İleri Yaş, Düşük Yumurtalık Rezervinde Tüp Bebek Tedavileri
İleri Yaş, Düşük Yumurtalık Rezervinde Tüp Bebek Tedavileri Op. Dr. Enver Kurt
İleri yaşta veya düşük yumurtalık rezervinde hangi tüp bebek tedavileri uygulanabilir?
Düşük yumurtalık rezervi, tüp bebek tedavisinde yumurtalıkların uyarılmasına rağmen beşten az yumurta elde edilebilmesi şeklinde değerlendirilebilir. Bu hastaların gebelik şansı, normal yumurtalık rezervine sahip hastalardan farklıdır.
Kadının yumurta rezervi anne karnındaki dönemde en yüksek düzeyine ulaşır ve doğumdan sonra yeni bir yumurta rezervi oluşmaz. Kadın yaşamı boyunca bu rezervi kullanır. Rezerv bazı kadınlarda daha yavaş, bazı kadınlarda daha hızlı azalabilir. Genetik faktörler, enfeksiyonlar, yumurtalık ameliyatları ve özellikle kanser tedavileri rezerv kaybını hızlandırabilir.
Bu hastalar iki ana grupta değerlendirilebilir. Birinci grupta genç yaşta olmasına rağmen beşten az yumurta üretebilen kadınlar, ikinci grupta ise 38 yaşın üzerinde olup gebelik oluşturma potansiyeli taşıyan yumurtalarının oranı azalmaya başlayan kadınlar bulunur. Tedavi planı; hastanın yaşı, adet düzeni, ultrasonda görülen yumurtaları ve ilaçlara verdiği yanıt dikkate alınarak oluşturulmalıdır.
Bir kadın kaç yaşına kadar kendi yumurtalarıyla tüp bebek tedavisi olabilir?
Cevap: Op. Dr. Enver Kurt, kendi klinik deneyiminde 43–44 yaşına kadar hastaların kendi yumurtalarıyla gebelik elde etme şansının devam ettiğini, 44 yaşın üzerinde ise bu oranın belirgin biçimde düştüğünü belirtmiştir. Kendi yumurtalarıyla 45–46 yaşında gebelik elde ettikleri hastalar bulunduğunu ancak 46 yaşın üzerinde gebelik elde edemediklerini ifade etmiştir.
Kadın düzenli olarak kendiliğinden adet görüyorsa, ultrason incelemesinde antral foliküller görülebiliyorsa ve yumurtalıkları ilaç tedavisine yanıt veriyorsa teorik olarak gebelik şansı bulunmaktadır. Ancak 45–46 yaş grubunda bu şansın yüzde 1’in altına kadar düşebileceği hastaya açıkça anlatılmalıdır. Tedavinin maliyeti ile bu maliyet karşılığında beklenen gebelik olasılığı birlikte değerlendirilmelidir.
Bu yaş grubunda hastayı doğru biçimde bilgilendiren bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanı ile deneyimli, donanımlı bir tüp bebek laboratuvarının bulunması önemlidir.
Soru 3: Kendi yumurtalarıyla gebelik elde edilemeyen hastalarda yumurta bağışı nasıl değerlendirilir?
Cevap: Menopoza girmiş ve hiç yumurta üretemeyen bir kadının yumurtalıklarını yeniden uyararak yumurta elde etmek günümüzde mümkün değildir. Op. Dr. Enver Kurt, Kıbrıs’taki uygulamalar kapsamında bu hastalarda yumurta bağışının değerlendirilebildiğini belirtmiştir.
Kendi yumurtalarıyla mutlaka denemek isteyen bazı hastalarda ikili bir tedavi planı uygulanabilir. Öncelikle bağışçı yumurtalarından bir grup embriyo hazırlanır. Daha sonra hastanın kendi yumurtalıkları uyarılır. Hastanın kendi yumurtalarından uygun embriyo elde edilirse öncelik bu embriyolara verilir; uygun embriyo oluşmazsa daha önce bağışçı yumurtalarıyla hazırlanan embriyolar kullanılabilir.
