lady q  


Çocuk İstiyorum Dayanışma Derneği – Tüp Bebek

Tekrarlayan Düşükler ve Güncel Tedaviler. Prof. Dr. Gökalp Öner

Tekrarlayan Düşükler ve Güncel Tedaviler. Prof. Dr. Gökalp Öner

Tekrarlayan Düşükler ve Güncel Tedaviler

Prof. Dr. Gökalp Öner

Bölüm 1: Tekrarlayan Gebelik Kayıplarında Nedenler ve Temel Değerlendirmeler

Polikistik Over Sendromunda Kilo Kontrolü ve GLP-1 Agonistleri

Polikistik over sendromu bulunan, insülin direncine yatkınlığı olan veya özellikle karın bölgesinde yağlanma görülen kadınlarda kilo kontrolü önem taşımaktadır. Bu hasta grubunda, halk arasında “zayıflama iğneleri” olarak bilinen GLP-1 agonistlerinin yumurta kalitesi ve gebelik sonuçları üzerindeki etkileri araştırılmıştır.

Yapılan çalışmada, yumurta toplama işleminin ardından kalan folikül sıvıları eksi 40 derecede dondurulmuş; bu sıvılardaki antioksidan maddeler ve serbest oksijen radikalleri incelenmiştir. GLP-1 agonisti kullanan polikistik over hastalarında yumurta kalitesinin arttığı görülmüştür.

Bu ilaçların kullanımına kadın doğum uzmanı tarafından doğrudan başlanmamakta; hasta, dahiliye uzmanına yönlendirilmektedir. Uygun görülen hastalarda tedavi, dahiliye uzmanının kontrolünde planlanmaktadır. Özellikle fazla kilosu ve insülin direnci bulunan hastalarda bu yaklaşımın sonuçları olumlu etkileyebildiği görülmüştür.

İlaç, yumurta geliştirme tedavisi sürecinde kullanılabilmekte ancak embriyo transferinden önce kesilmektedir. Transfer hazırlığı için geçen süreyle birlikte ilaç kullanımına ara verilmiş olmaktadır. Bu süreçte hastanın kilo vermesi, yumurta kalitesinin ve embriyonun rahme tutunma ihtimalinin desteklenmesine katkı sağlayabilir.


Tekrarlayan Gebelik Kaybının Tanımı

Tekrarlayan gebelik kaybı, iki veya daha fazla düşük yaşanması olarak tanımlanmaktadır. İlk düşükten sonra çoğunlukla kapsamlı bir araştırmaya başlanmaz. Ancak ikinci düşük gerçekleştiğinde durum “tekrarlayan gebelik kaybı” olarak değerlendirilir ve olası nedenler araştırılır.

Tekrarlayan gebelik kayıplarında bilinen başlıca nedenler şunlardır:

  1. Embriyonun genetik yapısındaki bozukluklar
  2. Rahim kaynaklı sorunlar
  3. Pıhtılaşma ve bağışıklık sistemiyle ilgili bozukluklar
  4. Tiroid fonksiyonlarındaki bozukluklar
  5. Obezite, insülin direnci ve metabolik sorunlar

Tekrarlayan gebelik kayıplarının önemli bir bölümünde kesin neden belirlenememektedir. Bilinen nedenler arasında ise embriyonun genetik yapısındaki bozukluklar öne çıkmaktadır. Burada söz konusu olan, her zaman anne veya babanın genetik yapısının bozuk olması değildir. Sorun, oluşan embriyonun genetik yapısıyla ilgili olabilir.

Embriyonun genetik yapısının bozulmasında özellikle iki faktör üzerinde durulmaktadır:

  • İleri kadın yaşı
  • Erkeğin sigara kullanması

Erkek Faktörü ve Sperm DNA Hasarı

Sigara kullanan erkeklerde sperm hücrelerinin yapısal özellikleri değerlendirilmelidir. Sperm testinde yapısal bir bozukluk görülmesi durumunda sperm DNA hasarı testi önerilebilir.

Sperm DNA hasarının yüksek olduğu belirlenirse genetik tanılı tüp bebek tedavisi değerlendirilebilir. Tüp bebek uygulanacaksa mikroçip yöntemiyle DNA hasarı bulunan spermlerin elenmesi ve daha sağlıklı spermlerle döllenme işleminin gerçekleştirilmesi tercih edilebilir. Bu yaklaşımın gebelik ihtimalini artırabileceği düşünülmektedir.


Rahim Kaynaklı Nedenlerin Araştırılması

Tekrarlayan gebelik kayıplarında ikinci önemli neden grubu rahim kaynaklı sorunlardır. Rahmin yapısı dört boyutlu ultrasonla değerlendirilmelidir. Bununla birlikte, yalnızca ultrason incelemesi her zaman yeterli olmayabilir.

Özellikle düşük veya kürtaj öyküsü bulunan hastalarda rahim filmi çekilmesi önerilmektedir. Rahim içinde meydana gelen yapışıklıklar, embriyonun tutunmasını engelleyebilir veya tekrarlayan gebelik kayıplarına neden olabilir.

