Erkek sorunlarında tüp bebek öncesi ön tedaviler.
Soru 17: Sperm testinde bazen hiç sperm bulunmazken bazen yalnızca birkaç sperm görülüyorsa ne yapılmalıdır?
Yanıt:
Bir laboratuvarda sperm bulunamayan, başka bir laboratuvarda ise 1, 2, 3 veya 5 sperm saptanan hastalar deneyimli bir merkezde yeniden değerlendirilmelidir. Çok az sayıdaki spermin bulunması ve doğru şekilde korunması, hastanın çocuk sahibi olma olasılığı açısından büyük önem taşır.
Birkaç sperm bulunduğunda bu hücreler kaybedilmemeli; mümkünse uygun koşullarda dondurularak saklanmalıdır. Sperm hücreleri güvence altına alındıktan sonra gerekli tedaviler daha rahat biçimde planlanabilir. Buradaki temel ilke “önce zarar vermemek” ve bulunan spermleri korumaktır.
Sperm testleri uzun yıllardır sürekli sıfır çıkan hastalarla, bazı testlerde sperm görülüp bazı testlerde hiç görülmeyen hastalar aynı şekilde değerlendirilmemelidir. Aralıklı olarak sperm görülen hastalarda testislerde sperm üretimi bulunduğu düşünülebilir.
Bulunan sperm hücreleri hareketsiz veya ölü olsa bile bu durum, belirli bir düzeyde sperm üretiminin gerçekleştiğini gösterebilir. Bu nedenle üretimin kaynağı araştırılmalı ve canlı sperm bulabilmek için ayrıntılı inceleme yapılmalıdır.
Soru 18: Olgunlaşmamış sperm hücreleri ilaçla aşama aşama ilerletilerek olgun sperme dönüştürülebilir mi?
Yanıt:
Sperm hücrelerinin “A’dan B’ye, B’den C’ye, C’den D’ye ilerletildiği” ve sonunda kuyruk geliştiren olgun sperme dönüştürüldüğü yönündeki tedavi iddialarının bilimsel karşılığı bulunmamaktadır.
Bir tedavinin sperm hücresini aşama aşama ilerlettiği iddia ediliyorsa bu yöntemin bilimsel çalışmalarla kanıtlanması, sonuçlarının açıklanması ve yetkili kurumlar tarafından değerlendirilmesi gerekir. Hastalar kanıtlanmamış bu tür uygulamalar konusunda dikkatli olmalıdır.
Yıllarca sonuç vermeyen tedavilere devam edilmesi hem maddi kayba hem de önemli ölçüde zaman kaybına neden olabilir. Bu süreçte kadın eşin yaşı ilerleyebilir ve yumurtalık rezervi azalabilir. Kaybedilen zamanın geri getirilmesi mümkün olmayacağı için tedavinin bilimsel dayanağı mutlaka sorgulanmalıdır.
Soru 19: AZFc delesyonu bulunan ve daha önceki TESE işleminde sperm elde edilemeyen bir hastanın yeniden şansı olabilir mi?
Yanıt:
Daha önce yapılan TESE işleminde sperm bulunamaması, her hasta için kesin olarak bütün seçeneklerin tükendiği anlamına gelmez. Öncelikle önceki ameliyatın kim tarafından, hangi teknikle ve hangi koşullarda yapıldığı araştırılmalıdır.
Şu belgeler ayrıntılı biçimde incelenmelidir:
- Önceki ameliyat raporu
- İşlemin TESE mi, mikro-TESE mi olduğu
- Patoloji sonucu
- Genetik incelemeler
- Hormon sonuçları
- Testis hacmi ve muayene bulguları
Yayında, AZFc delesyonu bulunmasına ve daha önce olumsuz sonuç alınmasına rağmen yeniden değerlendirme sonrasında sperm elde edilen ve çocuk sahibi olan hastaların bulunduğu belirtilmiştir. Bu nedenle yalnızca önceki olumsuz sonuca bakılarak kesin karar verilmemelidir.
Soru 20: Bütün mikro-TESE ameliyatları aynı şekilde mi uygulanır?
Yanıt:
Hayır. Mikro-TESE ameliyatının sonucu; işlemi yapan cerrahın deneyimine, kullanılan mikroskobun özelliklerine, uygulanan büyütme düzeyine, dokunun ne kadar ayrıntılı incelendiğine ve laboratuvar ekibinin tecrübesine göre değişebilir.
Bir merkezde sperm bulunamazken başka bir merkezde sperm elde edilmesinin nedenlerinden biri, uygulama ve deneyim farklılığı olabilir. Bazı işlemlerde mikroskobun büyütme kapasitesi yeterince kullanılmayabilir ve sperm üretme olasılığı bulunan dokular görülemeyebilir.
