Tüp Bebek  


Çocuk İstiyorum Dayanışma Derneği – Tüp Bebek

Kronik Sanssız adamın biriyim..

Kronik Sanssız adamın biriyim..

Ben hep hayatı boyunca yaptığı tüm işlerin olağan başlayan ve olumlu sonuçlanması gereken ancak çok tuhaf, garip ve sudan sebeplerle olumsuz sonuçlanan ve bu süreğen (KRONİK) hale gelen durumu mecburen kabullenen yani anladığınız gibi ŞANSSIZ adamın biriyim. Size anlatacaklarımda bu şanssız hayatıma şans ve anlam katan sevgili eşimle paylaşmaya devam ettiğimiz kısmıyla ilgili…

 Evet, bizde çocuk sahibi olamayan bir karı-koca çiftiz.  Üstelik ekonomik durumu hiç iyi olmayan bir çiftiz. On bir yıllık evlilik sürecinde eşim kısa bir gebelik yaşadı. Hem de doğal yollardan… Ancak ekonomik durumumuz o kadar kötüydü ki bebeği aldırmak zorunda kaldık. Bu eşimin ilk ve son doğal yoldan olan -olamayan- gebelik deneyimiydi… Şimdi bu yazıyı okuyan herkesin ‘’Eyvah! Olamaz!’’ Gibi pek çok serzenişini duyar gibiyim. Artık giden gitti son pişmanlık fayda vermez. Eğer bir şeyin olması bir kere yazılmışsa kader sayfamıza hiçbir güç engel olamaz. Yani yaşamımızda mutlaka olmasının önüne geçemeyeceğimiz bir takım olaylar olgular vardır. Sanırım bizim yaşadığımızda böyle dramatik bir olaydı… Ya da yüce yaratıcı böyle uygun görmüştü.

  Bir ara ben şimdi ismini versem de artık bir anlamı olmayacak bir hastane de Çek up yaptırmıştım. Orada yapılan sperm tahlilinde sıfır spermim olduğu beni korkutarak anlatılmıştı. Yaklaşık iki yılda bilmeden öyle bir kaybımız oldu.

 Daha sonra eşim ve ben (tabii o zaman S.S.K’.lıydık.) S.S.K.’nın ön gördüğü hastanelere gittik geldik, gittik geldik. Ben bir sürü ilaçlar içtim. Tedavi gördüm. Sperm sayısında sayısal artışlar meydana geldi ama tabii yetersiz. Arada da pek çok hastane maceramız oldu. Vs. vs.  

  En sonunda bana bir başhekim eğer sokağa atacak paran var ise hemen bir tüp bebek merkezine başvur dedi. Bizde bu’’pozitif ‘’psikolojik destekle harıl harıl tüp bebek merkezi aramaya başladık. Bizim tedavi yolculuğuna çıktığımız süreçte SSK üç tüp bebek denemesini kısmen karşılıyordu. Durumuza en uygun olan da devlet hastanesiydi. Ben o sıralar sigara içiyordum. Neyse bizim gibi pek çok tüp bebek sahibi olamayan farklı yaş ve ekonomik gruplardan oluşan bir insan topluluğuyla randevu tarihinde polikliniğin önündeydik. Sabırla sıramızın gelmesini bekledik. Sıra bize geldi başhekim rutin sorularını sormaya başladı. Yanında da çömezleri ve hekim adayları vardı. Sigara içiyor musun? sorusuna evet yanıtını verince adam elini masaya vurup ben devletin parasını sokağa attırmam diye bağırıp çağırmaya başladı. Yani adam resmen bana patladı. Ve daha psikolojik şiddete varan ağır sözler sarf etti. Tabii neye uğradığımız şaşırmış olarak dışarı çıktık. Ben ilk şoku atlatıp kendime geldiğimde eşim beni teskin etmeye çalıştı. Çok sinirlenmiştim. Bazı hastaların neden doktorlara karşı şiddete varan davranışlarda bulunduğunu o gün çok iyi anlamıştım. Sonunda eşimin burada tedavi göreceğiz göze batarsak belki tedavimiz sırasında bize gerekli özeni göstermezler demesi beni kendime getirdi.