Dört boyutlu ultrasonla aşağıdaki yapısal bozukluklar değerlendirilebilir:

  • T şeklinde rahim
  • Rahim perdesi
  • Çift boynuzlu rahim
  • Rahim boşluğunu etkileyen diğer yapısal sorunlar

Rahim filmi anestezi altında çekiliyorsa ve rahim içinde düzeltilmesi gereken bir problem belirlenmişse aynı seansta histeroskopi uygulanabilir. Böylece düşükle ilişkili olabilecek yapısal bir sorun giderilebilir.


Pıhtılaşma ve Bağışıklık Sistemi Testleri

Tekrarlayan gebelik kayıplarında bazı bağışıklık sistemi ve pıhtılaşma bozukluklarının değerlendirilmesi önemlidir. Bu kapsamda şu testlere bakılabilir:

  • Lupus antikoagülan
  • Antikardiyolipin antikorları
  • Anti-beta-2 glikoprotein antikorları

Bu bozukluklar tedaviyle kontrol altına alınabilecek faktörler arasında yer almaktadır.

Bunun yanında Faktör V Leiden, protrombin ve MTHFR gibi kalıtsal pıhtılaşma testleri bulunmaktadır. ESHRE ve ASRM, bu genetik pıhtılaşma testlerinin rutin olarak yapılmasını önermemektedir. Çünkü test sonucu pozitif olsa bile kan sulandırıcı kullanımının düşükleri önlediğini gösteren yeterli katkı ortaya konulamamıştır.

Buna rağmen bu testlerin Türkiye’de kolaylıkla yapılabilmesi ve hastaların konuya yoğun ilgi göstermesi nedeniyle klinik uygulamada genetik pıhtılaşma testleri de istenebilmektedir.

Faktör V Leiden veya protrombinle ilgili bir bozukluk saptanırsa kan sulandırıcının dozu hastanın kilosuna göre düzenlenebilir. MTHFR homozigotluğu bulunması durumunda ise homosistein düzeyine bakılmaktadır. Homosistein değeri 10’un üzerindeyse kan sulandırıcı başlanabilir; değer yüksek değilse bulgunun tek başına belirgin bir anlamı olmayabilir.


Tiroid Fonksiyonlarının Değerlendirilmesi

Tekrarlayan gebelik kaybı bulunan hastalarda TSH değerinin değerlendirilmesi önemlidir. Güncel yaklaşımda TSH için geçmişte kullanılan 2,5 sınırı kadar katı bir vurgu bulunmamakla birlikte değerin 3’ün altında olması tavsiye edilmektedir.

Transfer öncesinde TSH değerinin yüksek bulunması durumunda transfer ertelenebilir veya hasta dahiliye uzmanına yönlendirilebilir. Dahiliye değerlendirmesinde T3 ve T4 gibi diğer tiroid değerleri de incelenerek mevcut durumun gebelik ve düşük riski açısından önemi belirlenebilir.


İnsülin Direnci ve Obezite

Tekrarlayan gebelik kayıplarında insülin direnciyle ilgili yeterli bilimsel kanıt henüz bulunmasa da metabolik değerlendirme gebelik planlayan kişiler için önemlidir.

Özellikle aşağıdaki durumlarda insülin direnci araştırılabilir:

  • Fazla kilo veya obezite
  • Polikistik over sendromu
  • Önceki gebelikte şeker yüksekliği öyküsü
  • Karın bölgesinde belirgin yağlanma

Değerlendirmede sabah açlık kan şekeri ve insülin düzeyi birlikte incelenmektedir. İnsülin direnci belirlenirse diyetisyen kontrolünde bir beslenme programı hazırlanabilir veya gerekli görülürse metformin tedavisi başlanabilir.

Fazla kilo gebeliğe kesin olarak engel değildir; kilolu kadınlar da gebe kalabilir. Ancak fazla kilo, gebelik kaybı riskini artırabilir. Amaç yalnızca gebeliğin oluşması değil, gebeliğin sağlıklı bir doğumla sonuçlanmasıdır. Bu nedenle uygun hastalarda kilo vermeyi destekleyen yöntemlerden yararlanılabilir.


Vitamin Eksiklikleri Tekrarlayan Düşüklere Neden Olur mu?

Soru: D vitamini, B12, folat veya demir eksikliği tekrarlayan gebelik kayıplarına neden olabilir mi?

Cevap: Bu eksikliklerin tekrarlayan gebelik kaybına neden olduğu gösterilmemiştir. Bu nedenle söz konusu vitamin değerlerinin yalnızca tekrarlayan düşükleri araştırmak amacıyla incelenmesi önerilmemektedir.

Ancak gebelik planlayan kadınların genel sağlık değerlendirmesinde folik asit, B12 ve D vitamini gibi değerler kontrol edilebilir. Tüp bebek tedavisine başlayan hastalara da bu vitaminleri içeren multivitamin takviyeleri önerilebilir. Buradaki amaç genel gebelik hazırlığıdır; vitamin eksiklikleri tekrarlayan gebelik kaybının doğrudan nedeni olarak değerlendirilmemektedir.


