lady q  


Çocuk İstiyorum Dayanışma Derneği – Tüp Bebek

2026 ESHRE Kongresi Tedavi Notları. Prof.Dr.Gökalp Öner

2026 ESHRE Kongresi Tedavi Notları. Prof.Dr.Gökalp Öner

2026 ESHRE Kongresi Tedavi Notları. Prof.Dr.Gökalp Öner

ESHRE 2026 Kongresi’nden İzlenimler: Hasta Odaklı Tüp Bebek Yaklaşımı ve Güncel Gelişmeler

Giriş

Avrupa İnsan Üremesi ve Embriyoloji Derneği’nin (ESHRE) 2026 yılında Londra’da düzenlediği yıllık kongre, üreme tıbbı alanındaki en önemli uluslararası bilimsel organizasyonlardan biri olarak dikkat çekmiştir. Yaklaşık 154 ülkeden 22 bine yakın katılımcının yer aldığı kongrede; kadın hastalıkları ve doğum uzmanları, embriyologlar, genetik uzmanları ve üreme tıbbı alanında çalışan sağlık profesyonelleri bir araya gelerek güncel bilimsel gelişmeleri paylaşmıştır.

Kongrede sunulan çalışmaların önemli bir bölümü, henüz yayımlanmamış veya ilk kez bilim dünyasına tanıtılan araştırmalardan oluşmaktadır. Bu yönüyle ESHRE Kongresi, yalnızca bilgi paylaşımı yapılan bir toplantı değil; aynı zamanda gelecekte klinik uygulamalara yön verecek yeniliklerin tartışıldığı uluslararası bir bilim platformu niteliğindedir.

Hasta Odaklı Üreme Tıbbı Yaklaşımı

Kongrede en fazla öne çıkan başlıklardan biri “Patient-Centered Care (Hasta Odaklı Tedavi)” yaklaşımı olmuştur. Bu modelde tedavinin yalnızca laboratuvar başarısı veya gebelik oranları üzerinden değerlendirilmesi yeterli görülmemekte; hastanın tedavi sürecini nasıl deneyimlediği de başarı kriterleri arasında kabul edilmektedir.

Bu kapsamda özellikle şu başlıklar vurgulanmıştır:

  • Hastaya şeffaf ve anlaşılır bilgilendirme yapılması
  • Tedavi kararlarının hekim ve çift tarafından birlikte verilmesi
  • Psikolojik destek hizmetlerinin tedavinin ayrılmaz bir parçası olması
  • Tedavi sürecinde hasta memnuniyetinin artırılması
  • Çiftlerin tedavi boyunca sürekli iletişim içinde tutulması

Bu yaklaşım, günümüzde modern tüp bebek merkezlerinde kalite standartlarının temel bileşenlerinden biri olarak kabul edilmektedir.

Hasta Odaklı Hizmet Modeline Uluslararası Ödül

Canlı yayında Prof. Dr. Gökalp Öner, merkezlerinde uzun süredir uygulanan hasta odaklı hizmet modeli sayesinde uluslararası düzeyde önemli bir başarı elde ettiklerini belirtmiştir.

ESHRE bünyesinde yürütülen değerlendirme sürecinde;

  • merkezin hasta iletişimi,
  • bilgilendirme sistemi,
  • psikolojik destek uygulamaları,
  • tedavi organizasyonu,
  • kalite yönetimi

bağımsız bilim insanları tarafından ayrıntılı olarak incelenmiş; yapılan yerinde denetimler ve sunulan belgeler sonucunda merkezin hasta odaklı yaklaşımı uluslararası düzeyde ödüle layık görülmüştür.

Kongrede Sunulan Bilimsel Yenilikler

ESHRE Kongresi’nin en önemli özelliklerinden biri, dünyanın farklı merkezlerinde yürütülen yeni araştırmaların ilk kez bilim camiasına sunulmasıdır. Bu nedenle kongrede gerçekleştirilen oturumlar yalnızca mevcut bilgilerin tekrar edildiği toplantılar olmayıp, gelecekte klinik uygulamaları değiştirebilecek yenilikçi çalışmaların paylaşıldığı bilimsel platformlar niteliğindedir.

Prof. Dr. Gökalp Öner, kongre boyunca çok sayıda bilimsel oturuma katıldığını ve güncel gelişmeleri ayrıntılı olarak not aldığını belirtmiştir. Canlı yayının devamında bu yeniliklerin hasta pratiğine etkileri değerlendirilmiştir.

Embriyo Seçiminde Yapay Zekâ Kullanımı

Canlı yayında üzerinde durulan önemli konulardan biri de embriyo seçiminde yapay zekâ destekli değerlendirme sistemleridir.

Prof. Dr. Gökalp Öner’in aktardığı uygulamaya göre;

  • Embriyolar mümkün olduğunda blastosist (5. gün) aşamasına kadar takip edilmektedir.
  • Beşinci güne ulaşan embriyolar yapay zekâ destekli analiz sistemleriyle değerlendirilmektedir.
  • Gebelik oluşturma olasılığı en yüksek embriyolar transfer için seçilmektedir.
  • Gelişimi duran embriyolar veya genetik inceleme sonucunda sağlıksız olduğu belirlenen embriyolar transfer edilmemektedir.

Bu yaklaşımın amacı, embriyo transferinde yalnızca gelişim potansiyeli en yüksek embriyoların seçilmesini sağlayarak gebelik başarısını artırmak ve başarısız transferlerin önüne geçmektir.

ESHRE 2026 Kongresi’nde Öne Çıkan Güncel Yaklaşımlar: Laboratuvar Güvenliği, GLP-1 Tedavileri ve Yumurta Kalitesinin Korunmasına Yönelik Yeni Araştırmalar

Dijital Laboratuvar Güvenliği ve Tam İzlenebilirlik Sistemi

Prof. Dr. Gökalp Öner, modern tüp bebek laboratuvarlarında hasta güvenliğinin yalnızca deneyimle değil, ileri teknoloji destekli izlenebilirlik sistemleriyle de sağlandığını vurgulamıştır.

Bu kapsamda kullanılan elektronik tanımlama sistemleri sayesinde;

  • yumurta toplama,
  • sperm örneğinin alınması,
  • döllenme süreci,
  • embriyo gelişimi,
  • embriyo dondurma ve çözme işlemleri,
  • embriyo transferi

aynı çifte ait biyolojik materyaller üzerinden dijital olarak takip edilmektedir.

Her biyolojik örnek elektronik kimlik doğrulama sistemi ile eşleştirilmekte, laboratuvar içerisindeki tüm işlemler bilgisayar ortamında kayıt altına alınmaktadır. Böylece işlem güvenliği artırılırken olası hata riskleri en düşük seviyeye indirilmektedir.