Hekim, rahim ve sperm açısından ciddi bir problem bulunmayan hastalarda kendi merkezlerindeki yumurta bağışıyla gebelik şansının yüzde 70’in üzerine çıkabildiğini ifade etmiştir. Bağışçıların genellikle 20–30 yaş grubunda, doğurganlığı bulunan ve gerekli genetik ve enfeksiyon taramalarından geçmiş kişilerden seçildiğini belirtmiştir. Gerekli durumlarda bağışçı ile erkeğin genetik sonuçları karşılaştırılarak ortak taşıyıcılık bulunmamasına dikkat edilmektedir.
Soru 4: İleri yaştaki hastalarda taze transfer mi yapılmalı, yoksa embriyo havuzu mu oluşturulmalıdır?
Cevap: Karar, yumurta toplama ve mikroenjeksiyon işleminden sonra beşinci günde ortaya çıkan embriyo profiline göre verilmelidir. Yeterli sayıda ve uygun kalitede embriyo bulunuyorsa ve embriyolara genetik inceleme yapılmayacaksa taze transfer gerçekleştirilebilir.
Hasta embriyolarına genetik inceleme yaptırmak istiyorsa, kalan doğurganlık süresi içinde mümkün olduğu kadar fazla embriyo biriktirmeyi planlıyorsa veya gelecekte ikinci bir çocuk istiyorsa embriyo havuzu oluşturmak uygun olabilir. Bununla birlikte her yumurta toplama ve embriyo oluşturma işleminin ayrı bir maliyeti bulunduğu hastaya anlatılmalı ve karar karşılıklı görüşmeyle verilmelidir.
Soru 5: DuoStim yöntemi nedir ve hangi hastalarda kullanılabilir?
Cevap: DuoStim, ilk yumurta toplama işleminden birkaç gün sonra yeniden yumurtalık uyarımına başlanarak aynı adet döngüsü içinde ikinci kez yumurta toplanmasıdır. Amaç, ilk toplama işleminden sonra gelişen diğer foliküllerden de yararlanmaktır.
Op. Dr. Enver Kurt bu yöntemi çok özel durumlar dışında sık tercih etmediğini belirtmiştir. Özellikle çok uzak bir ülkeden gelen ve kısa süre sonra yeniden merkeze gelmesi güç olan hastalarda zaman kazanmak amacıyla değerlendirilebileceğini ifade etmiştir.
Soru 6: AMH testi yumurtalık rezervi ve gebelik şansı hakkında ne gösterir?
Cevap: AMH, yumurtalık rezervinin azalmış olabileceğini gösteren bir belirteçtir. Ancak bir kadının gebe kalıp kalamayacağını, kesin olarak kaç yumurta üreteceğini, yumurta kalitesini veya sağlıksız bir çocuk sahibi olup olmayacağını göstermez.
Op. Dr. Enver Kurt, 40 yaşın üzerindeki kadınlarda AMH değerinin çoğunlukla düşük çıktığını ve bu nedenle testin tedavi kararını tek başına yönlendirmemesi gerektiğini belirtmiştir. Hekim açısından kadının kendiliğinden ve düzenli adet görmesi ile ultrasonografide yumurtaların izlenebilmesi AMH değerinden daha önemlidir.
Yirmili yaşlarda veya 30 yaşından önce düşük AMH saptanan kadınların ise bu konuda deneyimli bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanına başvurması önerilmiştir. Değerlendirme sonucuna göre erken dönemde yumurta dondurma seçeneği görüşülebilir.
Soru 7: Yumurtalık rezervi çok genç yaşta azalabilir mi ve genç kadınlar nasıl değerlendirilmelidir?
Cevap: Yumurtalık fonksiyon kaybı çok genç yaşlarda da ortaya çıkabilir. Op. Dr. Enver Kurt, 22 yaşında menopoza giren hastalarla karşılaştığını ve bu durumun genç kadınlar ile aileleri için büyük bir şaşkınlık oluşturduğunu belirtmiştir.
