ‘PGD yapalım’ zaten demiyoruz ama biz hastayla konuşuruz. Bazen PGD yaptığımız embriyolardan da gebelik oluşmayabiliyor. Yine düşük oluşabiliyor. Her zaman PGD de her sorunu açıklamayabilir.
Ama burada özellikle rahimle ilgili bir sıkıntı var mı? Bir septum, yapışıklık, miyom, herhangi bir şey var mı? Rahmi bir anatomik olarak değerlendirmek lazım.
Mutlaka bakılmıştır ama tiroidle ilgili bir sıkıntı var mı? Herhangi bir altta yatan kontrolsüz diyabet var mı?
Tabii ki her şeyden önce, vücudun gebeliğe hazır olabilmesi için önce annenin kendisinin sağlıklı olması lazım. Obezitede biliyorsunuz düşük oranlarını daha fazla görüyoruz.
Dolayısıyla sağlıklı kiloda olmak, sigara içmemek, kafein miktarını sınırlamak… Bunlar yaşam tarzı olarak yapabileceğimiz değişiklikler.
Rahmi mutlaka anatomik olarak değerlendireceğiz. Tiroide bakacağız. Şekerle ilgili bir sıkıntı var mı diye bakacağız.
Bir de antifosfolipid antikor sendromu. Onlarla ilgili testleri de mutlaka yapmak gerekiyor.
Bu kayıplar açısından, mesela klinik kriterlerinden biri özellikle on haftanın altında üç veya daha fazla gebelik kaybı olması. Genelde ya erken haftada bebeklerin kalp atışı durabiliyor ya da ilerleyen haftalarda mesela gebelik zehirlenmesi gibi bir kayıp olabiliyor bu hastalarda.
O zaman onlarda mutlaka Coraspin ve düşük molekül ağırlıklı heparin başlıyoruz. Ama burada kimyasal gebelikten bahsediyor. Çok ilişkili değildir ama bakmak faydalı olabilir.
Bir de anneyle babaya en azından karyotip analizi yapıp kromozomal bir sıkıntı var mı, bunun üzerinden geçmek lazım.
Çoğu zaman tekrarlayan gebelik kayıplarında, yani yaklaşık hastaların yarısında, yüzde 50’sine yakınında aslında bir sorun bulamayabiliyoruz. Hiçbir sorun yokken de ortaya çıkabiliyor.
Yani PGT-A bir seçenek, yapılabilir mi? İleri yaş hastaları için yapılabilir. Ya da özellikle embriyoda kromozomal bir sorun tespit ettiysek…
Tabii biyokimyasal gebelikte onu yapamayız da diyelim böyle yedi-sekiz haftada bir kayıp oldu. O gebelik materyalini çalıştırdık, herhangi bir problem gördük. O zaman yine ön planda düşünebiliriz tabii ki PGT-A’yı.
Ama tekrarlayan gebelik kayıplarında tabii ki tek seçenek PGT-A değil. Öncelikle hastayı iyi değerlendirmek ve aslında eğer sorun bulabilirsek soruna göre tedavi. Bulamazsak da tekrar hasta gebeliği deneyebilir.
Ama bundan önce de mutlaka dediğim gibi, obezitede kilo vermek, sigara kullanıyorsa bırakmak gibi yaşam tarzı değişikliklerini yapıp ondan sonra gebeliği planlamak; folik aside başlamak gibi, D vitamini takviyesi almak… Bunları yaparak tekrar gebelik planlayabilir.”
Soru: Tekrarlayan biyokimyasal gebeliklerde makrofaj uygulaması, rahme çizik atılması, bağışıklık serumları ve kortizon kullanımı gibi uygulamalar için ne düşünüyorsunuz? Bunlar işe yarar mı?
Cevap:
“Şimdi hepsi birbirinden farklı. Bilimsel dataya bakarsanız işe yaramıyor bunların hiçbiri.