Ayrıca sistem; hasta bilgilerine anlık erişim, süreçlerin geriye dönük izlenebilmesi ve kalite kontrol mekanizmalarının etkin şekilde yürütülmesine de olanak sağlamaktadır.

Polikistik Over Sendromunda GLP-1 Reseptör Agonistleri

ESHRE 2026 Kongresi’nde en fazla dikkat çeken bilimsel başlıklardan biri, GLP-1 reseptör agonistlerinin polikistik over sendromlu (PKOS) hastalarda tüp bebek tedavisi öncesindeki kullanımına ilişkin yayımlanan bilimsel derlemeler olmuştur.

PKOS hastalarında;

  • insülin direnci,
  • kilo fazlalığı,
  • metabolik bozukluklar

yumurta gelişimini ve tedavi başarısını olumsuz etkileyebilmektedir.

Geleneksel olarak bu hastalarda metformin tedavisi uygulanmaktadır. Ancak metforminin klinik etkisinin ortaya çıkabilmesi için uzun süreli kullanım gerekebilmektedir.

Son yıllarda obezite tedavisinde yaygınlaşan GLP-1 reseptör agonistlerinin, yalnızca kilo kaybı sağlamadığı; aynı zamanda yumurtalık fonksiyonları üzerine de olumlu etkiler gösterebileceği araştırılmaktadır.

Bilimsel Bulgular

Kongrede sunulan meta-analizlerde çok sayıda çalışmanın birlikte değerlendirilmesi sonucunda;

  • kilo kaybının hızlandığı,
  • yumurta kalitesinin arttığı,
  • embriyoların blastosist (5. gün) aşamasına ulaşma olasılığının yükseldiği,
  • kaliteli embriyo elde edilme oranlarının arttığı,
  • endometriumun embriyoyu kabul etme kapasitesinin olumlu yönde etkilenebileceği

bildirilmiştir.

Prof. Dr. Gökalp Öner, kendi ekiplerinin yürüttüğü prospektif araştırmada da benzer sonuçlara ulaştıklarını; özellikle yumurta kalitesi üzerinde olumlu etkiler gözlemlediklerini ifade etmiştir.

Tedavi Süresine İlişkin Dikkat Edilmesi Gereken Nokta

GLP-1 reseptör agonistlerinin kullanımında en önemli noktalardan biri, gebelik planlaması öncesindeki zamanlamadır.

Aktarılan bilimsel verilere göre;

  • tedaviye tüp bebek öncesinde başlanması,
  • en az iki aylık kullanım süresinin tamamlanması,
  • embriyo transferinden önce ilacın kesilmesi

önerilmektedir.

Gebelik sırasında veya gebelik oluşumuna çok yakın dönemde kullanımın fetal güvenliği konusunda yeterli veri bulunmadığından, bu ilaçların mutlaka hekim kontrolünde planlanması gerektiği vurgulanmıştır.

Metformin Tedavisinin Günümüzdeki Yeri

Prof. Dr. Gökalp Öner, güncel uluslararası rehberlerin metformin kullanımını halen desteklediğini belirtmiştir.

Metformin tedavisinin;

  • insülin direncinin azaltılması,
  • yumurtalık metabolizmasının düzenlenmesi,
  • yumurta kalitesinin desteklenmesi,
  • embriyo tutunma olasılığının artırılması

açısından önemini koruduğu ifade edilmiştir.

GLP-1 reseptör agonistlerinin ise özellikle fazla kilolu PKOS hastalarında ek avantaj sağlayabilecek yeni bir seçenek olarak değerlendirildiği belirtilmiştir.

İleri Kadın Yaşı ve Yumurta Kalitesini Korumaya Yönelik Yeni Araştırmalar

Kongrede dikkat çeken bir diğer konu ise ileri kadın yaşına bağlı yumurta yaşlanmasını yavaşlatmaya yönelik deneysel araştırmalar olmuştur.

Prof. Dr. Gökalp Öner, kadın yaşının günümüzde yumurta kalitesini belirleyen en önemli faktör olmaya devam ettiğini vurgulamıştır. Mevcut bilgiler doğrultusunda kadın yaşını geriye çevirmek veya yaşa bağlı genetik değişiklikleri tamamen ortadan kaldırmak mümkün değildir.

Bununla birlikte, yaşlanmaya bağlı genetik bozulmaları azaltmayı hedefleyen yeni moleküller üzerinde deneysel çalışmalar yürütüldüğü belirtilmiştir.

Bu çalışmaların amacı;

  • yumurtanın genetik bütünlüğünü korumak,
  • kromozomal bozuklukları azaltmak,
  • genetik olarak sağlıklı embriyo elde etme olasılığını artırmaktır.

Ancak bu uygulamaların henüz deneysel aşamada olduğu, rutin klinik kullanıma girmediği ve insanlar üzerinde yeterli bilimsel kanıt oluşmadığı özellikle vurgulanmıştır.

Yumurtalık Rezervinin Korunmasına Yönelik Yaklaşımlar

Canlı yayında ayrıca yumurtlamayı baskılayan uzun protokol uygulamalarının teorik olarak yumurtalık rezervinin korunmasına katkı sağlayabileceğine ilişkin güncel araştırmalara da değinilmiştir.

Prof. Dr. Gökalp Öner, bu konuda biyolojik mekanizmayı destekleyen veriler bulunsa da, yumurtalık yaşlanmasını durdurabilecek veya doğurganlığı kesin olarak uzatabilecek bir tedavi yönteminin henüz kanıtlanmadığını ifade etmiştir.

Bu nedenle bu alandaki çalışmaların umut verici olmakla birlikte, klinik uygulamaya geçebilmesi için daha geniş ve uzun süreli bilimsel araştırmalara ihtiyaç duyulduğunu belirtmiştir.

Yumurta Yaşlanmasını Hedefleyen Tedaviler, Yapay Zekâ Destekli Sperm Seçimi ve Genetik Embriyo Analizleri

İleri Kadın Yaşında Yumurta Kalitesini Korumaya Yönelik Yeni Tedavi Yaklaşımları

Kadın doğurganlığını sınırlayan en önemli faktörlerden biri, yaşla birlikte yumurtaların hem sayısal hem de genetik kalitesinde meydana gelen azalmadır. Günümüzde ileri kadın yaşında görülen embriyo anöploidilerinin (kromozomal bozuklukların) temel nedeni, oosit yaşlanması olarak kabul edilmektedir.

Prof. Dr. Gökalp Öner, ESHRE 2026 Kongresi’nde bu alanda umut vadeden deneysel bir tedavi yaklaşımının gündeme geldiğini belirtmiştir.

