2026 ESHRE Kongresi Tedavi Notları. Prof.Dr.Gökalp Öner
2026 ESHRE Kongresi Tedavi Notları. Prof.Dr.Gökalp Öner
ESHRE 2026 Kongresi’nden İzlenimler: Hasta Odaklı Tüp Bebek Yaklaşımı ve Güncel Gelişmeler
Giriş
Avrupa İnsan Üremesi ve Embriyoloji Derneği’nin (ESHRE) 2026 yılında Londra’da düzenlediği yıllık kongre, üreme tıbbı alanındaki en önemli uluslararası bilimsel organizasyonlardan biri olarak dikkat çekmiştir. Yaklaşık 154 ülkeden 22 bine yakın katılımcının yer aldığı kongrede; kadın hastalıkları ve doğum uzmanları, embriyologlar, genetik uzmanları ve üreme tıbbı alanında çalışan sağlık profesyonelleri bir araya gelerek güncel bilimsel gelişmeleri paylaşmıştır.
Kongrede sunulan çalışmaların önemli bir bölümü, henüz yayımlanmamış veya ilk kez bilim dünyasına tanıtılan araştırmalardan oluşmaktadır. Bu yönüyle ESHRE Kongresi, yalnızca bilgi paylaşımı yapılan bir toplantı değil; aynı zamanda gelecekte klinik uygulamalara yön verecek yeniliklerin tartışıldığı uluslararası bir bilim platformu niteliğindedir.
Hasta Odaklı Üreme Tıbbı Yaklaşımı
Kongrede en fazla öne çıkan başlıklardan biri “Patient-Centered Care (Hasta Odaklı Tedavi)” yaklaşımı olmuştur. Bu modelde tedavinin yalnızca laboratuvar başarısı veya gebelik oranları üzerinden değerlendirilmesi yeterli görülmemekte; hastanın tedavi sürecini nasıl deneyimlediği de başarı kriterleri arasında kabul edilmektedir.
Bu kapsamda özellikle şu başlıklar vurgulanmıştır:
- Hastaya şeffaf ve anlaşılır bilgilendirme yapılması
- Tedavi kararlarının hekim ve çift tarafından birlikte verilmesi
- Psikolojik destek hizmetlerinin tedavinin ayrılmaz bir parçası olması
- Tedavi sürecinde hasta memnuniyetinin artırılması
- Çiftlerin tedavi boyunca sürekli iletişim içinde tutulması
Bu yaklaşım, günümüzde modern tüp bebek merkezlerinde kalite standartlarının temel bileşenlerinden biri olarak kabul edilmektedir.
Hasta Odaklı Hizmet Modeline Uluslararası Ödül
Canlı yayında Prof. Dr. Gökalp Öner, merkezlerinde uzun süredir uygulanan hasta odaklı hizmet modeli sayesinde uluslararası düzeyde önemli bir başarı elde ettiklerini belirtmiştir.
ESHRE bünyesinde yürütülen değerlendirme sürecinde;
- merkezin hasta iletişimi,
- bilgilendirme sistemi,
- psikolojik destek uygulamaları,
- tedavi organizasyonu,
- kalite yönetimi
bağımsız bilim insanları tarafından ayrıntılı olarak incelenmiş; yapılan yerinde denetimler ve sunulan belgeler sonucunda merkezin hasta odaklı yaklaşımı uluslararası düzeyde ödüle layık görülmüştür.
Kongrede Sunulan Bilimsel Yenilikler
ESHRE Kongresi’nin en önemli özelliklerinden biri, dünyanın farklı merkezlerinde yürütülen yeni araştırmaların ilk kez bilim camiasına sunulmasıdır. Bu nedenle kongrede gerçekleştirilen oturumlar yalnızca mevcut bilgilerin tekrar edildiği toplantılar olmayıp, gelecekte klinik uygulamaları değiştirebilecek yenilikçi çalışmaların paylaşıldığı bilimsel platformlar niteliğindedir.