Ailelerin bu konuda bilinçlendirilmesi ve genç kadınların adet görmeye başladıktan sonra kadın hastalıkları kontrollerinden çekinmemesi gerektiğini vurgulamıştır. Jinekolojik değerlendirme mutlaka vajinal ultrason anlamına gelmez. Genç kadınlarda rahim ve yumurtalıklar karından yapılan ultrasonla incelenebilir, AMH ise kan testiyle ölçülebilir. Böylece rahim ve yumurtalıklarla ilgili olası sorunlar erken dönemde görülebilir.
Soru 8: Çok sayıda yumurta toplanmasına rağmen az embriyo oluşması yalnızca yumurta kalitesine mi bağlıdır?
Cevap: Hayır. Yayındaki örnekte 40 yaşında, üç tedavi geçirmiş, son tedavisinde 12 yumurta toplanmasına rağmen yalnızca iki embriyo oluşmuş ve 3B kalitesindeki embriyo tutunmamış bir hastanın doğrudan yumurta bağışına geçmeden önce yeniden değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Op. Dr. Enver Kurt, standart sperm değerleri ve genetik sonuçları normal görünmesine rağmen embriyo gelişimini olumsuz etkileyebilen erkek faktörleri bulunabileceğini ifade etmiştir. Sigara, kilo, sıkı giysiler ve geçirilen bazı hastalıklar zaman içinde sperm üretimini ve kalitesini etkileyebilir. Bazı erkeklerde bu performans sorunu standart testlerde görülmeyebilir ve genç bağışçı yumurtaları kullanıldığında da kötü embriyo gelişiminin devam etmesiyle fark edilebilir.
Az embriyo oluşması sperm faktörünün yanı sıra o ay elde edilen yumurtaların özelliklerinden veya embriyoloji laboratuvarından da kaynaklanabilir. Bu nedenle tek bir bulguya dayanarak “sorun yumurtada” denilmemeli; bütün faktörler incelenmelidir.
Soru 9: Daha genç yaşta dondurulan yumurtalar ileri yaşta kullanılabilir mi?
Cevap: Yayındaki örnekte 46 yaşındaki bir kadının 36 yaşında dondurulmuş beş yumurtasının kullanılabileceği belirtilmiştir. Yumurtalar daha genç yaşta toplandığı için değerli kabul edilmektedir.
Bu yumurtalar çözülmeden önce erkeğin sperm durumu ayrıntılı biçimde değerlendirilmelidir. Her şeyin uygun olduğu görüldükten sonra dondurulmuş yumurtalarla tedavi denenebilir.
Soru 10: Embriyoların beş tedavide de üçüncü günden sonra gelişiminin durması neyi düşündürür? Mitokondri nakli uygulanabilir mi?
Cevap: Embriyoların üçüncü güne kadar gelişip üçüncü ve beşinci günler arasında tekrarlayan biçimde durması, spermle ilişkili olası faktörleri düşündürebilir. Bu nedenle erkek faktörünün yeniden değerlendirilmesi önerilmiştir.
Mitokondri nakli, sitoplazma nakli ve çekirdek nakli gibi yöntemlerin deneysel olarak uygulandığı belirtilmiştir. Avrupa’da bu işlemleri yapan bazı merkezler bulunduğu ancak yöntemin Kıbrıs’taki yasal düzenlemelerde yer almaması nedeniyle Op. Dr. Enver Kurt’un çalıştığı merkezde uygulanmadığı ifade edilmiştir.
Soru 11: Adet süresinin veya kanama miktarının azalması erken menopoz belirtisi midir?
Cevap: Adet kanamasının yedi-sekiz günden üç-dört güne düşmesi tek başına erken menopoz anlamına gelmez. Önemli olan adetlerin düzenli devam etmesi ve ara kanama bulunmamasıdır. Yayındaki 32 yaşındaki örnekte AMH değerlerinin 3,39 ve daha sonra 2,29 olarak ölçülmesi de olumlu değerlendirilmiş; ultrason kontrolü önerilmiştir.