Sunulan çalışmalarda, yaşlanmaya bağlı genetik bozulmaları azaltmayı hedefleyen ve bağışıklık sistemi üzerinden etkili olduğu düşünülen yeni bir molekülün (SgoShin-1/Sugoshin-1) araştırıldığı ifade edilmiştir.

Henüz Faz II insan çalışmaları devam eden bu tedavinin amacı;

  • yaşlanmaya bağlı kromozomal ayrılma hatalarını azaltmak,
  • yumurtanın genetik bütünlüğünü korumak,
  • genetik olarak sağlıklı embriyo oluşma olasılığını artırmaktır.

Prof. Dr. Gökalp Öner, bu yaklaşımın henüz deneysel aşamada olduğunu, rutin klinik uygulamada kullanılmadığını özellikle vurgulamıştır. Ancak başarılı sonuçların elde edilmesi halinde önümüzdeki yıllarda ileri kadın yaşındaki hastalar için yeni bir tedavi seçeneği oluşturabileceği değerlendirilmektedir.

Yapay Zekâ Destekli Sperm Seçimi

Kongrede dikkat çeken bir diğer gelişme ise yapay zekâ destekli sperm seçim sistemleri olmuştur.

Geleneksel sperm değerlendirmelerinde embriyologlar;

  • hareket,
  • morfoloji,
  • canlılık

gibi parametreleri değerlendirirken, yapay zekâ destekli sistemler çok daha fazla biyolojik değişkeni aynı anda analiz edebilmektedir.

Sunulan verilere göre bu teknolojinin;

  • embriyo kalitesini artırabileceği,
  • implantasyon oranlarını yükseltebileceği,
  • en önemlisi de canlı doğum oranlarını olumlu yönde etkileyebileceği

bildirilmiştir.

Prof. Dr. Gökalp Öner, günümüzde tüp bebek tedavisindeki en önemli başarının yalnızca gebelik elde etmek değil, sağlıklı canlı doğuma ulaşmak olduğunu vurgulamıştır.

Bu nedenle yeni teknolojilerin değerlendirilmesinde temel sonlanım ölçütünün artık yalnızca gebelik oranları değil, canlı doğum oranları olduğu ifade edilmiştir.

Yapay Zekâ ile Embriyo Genetik Risk Tahmini

Prof. Dr. Gökalp Öner, yapay zekânın yalnızca sperm seçiminde değil, embriyoların genetik risk analizinde de kullanılmaya başlandığını belirtmiştir.

Merkezlerinde yürüttükleri çalışmalarda geliştirilen algoritmaların embriyolara bir genetik normallik indeksi verdiğini ve bu sayede hangi embriyolarda preimplantasyon genetik testinin (PGT) daha gerekli olabileceği konusunda klinisyene yardımcı olabildiğini ifade etmiştir.

Kendi klinik deneyimlerine göre belirlenen eşik değerlerin altında kalan embriyolarda genetik bozukluk olasılığının daha yüksek olduğu gözlenmiştir.

Ancak bu sistemlerin henüz uluslararası standart hâline gelmediği, farklı merkezlerde farklı eşik değerlerin kullanıldığı ve bu konuda daha fazla bilimsel çalışmaya ihtiyaç bulunduğu özellikle belirtilmiştir.

Preimplantasyon Genetik Testlerinde (PGT) Güncel Yaklaşım

ESHRE 2026 Kongresi’nde geniş hasta serilerini içeren uzun dönem sonuçları da değerlendirilmiştir.

Yaklaşık 250.000 embriyoyu kapsayan uzun dönem analizler, preimplantasyon genetik testlerinin hangi hasta gruplarında daha fazla yarar sağladığı konusunda önemli bilgiler sunmuştur.

Prof. Dr. Gökalp Öner, son yıllarda bu konuda önemli görüş değişiklikleri yaşandığını ifade etmiştir.

Özellikle ileri kadın yaşındaki tüm hastalara rutin PGT uygulanması yaklaşımının güncel uluslararası rehberlerde artık önerilmediğini belirtmiştir.

Çünkü mevcut bilimsel veriler;

  • her ileri yaş hastasında PGT uygulanmasının canlı doğum oranını anlamlı düzeyde artırmadığını,
  • hasta seçiminin daha dikkatli yapılması gerektiğini

göstermektedir.

Mozaik Embriyolar Konusundaki Güncel Bilgiler

Kongrede mozaik embriyolarla ilgili yeni veriler de paylaşılmıştır.

Sunulan çalışmalar;

  • belirli düzeyde mozaiklik içeren embriyoların uygun hasta seçimi yapıldığında transfer edilebildiğini,
  • bu embriyoların önemli bir kısmının sağlıklı gebelik oluşturabildiğini,
  • bazı embriyolarda tekrar biyopsi sonrasında farklı genetik sonuçlar elde edilebildiğini

ortaya koymuştur.

Bu nedenle mozaik embriyoların değerlendirilmesinde bireysel yaklaşımın önem kazandığı ve karar sürecinin deneyimli ekipler tarafından yürütülmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Tekrarlayan Tüp Bebek Başarısızlıklarında Genetik Analizin Yeri

Prof. Dr. Gökalp Öner, tekrarlayan tüp bebek başarısızlığı yaşayan uygun hasta gruplarında preimplantasyon genetik testinin günümüzde hâlâ en güçlü yardımcı yöntemlerden biri olduğunu ifade etmiştir.

Çünkü embriyonun rahme tutunabilmesi ve sağlıklı gebelik oluşturabilmesinde en önemli belirleyicilerden biri genetik bütünlüğüdür.

Bu nedenle;

  • hasta seçiminin doğru yapılması,
  • yapay zekâ destekli analizlerin yardımcı araç olarak kullanılması,
  • genetik testlerin bilimsel endikasyonlara göre planlanması

başarı oranlarının artırılmasına katkı sağlayabilecek güncel yaklaşımlar arasında yer almaktadır.

Genetik Tanı Uygulamalarının Yaygınlaşması

Canlı yayının sonunda, geçmiş yıllarda embriyo genetik analizlerinin sınırlı sayıdaki uluslararası merkezde yapılabildiği, günümüzde ise Türkiye’de çok sayıda genetik laboratuvarının bu alanda hizmet verdiği belirtilmiştir.

Bu gelişmenin hem tanısal süreçleri hızlandırdığı hem de hastaların ileri genetik incelemelere daha kolay ulaşabilmesini sağladığı ifade edilmiştir. Böylece preimplantasyon genetik testlerinin klinik uygulamadaki erişilebilirliği önemli ölçüde artmıştır.