Kan Sulandırıcılar Her Hastada Kullanılmalı mı?

Soru: Tekrarlayan düşük yaşayan her hastanın kan sulandırıcı kullanması gerekir mi?

Cevap: ESHRE ve ASRM değerlendirmelerinde, kan sulandırıcıların rutin kullanımının tekrarlayan gebelik kayıplarını önlediği gösterilememiştir. Faktör V Leiden, protrombin ve MTHFR gibi genetik pıhtılaşma testlerinin de rutin olarak yapılması tavsiye edilmemektedir. Test sonucunun pozitif olması, kan sulandırıcı kullanımının mutlaka fayda sağlayacağı anlamına gelmez.


İlk Düşükten Sonra Hangi Araştırmalar Yapılmalıdır?

Soru: Genetik olarak sağlıklı olduğu belirlenen bir embriyonun transferinden sonra düşük yaşanırsa ilk olarak ne araştırılmalıdır?

Cevap: İlk gebelik kaybından sonra kapsamlı araştırma yapılmasının bilimsel açıdan ek bir katkı sağladığı gösterilmemiştir. İkinci bir düşük yaşanması durumunda ise embriyonun genetik yapısı, rahim kaynaklı sorunlar, bağışıklık ve pıhtılaşma faktörleri ile tiroid fonksiyonları değerlendirilir.

İlk düşükten veya ilk başarısız tüp bebek denemesinden sonra çok uzun süre beklenmeden yeniden gebelik planlanması tavsiye edilebilir. Özellikle ilk iki ay içinde yeni bir deneme yapılması önerilmektedir.

Tüp bebek tedavisinde kullanılan ilaçlar ve vitamin destekleri yumurta kalitesini artırabilir. Ayrıca tedavi sürecinde sigaranın azaltılması veya bırakılması ve beslenmeye daha fazla dikkat edilmesi, sonraki denemeye daha hazırlıklı başlanmasını sağlayabilir.


Düşüğün Gerçekleştiği Hafta Nedenleri Değiştirir mi?

Soru: Düşüğün 5–6. haftada veya 9–10. haftada gerçekleşmesi araştırılacak nedenleri değiştirir mi?

Cevap: Düşüğün gerçekleştiği gebelik haftasına göre temel nedenler belirgin biçimde değişmemektedir. Başlıca nedenler yine şu şekilde sıralanmaktadır:

  1. Embriyonun genetik yapısı
  2. Rahim kaynaklı sorunlar
  3. Pıhtılaşma ve bağışıklık sistemiyle ilgili faktörler
  4. Tiroid fonksiyonları

Kimyasal gebeliklerde, tekrarlayan tüp bebek başarısızlıklarında ve tekrarlayan gebelik kayıplarında benzer nedenler değerlendirilmektedir.


Her Hastaya Genetik Tanılı Tüp Bebek Önerilmeli mi?

Soru: Embriyonun genetik yapısı önemli bir risk faktörüyse herkese genetik tanılı tüp bebek önerilmeli midir?

Cevap: Günümüzde herkese doğrudan genetik tanılı tüp bebek önerilmemektedir. Geçmişte, özellikle 37 yaşın üzerindeki kadınlarda bu yöntem daha sık tavsiye edilmekteydi. Ancak son yıllarda embriyo değerlendirmesinde yapay zekâ destekli sistemlerin kullanılmasıyla birlikte genetik incelemeye yaklaşım değişmiştir.

Bilimsel verilerde genetik tanının uygulanması ile uygulanmaması arasında canlı doğum oranları bakımından belirgin bir fark gösterilememesi nedeniyle yöntem artık her hastaya rutin olarak önerilmemektedir. Genetik inceleme kararı hastanın yaşı, düşük öyküsü, embriyoların durumu ve yapılan değerlendirmelere göre verilmelidir.


Trizomi ve Mozaik Embriyolar

Genetik incelemede Trizomi 21 saptanan bir embriyonun transfer edilmesi önerilmez. Testlerin belirli bir yanılma payının bulunması, trizomi belirlenen embriyonun transfer için uygun kabul edileceği anlamına gelmez.

Kromozom fazlalığı bulunan trizomiler arasında yaşamla bağdaşabilenler şunlardır:

  • Trizomi 13
  • Trizomi 18
  • Trizomi 21

Bu kromozomal bozuklukların belirlenmesi durumunda embriyo transferi önerilmemektedir.

Mozaik embriyolar ise farklı şekilde değerlendirilmektedir. Mozaiklik oranı yüzde 50’ye kadar olan embriyolar transfer açısından kabul edilebilirken, yüzde 50’nin üzerindeki mozaik embriyoların transferi tavsiye edilmemektedir. Her embriyo, genetik sonuçları doğrultusunda ayrıca değerlendirilmelidir.