Ama bazen tabii ki hasta bazında uyguladığımız oluyor mu? Olabiliyor tabii ki. Ama orada da hastaya göre değerlendirmek lazım.
Ama rutinimizde mi? Değil. Yani bunları uygulayıp yine düşükle sonuçlanabilir gebelik.
Bazen ‘Elimizde ne varsa onu yapalım’a dönüyor biraz iş. Ama her yaptığımız işin maalesef hasta açısından bir karşılığı olmuyor.
Yani maddi bir kaybı oluyor ama getiri açısından her zaman bir karşılığı olmayabiliyor.”
Soru: Yeni gebe olduğumu öğrendim. Levotiron ve iyot içeren Diofol kullanıyorum. İkisinde de iyot olduğunu düşünüyorum. Fazla gelir mi?
Cevap:
“Levotiron’un içinde iyot yok. Onu bir tekrar kontrol etsin. Levotiron’un içinde sadece tiroid ilacı var.
İkisinde de varsa kullanmasın ama Levotiron’un içinde yok.
Ekstra iyot alıyorsak ekstrasına gerek yok.”
Soru: Şeker hastalığı embriyonun tutunmasına engel mi? Bir de stres için arada bir tane sigara içmek transferi etkiler mi?
Cevap:
“Arada bir tane için tabii, o kadar stres yapacaksanız bir tane için. Tabii ki istediğimiz bırakması ama bazen de hasta sigarayı bırakacağım derken aşırı stres olabiliyor. Yani onu dengelemek lazım.
Bir-iki tane içebilirsiniz ama mümkün olan en kısa sürede tabii ki bırakmanız iyi olur.
Diğer sorunuza gelince, şeker hastalığı… Kontrol altındaki şekerin bir etkisi olmaz ama kontrol altında olmaması özellikle gelişen embriyoyu olumsuz etkileyebilir.
Çünkü o yüksek kan şekeri düzeyleri bebekte organ gelişimleri sırasında, organogenez dediğimiz o organ gelişimi sırasını olumsuz etkileyebiliyor ve birtakım problemlere yol açabiliyor gebelikte.
O yüzden hep benim söylediğim, biz ideal olarak özellikle üç aylık kan şekerini mümkünse 5,5–6 civarında isteriz. Yani buralara çekilmesini isteriz.
Ama bazı hastalarda her zaman mümkün olmuyor. Orada da endokrinologla birlikte kontrol altında giderek mümkün olan en alt seviyeye çekmek en doğru yaklaşım.”
Soru: Kronik endometrit hangi durumlarda araştırılmalı? Mutlaka bir belirtisi olur mu?
Cevap:
“Şimdi hastada mutlaka bir belirtisi olmuyor. Genelde de aslında hiçbir belirti olmuyor.
Hangi durumlarda araştırılmalı? Özellikle tekrarlayan tüp bebek başarısızlığında araştırılabilir.
Ancak şimdi bunun tanısıyla ilgili bile konuşuluyor aslında. Nasıl tanı koyalım? Birtakım markerlara bakıyoruz. O markerları nasıl tanıyalım?
Sonuçta biz kronik endometrit tanısını koymak için endometriyumdan bir biyopsi yapmamız gerekiyor. Yani rahim içinden bir parça alıp bunun çalışılması gerekiyor. Bunun tabii tanısını koyan da aslında patologlar oluyor.
Ama bu bile tartışılıyor. Yani nasıl koyalım? Ne kadar bu hücre artışlarını görürsek ‘Evet, buna kronik endometrit diyelim’ gibi. Henüz netleşmemiş tarafları da var.
Eğer kronik endometrit denirse mutlaka o zaman yaklaşık iki haftalık kadar bir antibiyotik tedavisi öneriyoruz.
Bazı çalışmalarda tabii özellikle kronik endometrit tanısını koyduk, tedavi verdik; bunlarda implantasyon, özellikle gebelik başarısı artmış görünüyor.