Adet kanamasının artması rahim içine baskı yapan miyom, polip veya kullanılan spiral gibi nedenlerle ilişkili olabilir. Kanama miktarının azalması ise tek başına önemli bir problem olarak değerlendirilmemiştir. O ay gelişen folikülün ürettiği östrojen kanama miktarını etkileyebilir; daha fazla östrojen üreten folikülün mutlaka daha iyi gebelik oluşturacağına ilişkin bir kural bulunmadığı belirtilmiştir.
Soru 12: Gebeliğin beşinci ayında bebeğin kaybedilmesi durumunda hangi nedenler araştırılmalıdır?
Cevap: Op. Dr. Enver Kurt böyle bir durumda çiftin kromozom analizlerinin yapılmasını önermiştir. Rahimde gebelik ortamını bozabilecek miyom veya başka bir oluşum bulunup bulunmadığı, kanın pıhtılaşmasıyla ilgili sorunlar ve sessiz rahim içi enfeksiyonlar araştırılabilir.
Gebeliğin birdenbire kendiliğinden sonlanması ile bebeğin kalp atışının anne karnında durması farklı biçimde değerlendirilmelidir. Gebeliğin kendiliğinden sonlanması rahim ağzı yetersizliğini veya rahim içi enfeksiyona bağlı kasılmaları düşündürebilir. Bebeğin kalp atışının durması durumunda ise enfeksiyon, pıhtılaşma sorunları ve bebeğe ait genetik bozukluklar değerlendirilmelidir.
Soru 13: Bağışıklık hastalığı bulunan ve sekiz başarısız tüp bebek denemesi yaşayan bir hastada hangi yaklaşım izlenebilir?
Cevap: Op. Dr. Enver Kurt öncelikle çiftin genetik analizinin yapılmasını, ardından embriyoların genetik olarak incelenerek uygun embriyonun seçilmesini önermiştir. Rahim içinde gebeliği etkileyebilecek bir problem bulunup bulunmadığı da kontrol edilmelidir.
Hastanın durumuna göre gebelik sırasında aspirin, kan sulandırıcı ilaç ve düşük doz kortizon kullanılması gerekebilir. FMF gibi düzenli ilaç kullanımını gerektiren bir hastalık bulunuyorsa bu hastalık için verilen tedavinin gebelik sırasında da ilgili doktorun değerlendirmesiyle sürdürülmesi gerektiği belirtilmiştir.
Soru 14: PGT sonucunda embriyoda birden fazla trizomi saptanırsa yeniden tüp bebek denenmeli mi, yoksa yumurta bağışına mı geçilmelidir?
Cevap: Öncelikle kadın ve erkeğin genetik incelemeleri yapılmalıdır. Hastanın yaşı ve yumurtalık durumu uygunsa yalnızca bir anormal embriyo sonucu nedeniyle doğrudan yumurta bağışına geçmek erken olabilir ve kendi yumurtalarıyla yeniden tedavi denenebilir.
Yeni denemeden önce erkeğin ürolojik değerlendirmesi, varikosel bulunup bulunmadığının araştırılması ve gerekli görülürse testisten sperm alınması gündeme gelebilir. Sigara kullanılıyorsa bırakılması; şeker, tiroit veya başka bir hormonal problem varsa düzeltilmesi önerilmiştir.
Çiftin ekonomik durumu da tedavi kararında önemlidir. Yalnızca bir tedavi için bütçesi kalan bir hastada yumurta bağışıyla gebelik şansı kendi yumurtalarıyla tedaviye göre daha yüksek olabilir. Bu nedenle yaş, tıbbi durum, sosyal koşullar, ekonomik olanaklar ve çiftin tercihleri birlikte değerlendirilmelidir.
Soru 15: 4AB veya 5A gibi iyi kalitede embriyolar neden tutunmayabilir?