Metabolik Destek, Embriyo Gelişimi ve Tüp Kaynaklı Sorunlar

Tedavide Multidisipliner Yaklaşım

Tüp bebek tedavisinde kadın doğum uzmanının yanı sıra dahiliye veya endokrinoloji uzmanıyla birlikte çalışılması önemlidir. İnsülin direnci bulunan hastalarda gebelik oluştuktan sonra şeker hastalığı gelişme ihtimali de göz önünde bulundurulmalıdır. İnsülin tedavisine başlanması gerektiğinde bu süreci endokrinoloji veya dahiliye uzmanı yönetmektedir.

Üroloji uzmanı, dahiliye uzmanı, diyetisyen ve psikoloğun da bulunduğu bir ekiple çalışılması; çiftin bütüncül biçimde değerlendirilmesini ve tedavi sürecinin birlikte yürütülmesini sağlar.


Kilo Fazlalığı Olan Her Hastaya Zayıflama İğnesi Gerekir mi?

Soru: Boyum 170 santimetre, kilom 75. Tüp bebek tedavisine başlayacağım. Zayıflama iğnesi kullanmam gerekir mi?

Cevap: Yalnızca boy ve kilo oranına bakıldığında bu değerler uygun görünebilir. Ancak değerlendirmedeki önemli ölçütlerden biri karın bölgesindeki yağlanmadır. Karın bölgesinde belirgin yağlanma varsa dahiliye uzmanına danışılabilir. Uzman değerlendirmesinde uygun görülmesi durumunda tedavi başlanabilir.

Zayıflama iğnesi kullanan hastalarda embriyo transferi için iki ay ara verilmesi gerekmektedir. Yakın zamanda transfer planlanıyorsa zayıflama iğnesine başlanmamakta, bunun yerine metformin desteği değerlendirilmektedir.


Metformin Kullanımı

Metformin; insülin direncinin azaltılmasına, kilo kontrolünün desteklenmesine ve yumurta kalitesinin artırılmasına katkıda bulunabilir. Özellikle polikistik over sendromu bulunan hastalarda daha fazla bilimsel veriye sahip olan ve maliyeti daha uygun bir seçenektir. Ayrıca ovaryan hiperstimülasyon sendromu riskinin azaltılmasına yardımcı olabilir.

Metformin tedavisinin etkili dozu 2.000 miligram, yani 2 gramdır. Bu doz, 500 miligramlık dört tablet veya 1.000 miligramlık iki tablet şeklinde kullanılabilir. Ancak metformin sindirim sistemiyle ilgili yan etkilere neden olabileceği için tedaviye genellikle düşük dozla başlanır.

Görülebilecek yan etkiler arasında şunlar yer alır:

  • Hazımsızlık
  • Sindirim sistemi sorunları
  • Bulantı
  • Kusma

Doz 500 miligramdan 1.000 miligrama çıkarıldığında yan etkiler artıyorsa 1.000 miligramda kalınabilir. İlacın hiç kullanılmaması yerine, tolere edilebilen 1.000 miligramlık dozdan yararlanılması tercih edilebilir. Hasta ilacı tolere edebiliyorsa sabah ve akşam 1.000’er miligram olmak üzere toplam 2.000 miligram kullanılabilir.

Metformin, gebelikte kalp atımı görülünceye kadar kullanılabilir. Kalp atımı görüldükten sonra ilaç kesilerek hasta, gebelik takibi ve ilaçlarının yeniden düzenlenmesi için kadın doğum, dahiliye veya gerekli durumlarda perinatoloji uzmanına yönlendirilir.


Embriyonun Oluşmamasında Yumurta ve Sperm Faktörleri

Soru: Üç kez düşük yaşadım ve iki kez kürtaj oldum. Tüp bebek tedavisinde embriyolarım oluşmuyor. Pıhtılaşma sorunum nedeniyle iğne kullandım. Genetik inceleme yapılabilecek bir embriyo elde edilmesi için neler uygulanabilir?

Cevap: Embriyo oluşumuyla ilgili sorunlar yumurta veya sperm kaynaklı olabilir. Sperm faktörü, tedavi öncesinde yapılan sperm testiyle değerlendirilebilir. Spermin yapısında bir bozukluk belirlenirse sperm DNA hasarı incelenebilir. Mikroçip yöntemiyle yapısal olarak sorunlu spermlerin ayrılması değerlendirilebilir.

Ciddi bir sperm bozukluğu bulunması durumunda DNA hasarını azaltmaya yönelik olarak erkeğe ön tedavi uygulanabilir.

Kadınlarda ise yumurta kalitesi, yumurta toplama işlemi yapılmadan kesin olarak anlaşılamaz. Yumurta kalitesini gösteren en önemli unsurlardan biri kadının yaşıdır. İleri yaştaki ve yumurta kalitesi düşük olan kadınlarda Piezo yöntemi kullanılabilir. Bu yöntemin döllenme kapasitesini artırdığı ve gebelik oranlarını olumlu etkilediği gözlenmiştir.

Embriyo gelişimini desteklemek amacıyla EmbryoGen ve BlastGen adlı özel kültür sıvılarından da yararlanılabilir. Bu sıvılarda embriyonun ihtiyaç duyduğu GM-CSF büyüme faktörü bulunmaktadır. Böylece embriyonun beşinci güne ve blastokist aşamasına ulaşma ihtimali artırılmaya çalışılmaktadır.