Ovulasyon İndüksiyonu, Adenomyozis, Yumurta Dondurma ve Düşük Over Rezervinde Yeni Yaklaşımlar

Bu bölümde Prof. Dr. Gökalp Öner; ESHRE 2026 Kongresi’nde öne çıkan ve günlük infertilite pratiğini doğrudan etkileyebilecek güncel bilimsel verileri değerlendirmiştir. Özellikle polikistik over sendromunda ovulasyon indüksiyonu, adenomyozis yönetimi, oosit dondurma zamanlaması, düşük over rezervinde PRP uygulamaları ve bağışıklık sistemi tedavilerine ilişkin uluslararası güncel görüşler özetlenmiştir.


Polikistik Over Sendromunda İlk Tercih Ovulasyon İndüksiyonu

Polikistik over sendromu (PKOS) bulunan ve doğal yolla yumurtlayamayan kadınlarda uygulanacak ilk tedavi seçeneği uzun yıllardır araştırılmaktadır.

ESHRE 2026 Kongresi’nde sunulan çok merkezli çalışmalar doğrultusunda;

  • tüpler açık olan,
  • erkek faktörü bulunmayan,
  • doğal gebelik şansı bulunan

PKOS hastalarında ilk seçenek olarak letrozol tedavisinin önerilmeye devam ettiği belirtilmiştir.

Bu yaklaşımın uluslararası rehberlerle uyumlu olduğu ve günümüzde ovulasyon indüksiyonunda standart tedaviler arasında yer aldığı vurgulanmıştır.


Metformin Tedavisi Gebelik Oluştuktan Sonra Kesilmeli mi?

Kongrede üzerinde durulan önemli konulardan biri de PKOS hastalarında metformin kullanım süresidir.

Prof. Dr. Gökalp Öner, güncel bilimsel verilerin;

  • metforminin yalnızca insülin direncini düzenlemediğini,
  • düşük riskini azaltabileceğini,
  • uygun hasta grubunda gebeliğin erken döneminde de güvenle sürdürülebileceğini

gösterdiğini ifade etmiştir.

Bu nedenle metformin tedavisinin gebelik oluşur oluşmaz rutin olarak kesilmesinin güncel bilimsel yaklaşımı yansıtmadığı belirtilmiştir. Ancak tedavinin bireysel hasta özelliklerine göre kadın hastalıkları ve doğum uzmanı tarafından planlanması gerektiği vurgulanmıştır.


Adenomyozis Tüp Bebek Başarısını Etkileyebilir

ESHRE 2026 Kongresi’nde dikkat çeken çalışmalardan biri de adenomyozisli hastalarda tüp bebek sonuçlarını değerlendiren çok merkezli prospektif araştırma olmuştur.

Sunulan verilere göre adenomyozis;

  • embriyonun rahme tutunma olasılığını azaltabilmekte,
  • düşük riskini artırabilmekte,
  • canlı doğum oranlarını olumsuz etkileyebilmektedir.

Özellikle hastalığın rahim iç tabakasına yakın yerleştiği olgularda bu etkinin daha belirgin olduğu bildirilmiştir.


Adenomyozisli Hastalarda Önerilen Tedavi Basamakları

Kongrede sunulan çalışmalarda belirli hasta gruplarında aşağıdaki yaklaşım önerilmiştir:

  • Histeroskopi ile rahim boşluğunun ayrıntılı değerlendirilmesi,
  • Görülen odakların uygun olgularda tedavi edilmesi,
  • Embriyoların dondurulması,
  • Transfer öncesinde hormonal baskılama uygulanması,
  • Daha sonra embriyo transferinin planlanması.

Prof. Dr. Gökalp Öner, kendi klinik uygulamalarında da uzun süredir benzer bir yaklaşımı benimsediklerini ve ESHRE’de sunulan verilerin bu uygulamaları desteklediğini ifade etmiştir.


Baba Yaşı Tek Başına Başarıyı Belirleyen Bir Faktör Değildir

Kongrede ileri baba yaşının embriyo gelişimine etkisini inceleyen çalışmalar da değerlendirilmiştir.

Sunulan bilimsel verilere göre;

  • ileri erkek yaşı tek başına olumsuz sonuçları açıklayan bağımsız bir faktör değildir,
  • kadının genç olması ve yumurta kalitesinin iyi olması durumunda başarılı embriyo gelişimi sağlanabilmektedir.

Bu bulgular, oosit kalitesinin embriyo gelişimindeki belirleyici rolünü bir kez daha desteklemektedir.


Oosit (Yumurta) Dondurmada En Kritik Faktör: Kadın Yaşı

ESHRE 2026 Kongresi’nde özellikle üzerinde durulan konulardan biri de sosyal oosit dondurma zamanlaması olmuştur.

Sunulan uzun dönem sonuçlara göre en yüksek canlı doğum oranları;

35 yaşından önce dondurulan yumurtalar ile elde edilmektedir.

Bu nedenle yalnızca AMH değerinin yüksek olması gelecekte aynı başarı şansının korunacağı anlamına gelmemektedir.

Prof. Dr. Gökalp Öner, çocuk sahibi olmayı ertelemeyi planlayan kadınlarda yaş faktörünün mutlaka dikkate alınması gerektiğini vurgulamıştır.

Güncel öneriler

  • Yumurtalık rezervi iyi olsa bile yaş ilerliyorsa oosit dondurma değerlendirilmelidir.
  • Karar yalnızca AMH değerine göre verilmemelidir.
  • Özellikle 35 yaş sonrasında başarı oranlarında belirgin azalma başladığı için zamanlama önem taşımaktadır.

Karından Oosit Toplama Uygulaması

Bazı kadınlarda vajinal yoldan yumurta toplamanın teknik olarak uygun olmadığı durumlarda karın duvarından ultrason eşliğinde oosit toplama işlemi uygulanabilmektedir.

Prof. Dr. Gökalp Öner bu yöntemin;

  • girişimsel olarak güvenli,
  • kısa sürede tamamlanan,
  • hastanede uzun yatış gerektirmeyen

bir işlem olduğunu belirtmiştir.

Uygun hastalarda bu yaklaşımın alternatif bir seçenek oluşturduğu ifade edilmiştir.


Düşük Over Rezervinde PRP Tedavisine Güncel Yaklaşım

Kongrede düşük over rezervli hastalarda plateletten zengin plazma (PRP) uygulamalarına ilişkin güncel randomize çalışmalar da değerlendirilmiştir.