Prof. Dr. Gökalp Öner, kongre boyunca çok sayıda bilimsel oturuma katıldığını ve güncel gelişmeleri ayrıntılı olarak not aldığını belirtmiştir. Canlı yayının devamında bu yeniliklerin hasta pratiğine etkileri değerlendirilmiştir.
Embriyo Seçiminde Yapay Zekâ Kullanımı
Canlı yayında üzerinde durulan önemli konulardan biri de embriyo seçiminde yapay zekâ destekli değerlendirme sistemleridir.
Prof. Dr. Gökalp Öner’in aktardığı uygulamaya göre;
- Embriyolar mümkün olduğunda blastosist (5. gün) aşamasına kadar takip edilmektedir.
- Beşinci güne ulaşan embriyolar yapay zekâ destekli analiz sistemleriyle değerlendirilmektedir.
- Gebelik oluşturma olasılığı en yüksek embriyolar transfer için seçilmektedir.
- Gelişimi duran embriyolar veya genetik inceleme sonucunda sağlıksız olduğu belirlenen embriyolar transfer edilmemektedir.
Bu yaklaşımın amacı, embriyo transferinde yalnızca gelişim potansiyeli en yüksek embriyoların seçilmesini sağlayarak gebelik başarısını artırmak ve başarısız transferlerin önüne geçmektir.
ESHRE 2026 Kongresi’nde Öne Çıkan Güncel Yaklaşımlar: Laboratuvar Güvenliği, GLP-1 Tedavileri ve Yumurta Kalitesinin Korunmasına Yönelik Yeni Araştırmalar
Dijital Laboratuvar Güvenliği ve Tam İzlenebilirlik Sistemi
Prof. Dr. Gökalp Öner, modern tüp bebek laboratuvarlarında hasta güvenliğinin yalnızca deneyimle değil, ileri teknoloji destekli izlenebilirlik sistemleriyle de sağlandığını vurgulamıştır.
Bu kapsamda kullanılan elektronik tanımlama sistemleri sayesinde;
- yumurta toplama,
- sperm örneğinin alınması,
- döllenme süreci,
- embriyo gelişimi,
- embriyo dondurma ve çözme işlemleri,
- embriyo transferi
aynı çifte ait biyolojik materyaller üzerinden dijital olarak takip edilmektedir.
Her biyolojik örnek elektronik kimlik doğrulama sistemi ile eşleştirilmekte, laboratuvar içerisindeki tüm işlemler bilgisayar ortamında kayıt altına alınmaktadır. Böylece işlem güvenliği artırılırken olası hata riskleri en düşük seviyeye indirilmektedir.
Ayrıca sistem; hasta bilgilerine anlık erişim, süreçlerin geriye dönük izlenebilmesi ve kalite kontrol mekanizmalarının etkin şekilde yürütülmesine de olanak sağlamaktadır.
Polikistik Over Sendromunda GLP-1 Reseptör Agonistleri
ESHRE 2026 Kongresi’nde en fazla dikkat çeken bilimsel başlıklardan biri, GLP-1 reseptör agonistlerinin polikistik over sendromlu (PKOS) hastalarda tüp bebek tedavisi öncesindeki kullanımına ilişkin yayımlanan bilimsel derlemeler olmuştur.
PKOS hastalarında;
- insülin direnci,
- kilo fazlalığı,
- metabolik bozukluklar
yumurta gelişimini ve tedavi başarısını olumsuz etkileyebilmektedir.
Geleneksel olarak bu hastalarda metformin tedavisi uygulanmaktadır. Ancak metforminin klinik etkisinin ortaya çıkabilmesi için uzun süreli kullanım gerekebilmektedir.
Son yıllarda obezite tedavisinde yaygınlaşan GLP-1 reseptör agonistlerinin, yalnızca kilo kaybı sağlamadığı; aynı zamanda yumurtalık fonksiyonları üzerine de olumlu etkiler gösterebileceği araştırılmaktadır.