Embriyo beşinci güne ulaştıktan sonra genetik inceleme yapılabilir. Genetik açıdan sağlıklı bir embriyo bulunduğunda gebeliğin sağlıklı şekilde devam etme ihtimali yaklaşık yüzde 80’e çıkabilir.


Üçüncü Gün mü, Beşinci Gün Embriyosu mu?

Beşinci güne ulaşamayan embriyoların genetik yapısında yüksek oranda bozukluk bulunduğu ifade edilmektedir. Bu nedenle üçüncü gün embriyosuyla elde edilen gebelikte düşük yaşanma ihtimali yüksek olabilir.

Beşinci güne ulaşan embriyoların seçilmesi, gelişimini sürdürebilen embriyoların belirlenmesini sağlar. Bu yaklaşımla transfer için beşinci gün embriyoları tercih edilmektedir. Embriyo beşinci güne ulaşmadığında transfer gerçekleştirilmemektedir.


Aspirin Düşükleri Önler mi?

Tekrarlayan düşük öyküsü bulunan hastalara bazen doğrudan aspirin başlanabilmektedir. Ancak aspirin, arteriyel dolaşım üzerinde etkili bir kan sulandırıcıdır. Düşüklerde değerlendirilen pıhtılaşma sorunları ise venöz dolaşımla ilişkilidir. Venöz pıhtılaşma bozukluklarında enoksaparin içeren kan sulandırıcılar kullanılmaktadır.

Aspirinin tekrarlayan düşükleri önlediğine ilişkin bir etkinlik gösterilmemiştir. Ayrıca aspirin bir ağrı kesici olduğu için yumurtanın çatlamasını engelleyebilir. Yumurtanın çatlamaması, kistik kanamalara ve gebeliğin oluşmasının engellenmesine neden olabilir.

Bu nedenle gebelik planlayan bir kişinin yalnızca düşük öyküsü bulunduğu gerekçesiyle kendi kendine aspirin kullanması önerilmemektedir.

Soru: Aspirin veya kan sulandırıcı tedavisine ne zaman başlanabilir?

Cevap: Tüp bebek tedavisinde embriyo transferi öncesinde rahim hazırlanırken gerekli görülmesi durumunda kan sulandırıcı veya aspirin kullanılabilir. Pıhtılaşma bozukluğu bulunan hastalarda perinatoloji uzmanları, gebelik kesesi rahim içinde görüldükten veya beta-hCG değerinin uygun şekilde arttığı belirlendikten sonra kan sulandırıcı başlanmasını önerebilir.

Gebeliğin rahim içinde olduğu kesinleşmeden kan sulandırıcı kullanılması risk oluşturabilir. Çünkü dış gebelik bulunması durumunda kan sulandırıcı kullanımı, meydana gelebilecek iç kanamanın kontrolünü zorlaştırabilir.


MTHFR ve Faktör V Leiden Mutasyonlarında Yaklaşım

Soru: MTHFR ve Faktör V Leiden heterozigot mutasyonu bulunan bir hastada tedavi nasıl planlanmalıdır?

Cevap: Öncelikle embriyoların beşinci güne ulaşması ve genetik açıdan sağlıklı embriyonun belirlenmesi hedeflenir. Daha sonra kan sulandırıcının dozu hastanın kilosuna göre düzenlenerek embriyo transferi planlanabilir.

ESHRE ve ASRM değerlendirmelerine göre bu mutasyonların ve kan sulandırıcı kullanımının düşükleri önlediği kesin olarak gösterilmemiştir. Klinik uygulamadaki tedavi kararı ise hastanın bütün bulguları birlikte değerlendirilerek verilmektedir.


İleri Yaşta Embriyoların Beşinci Güne Ulaşmaması

Soru: 40 yaşındayım ve embriyolarım beşinci güne ulaşmıyor. Ne yapmam gerekir?

Cevap: Sorun yumurta kaynaklıysa Piezo ve embriyo gelişimini destekleyen kültür sıvılarıyla embriyoların beşinci güne ulaşma ihtimali artırılmaya çalışılabilir.

Piezo yönteminde embriyoloğun deneyimi, aldığı eğitim ve kullanılan malzemelerin niteliği önemlidir. Başarıyı belirleyen tek bir faktör yoktur. Laboratuvarın teknik olanakları ve bütün işlemlerin doğru zamanda gerçekleştirilmesi de embriyo gelişimini etkileyebilir.


Tüp Bebek Laboratuvarında Elektronik Şahitlik Sistemi

Tüp bebek tedavisinde kadın doğum uzmanının deneyimi kadar embriyoloji laboratuvarının niteliği de önemlidir. Laboratuvarda sperm ve yumurtaların karışmasını önlemek amacıyla elektronik şahitlik sistemi kullanılabilir.

Bu sistemde kadından alınan yumurtalar ve eşinden alınan spermler ayrı çiplerle tanımlanır. Çipler laboratuvardaki sensörler tarafından takip edilir. Başka bir hastaya ait yumurta veya spermin çalışma alanına girmesi durumunda sistem uyarı verir.