Ama dediğim gibi tanısını koymak çok net değil.
Bazen özellikle tekrarlayan tüp bebek başarısızlığı olan hastalarda ampirik olarak da antibiyotik verdiğimiz oluyor. Yani ‘Antibiyotiği başlayalım, bitirelim’ dediğimiz oluyor. O şekilde de ilerlenebilir.
Yani şöyle bir şey yok: Nasıl diyoruz ki HSG’de bir hidrosalpinks, şişmiş bir tüp görüyoruz ve tanısını koyuyoruz… ‘Ultrasonda bakalım, şöyle bir bulgu varsa endometrit tanısı koyarız’ diye bir bulgu yok.
Bu patolojik bir tanı. Yani biyopsi alınarak anlaşılabilecek bir şey. O yüzden çok seçilmiş, özel hastalarda özel olarak test edilebilir.
Mesela deniyorsunuz, öploid embriyo veriyorsunuz. PGT-A yapıyorsunuz, öploid embriyo veriyorsunuz, tutunma olmuyor. Bu hastalarda o zaman daha çok rahme yöneliyoruz.
Yani tabii ki bir tane öploid embriyodan bahsetmiyorum. Bir tane embriyoda da biliyorsunuz şans hiçbir zaman… Şöyle düşünün, yüzde 65–70 gibi diyelim.
Ama orada da öploid embriyo sonrası neredeyse yüzde 90–95’lerde bir gebelik bekliyoruz. Ona rağmen olmayınca o zaman biraz daha rahim tarafına yöneliyoruz. Belki o hastalarda düşünülebilir ve test edilebilir.”
Soru: 30 yaşında, beş embriyodan kaçının kromozom açısından sağlıklı olmasını bekleriz?
Cevap:
“30 yaş mı? 30 yaşta üç tanesini bekleriz. Yani yüzde 50’nin üstünde.”
Soru: 36 yaşındayım. Kürtajdan sonra üç senedir adet olmuyorum. Endometriyum iki-üç milimetreden fazla olmuyor. Hiçbir tedavi sonuç göstermiyor. Histeroskopi çare mi?
Cevap:
“Şöyle, zaten kürtaj sonrası adet görmemiş. Bu demek ki rahim içinde ciddi bir yapışıklık var.
Mutlaka tabii ki bu hastada histeroskopi yapılması lazım. Ama bazen yapışıklıklar o kadar yoğun ve, ne diyeyim, sıkı oluyor ki bir tane histeroskopi bile yeterli gelmeyebiliyor. Birkaç kere histeroskopi yapmak bile gerekiyor.
Bu mutlaka tedavisi olacak. Başka yapacak bir şey yok zaten.”
Soru: Endometriyum da iki-üç milimetreden fazla olmuyor. Oranın da ayrı bir tedavisi gerekir, değil mi?
Cevap:
“Tabii ki önce yapışıklıkların açılması gerekir.”
Soru: İlk transferimde şeker hastalığım varmış, haberim yoktu. Transfer olumsuz sonuçlandı. Eski doktorum tutunmayla şekerin ilgisi olmadığını, şimdiki doktorum ise şeker nedeniyle tutunmamış olabileceğini söyledi. Nasıl değerlendiriyorsunuz?
Cevap:
“Şöyle, direkt tutunmasını etkiler demeyelim de dediğim gibi embriyo gelişimini daha fazla etkiler.
Ama çok kontrolsüz bir şekerde de tabii ki vücutta bazen ona karşı bir reaksiyon oluyor. O da tabii ki etkileyebilir.
Yani 300–400’lerde bir kan şekeri varsa sonuçta vücudun da hazır olması gerekiyor. Ama genelde şekerin etkileri aslında embriyo üzerinden, yani embriyo gelişimi üzerinden.