Deneyimli bir ekip sperm olmayan bir dokuda sperm yaratmaz; ancak mevcut sperm üretim alanlarını daha ayrıntılı inceleyerek bulabilir. Bu nedenle daha önceki ameliyatın niteliği değerlendirilmeden “sperm bulunamadı ve artık hiçbir şans yok” şeklinde kesin bir sonuca varılmamalıdır.
Soru 21: Bir hastaya en fazla kaç kez mikro-TESE yapılabilir?
Yanıt:
Bu sorunun herkes için geçerli standart bir cevabı yoktur. Bazı hastalarda ilk ameliyattan sonra ikinci bir mikro-TESE uygulanması mümkün olmayabilirken bazı hastalarda birden fazla ameliyat yapılabilir.
Yeni bir mikro-TESE kararı verilirken şu faktörler değerlendirilmelidir:
- Testislerin hacmi ve mevcut dokunun durumu
- Hormon sonuçları
- Genetik testler
- Önceki ameliyatların sayısı
- Önceki ameliyat raporları
- Patoloji sonuçları
- Daha önce hangi yöntemlerin uygulandığı
- Hastanın genel klinik durumu
Yayında, daha önce dört kez ameliyat geçirmiş bir hastaya beşinci mikro-TESE uygulandığı ve sperm bulunduğu örneği paylaşılmıştır. Ancak bu örnek her hastaya beş kez ameliyat yapılabileceği anlamına gelmez. Karar tamamen kişiye özel değerlendirmeyle verilmelidir.
Soru 22: Toplam sperm sayısı 15 milyon olduğu halde ileri hareketlilik sıfırsa PICSI kullanılabilir mi?
Yanıt:
Evet. Toplam sperm sayısı yeterli olduğu halde ileri hareketlilik sıfırsa PICSI yöntemi uygulanabilir. İleri hareketliliğin bulunmaması, PICSI kullanımını tek başına tamamen engellemez.
Ancak yöntemin uygulanabilmesi ve uygun spermin seçilebilmesi, büyük ölçüde laboratuvarın deneyimine bağlıdır. Tüp bebek tedavisinde yalnızca kullanılan yöntemin adına değil, işlemi gerçekleştiren embriyoloji ekibinin tecrübesine de dikkat edilmelidir.
Soru 23: İleri hareketliliği sıfır olan spermlerde mikroçip yöntemi kullanılabilir mi?
Yanıt:
Mikroçip yöntemi, spermlerin hareket özelliğinden yararlanan bir sperm seçme yöntemidir. Bu nedenle hızlı ve ileri hareketli sperm bulunmayan örneklerde mikroçip uygulamak oldukça zor olabilir.
Laboratuvar ekibi yöntemi uygulamaya çalışabilir; ancak elde edilecek sonuç laboratuvarın deneyimine, sperm örneğinin özelliklerine ve kullanılabilir hareketli sperm bulunup bulunmamasına göre değişir.
PICSI ile mikroçip aynı yöntem değildir. İleri hareketliliğin sıfır olduğu bir örnekte PICSI kullanılabilirken hareket temelli mikroçip uygulaması daha sınırlı kalabilir. Bu nedenle hangi sperm seçme yönteminin kullanılacağı, sperm örneği incelendikten sonra deneyimli embriyoloji ekibi tarafından belirlenmelidir.
Soru 31: Azospermi hastalarında mikro-TESE ile sperm bulma oranı nedir?
Yanıt:
Yayında, mevcut hasta grubunda mikro-TESE ile sperm bulma oranının yaklaşık yüzde 48 olduğu belirtilmiştir. Bu oran, yaklaşık iki hastadan birinde sperm bulunabildiği anlamına gelmektedir.
Ancak başarı oranı her hasta için aynı değildir. Genetik sonuçlar, hormon değerleri, testis hacmi, önceki ameliyatlar, patoloji raporları ve azosperminin nedeni sperm bulma olasılığını etkileyebilir. Bu nedenle genel bir başarı oranı, kişisel başarı olasılığı olarak değerlendirilmemelidir.
Soru 32: Sperm DNA hasarının yüzde 8 olması normal midir? Sonuç normalse tüp bebek neden sürekli başarısız olabilir?
Yanıt:
Sperm DNA hasarının yüzde 8 olması normal sınırlar içerisinde değerlendirilebilir. Ancak yalnızca DNA hasarının normal olması, erkeğe ait bütün incelemelerin normal olduğu anlamına gelmez.
Tüp bebek denemeleri sürekli olumsuz sonuçlanıyorsa değerlendirmede eksik bırakılan bir nokta olabilir. Örneğin sperm FISH analizi yapılmamış olabilir. Spermlerde kromozom bozukluğu veya anöploidi bulunup bulunmadığı araştırılmamışsa erkek faktörü açısından değerlendirme tamamlanmış kabul edilemez.