Uyarılar ilgili bilgisayarlara ve sorumlu kişilere iletilir. Böylece yumurta ve spermlerin doğru şekilde eşleştirilmesi elektronik olarak denetlenir.

Elektronik takip sistemi, işlemlerin zamanlamasını da kontrol eder. Yumurtaların toplandıktan sonra belirli bir süre içerisinde spermle döllenmesi gerekir. Bu sürenin geçirilmesi yumurta kalitesini, döllenme kapasitesini ve embriyonun beşinci güne ulaşma ihtimalini azaltabilir. Sistem, işlemlerin belirlenen zaman aralığında gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğini kayıt altına alır.


Tüp Bebek Tedavisinde Psikolojik Destek

Tüp bebek tedavisinin psikolojik yönü de sürecin önemli bir parçasıdır. Çiftlere psikolojik destek sunulması, tedavinin yalnızca tıbbi işlemlerden ibaret olmadığının anlaşılmasına yardımcı olur.

Psikolojik destek çalışmalarında çiftlerden, ortasında siyah bir nokta bulunan bir resim üzerinden yeni bir çizim oluşturmaları istenebilir. Bu uygulamayla infertilite tedavisinin hayatın tamamı olmadığı anlatılmaktadır. Çiftlerin birlikte kurdukları hayat, evleri, seyahatleri ve gelecek planları da bu bütünün parçalarıdır.

Çocuk sahibi olma isteği, çiftin mevcut hayatına mutluluk katma arzusudur. Çiftler yalnızca tedavi sürecindeki olumsuzluklara odaklandıklarında kendilerini siyah bir noktadan ibaretmiş gibi hissedebilirler. Psikolojik destek, bu bakış açısının değişmesine yardımcı olabilir.

Tedavi sürecinde özellikle eş desteği önemlidir. Erkeğin anlayışlı, sabırlı ve sakin olması kadının yaşadığı stresi azaltabilir. Buna karşılık eşin veya ailedeki diğer kişilerin sürekli olumsuz konuşması ve sorunun yalnızca kadından kaynaklandığı izlenimini vermesi psikolojik yükü artırabilir.


Hidrosalpinks, Kimyasal Gebelik ve Tekrarlayan Düşükler

Rahim filmi incelemelerinde tüplerde sıvı birikimi görülebilir. Hidrosalpinks olarak adlandırılan bu durumda tüp, işlevini kaybettiği için şişmeye ve sıvı üretmeye başlar.

Tüpte biriken sıvı:

  • Sağlam olan diğer tüpten gebelik oluşmasını engelleyebilir.
  • Kimyasal gebeliklere neden olabilir.
  • Tekrarlayan düşüklere yol açabilir.
  • Embriyonun rahme tutunmasını engelleyebilir.

Fonksiyonunu kaybetmiş ve sıvı biriktiren tüpün, sağlam tüpü veya embriyo transferini olumsuz etkilememesi için kapatılması gerekebilir. Laparoskopiyle sorunlu tüp kapatıldıktan sonra embriyo transferi gerçekleştirilebilir.

Rahim filminde hidrosalpinksten şüphelenilen bazı hastalarda laparoskopi yapıldığında sorun daha açık biçimde görülebilmektedir. Fonksiyonunu kaybetmiş tüpün kapatılmasının hastada olumsuz bir algı oluşturabileceği düşünülerek bu işlem ertelenmemelidir. Çünkü tüpte sıvı birikimi devam ediyorsa yapılan embriyo transferleri başarısızlıkla sonuçlanabilir.


İleri Yaşta Sağlıklı Embriyo Bulunabilir mi?

Soru: 43 yaşındayım. Beş, dört ve son olarak üç embriyom genetik incelemeye gönderildi ancak hiçbiri sağlıklı bulunmadı. Tedaviye devam edersem genetik açıdan sağlıklı bir embriyo elde edilebilir mi? NAD infüzyonu önerir misiniz?

Cevap: İleri yaşta da genetik açıdan sağlıklı bir embriyo bulunabilir. Ancak bunun için birden fazla yumurta toplama işlemi gerekebilir. Önceki denemelerde sağlıklı embriyo bulunamaması, sonraki denemelerde de bulunamayacağı anlamına gelmez.

NAD infüzyonu, nikotinamid desteği olarak değerlendirilmektedir. Nikotinamidin DNA hasarının önlenmesine ve DNA bağlarının güçlendirilmesine katkıda bulunduğu düşünülmektedir. Haftada bir kez olmak üzere dört hafta uygulanabilir ve dördüncü haftanın sonunda tüp bebek tedavisine başlanabilir.

Bununla birlikte NAD kullananlarla kullanmayanlar karşılaştırıldığında daha sağlıklı genetik yapıya sahip embriyo elde edildiğini gösteren bilimsel bir sonuç bulunmamaktadır.

NAD’ın ağızdan alınması durumunda bağırsaktan emilim oranı yüzde 1’in altındadır. Bu nedenle NAD desteği ağızdan kullanılan ürünler yerine damar yoluyla infüzyon şeklinde önerilmektedir.