Dolayısıyla direkt implantasyona etki eder diyemeyiz. Ama özellikle embriyo gelişimini olumsuz etkileyebilir.
Şu anda mutlaka bir endokrinciyle görüşecek. Şekerini kontrol altında tutacak. Diyetine çok dikkat edecek.
Belki yürüyüş, haftada iki-üç gün… İlla bazen kiloya değil de aslında sağlıklı yaşama konsantre olmak lazım. Bazen gerçekten bazı hastalar çok kolay kilo veremiyorlar.
Ama besin olarak daha sağlıklı beslenmek, protein, sebze ağırlıklı beslenmek; özellikle Akdeniz tipi beslenme diyoruz ya, karbonhidrattan mümkün olduğunca kaçınmak…
Haftada en azından iki-üç kez yürüyüş, herkesin yapabileceği bir spor. Bir özellik gerekmiyor. Bir yere bunun için gidip ücret ödemek gerekmiyor.
En azından 35–40 dakika yürümek bile hem şekerinizi düzenlemek açısından iyi gelir hem de daha sağlıklı olmanızı sağlar.
Bazen mesela işten gelirken bile çalışan biri bir durak önce inip o mesafeyi yürüyebilir. Yani aslında yapmaya niyetlenirseniz her zaman fırsat bulunabilir.”
Soru: Kadın doğum doktorum akşam toz, sabah hap şeklinde bir takviye verdi. İçinde folik asit var. Ayrıca folik asit kullanmama gerek var mı?
Cevap:
“Yok, hayır, gerek yok. Onun içindeki folik asit yeterli.”
Soru: 24 yaşındayım. Polikistik over sendromum ve fazla kilom var. Eşimde sorun yok. On üç yumurta toplandı, on bir tanesi hiç döllenmeyecek kadar kötüydü. İki tanesi iyiydi, bir tane embriyo kaldı. Üçüncü gün transfer edildi ama tutunmadı. Ne yapmam gerekiyor?
Cevap:
“Evet, ciddi bir, muhtemelen yumurtayla ilgili bir sorun var gibi görünüyor. Çünkü o kadar yumurtadan ve bu kadar genç yaştaki bir hastadan bu kadar az embriyo gelişimi beklemiyoruz.
Eğer kilosu çok fazlaysa belki önce kilo verip ondan sonra tekrar tedavi deneyebilir.
Şu anda bu zayıflama iğneleri çok fazla kullanılıyor. Genel etkilerde, yani biz genel sağlık açısından olumsuz bir etki görmüyoruz.
Eğer gerçekten çok kilolu bir hastaysa belki şimdi tedavisine en az iki-üç ay ara verip bu iğneleri kullanabilir. Ondan sonra sağlıklı bir kiloda tekrar tedaviye başlamasını öneririm.
Tabii ki iğneleri kullanırken protein alımına, su içmesine, vitamin takviyelerine dikkat ederek, belki bir endokrinolog kontrolünde, ondan sonra tekrar tedavi planlasın. Tekrar denesin.
Yaşı zaten çok genç ama biraz daha ideal koşullarda denemek daha iyi olabilir. Yani 24 yaşında çok acele edeceği bir şey yok.
Önce bir sağlıklı kiloya inip… Artık işler de gerçekten kolaylaştı. Gerçekten çok iyi kilo veriyor hastalar. Yani üç ayda 13–14 kilo bile veren hasta oluyor.
Bir de tabii daha istikrarlı olununca, daha sonra da o korunabilirse ne güzel.”
Soru: Böyle bir uygulamaya endokrinoloji doktoru karar veriyor, değil mi?
Cevap:
“Evet. Tabii ki en azından testlerine bakıyor. Takip açısından daha iyi. Değerlendiriyor gerçekten.
Bazen şimdi herkes de kullanıyor. Bu da doğru değil. Doğru hastaya, doğru endikasyonla kullanmak lazım.