Prof. Dr. Gökalp Öner’in aktardığı bilimsel sonuçlara göre;

PRP uygulaması;

  • bazı hastalarda yumurtalık yanıtını artırabilmektedir,
  • ancak embriyo kalitesini artırdığına ilişkin güçlü bilimsel kanıt henüz bulunmamaktadır.

Bu nedenle güncel uluslararası görüş;

  • PRP’nin rutin tedavi olarak önerilmemesi,
  • uygun hasta grubunda son seçeneklerden biri olarak değerlendirilebilmesi,
  • hastaların beklentilerinin gerçekçi şekilde yönetilmesi

yönündedir.

PRP’nin “mucize tedavi” olarak sunulmasının bilimsel verilerle uyumlu olmadığı özellikle vurgulanmıştır.


Bağışıklık Sistemi Tedavileri Rutin Olarak Önerilmiyor

Tekrarlayan implantasyon başarısızlığı bulunan hastalarda bağışıklık sistemini hedefleyen serumlar, ilaçlar ve immünolojik tedaviler uzun yıllardır tartışılmaktadır.

ESHRE 2026 Kongresi’nde sunulan güncel çalışmalar;

  • bağışıklık sistemini hedefleyen rutin tedavilerin implantasyon başarısını artırdığına ilişkin yeterli kanıt bulunmadığını,
  • bu nedenle standart uygulama olarak önerilmemesi gerektiğini

ortaya koymuştur.

Bu değerlendirme, son yıllarda hem ESHRE hem de diğer uluslararası üreme tıbbı rehberlerinde benimsenen bilimsel yaklaşımı desteklemektedir.


Endometriumun Üç Boyutlu Değerlendirilmesi

Kongrede rahim iç tabakasının üç boyutlu ultrason ile ayrıntılı değerlendirilmesine yönelik çalışmalar da paylaşılmıştır.

Prof. Dr. Gökalp Öner, endometriumun yapısal özelliklerinin embriyo transferi öncesinde ayrıntılı değerlendirilmesinin tedavi planlamasına katkı sağlayabileceğini ve bu yaklaşımın modern tüp bebek merkezlerinde giderek daha fazla kullanılmaya başlandığını ifade etmiştir.

AMH’nin Doğru Yorumu, İstmosel Yönetimi, Psikolojik Destek ve Canlı Doğum Odaklı Tedavi Yaklaşımı

Bu bölümde Prof. Dr. Gökalp Öner; AMH testinin klinik kullanım alanı, sezaryen sonrası gelişen istmoselin tüp bebek başarısına etkisi, psikolojik desteğin tedavideki önemi ve yeni tedavilerin değerlendirilmesinde canlı doğum oranının esas alınması gerektiğine ilişkin güncel bilimsel verileri paylaşmıştır.


Bağışıklık Sistemini Baskılayan Tedaviler Rutin Olarak Önerilmemektedir

Tekrarlayan implantasyon başarısızlığı yaşayan hastalarda bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlar uzun yıllardır tartışılan konular arasında yer almaktadır.

Prof. Dr. Gökalp Öner, ESHRE 2026 Kongresi’nde sunulan güncel çalışmaların ortak sonucunu şu şekilde özetlemiştir:

Bağışıklık sistemini baskılayan tedaviler;

  • gebelik oranlarında anlamlı bir üstünlük sağlamamaktadır,
  • en önemlisi canlı doğum oranlarını artırmamaktadır.

Bu nedenle yalnızca iki veya üç başarısız deneme sonrasında rutin olarak immünolojik tedavilere başlanması bilimsel olarak desteklenmemektedir.

Ancak otoimmün hastalıklar veya özel immünolojik bozukluklar bulunan hastalarda değerlendirme bireysel olarak yapılmalıdır.

Bu yaklaşım, standart infertilite hastaları ile özel hasta gruplarının birbirinden ayrılması gerektiğini göstermektedir.


AMH Testi Ne Söyler, Ne Söylemez?

ESHRE 2026 Kongresi’nde özellikle yanlış yorumlanan konulardan biri de Anti-Müllerian Hormon (AMH) testi olmuştur.

Prof. Dr. Gökalp Öner, güncel bilimsel verilere göre AMH’nin temel kullanım alanını şu şekilde özetlemiştir:

AMH;

  • yumurtalık rezervi hakkında bilgi verir,
  • tedavide elde edilmesi beklenen yumurta sayısını öngörebilir.

Ancak AMH;

  • doğal gebelik şansını göstermez,
  • menopoz yaşını kesin olarak tahmin edemez,
  • hangi tüp bebek protokolünün seçileceğini belirlemez,
  • yumurta kalitesini göstermez.

Dolayısıyla düşük AMH değeri bulunan bir kadının kendiliğinden gebelik elde etmesi mümkündür. Bununla birlikte yumurtalık rezervinin sınırlı olması nedeniyle zaman kaybedilmemesi gerektiği konusunda hastaya yol gösterici bir biyobelirteç olarak değerlendirilmelidir.


Sezaryen Sonrası İstmosel ve Tüp Bebek Başarısı

Kongrede ele alınan önemli başlıklardan biri de sezaryen sonrası oluşan istmosel (sezaryen skar defekti) olmuştur.

Uzun yıllardır her istmoselin cerrahi olarak düzeltilmesi gerekip gerekmediği tartışılmaktadır.

ESHRE’de sunulan güncel çalışmalara göre;

  • her istmosel cerrahi gerektirmemektedir,
  • karar verirken yalnızca görüntü değil, klinik etkisi değerlendirilmelidir.

Özellikle;

  • derin skar defekti bulunan,
  • rahim boşluğunda sıvı birikimine yol açan,
  • embriyonun tutunacağı alanı etkileyen

istmosellerde tedavi önerilmektedir.

İlk seçenek olarak histeroskopik düzeltme değerlendirilmekte, gerekli durumlarda laparoskopik veya uygun cerrahi yöntemlerle onarım planlanabilmektedir.

Rahim boşluğunda sıvı birikiminin embriyo implantasyonunu olumsuz etkileyebileceği özellikle vurgulanmıştır.


Psikolojik Destek Tedavinin Ayrılmaz Bir Parçasıdır

Kongrede yalnızca laboratuvar teknolojileri değil, hasta odaklı tedavi modelleri de geniş şekilde ele alınmıştır.

Prof. Dr. Gökalp Öner, infertilite tedavisinde psikolojik desteğin yalnızca yardımcı bir hizmet değil, tedavinin önemli bir bileşeni olduğunu belirtmiştir.

Bu yaklaşım kapsamında;

  • çiftlerin birlikte değerlendirilmesi,
  • tedavi sürecinin ortak yönetilmesi,
  • psikolojik destek programlarının uygulanması

hasta memnuniyetini ve tedavi sürecine uyumu artıran uygulamalar arasında gösterilmiştir.