 Bizim tedavi olma sürecimiz bu olumsuz vakayla başlamış oldu. Telefonla bize haber verilecek biz de ona göre hastaneye gidecektik. Günler geçiyor fakat bir türlü bize haber verilmiyordu. Çalan her telefonu umutla açıyor umutsuzlukla kapatıyorduk. Hastaneye gitmeye karar verdik sonunda. Hastaneden o bana devletin parasını savunan başhekimin hastanede dönen yolsuzluk davaları nedeniyle uzaklaştırıldığını öğrendik.  O şahıs şimdi özel bir tüp bebek hastanesinde yine başhekim…

 Bu arada bu hengâme ve toz duman içinde bizim dosyamızda kaybolmuştu tabii. Çünkü kronik şanssızlığım burada da devreye girmişti. Bizde hasta haklarına başvurduk. Başhekimin yerine geçen doktorla görüştük. Yazılı olarak şikâyetimizi bildirdik. Sonuçta haklıydık. Haklılığın vermiş olduğu iç huzurla beklemeye başladık.

 Devlet ya da hastane de yapılan araştırmada bize yapılan haksızlığı görmüş olacak ki bize bir hastane ye tedavi için gitmemizi belirten bir mektup geldi. Böylece ilk adımı olumsuzdan olumluya çevirdiğimizi düşündük. Allah’a şükrettik. Yine dualarla yola koyulup hastaneye gittik. Ancak ne acı ki bizimle birlikte olan herkesin tedavisi başarısız olmuştu. Tabii inancımızı ve kararlılığımızı yitirmemek için birbirimize destek olduk.

 Bir süre ara verdikten sonra bu sefer yaptığımız araştırmalarla Çider’i ve Danışman Hastanesini  keşfettik. Tahmin ettiğiniz gibi tüp bebek deneyimimiz başarısız oldu.

 Tam üçüncü tüp bebeği deneyecektik ki, S.S.K.  karşılayacağı tüp bebek sayısını üçten ikiye indirdi. Bu bize indirilen en büyük darbeydi.

 Aradan üç yıl geçti. Eşim bir ara Danışman Hastane ile yardımcı olmaları konusunda telefonla görüşmüş ve yazı yazmıştı. Daha sonra bir iki telefon görüşmesinden sonra bir daha aranmadık…

SON SÖZ YERİNE:

 Şimdi geçen üç yılın sonunda biz daha yaşlandık. Bebek sahibi olma şansımız da geçen zamanla daha düşük. Maalesef benim ve eşimin de artık YEŞİLKART ı var. Üstelik tüp bebek tedavisini karşılayacak paramız bile yok. Yine de Allah’a olan inancımızı yitirmedik.  Ve belki de bize son bir şansı tanıyacak hayır sahibi bir hastaneyi bulacağımıza da eminiz. İnşaAllah bizim için çok geç olmadan bir kez daha tüp bebek denemesi yapabiliriz. Yüce Mevla dilerse İnşaAllah bizde bir çocuk sahibi oluruz.

 Açıkçası bu yazıyı çook dramatik olarak anlatmak isterdim. Ancak bu yazıyı okuyacak olanlarda muhtemelen bizimle aynı kaderi paylaşıyorlar. Bizi gönül telleri titreyerek anlayacaklarından ve bu yazıyı sanki kendi hikâyeleriymiş gibi okuyacaklarından eminim.  Allah hepimize sabır metanet ve dayanma gücü versin. Bu yazıyı ister mücadeleye devam edenler kısmında isterseniz başka bir kısımda yayınlayın.

 Bizim gibi olan tüm çiftlerin mutlu sona kavuşması dileğiyle…

Y ve .O.F

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