Cevap: Op. Dr. Enver Kurt 4AB ve 5A sınıfındaki embriyoların iyi kalitede olduğunu belirtmiştir. Buna rağmen tutunmayı etkileyen başka faktörler bulunabilir.
Kullanılan progesteronun dozu ve kandaki progesteron düzeyi kontrol edilebilir. Rahim içi faktörler ve transferin zor veya kolay gerçekleşmesi de sonucu etkileyebilir. Hastanın bu nitelikte embriyolar oluşturabilmesi, gebelik şansının devam ettiğini gösteren olumlu bir bulgu olarak değerlendirilmiştir.
Soru 16: Beşinci gün embriyo transferinden sonra beta-hCG değerinin 11. günde 160, 13. günde 420 olması nasıl değerlendirilir?
Cevap: Op. Dr. Enver Kurt bu artışı olumlu değerlendirmiştir. İki günlük arada beta-hCG değerinin yeterli biçimde yükseldiğini belirtmiş, ilaçların bırakılmadan aynı şekilde sürdürülmesini ve yaklaşık iki hafta sonra ultrason kontrolüyle gebeliğin değerlendirilmesini önermiştir.
Soru 17: Kırk üç yaşında, AMH değeri 3,2 olan ve tekrarlayan düşükler yaşayan bir hastada nasıl bir yol izlenebilir?
Cevap: Op. Dr. Enver Kurt, 43 yaşın kendisinin düşük riskini artıran önemli bir faktör olduğunu belirtmiştir. AMH değerinin 3,2 olması ve hastanın kendiliğinden gebe kalabilmesi olumlu bulgular olarak değerlendirilmiştir.
Bu hastada embriyo havuzu oluşturulması, embriyolara genetik inceleme yapılması ve genetik olarak uygun embriyoların transfer edilmesi düşünülebilir. Pıhtılaşmayla ilgili veya başka bir problem bulunup bulunmadığı da araştırılmalıdır.
Gebelikle birlikte başlayıp düşük gerçekleşene kadar devam eden öksürüğün nedeninin araştırılması, bağışıklık sistemiyle ilgili bir problem bulunup bulunmadığının testlerle değerlendirilmesi önerilmiştir.
Soru 18: Menide hiç sperm bulunmayan bir erkekte mikro-TESE ile gebelik şansı olabilir mi?
Cevap: Menide sperm bulunmayan bir erkekte mikro-TESE yöntemiyle testisten sperm elde edilebilir. Elde edilen sperm dondurularak mikroenjeksiyon işleminde kullanılabilir.
Op. Dr. Enver Kurt, iki ayrı tedavide kullanılabilecek kadar sperm elde edilebilmişse bu çiftin gebelik şansının bulunduğunu belirtmiştir. Tedavinin, testisten elde edilen spermlerle çalışma konusunda deneyimli bir laboratuvarda yapılmasını önermiştir.
Soru 19: 3B kalitesindeki bir embriyo PGT-A sonucunda normal çıkabilir mi ve rahimdeki polip tutunmayı engeller mi?
Cevap: 3B kalitesindeki bir embriyo gebelik oluşturma potansiyeline sahip olabilir ve PGT-A sonucunda kromozomal olarak normal bulunabilir. Her hastanın mutlaka 5A kalitesinde embriyo üretmesi gerektiğine ilişkin bir kural yoktur.
Polibin etkisi büyüklüğüne ve rahimdeki yerleşimine göre değerlendirilmelidir. Polip 1 santimetreden büyükse veya transfer kateterinin geçeceği alt bölgede bulunuyorsa transferden önce çıkarılması uygundur. Rahmin üst bölümünde bulunan ve 1 santimetreden küçük olan poliplerde, özellikle genç hastalarda tedaviye polip alınmadan devam edilebilir.