Hastanın önce gereken kan şekeridir, genel kan sayımıdır; eksiği varsa yerine koymak anlamında ve takip anlamında bir endokrinoloğun takip etmesi çok daha iyi olur.”
Soru: 38 yaşındayım. Üç tane boş yumurta çıktı.
Cevap:
“Üçünün de boş çıkması tabii ki talihsizlik olmuş ama tekrar denesin.
Yumurta sayısı az muhtemelen. Bazen olabiliyor tabii ki.”
Soru: Endokrinoloji yerine dahiliye doktoruna başvurulabilir mi?
Cevap:
“Olur, olur. Tabii ki olur. Dahiliyeciler de yazıyor.
Dahiliye doktorları da değerlendirir tabii ki.”
Soru: Zoladex 10,8 ilacını transfer öncesinde öneriyor musunuz?
Cevap:
“Kim için? Yani Zoladex yüksek doz. Belki adenomyozisi var muhtemelen ya da endometriozisi.
Kullanılabilir mi? Kullanılabilir. Ben de kullanıyorum adenomyozisi olan hastalarda. Ama data şu anda çok net değil.
Yani ‘İlla her hastada kullanalım’ demiyor. Ama belirgin adenomyozis varsa, bununla yalancı bir menopoz hâli oluşturduğu için aslında o adenomyozis odaklarını küçültüyor.
Zoladex, hastanın kullandığı doz, daha yüksek doz. Bazen de çok ciddi yan etkileri oluyor tabii ki bu ilaçların. Yalancı menopoza soktuğu için çok ciddi ateş basmaları, aynı menopoz gibi belirtiler…
Bazen hastanın tolere etmesi de çok zor olabiliyor. Ne için kullanıldığına bağlı. Yani adenomyozis varsa, evet, tercih edilebilir.”
Soru: NLRP5 gen mutasyonu hakkında ne düşünüyorsunuz?
Cevap:
“Neyle ilişkili? Bilmiyorum. NLRP5 mutasyonu neyle ilgili acaba?
Neyle ilgili bilmiyorum. Her mutasyonu biz bilemiyoruz maalesef.”
Soru: Dondurulmuş embriyo transferinden önce hangi kan tahlillerime baktırmam gerekiyor?
Cevap:
“Şimdi donmuş embriyo transferinin tabii ki nasıl yapılacağına bağlı. Eğer doğal döngüde yapacaksak genelde hormon takiplerini istiyoruz.
Bunun dışında tiroid zaten bakılmıştır sonuçta tüp bebek tedavisi yapıldığı için. Folik asit kullanımını mutlaka öneriyoruz.
Yani özellikle donmuş embriyo transferinden önce özel bir kan testimiz yok aslında.
Eğer çok ara verildi, bir doğum oldu ve ondan sonra uzun bir süre sonra geliniyorsa ben genelde tam kan sayımı, B12, tiroid testi gibi testlerini görüyorum.
Ama dediğim gibi yakın zamanda bunlara bakıldıysa zaten gerek yok tekrar bakılmasına.”
Soru: Dördüncü gün embriyosunda neden değerlendirme yapılmaz? Üçüncü ve beşinci gün oluyor da neden dördüncü gün olmuyor?
Cevap:
“Yani olabilir. Dördüncü gün de olabilir de şöyle, dördüncü günde şöyle oluyor aslında:
Şimdi üçüncü günde biz hücreleri sayabiliyoruz, biliyorsunuz. Beşinci günde de artık o hücreler sayı olarak çok fazla. İçerisinde bir sıvı birikiyor ve böyle balon gibi, yuvarlak bir hücre grubu hâline geliyor aslında.
Bebeği oluşturacak hücreler ayrı görünüyor. Bebeğin eşini oluşturacak hücreler ayrı görünüyor.
Şimdi dördüncü gün bu ikisinin arasındaki dönem. Üçüncü günde embriyonun hücre sayısını sayabiliyoruz dedim ya; hücre sayısı artıyor ve artık bu hücreler önce birleşmeye başlıyor.