Yumurta kalitesini desteklemek amacıyla ağızdan kullanılabilen diğer takviyeler arasında ise şunlar bulunmaktadır:

  • Glutatyon
  • Koenzim Q10
  • Alfa lipoik asit

İleri yaştaki bir hastada sağlıklı embriyoya ulaşmak için sabırlı olunması ve tedaviye devam edilmesi gerekebilir. Yaş, yumurtalık rezervi, rahimle ilgili sorunlar, kilo ve önceki tedavi sonuçları birlikte değerlendirilmelidir.

Gebelikte Riskler, Mozaik Embriyolar ve Progesteron Desteği

Tedavi Sürecinde Aile Desteğinin Sınırları

İnfertilite ve tüp bebek tedavisi, çiftin özel alanında yürütülmesi gereken bir süreçtir. Aile büyükleri iyi niyetli olsalar bile tedaviyle ilgili sorgulamaları ve beklentileri çiftin stresini artırabilir. Bu nedenle ailelerin, gebelik oluşmadan önceki tedavi sürecine gereğinden fazla dâhil olmamaları önemlidir.

Bu sınırın korunmasında özellikle eşe önemli bir sorumluluk düşmektedir. Eş, kendi ailesiyle çift arasındaki dengeyi kurmalı ve tedavi gören kadının üzerindeki baskıyı azaltmalıdır.

Aile büyüklerinin desteğine özellikle doğumdan sonra, emzirme ve lohusalık döneminde ihtiyaç duyulabilir. Ancak bu dönemde de anneye yönelik olumsuz ifadelerden kaçınılmalıdır. “Çok kilo aldın” veya “Sütün bebeğe yaramıyor olabilir” gibi sözler, annenin kaygısını artırabilir.

Bebeklerin ilk hafta ödem kaybetmesi nedeniyle kilo değişimi yaşanabilir. Bu süreçte annenin sütüyle ilgili olumsuz yorum yapılması, psikolojik baskıyı artırarak emzirmeyi olumsuz etkileyebilir.


Gebelik Fark Edilmeden Yapılan Endoskopi ve Kolonoskopi

Soru: 40 yaşındayım ve daha önce dört kez düşük yaşadım. Şu anda beş haftalık hamileyim. Gebe olduğumu bilmeden iki hafta önce endoskopi ve kolonoskopi yaptırdım. Gebeliğim açısından bir tehlike bulunuyor mu?

Cevap: Gebeliğin erken dönemindeki ilaç kullanımlarında, anestezi uygulamalarında veya tıbbi işlemlerde “ya hep ya hiç” kuralı geçerlidir. Gebelik yapılan işlemden etkilenmişse devam etmeyebilir ve düşükle sonuçlanabilir. Gebelik devam ediyorsa etkilenmediği ve sağlıklı doğuma kadar ilerleyebileceği kabul edilir.

Endoskopi ve kolonoskopi sırasında hastanın rahatlaması için genellikle sedasyon sağlayan ilaçlar kullanılmaktadır. Bu ilaçların gebelik üzerinde doğrudan olumsuz bir etkisi gösterilmemiştir.

Bununla birlikte tomografi gibi doğrudan risk taşıyan işlemler veya gebelikte bebeğe zarar verebilecek X kategorisindeki bazı ilaçlar farklı değerlendirilmelidir. Soruda belirtilen işlemlerde böyle bir durum bulunmadığı için aşırı endişe edilmemelidir.


Düşük Materyalinin Genetik İncelemesi

Düşüklerden sonra gebelik materyalinden örnek alınarak genetik incelemeye gönderilmesi önerilebilir. Genetik inceleme sonucunda embriyoya ait bir kromozomal bozukluk belirlenirse düşüğün nedeni hakkında bilgi edinilmiş olur.

Embriyoda genetik bir bozukluğun saptanması durumunda sonraki tedavide genetik tanılı tüp bebek değerlendirilebilir. Böylece genetik yapısı bozuk embriyolar elenerek genetik açıdan sağlıklı embriyonun transfer edilmesi ve gebeliğin sağlıklı şekilde devam etme ihtimalinin artırılması amaçlanır.


Yüksek Oranlı Mozaik Embriyo Transfer Edilebilir mi?

Soru: 46 yaşındayım. Embriyomda yüzde 70 oranında 12. kromozom monozomisi belirlendi. Bu embriyonun transfer edilmesini önerir misiniz? Başarı ihtimali nedir?

Cevap: Bu karar hastanın kendi doktoruyla birlikte verilmelidir. Hastayı değerlendirmeden doğrudan bir transfer önerisinde bulunmak doğru değildir.

Genel yaklaşımda mozaiklik oranı yüzde 50’ye kadar olan embriyolar transfer edilebilmektedir. Mozaiklik oranı yüzde 50’nin üzerinde olan embriyoların transferi ise tavsiye edilmemektedir.