Bilimsel Bulgular
Kongrede sunulan meta-analizlerde çok sayıda çalışmanın birlikte değerlendirilmesi sonucunda;
- kilo kaybının hızlandığı,
- yumurta kalitesinin arttığı,
- embriyoların blastosist (5. gün) aşamasına ulaşma olasılığının yükseldiği,
- kaliteli embriyo elde edilme oranlarının arttığı,
- endometriumun embriyoyu kabul etme kapasitesinin olumlu yönde etkilenebileceği
bildirilmiştir.
Prof. Dr. Gökalp Öner, kendi ekiplerinin yürüttüğü prospektif araştırmada da benzer sonuçlara ulaştıklarını; özellikle yumurta kalitesi üzerinde olumlu etkiler gözlemlediklerini ifade etmiştir.
Tedavi Süresine İlişkin Dikkat Edilmesi Gereken Nokta
GLP-1 reseptör agonistlerinin kullanımında en önemli noktalardan biri, gebelik planlaması öncesindeki zamanlamadır.
Aktarılan bilimsel verilere göre;
- tedaviye tüp bebek öncesinde başlanması,
- en az iki aylık kullanım süresinin tamamlanması,
- embriyo transferinden önce ilacın kesilmesi
önerilmektedir.
Gebelik sırasında veya gebelik oluşumuna çok yakın dönemde kullanımın fetal güvenliği konusunda yeterli veri bulunmadığından, bu ilaçların mutlaka hekim kontrolünde planlanması gerektiği vurgulanmıştır.
Metformin Tedavisinin Günümüzdeki Yeri
Prof. Dr. Gökalp Öner, güncel uluslararası rehberlerin metformin kullanımını halen desteklediğini belirtmiştir.
Metformin tedavisinin;
- insülin direncinin azaltılması,
- yumurtalık metabolizmasının düzenlenmesi,
- yumurta kalitesinin desteklenmesi,
- embriyo tutunma olasılığının artırılması
açısından önemini koruduğu ifade edilmiştir.
GLP-1 reseptör agonistlerinin ise özellikle fazla kilolu PKOS hastalarında ek avantaj sağlayabilecek yeni bir seçenek olarak değerlendirildiği belirtilmiştir.
İleri Kadın Yaşı ve Yumurta Kalitesini Korumaya Yönelik Yeni Araştırmalar
Kongrede dikkat çeken bir diğer konu ise ileri kadın yaşına bağlı yumurta yaşlanmasını yavaşlatmaya yönelik deneysel araştırmalar olmuştur.
Prof. Dr. Gökalp Öner, kadın yaşının günümüzde yumurta kalitesini belirleyen en önemli faktör olmaya devam ettiğini vurgulamıştır. Mevcut bilgiler doğrultusunda kadın yaşını geriye çevirmek veya yaşa bağlı genetik değişiklikleri tamamen ortadan kaldırmak mümkün değildir.
Bununla birlikte, yaşlanmaya bağlı genetik bozulmaları azaltmayı hedefleyen yeni moleküller üzerinde deneysel çalışmalar yürütüldüğü belirtilmiştir.
Bu çalışmaların amacı;
- yumurtanın genetik bütünlüğünü korumak,
- kromozomal bozuklukları azaltmak,
- genetik olarak sağlıklı embriyo elde etme olasılığını artırmaktır.
Ancak bu uygulamaların henüz deneysel aşamada olduğu, rutin klinik kullanıma girmediği ve insanlar üzerinde yeterli bilimsel kanıt oluşmadığı özellikle vurgulanmıştır.
Yumurtalık Rezervinin Korunmasına Yönelik Yaklaşımlar
Canlı yayında ayrıca yumurtlamayı baskılayan uzun protokol uygulamalarının teorik olarak yumurtalık rezervinin korunmasına katkı sağlayabileceğine ilişkin güncel araştırmalara da değinilmiştir.