O birleşme hâlinde beşinci güne nasıl gideceğini dördüncü günden çok anlayamıyoruz. Ayırt ediciliği daha düşük olduğu için çok tercih etmiyoruz.
Yoksa ‘Dördüncü gün embriyo transferi yapılmaz’ diye bir şey yok. Ama elinizde çok sayıda embriyo varsa doğru embriyoyu seçmeniz daha düşük olasılıkta. O yüzden dördüncü gün daha az tercih ediliyor.”
Soru: Gen mutasyonuyla ilgili bakarken NR5A1 adlı bir gen bilgisine ulaştım. Bazı varyantların yumurtalık işlevi veya sperm üretimiyle ilişkili olabileceği, ancak raporda bir varyant bulunmasının mutlaka hastalığa neden olduğu anlamına gelmediği yazıyor.
Cevap:
“Evet. Bir sürü genetik mutasyon var. Tabii sık olanları biliyoruz ama her genetik mutasyonu bilemiyoruz.
Sizin okuduğunuz gibi her gördüğümüz genetik mutasyonun hastada bir karşılığı da olmayabilir. Bazıları rastlantısal saptanıyor ve klinik olarak bir bulgusu da olmayabilir.
Şimdi ne için bakıldığı önemli. Onları yazarsa, mutlaka bir genetik konsültasyonu yapılmadıysa, bir genetik uzmanının görüşünü alsın tabii ki.
Eğer detaylı analizleri varsa da size gönderip paylaşırsanız bakarız. Tabii ki düşüncemizi de söyleriz.”
Soru: Transfer öncesinde EMMA ve ALICE testlerini istiyor musunuz? Herkes yaptırmalı mı?
Cevap:
“Yok. Hayır, hayır. Bunlar rutin testlerimiz değil. Herkesin yaptırması gereken testler değil.
Ama dediğim gibi, biraz önce de konuştuğumuz gibi, bazı hastalarda tekrarlayan tüp bebek başarısızlığı varsa hasta özelinde değerlendirilebilecek testler. Yoksa herkese rutinimizde her test yok.
Hastalar şimdi tedavide bazen, ‘Ne yapabiliyorsak yapalım’ diyor. Ama o ‘Ne yapabiliyorsak yapalım’ı yaparsak bir hasta için tüp bebek maliyeti inanılmaz artabilir. Çünkü bir sürü yol var.
Rutinimizde de bir şey değiştirir mi? Gebelik başarımızı, biz bir ortalama gebelik başarısı elde ediyorsak, bunu yüzde 100’e çıkaran bir yöntem yok.
Bir kere tüp bebek tedavisi demek yüzde 100 gebelik demek değil zaten. Hep konuşuyoruz bunu. Birçok faktöre göre değişiyor.
Keşke bu testlerle her şeyi mükemmel hâle getirip herkesi gebe bıraksak. Böyle bir bilgi de yok. Her şeyi yapıp yine gebelik oluşmayabilir.
Biz standardımız neyse onu yapıyoruz. Standardımızda da yapacağımız iş tüp bebek tedavisi.
Tabii ki bazen yol gösterici oluyor. Mesela daha önce başarısız bir denemesi oluyor. Atıyorum, üçüncü günde embriyo sayısı iyiyken beşinci günde ciddi azalıyor.
Burada spermle ilgili görünen bir şey olmasa da ‘Acaba spermin DNA’sı etki edebilir mi? Bir sıkıntı olabilir mi?’ deyip bazen sperm seçmeye yönelebiliyoruz.
Bazen orta kalite ya da düşük kalite embriyolarda EmbryoGlue kullanıp biraz daha şansı artırabiliriz diyoruz.