Yeni Tedaviler Değerlendirilirken Esas Ölçüt Canlı Doğumdur

Canlı yayının son bölümünde Prof. Dr. Gökalp Öner, bilimsel araştırmaların değerlendirilmesinde en önemli sonlanım ölçütünün canlı doğum oranı olduğunu özellikle vurgulamıştır.

Bir tedavinin;

  • gebelik testini pozitif yapması,
  • embriyo gelişimini artırması,
  • implantasyon oranını yükseltmesi

tek başına yeterli kabul edilmemektedir.

Gerçek klinik başarı;

sağlıklı canlı doğuma ulaşılmasıdır.

Bu nedenle yeni tedavilerin rutin uygulamaya girebilmesi için canlı doğum verilerinin de ortaya konulması gerekmektedir.


GLP-1 Reseptör Agonistleri Hakkındaki Güncel Kanıtlar Güçlenmektedir

Kongrede tekrar gündeme gelen konulardan biri de GLP-1 reseptör agonistlerinin PKOS hastalarındaki kullanımına ilişkin yeni bilimsel kanıtlardır.

Prof. Dr. Gökalp Öner’in aktardığı verilere göre;

önceki yıllarda sınırlı sayıda çalışma bulunan bu konuda artık 17 çalışmanın birlikte değerlendirildiği bilimsel analizler yayımlanmıştır.

Elde edilen bulgular;

  • kilo kontrolünde etkinlik,
  • insülin direncinde düzelme,
  • yumurta kalitesinde artış,
  • embriyo gelişiminde iyileşme,
  • gebelik oranlarında artış

yönünde olumlu sonuçlar göstermektedir.

Bununla birlikte, canlı doğum oranlarını artırdığına ilişkin yeterli uzun dönem kanıt henüz bulunmamaktadır.

Bu nedenle mevcut veriler umut verici olmakla birlikte, tedavinin rutin uygulamalara tam olarak girebilmesi için daha uzun süreli takip sonuçlarına ihtiyaç olduğu belirtilmiştir.


Metformine Göre Olası Avantajlar

Sunulan çalışmalarda GLP-1 reseptör agonistlerinin bazı metabolik parametrelerde metforminden daha etkili olabileceği bildirilmiştir.

Özellikle;

  • insülin direncinin düzeltilmesi,
  • kilo kaybının hızlandırılması,
  • metabolik kontrolün sağlanması

konularında olumlu sonuçlar elde edilmiştir.

Prof. Dr. Gökalp Öner, metforminin etkin dozlarına uzun süre ulaşmanın birçok hasta için zor olabildiğini; GLP-1 reseptör agonistlerinin ise daha kısa sürede etkili sonuçlar verebildiğini ifade etmiştir.


Soru – Cevap

Soru

İki farklı tüp bebek tedavisinde oluşan embriyoların tamamı preimplantasyon genetik testinde uygun bulunmadı. Bundan sonraki denemelerde de aynı sonucun çıkma olasılığı yüksek midir? Tedaviye devam etmenin anlamı var mıdır?

Cevap

Tekrarlayan denemelerde genetik olarak sağlıklı embriyo elde edilememesi moral bozucu olsa da, bu durum gelecekte mutlaka aynı sonucun alınacağı anlamına gelmez.

İleri kadın yaşında genetik olarak normal embriyo elde etme olasılığı azalsa da tamamen ortadan kalkmaz. Klinik uygulamalarda uzun süre sonunda sağlıklı embriyo elde edilerek başarılı gebelikle sonuçlanan çok sayıda örnek bulunmaktadır.

Bu nedenle yalnızca önceki olumsuz sonuçlara bakılarak tedavinin başarısız olacağı yönünde kesin bir yargıya varılamaz.


Soru

Genetik olarak sağlıklı embriyo oluşmasını sağlayabilecek özel bir vitamin, beslenme programı veya destek tedavisi var mıdır?

Cevap

Günümüzde embriyonun kromozomal yapısını doğrudan düzelttiği kanıtlanmış herhangi bir vitamin, besin desteği veya diyet uygulaması bulunmamaktadır.

Bununla birlikte;

  • sigara kullanılmaması,
  • dengeli beslenme,
  • vitamin ve mineral eksikliklerinin giderilmesi,
  • sağlıklı yaşam alışkanlıklarının benimsenmesi

üreme sağlığını destekleyen önemli faktörlerdir.

Ancak bu uygulamaların genetik bozuk embriyoları sağlıklı hâle dönüştürdüğünü gösteren bilimsel kanıt mevcut değildir.


Soru

Genetik olarak sağlıksız embriyoların transfer edilmemesi aslında bir avantaj mıdır?

Cevap

Evet.

Preimplantasyon genetik testlerinin temel amacı yalnızca embriyo elemek değildir.

Asıl hedef;

  • ilerleyemeyecek gebeliklerin önlenmesi,
  • düşük riskinin azaltılması,
  • gereksiz kürtajların önüne geçilmesi,
  • sağlıklı canlı doğum olasılığının artırılmasıdır.

Genetik olarak ciddi kromozomal bozukluk taşıyan embriyoların transfer edilmemesi, ilerleyen haftalarda gebelik kaybı yaşanma olasılığını azaltabilmektedir.

Bu nedenle genetik inceleme, uygun hasta grubunda koruyucu bir yaklaşım olarak değerlendirilmektedir.


Tekrarlayan Başarısızlıklarda Psikolojik ve Ekonomik Yük

Prof. Dr. Gökalp Öner, tekrarlayan başarısız tedavilerde hastaları en fazla zorlayan unsurlardan birinin yalnızca olumsuz sonuçlar olmadığını, aynı zamanda tedavinin oluşturduğu ekonomik yük olduğunu vurgulamıştır.

Özellikle;

  • ileri kadın yaşı,
  • tekrarlayan yumurta toplama işlemleri,
  • genetik analiz maliyetleri,
  • uzun tedavi süreçleri

çiftler üzerinde önemli bir maddi ve psikolojik baskı oluşturabilmektedir.

Bu nedenle tedavi planlanırken yalnızca tıbbi süreç değil, hastanın psikososyal durumu da dikkate alınmalıdır.


Tekrarlayan Denemelerde Umut Ne Zaman Korunmalıdır?

Canlı yayında verilen önemli mesajlardan biri de tedavinin bireyselleştirilmesi gerekliliğidir.

Prof. Dr. Gökalp Öner’e göre;

  • her başarısız deneme gelecekte de başarısız olunacağı anlamına gelmez,
  • embriyo gelişimi her tedavi siklusunda farklılık gösterebilir,
  • ileri yaşta dahi genetik olarak sağlıklı embriyo elde edilmesi mümkündür.