Prof. Dr. Gökalp Öner, bu konuda biyolojik mekanizmayı destekleyen veriler bulunsa da, yumurtalık yaşlanmasını durdurabilecek veya doğurganlığı kesin olarak uzatabilecek bir tedavi yönteminin henüz kanıtlanmadığını ifade etmiştir.
Bu nedenle bu alandaki çalışmaların umut verici olmakla birlikte, klinik uygulamaya geçebilmesi için daha geniş ve uzun süreli bilimsel araştırmalara ihtiyaç duyulduğunu belirtmiştir.
Yumurta Yaşlanmasını Hedefleyen Tedaviler, Yapay Zekâ Destekli Sperm Seçimi ve Genetik Embriyo Analizleri
İleri Kadın Yaşında Yumurta Kalitesini Korumaya Yönelik Yeni Tedavi Yaklaşımları
Kadın doğurganlığını sınırlayan en önemli faktörlerden biri, yaşla birlikte yumurtaların hem sayısal hem de genetik kalitesinde meydana gelen azalmadır. Günümüzde ileri kadın yaşında görülen embriyo anöploidilerinin (kromozomal bozuklukların) temel nedeni, oosit yaşlanması olarak kabul edilmektedir.
Prof. Dr. Gökalp Öner, ESHRE 2026 Kongresi’nde bu alanda umut vadeden deneysel bir tedavi yaklaşımının gündeme geldiğini belirtmiştir.
Sunulan çalışmalarda, yaşlanmaya bağlı genetik bozulmaları azaltmayı hedefleyen ve bağışıklık sistemi üzerinden etkili olduğu düşünülen yeni bir molekülün (SgoShin-1/Sugoshin-1) araştırıldığı ifade edilmiştir.
Henüz Faz II insan çalışmaları devam eden bu tedavinin amacı;
- yaşlanmaya bağlı kromozomal ayrılma hatalarını azaltmak,
- yumurtanın genetik bütünlüğünü korumak,
- genetik olarak sağlıklı embriyo oluşma olasılığını artırmaktır.
Prof. Dr. Gökalp Öner, bu yaklaşımın henüz deneysel aşamada olduğunu, rutin klinik uygulamada kullanılmadığını özellikle vurgulamıştır. Ancak başarılı sonuçların elde edilmesi halinde önümüzdeki yıllarda ileri kadın yaşındaki hastalar için yeni bir tedavi seçeneği oluşturabileceği değerlendirilmektedir.
Yapay Zekâ Destekli Sperm Seçimi
Kongrede dikkat çeken bir diğer gelişme ise yapay zekâ destekli sperm seçim sistemleri olmuştur.
Geleneksel sperm değerlendirmelerinde embriyologlar;
- hareket,
- morfoloji,
- canlılık
gibi parametreleri değerlendirirken, yapay zekâ destekli sistemler çok daha fazla biyolojik değişkeni aynı anda analiz edebilmektedir.
Sunulan verilere göre bu teknolojinin;
- embriyo kalitesini artırabileceği,
- implantasyon oranlarını yükseltebileceği,
- en önemlisi de canlı doğum oranlarını olumlu yönde etkileyebileceği
bildirilmiştir.
Prof. Dr. Gökalp Öner, günümüzde tüp bebek tedavisindeki en önemli başarının yalnızca gebelik elde etmek değil, sağlıklı canlı doğuma ulaşmak olduğunu vurgulamıştır.
Bu nedenle yeni teknolojilerin değerlendirilmesinde temel sonlanım ölçütünün artık yalnızca gebelik oranları değil, canlı doğum oranları olduğu ifade edilmiştir.
Yapay Zekâ ile Embriyo Genetik Risk Tahmini
Prof. Dr. Gökalp Öner, yapay zekânın yalnızca sperm seçiminde değil, embriyoların genetik risk analizinde de kullanılmaya başlandığını belirtmiştir.
Merkezlerinde yürüttükleri çalışmalarda geliştirilen algoritmaların embriyolara bir genetik normallik indeksi verdiğini ve bu sayede hangi embriyolarda preimplantasyon genetik testinin (PGT) daha gerekli olabileceği konusunda klinisyene yardımcı olabildiğini ifade etmiştir.
