Tüp Bebek  


Çocuk İstiyorum Dayanışma Derneği – Tüp Bebek

Arda (kaybettiğim oğlumun adı)

Arda (kaybettiğim oğlumun adı)

Merhaba Sibel Hanım,
Eşimle 2 senelik mutlu bir evliliğimiz vardı ve bu evliliği bir bebek yaparak daha da ölümsüz kılmak istiyorduk. Ve ben hamile kaldım. Hamile olduğumu öğrendiğimde bütün dünyalar benim olmuştu. Hayatımın en mutlu günü o gündü diyebilirim. Bu benim hayatta en çok istediğim şeydi, annelik duygusunu artık bende tadabilecektim. Hamileliğim ilk günleri çok zor geçti her gün istifra ediyordum. Ramazan bayramını bile hastanede geçirmek zorunda kalmıştım.indir (2) Her gün serum takılıyordu. ama bütün bu zorluklar benim için birer mutluluktu. Çünkü, bebeğimin yaşaması ve sağlığı için her şeye razıydım. Önemli olan oydu benim için. Doktorlar 3 ay sonra bunların hepsi geçecek ve daha iyi olacaksın dediler. Gerçekten 3 ay sonra fazla bir şeyim kalmamıştı. Zorlukları aşmıştım. 4 ay olduğunda çok güzel yemek yemeğe başlamıştım ve bebeğimde büyümeye başlamıştı. 4,5 aylık olduğunda hareketlerini hissetmeye başladım. Bu arada bebeğimin cinsiyetini de öğrenmiştim. Bir oğlum olacaktı. Bebek için çoktan alışverişlere başlamıştık bile hemen hemen her şeyi tamamlamıştık. Her gittiğimiz yerden bir şeyler alıyorduk, gecemiz gündüzümüz onu konuşmakla, onunla ilgili hayaller kurmakla geçiyordu. O benim kanımdan canımdan bir parçaydı ve her şeyin en iyisine en güzeline layıktı, hiçbir şey eksik olmasın istiyordum.