Bu nedenle tedaviye devam edilip edilmeyeceği kararı;

  • kadın yaşı,
  • yumurtalık rezervi,
  • embriyo gelişimi,
  • önceki tedavi sonuçları,
  • çiftin beklentileri

birlikte değerlendirilerek verilmelidir.

İleri Kadın Yaşı, Transfer Kaygısı, Canlı Doğum Başarısı ve İkinci Trimester Gebelik Kayıpları

Canlı yayının bu bölümünde Prof. Dr. Gökalp Öner, hastalardan gelen soruları bilimsel veriler doğrultusunda değerlendirmiştir. Özellikle ileri kadın yaşında gebelik şansı, transfer öncesi stres yönetimi, tüp bebekte başarı kriterleri ve ikinci trimester gebelik kayıplarının olası nedenleri üzerinde durulmuştur.


Soru – Cevap

Soru

48 yaşındayım. Daha önce iki normal doğum yaptım. Tekrar doğal yolla gebelik istiyorum ancak olmuyor. AMH değerim de çok düşük. Beklemeye devam etmeli miyim?

Cevap

Prof. Dr. Gökalp Öner’e göre bu yaş grubunda en belirleyici faktör kadın yaşıdır.

48 yaşından sonra;

  • yumurta kalitesi belirgin şekilde azalır,
  • genetik olarak sağlıklı embriyo elde etme olasılığı ciddi ölçüde düşer,
  • özellikle 49 yaş sonrasında bu olasılık son derece sınırlı hâle gelir.

Nadir istisnai gebelikler görülebilse de bunlar genel bilimsel verileri değiştirmez.

Bu nedenle ileri yaşta ve düşük yumurtalık rezervi bulunan kadınlarda tedavinin gereksiz yere ertelenmemesi önerilmektedir.


Soru

Tek bir beşinci gün embriyom kaldı. Transfer öncesinde çok korkuyorum. Sürekli “tek şansım bu” diye düşünüyorum. Bu stresi nasıl yönetebilirim?

Cevap

Prof. Dr. Gökalp Öner, tedavi sürecinde kullanılan “tek şans”, “son şans” gibi ifadelerin hastalar üzerinde gereksiz baskı oluşturduğunu belirtmiştir.

Transfer öncesinde;

  • embriyonun sayısından çok kalitesi önemlidir,
  • tek embriyo ile de başarılı gebelik elde edilebilir,
  • olumsuz düşünceler yerine tedavi sürecine güvenmek önem taşımaktadır.

Psikolojik destek programları, çift terapileri ve profesyonel danışmanlık hizmetleri bu dönemde kaygının azaltılmasına yardımcı olabilmektedir.

Tedavi sürecinde psikolojik iyi oluşun korunması, hastaların yaşam kalitesini artıran önemli desteklerden biri olarak değerlendirilmektedir.


Tedavi Sürecinde Umudun Korunması

Prof. Dr. Gökalp Öner, bazı ileri yaş veya zor hasta gruplarında uzun yıllar süren takipler sonunda başarı elde edilebildiğini belirterek, her olgunun bireysel değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamıştır.

Bununla birlikte bu örneklerin istisnai durumlar olduğu, hastalara gerçekçi başarı olasılıklarının mutlaka anlatılması gerektiğini de ifade etmiştir.


Soru

Gebelik oranı ile canlı doğum oranı aynı şey midir?

Cevap

Hayır.

Gebelik oranı;

gebelik testinin pozitifleşmesini ifade eder.

Canlı doğum oranı ise;

gebeliğin sağlıklı bir doğumla sonuçlanmasını gösterir.

Modern üreme tıbbında gerçek başarı ölçütü canlı doğum oranıdır.

Bu nedenle uluslararası merkezler değerlendirilirken yalnızca gebelik oranları değil;

  • canlı doğum oranları,
  • tedavi sonuçlarının doğruluğu,
  • resmi kayıt sistemleri

birlikte incelenmektedir.

Prof. Dr. Gökalp Öner, uluslararası akreditasyon süreçlerinde merkezlerin canlı doğum verilerinin bağımsız kurumlar tarafından doğrulandığını ve resmi kayıtlarla karşılaştırıldığını ifade etmiştir.


Soru

Dört tüp bebek tedavisinden sonra 14 haftalık gebeliğimde suyum geldi ve gebelik kaybı yaşadım. Patoloji normal çıktı. Bunun nedeni ne olabilir?

Cevap

Prof. Dr. Gökalp Öner’e göre ikinci trimester gebelik kayıplarında değerlendirilmesi gereken başlıca nedenler şunlardır:

  • Rahim ağzı yetmezliği (servikal yetmezlik),
  • Rahim şekil bozuklukları veya rahim içi yapısal problemler,
  • Rahim filmi ve histeroskopi ile saptanabilecek anatomik anomaliler.

Bu nedenle benzer öyküsü bulunan hastalarda;

  • rahim boşluğunun ayrıntılı değerlendirilmesi,
  • gerekli durumlarda histeroskopi uygulanması,
  • servikal yetmezlik düşünülüyorsa sonraki gebelikte serklaj (rahim ağzına dikiş) seçeneğinin değerlendirilmesi

önerilmektedir.

Ancak tüm incelemeler normal olsa bile bazı gebelik kayıplarının kesin nedeni her zaman ortaya konulamayabilir.


Enfeksiyonlar ve Gebelik Kaybı

Canlı yayında enfeksiyonların da gebelik kayıplarındaki olası rolüne değinilmiştir.

Prof. Dr. Gökalp Öner, özellikle COVID-19 pandemisi sırasında elde edilen verilerin;

  • erken doğum riskinde artış,
  • gebelik kaybında artış

ile ilişkili olduğunu gösterdiğini belirtmiştir.

Bununla birlikte, enfeksiyonların etkisinin;

  • geçirilen hastalığın şiddetine,
  • gebeliğin dönemine,
  • annenin genel sağlık durumuna

göre değişebileceği vurgulanmıştır.

Tekrarlayan Kimyasal Gebelikler, Rahim Testleri, Psikolojik Destek ve Hasta Merkezli Tüp Bebek Yaklaşımı

Canlı yayının son bölümünde Prof. Dr. Gökalp Öner, hastalardan gelen soruları güncel uluslararası rehberler doğrultusunda değerlendirmiş; tekrarlayan kimyasal gebeliklerin araştırılması, rahim içi testlerinin günümüzdeki yeri, psikolojik desteğin önemi ve hasta merkezli tedavi anlayışı üzerine önemli mesajlar paylaşmıştır.