Tekrarlayan başarısızlıklarda şu sonuçlar birlikte incelenmelidir:
- Ayrıntılı sperm analizi
- Sperm DNA hasarı
- Sperm FISH analizi
- Hormon testleri
- Genetik incelemeler
- Varikosel ve enfeksiyon değerlendirmesi
- Önceki embriyo gelişim kayıtları
Tek bir testin normal çıkması, bütün olası sorunları dışlamaz.
Soru 33: Sperm DNA hasarı normal olduğu halde spermlerin hareketsiz olması tüp bebekte sorun yaratır mı?
Yanıt:
Sperm DNA hasarının normal olması tek başına yeterli değildir. Hareketsizlikle birlikte spermlerde kromozomal bozukluk veya anöploidi bulunabilir. Bu nedenle sperm FISH analizinin yapılıp yapılmadığı da sorgulanmalıdır.
Sperm hareketsizliği bulunan bir hastada yalnızca kısa bir mesaj veya tek bir test sonucu üzerinden karar verilemez. Bütün tahliller ayrıntılı olarak görülmeli ve sperm sayısı, hareketliliği, morfolojisi, DNA bütünlüğü ve kromozomal yapısı birlikte değerlendirilmelidir.
Soru 34: FSH yüksekliği, testosteron düşüklüğü veya prolaktin bozukluğu ilaçla tedavi edilebilir mi?
Yanıt:
Uygun hasta grubunda FSH, testosteron ve prolaktin düzeylerine yönelik ilaç veya enjeksiyon tedavileri uygulanabilir. Yayında paylaşılan bir örnekte FSH değeri 20’li düzeylerden yaklaşık 4’e düşerken testosteron değeri 3 civarından 7 civarına, başka bir ölçüm karşılığıyla yaklaşık 700’e yükselmiştir.
Hormonların dengelenmesi yalnızca üreme fonksiyonlarını değil, erkeğin genel sağlık durumunu da etkileyebilir. Tedavi sonrasında şu alanlarda iyileşme görülebilir:
- Cinsel performans
- Psikolojik motivasyon
- Günlük yaşam enerjisi
- Yorgunluk ve bitkinlik
- Kas gücü
- Genel iyilik hali
Ancak hormon değerlerinin düzelmesi, azosperminin tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmez. Hormonlar normale gelse bile menide sperm bulunmayabilir. Bu durumda temel amaç, testislerde üretilen spermi bulabilmek ve tüp bebek tedavisinde kullanabilmektir.
Soru 35: Hormonal tedaviyle azospermi hastasının menisinde sperm çıkabilir mi?
Yanıt:
Bazı azospermi hastalarında hormonal tedavi sonrasında menide sperm görülebilir. Yayında, ilgili hasta grubunda tedaviyle sperm çıkma olasılığının yaklaşık yüzde 7–10 olduğu belirtilmiştir.
Buna karşılık hastaların yaklaşık yüzde 90–93’ünde tedaviye rağmen menide sperm görülmeyebilir ve mikro-TESE gerekebilir. Bu nedenle küçük bir hasta grubunda sperm çıktığı gerekçesiyle binlerce hastaya uzun yıllar boyunca aynı tedavinin uygulanması doğru değildir.
Tedavinin belirli bir süresi ve hedefi bulunmalıdır. Belirlenen süre sonunda sperm elde edilemiyorsa diğer seçenekler değerlendirilmelidir.
Soru 36: Hormonlar düzeldikten ve çocuk sahibi olunduktan sonra ilaçlar bırakılabilir mi?
Yanıt:
Bu karar hastalığın nedenine ve kişinin hormon durumuna göre verilmelidir. Tedaviyle FSH ve testosteron değerleri düzelmiş olsa bile ilaçlar bırakıldığında hormonlar yeniden önceki düzeylerine dönebilir.
Bu durum, ilaçla kan şekeri veya tansiyon değerlerinin düzelmesine benzetilebilir. Değerlerin normale gelmesi, altta yatan hastalığın tamamen ortadan kalktığını göstermeyebilir.
Tüp bebek ve mikro-TESE öncesinde sperm elde etmeye yönelik hormonal tedavi ile çocuk sahibi olduktan sonra cinsel sağlık, testosteron düzeyi ve genel yaşam kalitesini korumaya yönelik tedavi birbirinden farklıdır.
Çocuk sahibi olunsa veya mikro-TESE sonucunda sperm bulunamasa bile hasta tamamen takipsiz ve tedavisiz bırakılmamalıdır. Hormonal ve cinsel sağlık açısından kontroller sürdürülmelidir.
Soru 37: Mikro-TESE öncesi hormonal tedavi ne kadar sürmelidir?
Yanıt:
Tedavi süresi her hastada aynı değildir. Hastanın genetik durumu, hormon değerleri, daha önce geçirdiği ameliyatlar ve patoloji sonuçları dikkate alınmalıdır.