Kendi klinik deneyimlerine göre belirlenen eşik değerlerin altında kalan embriyolarda genetik bozukluk olasılığının daha yüksek olduğu gözlenmiştir.
Ancak bu sistemlerin henüz uluslararası standart hâline gelmediği, farklı merkezlerde farklı eşik değerlerin kullanıldığı ve bu konuda daha fazla bilimsel çalışmaya ihtiyaç bulunduğu özellikle belirtilmiştir.
Preimplantasyon Genetik Testlerinde (PGT) Güncel Yaklaşım
ESHRE 2026 Kongresi’nde geniş hasta serilerini içeren uzun dönem sonuçları da değerlendirilmiştir.
Yaklaşık 250.000 embriyoyu kapsayan uzun dönem analizler, preimplantasyon genetik testlerinin hangi hasta gruplarında daha fazla yarar sağladığı konusunda önemli bilgiler sunmuştur.
Prof. Dr. Gökalp Öner, son yıllarda bu konuda önemli görüş değişiklikleri yaşandığını ifade etmiştir.
Özellikle ileri kadın yaşındaki tüm hastalara rutin PGT uygulanması yaklaşımının güncel uluslararası rehberlerde artık önerilmediğini belirtmiştir.
Çünkü mevcut bilimsel veriler;
- her ileri yaş hastasında PGT uygulanmasının canlı doğum oranını anlamlı düzeyde artırmadığını,
- hasta seçiminin daha dikkatli yapılması gerektiğini
göstermektedir.
Mozaik Embriyolar Konusundaki Güncel Bilgiler
Kongrede mozaik embriyolarla ilgili yeni veriler de paylaşılmıştır.
Sunulan çalışmalar;
- belirli düzeyde mozaiklik içeren embriyoların uygun hasta seçimi yapıldığında transfer edilebildiğini,
- bu embriyoların önemli bir kısmının sağlıklı gebelik oluşturabildiğini,
- bazı embriyolarda tekrar biyopsi sonrasında farklı genetik sonuçlar elde edilebildiğini
ortaya koymuştur.
Bu nedenle mozaik embriyoların değerlendirilmesinde bireysel yaklaşımın önem kazandığı ve karar sürecinin deneyimli ekipler tarafından yürütülmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Tekrarlayan Tüp Bebek Başarısızlıklarında Genetik Analizin Yeri
Prof. Dr. Gökalp Öner, tekrarlayan tüp bebek başarısızlığı yaşayan uygun hasta gruplarında preimplantasyon genetik testinin günümüzde hâlâ en güçlü yardımcı yöntemlerden biri olduğunu ifade etmiştir.
Çünkü embriyonun rahme tutunabilmesi ve sağlıklı gebelik oluşturabilmesinde en önemli belirleyicilerden biri genetik bütünlüğüdür.
Bu nedenle;
- hasta seçiminin doğru yapılması,
- yapay zekâ destekli analizlerin yardımcı araç olarak kullanılması,
- genetik testlerin bilimsel endikasyonlara göre planlanması
başarı oranlarının artırılmasına katkı sağlayabilecek güncel yaklaşımlar arasında yer almaktadır.
Genetik Tanı Uygulamalarının Yaygınlaşması
Canlı yayının sonunda, geçmiş yıllarda embriyo genetik analizlerinin sınırlı sayıdaki uluslararası merkezde yapılabildiği, günümüzde ise Türkiye’de çok sayıda genetik laboratuvarının bu alanda hizmet verdiği belirtilmiştir.
Bu gelişmenin hem tanısal süreçleri hızlandırdığı hem de hastaların ileri genetik incelemelere daha kolay ulaşabilmesini sağladığı ifade edilmiştir. Böylece preimplantasyon genetik testlerinin klinik uygulamadaki erişilebilirliği önemli ölçüde artmıştır.