Bununla birlikte, ileri yaşta olan ve yalnızca bir embriyo elde edilebilen hastalara ilişkin farklı çalışmalar bulunmaktadır. Monozomik, yani bir kromozomu eksik olan embriyolar çözülerek yedinci güne kadar takip edilmiştir. Embriyo yedinci güne kadar canlılığını sürdürürse transfer değerlendirilmiştir.

Bu çalışmalarda yedinci güne kadar canlılığını koruyan embriyoların yüzde 75’inde gebelik elde edildiği, oluşan gebeliklerin ise yüzde 25’inin doğuma ulaştığı belirtilmiştir.

Tek embriyosu bulunan bir hastaya bu seçenek sunulabilir. Ancak karar çift ve doktor tarafından birlikte verilmelidir. Embriyo, transferden iki gün önce çözülmeli ve yedinci güne kadar canlılığını sürdürüp sürdürmediği izlenmelidir. Yedinci günde gelişmeye devam eden embriyonun transfer edilmesi durumunda sağlıklı doğuma ulaşma ihtimali yaklaşık yüzde 25’tir.

Trizomik, yani kromozom fazlalığı bulunan embriyoların transferi ise kesinlikle önerilmemektedir.


Servikal Yetmezlikte Serklaj Gebeliği Korur mu?

Soru: Gebeliğin 17. haftasında rahim ağzı uzunluğum bir santimetrenin altına düştü ve serklaj yapıldı. Bu işlem gebeliği korur mu?

Cevap:Serklaj gebeliğin korunmasına yardımcı olabilir. İşlem sonrasında rahim ağzının kapanması ve uzunluğunun takip edilmesi önemlidir.

Rahim ağzı uzunluğu bir santimetrenin altına düşen gebelerde serklaj uygulanarak ve progesteron tedavisi başlanarak gebeliğin 35, 36 veya 37. haftalara kadar devam etmesi sağlanabilir. Buradaki önemli hedeflerden biri gebelikte 34. haftanın aşılmasıdır.

Serklajın başarılı biçimde uygulanması ve gebeliğin yakından takip edilmesiyle gebelik sağlıklı şekilde ilerleyebilir.


Düşük Riskinde Hangi Progesteron Kullanılmalıdır?

Düşük riski bulunan kadınlarda etkinliği gösterilen progesteron uygulaması vajinal progesterondur. Ağızdan kullanılan progesteronların düşük riskini azaltmada belirgin bir etkinliği gösterilmemiştir.

Vajinal progesteron için önerilen kullanım:

  • Her uygulamada 200 miligram
  • Günde en az üç kez, toplam 600 miligram
  • Gerekli durumlarda günde dört kez, toplam 800 miligram

İntramüsküler, yani kas içine uygulanan yağlı progesteron iğnelerinin de belirli ölçüde etkinliği bulunmaktadır. Ancak uygulaması zor olan bu iğneler yerine rutin tedavide vajinal progesteron tercih edilmektedir.


Olumsuz PGD Sonucu Güvenilir midir?

Soru: PGD sonucunda “transfere uygun değildir” ifadesi yer alıyorsa embriyo gerçekten transfer edilmemeli midir?

Cevap: Genetik incelemede transfere uygun olmadığı belirlenen embriyonun transfer edilmesi önerilmez. Hiçbir doktor, genetik yapısında bozukluk saptanan bir embriyoyu transfer ederek bu riski almak istemez.

PGD’nin amacı, embriyoda trizomi veya Down sendromu gibi kromozomal sorunların bulunup bulunmadığını embriyo rahme yerleştirilmeden önce belirlemektir. Yaklaşık yüzde 99 doğruluk oranına sahip bir testte yüzde 1’lik yanılma ihtimalinin bulunması, genetik açıdan uygun olmadığı belirlenen embriyonun transfer edilebileceği anlamına gelmez.


EmbryoGlue Düşükleri Önler mi?

Soru: EmbryoGlue kullanılması düşükleri önler mi?

Cevap: EmbryoGlue düşükleri önlemez. Bu uygulama yalnızca embriyonun ilk tutunma ihtimalini artırabilir. Özellikle 40 yaşın üzerindeki kadınlarda tutunma üzerindeki etkisi daha belirgindir.

EmbryoGlue, hyalüronik asit bakımından zengin özel bir solüsyondur. Embriyo, transferden yaklaşık yarım saat önce bu solüsyonun içerisine yerleştirilir. Ardından embriyo transferi gerçekleştirilir.

Bu uygulama embriyonun tutunma ihtimalini yaklaşık yüzde 5–10 artırabilir. İleri yaştaki kadınlarda daha anlamlı bir etki gösterirken genç kadınlarda uygulanması zorunlu değildir.

Embriyonun rahme ilk tutunması ile gebelik kesesi görüldükten sonra yaşanan düşük birbirinden farklı durumlardır. EmbryoGlue ilk tutunmayı destekleyebilir ancak gebelik oluştuktan sonra meydana gelebilecek düşüğü engelleyen bir uygulama değildir.

Vermiş olduğu değerli bilgiler için Prof.Dr.Gökalp Öner’e teşekkür ederiz.
***************************

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