Karnım büyümüştü ve kıyafetlerim bana uymuyordu artık. Çalıştığımdan dolayı bu zor bir durumdu. 27 Mart günü iş çıkışı iş arkadaşımla birlikte alışverişe gittik. Nereden bilebilirdim ki o günün bize zehir olacağını ve hayatımı, hayallerimi yok edeceğini. O gün bir sürü hamile kıyafeti denetim bir türlü beğenemedim. Çünkü insan kendini o kıyafetlerin içinde görünce bir tuhaf oluyor, alışılmadık durumdu benim için. Nihayet bir mağazadan kendime pantolon ve bluz aldım .Oradan çıktıktan sonra bir bebek mağazasına uğrayarak bebeğim için de alışveriş yaptım. O gün eşim işten geç çıkacağı için arkadaşımın eşi bizi eve götürecekti. Sonra eşim telefon etti, toplantı erken bitmişti. “Ben sizi almaya geliyorum” dedi. Biz de arkadaşımın eşine eve gitmesini söyledik. Böylece bebek için daha rahat alış veriş yapabilecektim. Meğer sonun başlangıcına gelmişiz. Toplantı erken biterek bizi acı kaderimize götürmüştü. Eşim geldi ve biz Güzelyalı’ya doğru sahilden eve doğru ilerlemeye başladık. Ben ön koltukta oturuyordum, her şey normaldi eve doğru ilerliyorduk ve 1-2 dakika sonra evde olacaktık. Evimize çok az bir mesafe kala, bir trafik canavarı, 17 yaşındaki hız meraklısı bir serserinin kurbanı olduk. Çocuğun arabası aşırı hızdan dolayı refüje çarparak üzerimize uçtu. Üzerimize gelen arabayı gördüğümde her şeyin bittiğini düşündüm. Her şey biranda olmuştu. Ayıldığımda arabanın içinde sıkışmıştım ve kendimi çok kötü hissediyordum. Arkadaşım ve ben arabada sıkışıp kalmıştık ve bağırmaya başladık, yardım istiyorduk. Diğer arabada yangın çıkmıştı. İnsanlar arabanın çevresine dolmuştu ve bizi kurtarmaya çalışıyorlardı. En sonunda üçümüz de arabadan çıktık, ölmemiştik ama hepimizi de büyük acılar ve zor günler bekliyordu. Arkadaşımın vücudunun 7 değişik bölgesinde kırıkları vardı (kolları, bacakları, parmakları …), ve hala 4 ay dolmasına rağmen koltuk değnekleri ile dolaşıyor. Eşimin kaburgaları kırılmış, ciğerini parçalamıştı, iç kanama geçiriyordu. Daha sonra bizi Acıbadem hastanesine Acile kaldırdılar. Yolda fenalaştığımı hatırlıyorum. Tek düşündüğüm bebeğimdi, onu kaybetmekten çok korkuyordum, kendim için hiçbir şey düşünmüyor, yalnızca bebeğimin yaşamasını istiyordum ve bunun için dua ediyordum. Eşim 3 gün, ben 2 gün yoğum bakımda kalmışız. Ve acı hikayem başlamıştı. Hastaneye geldiğimde beni hemen acil ameliyata almışlar, iç kanamam varmış ve kalp atışlarım yavaşlamış, ölmek üzereymişim. Ameliyat sırasında rahmimin yırtıldığı görülmüş ve bebeğimi almışlar, rahmi hemen dikmişler. Ama kanama bir türlü durmuyormuş. O an saniyeler bir su gibi akıyor ve ben ölüyormuşum, doktorlar dışarı çıkarak aileme durumu anlatmışlar ve zor kararı vermelerini istemişler. Ya ben kurtulacaktım veya da rahmimi alacaklardı. Yani beni yaşayan bir ölü yapacaklardı. Hayallerimin, ümitlerimin tükenişini başlatacaklardı. Doğal olarak ailem o anda tereddütsüz olarak benim yaşamamı seçmişlerdi. Kendime geldiğimde, ilk sorduğum bebeğimdi, hala onun yaşadığını düşünüyordum, belki de kendimi kandırıyordum. Ama onu kaybettiğimi öğrendiğim de, yaşadığıma hiç sevinememiş, hatta ölmek istemiştim. Hayatımın en güzel haberi olan bebeğimi kaybetmiştim ve hayatımın en acı haberini almıştım. Haykırmak istiyordum, isyan etmek istiyordum. Neden ben, neden benim başıma gelmişti. Herşey yoluna girmişken, onu hissederken, hayatımı ona bağlamışken onu kaybetmek çok acımasızcaydı. Ben bunu haketmemiştim. Bebeğim de bunu haketmemişti. O doğacak ve yaşayacaktı, onu, bizi, güzel günler bekliyordu. O ehliyetsiz çocuk bir anlık mutluluğu uğruna bebeğimi öldürmüştü, bizi parça parça etmişti. Bir insanın bunu yapmaya hakkı yoktu. Ve daha da kötüsü geliyordu, asıl haberi henüz almamıştım. Herkes başka bebeğim olacağını söylüyor beni avutmaya çalışıyordu, kendimi bu fikre alıştırmaya çalışıyordum. Meğer ailem bana içleri kan ağlayarak yalan söylüyor, polyanacılık oynuyormuş. 1 hafta sonra hastaneden çıkmıştım ve evdeydim. Kendi evime gidemiyordum. Bebeğimin eşyalarını görmek istemiyordum. Herşey bana başka görünüyordu, hayattan hiç zevk alamıyordum. Doktorum yalan söylemenin doğru olmadığını ve bu yalanı uzatmanın bir anlamı olmadığını söyleyerek aileme gerçeği söylemeleri gerektiğini anlatmış, kimse bu acı gerçeği bana ve eşime anlatamıyormuş sonunda doktorun anlatmasına karar verilmiş. Kontrol için gittiğimiz doktordan, o inanılmaz haberi de almış olarak, yaşayan ölü olarak eve dönüyorduk. Rahmimin alındığını ve bir daha çocuk sahibi olamayacağımı öğrendiğimde bir kez daha kaderime lanet etmiştim, neden yaşıyorum diye isyan etmiştim. Keşke ölseydim diye ağlamaya başladım, gözyaşlarım dinmiyordu ve dinmeyecekti de. Ailemin ve arkadaşlarımın destekleri ile eşim ve ben bu durumu kabullenmeyi öğrendik. Ama yılmayacaktık. Çünkü doktorumuz bize bir ümit ışığı yakmıştı. Belki kendim çocuk doğuramayacaktım ama yumurtalıklarım hala duruyordu ve kiralık anne yöntemi ile bebek sahibi olabilecektik. Bu bile benim için bir yaşam kaynağı olmuştu. Artık bir hedefimiz vardı, deneyecektik, her ne pahasına olursa olsun bunu yapacaktık, başarmalıydık. Ve araştırmalara başladık. Her yolu deniyorum. Herkesle konuşuyor, araştırıyorum ve ümidimi kaybetmiyorum ve kaybetmeyeceğim de. Elbet bir gün benim de yüzüm gülecek ve benim de öpüp, koklayabileceğim bir yavrum olacak. Çektiğim acılar son bulacak biliyorum.

Benim için çok zor bir durum bu olay çünkü ben ne beklerken ne oldu. Şu an bebeğim benim 8,5 aylık olacaktı ve ben Ağustosun 15’inde bebeğimi kucağıma alacaktım. Ağustos yaklaştıkça, o günü düşündükçe çok kötü oluyorum. Masamda bulunan takvime Ağustosun 15’ini işaretlemişim, bu işareti koyarken gelecekte beni neler beklediğini nereden bilebilirdim ki, hayatın bana oynayacağı acı oyunu tahmin bile edemezdim.

Bir çok doktora gittim danıştım belki bir umut diye ama herkes bana imkansız dedi. Bir gün bana müdürüm, gazetede okudum “çocuk istiyorum com” diye bir site var, bir göz at istersen dedi. Bende bu siteye girdiğimde sibel tüzü’ün hikayesini okudum ve çok etkilendim. Ve bir kez daha ümidimi kaybetmem gerektiğini ve mücadele etmem gerektiğini anladım. Mutlaka başaracağım, buna inanıyorum. Bunun için ne gerekiyorsa yapacağım.

Bana gösterdiğiniz ilgiye teşekkür ederim, yardımlarınızı bekliyorum.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