Soru – Cevap

Soru

Rahim içi darlığı bulunan hastalarda gebelik şansı etkilenir mi?

Cevap

Prof. Dr. Gökalp Öner’e göre rahim içi darlıkların etkisi, darlığın tipi ve derecesine göre değişmektedir.

Bazı hastalarda;

  • rahim boşluğunun hacmi azalabilir,
  • gebeliğin ilerleyen haftalara taşınması zorlaşabilir,
  • erken gebelik kaybı veya erken doğum riski artabilir.

Uygun olgularda histeroskopik cerrahi ile rahim boşluğu genişletilerek gebelik için daha uygun bir ortam oluşturulabilmektedir.

Tedavi planının, hastayı takip eden hekimin değerlendirmesine göre bireyselleştirilmesi gerektiği vurgulanmıştır.


Soru

Tekrarlayan kimyasal gebelik yaşayan hastalarda hangi nedenler araştırılmalıdır?

Cevap

Prof. Dr. Gökalp Öner, Amerikan Üreme Tıbbı Derneği (ASRM) rehberlerine göre araştırılması gereken temel nedenleri şu şekilde sıralamıştır:

1. Embriyonun genetik yapısı

Kimyasal gebeliklerin en önemli nedeni embriyodaki kromozomal bozukluklardır.

Bu nedenle uygun hastalarda preimplantasyon genetik testleri (PGT), değerlendirilmesi gereken ilk seçeneklerden biridir.

2. Rahim yapısı

Rahimde;

  • doğumsal şekil bozuklukları,
  • T şeklinde rahim,
  • yapısal anomaliler

araştırılmalıdır.

3. Bağışıklık sistemi hastalıkları

Seçilmiş hasta gruplarında immünolojik nedenler değerlendirilebilir.

4. Pıhtılaşma bozuklukları

Uygun klinik öykü bulunan hastalarda trombofili ve benzeri hastalıklar araştırılabilir.

5. Diğer sistemik faktörler

  • Tiroid hastalıkları
  • Obezite
  • Yaşam tarzı
  • Yoğun stres

değerlendirilmesi gereken diğer nedenler arasında yer almaktadır.


Erkek Faktörü ve Hidrosalpenks Gözden Kaçırılmamalıdır

Prof. Dr. Gökalp Öner, kendi klinik deneyimlerinde özellikle iki faktöre dikkat edilmesi gerektiğini vurgulamıştır.

Sigara kullanımı

Erkek partnerde sigara kullanımı sperm kalitesini olumsuz etkileyerek gebelik kayıplarıyla ilişkili olabilmektedir.

Hidrosalpenks

Rahim filminde tüplerde sıvı birikimi (hidrosalpenks) bulunması durumunda;

  • embriyo rahme tutunsa bile gelişimi olumsuz etkilenebilir,
  • kimyasal gebelik riski artabilir.

Bu nedenle rahim filmi dikkatli şekilde değerlendirilmelidir.


Soru

EMMA ve ALICE testleri günümüzde rutin olarak öneriliyor mu?

Cevap

Prof. Dr. Gökalp Öner, son yıllarda yayımlanan ESHRE ve ASRM değerlendirmelerine göre bu testlerin rutin kullanımını destekleyen güçlü bilimsel kanıt bulunmadığını ifade etmiştir.

Temel gerekçe;

rahim içi mikrobiyotasının ve endometrial ortamın her adet döngüsünde değişebilmesidir.

Dolayısıyla bir siklusta yapılan test sonucunun sonraki transfer siklusunu güvenilir şekilde öngörmediği belirtilmiştir.

Bu nedenle güncel uluslararası rehberler, bu testlerin rutin uygulanmasını önermemektedir.


Soru

İntralipid tedavisi her hastaya uygulanmalı mıdır?

Cevap

Prof. Dr. Gökalp Öner, intralipid uygulamasının bazı merkezlerde destek tedavisi olarak kullanılabildiğini ancak;

  • canlı doğum oranlarını artırdığına dair güçlü bilimsel kanıt bulunmadığını,
  • bu nedenle standart tedavi olarak önerilemeyeceğini

ifade etmiştir.

Burada da esas değerlendirme ölçütünün yine canlı doğum oranı olduğu vurgulanmıştır.


Psikolojik Destek Tedavinin Önemli Bir Parçasıdır

Canlı yayında tedavi sürecindeki psikolojik desteğin önemi tekrar vurgulanmıştır.

Prof. Dr. Gökalp Öner, merkezlerinde düzenli olarak gerçekleştirilen çift terapileri ve psikolojik destek toplantılarının hastaların tedavi sürecine uyumunu artırmayı amaçladığını belirtmiştir.

Bu desteğin;

  • kaygının azaltılması,
  • tedavi motivasyonunun korunması,
  • çiftlerin birlikte süreci yönetebilmesi

açısından önemli olduğu ifade edilmiştir.


Hasta Merkezli Tedavi Yaklaşımı

Canlı yayının sonunda Prof. Dr. Gökalp Öner, infertilite tedavisinde yalnızca teknik uygulamaların değil, hasta ile kurulan ilişkinin de önemli olduğunu vurgulamıştır.

Tedavi ekibinin temel hedefinin;

  • bilimsel gelişmeleri sürekli takip etmek,
  • tedavi seçeneklerini güncel kanıtlarla planlamak,
  • hastaları maddi ve manevi açıdan desteklemek,
  • sağlıklı canlı doğuma ulaşmak

olduğunu ifade etmiştir.

Başarısız sonuçların ekip üzerinde de duygusal etkiler oluşturduğunu, her hastanın bireysel olarak değerlendirildiğini ve tedavi planlarının buna göre şekillendirildiğini belirtmiştir.


Tekrarlayan Başarısızlıklarda Yeniden Değerlendirme

Yayının kapanışında, tekrarlayan tüp bebek başarısızlığı yaşayan çiftler için ayrıntılı değerlendirme toplantılarının önemine dikkat çekilmiştir.

Bu tür görüşmelerde;

  • önceki tedavilerin ayrıntılı analizi,
  • laboratuvar sonuçlarının yeniden incelenmesi,
  • eksik kalmış tetkiklerin değerlendirilmesi,
  • kişiye özel yeni tedavi stratejilerinin oluşturulması

başarı şansını artırabilecek önemli bir yaklaşım olarak ifade edilmiştir.

Vermiş olduğu değerli bilgiler için Prof.Dr.Gökalp Önere teşekkür ederiz.
————————

Tüp Bebek Tedavileriniz için Çocuk İstiyorum Formu ile bize ulaşabilirsiniz.
 
 

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