Ama her hastaya her testi eklemek… Ya da biraz önce de bahsettiğim gibi güzel, öploid, genetiği normal embriyo veriyoruz; üst üste gebelik oluşmuyor. O zaman ‘Acaba endometrit için test yapalım mı?’ gibi bazen hasta özelinde kararlar verebiliyoruz.
Ama her hastaya her testi yapmıyoruz. Yapmamızın da bir anlamı yok daha doğrusu. Hasta için maliyet, manevi açıdan kayıp vesaire…
Gereken hastalarda, hastaya özel tabii ki yapılabilecek testler var.
Biraz önceki hastaların bahsettiği gibi, şimdi rahim duvarı incecik. Bu hastaya histeroskopi yapmadan tüp bebek yapabilir miyiz? Yapamayız gibi. Yani bazen hastaya göre karar vermemiz lazım.”
Soru: 28 yaşındayım. İkinci denemem oldu. EmbryoGlue uygulandı. Embriyom 4AB kalitesindeydi. Bugün negatif sonucumu aldım. Tekrar tüp bebek düşünüyorum. Neleri dikkate almam gerekiyor?
Cevap:
“Şimdi yaşınız çok genç zaten. Kesinlikle ümitsizliğe kapılmayın.
Biraz önceki söylediğim şeyin cevabı gibi de oldu. Bazen EmbryoGlue da yapılmış. Aslında bazen diyor ya, ‘Şunu da yapsaydık keşke, bunu da yapsaydık.’ Bazen olmayınca olmuyor yani.
Ama 28 yaş çok genç. Tekrar mutlaka denesin. Yeni tedavide daha güzel embriyolar oluşabilir.
Zaten iki kere denemiş. Üçüncü denemesinde istiyorsa iki verilebilir. Bu da şansını artıran bir şey.
Tedaviyle ilgili tabii ki ayrıntıları bilmediğim için; kaç yumurta alınmış, kaç tanesi… Biri 4AB dedi çünkü. Kaç tanesi embriyo oluşmuş?
Bunlarla ilgili, eğer iyi yumurta alınmasına rağmen daha az embriyo oluştuysa, belki o zaman laboratuvar ayağında yapılacak testler olabilir.
Yine kendisi mutlaka sağlıklı beslensin. Sigara kullanıyorsa bıraksın. Bunlar sağlıksal açıdan yapacakları.
Ama her zaman da bizim yaptığımız ya da hastaya özgü faktörlerden olmayabilir. Gerçekten bazen, nasip diyeyim, kısmet… Bazen ilk denemede oluyorken bazen üçüncü, dördüncü denemelerde… [İfade dökümde net değil.]
Sonuçta genç bir hasta, embriyosu oluşuyor. Niye gebelik oluşmasın? Mutlaka oluşur. Denemeye devam etsin.”
Soru: Adetin ikinci ya da üçüncü günü ilaç başlansa da folikül az görünüyor ya da gelişmiyor. Ancak on ikinci gün civarında gelişmiş folikül görülüyor. Bu günlerde tedaviye başlanabilir mi? Kanser hastaları dışında da farklı zamanda başlanamaz mı? Bu durumda boş çıkma ihtimali mi artar? Olumsuz yönü nedir?
Cevap:
“Yok, belki geç büyüyebilir. Bazen yumurta sayısının çok azaldığı durumlarda daha geç büyüyebiliyor.
Biz bazen tam adette başlamıyoruz. Bekliyoruz biraz daha. Yumurta gördüğümüz zaman da başlayabiliyoruz. Tabii ki başlayabilirsiniz.
Aslında adetin ikinci veya üçüncü günü, yumurta sayısı iyi olan hastalarda evet, o zaman başlamak lazım. Çünkü zaten çok yumurta elde edeceksiniz.
Ama özellikle yumurtası ciddi derecede azalmış hastalarda tabii ki geç dönemde de başlanabilir. Öyle bir kural yok. Yumurta göründüğü zaman da başlanabilir.”
*****************************