Yayında belirtilen tedavi süreleri şu şekildedir:
- Klinefelter sendromu bulunan hastalar: Mikro-TESE öncesinde yaklaşık altı ay tedavi uygulanabilir.
- Genetik bozukluğu ve tıkanıklığı bulunmayan, hormonal problemi olan azospermi hastaları: Yaklaşık üç ay tedavi uygulanabilir.
- Daha önce TESE veya mikro-TESE geçiren hastalar: Yeni ameliyat öncesinde en az altı aylık tedavi gerekebilir.
- Patoloji sonucunda germ hücre aplazisi veya Sertoli cell-only bildirilen hastalar: Klinik duruma göre en az altı aylık hazırlık planlanabilir.
- Hipogonadotropik hipogonadizm bulunan hastalar: Tedavi dokuz aya veya bir yıla kadar uzayabilir.
Bazı hastalarda üç, altı veya dokuz aylık; bazı hastalarda ise bir yıla kadar uzanan tedavi gerekebilir. Ancak bilimsel gerekçesi olmadan üç-dört yıl boyunca sperm çıkmasının beklenmesi doğru değildir.
Soru 38: Erkek infertilitesinde fizik muayene neden önemlidir?
Yanıt:
Erkek infertilitesinde yalnızca tahlillere bakılarak tedavi planlanmamalıdır. Fizik muayene; testislerin büyüklüğünü, varikoseli, sperm kanallarının bulunup bulunmadığını ve tıkanıklık olasılığını değerlendirmek için gereklidir.
Yayında, üç yıl boyunca sperm çıkacağı söylenerek tedavi verilen ancak muayene edildiğinde sperm kanallarının bulunmadığı anlaşılan bir hastadan söz edilmiştir. Sperm kanalları bulunmayan bir hastaya yalnızca ilaç vererek menide sperm çıkmasını beklemek doğru değildir.
Hastayı muayene etmeden herkese aynı ilaç ve enjeksiyonların yazılı olduğu standart bir tedavi formunun verilmesi kişiselleştirilmiş bir yaklaşım değildir. Tanı koyabilmek için hastanın öyküsü alınmalı, tahlilleri incelenmeli ve fizik muayenesi yapılmalıdır.
Soru 39: Azosperminin tıkanıklığa bağlı olduğu nasıl anlaşılır?
Yanıt:
Tıkanıklığa bağlı azosperminin değerlendirilmesinde fizik muayene çok önemlidir. Muayene sırasında testisler, epididim ve spermi taşıyan kanallar kontrol edilir.
Sperm kanalı, testisten çıkan ve spermi taşıyan kablo benzeri bir yapı olarak düşünülebilir. Deneyimli bir hekim muayene sırasında bu kanalın bulunup bulunmadığını değerlendirebilir. Yayında, tıkanıklığın veya kanal yokluğunun fizik muayeneyle çok yüksek oranda anlaşılabileceği belirtilmiştir.
Bu nedenle azospermi hastasına muayene yapılmadan yalnızca laboratuvar sonuçlarına göre uzun süreli tedavi verilmemelidir.
Soru 40: Sperm FISH testi nedir ve nasıl yapılır?
Yanıt:
Sperm FISH testi, sperm hücrelerindeki kromozomları değerlendiren genetik bir incelemedir. Spermlerde sayısal kromozom bozukluğu veya anöploidi bulunup bulunmadığının araştırılmasına yardımcı olur.
Test için standart sperm analizine benzer biçimde, genellikle üç-dört günlük cinsel perhiz sonrasında sperm örneği verilir. Ancak inceleme normal tüp bebek, biyokimya veya idrar laboratuvarında değil, genetik laboratuvarında yapılır.
Sperm FISH testinin sonucu laboratuvara göre yaklaşık 7–10 gün içerisinde çıkabilir. Sperm DNA hasarı testi ile sperm FISH testi birbirinden farklı incelemelerdir.
Soru 41: Karyotip analizi ile sperm FISH testi aynı mıdır?
Yanıt:
Hayır. Karyotip analizi ile sperm FISH testi farklı genetik incelemelerdir.
- Karyotip analizi: Kan örneğinden yapılır ve kişinin kromozom yapısını değerlendirir.
- Sperm FISH testi: Doğrudan sperm hücreleri üzerinde yapılır ve spermlerdeki belirli kromozomların sayısal durumunu inceler.
Bazı hastalarda her iki teste de ihtiyaç duyulabilir. Hangi testlerin yapılacağı hastanın sperm sonuçlarına, tedavi geçmişine ve klinik bulgularına göre belirlenmelidir.
Vermiş olduğu değerli bilgiler için Op.Dr.Tansel Kaplancan’a çok teşekkür ederiz
****************