Hasta 40 yaşın üzerindeyse rahim içindeki oluşumun göz ardı edilmemesi ve çıkarılarak değerlendirilmesi daha uygun bulunmuştur. Polip bırakılarak yapılan ilk transfer başarısız olursa ikinci denemeden önce çıkarılması önerilmiştir. Hastanın üç veya daha az sayıda embriyosu varsa yaşı ne olursa olsun polibin transferden önce temizlenmesi tercih edilmektedir.
Soru 20: Sperm DNA hasarı yüksek çıkarsa hangi işlemler yapılabilir?
Cevap: Sperm DNA hasarı yüksek çıktığında üroloji değerlendirmesi ve gerekirse testis ultrasonu yapılmalıdır. İleri derecede varikosel saptanırsa ameliyat gerçekleştirilebilir ve tedaviye devam etmeden önce yaklaşık beş-altı ay beklenebilir.
Bazı hastalarda doğrudan testisten sperm alınması veya mikroçip yöntemiyle DNA hasarı daha düşük spermlerin seçilmeye çalışılması değerlendirilebilir. Op. Dr. Enver Kurt, sperm DNA hasarını değerlendirdiklerini ancak tedavi kararını yalnızca bu sonuca bağlamadıklarını ifade etmiştir.
Soru 21: NGS ile yapılan embriyo taraması bütün genetik hastalıkları gösterir mi?
Cevap: Hayır. NGS ile yapılan PGT-A, embriyonun kadın veya erkek için normal kromozom yapısına sahip olup olmadığını ve kromozom sayısındaki sorunları araştırır. Op. Dr. Enver Kurt bu incelemenin yaklaşık yüzde 98–99 doğrulukla bilgi verdiğini ancak düşük de olsa bir yanılma olasılığı bulunduğunu belirtmiştir.
SMA, talasemi, kas hastalıkları, glikojen depo hastalıkları ve diğer metabolik hastalıklar tek gen hastalıkları grubundadır ve standart PGT-A ile tamamı taranmaz. Ailede bilinen bir hastalık veya taşıyıcılık öyküsü varsa ön hazırlık yapılarak yalnızca o hastalığa yönelik genetik inceleme gerçekleştirilebilir. Embriyoda binlerce genetik hastalığın tamamının aynı anda rutin biçimde taranmasının mümkün olmadığı belirtilmiştir.
Soru 22: Daha önce tüp bebekle ikiz çocuk sahibi olan ve adetleri düzelen bir kadın yıllar sonra doğal yolla gebe kalabilir mi?
Cevap: Doğal gebelik olasılığı bulunabilir; ancak aradan geçen yaklaşık 10 yılın ardından kadının yaşı, yumurtalıklarının güncel durumu, rahim yapısı ve erkeğin sperm özellikleri yeniden değerlendirilmelidir.
Önceki doğum sezaryenle gerçekleşmişse rahimde istmosel bulunup bulunmadığı da incelenmelidir. Güncel değerlendirmeler yapıldıktan sonra doğal gebelik şansı hakkında yorum yapılabilir.
Soru 23: Kıbrıs’taki yumurta bağışı uygulamalarında yaş sınırı nedir ve menopozdaki rahim gebeliğe hazırlanabilir mi?
Cevap: Op. Dr. Enver Kurt, yumurta bağışında uluslararası olarak genellikle 45 yaş çevresinde bir sınır kabul edildiğini belirtmiştir. Kıbrıs’ta 50’li yaşlardaki hastaların ise genel ve psikolojik sağlık durumları uygun olduğunda, gerekli izinler alınarak tedavi edilebildiğini ifade etmiştir.
Değerlendirmede yalnızca doğumun gerçekleşmesi değil, anne adayının doğumdan sonra çocuğuna ayırabileceği zaman ve bakım için gerekli enerjisi de dikkate alınmalıdır. Ciddi kalp problemi gibi gebeliği tehlikeli hâle getirebilecek bir sağlık sorunu varsa tedavi uygun olmayabilir.
Uzun süredir menopozda olan bir kadının rahmi hormon tedavisiyle gebeliğe hazırlanabilir. Op. Dr. Enver Kurt, 10 yıldır menopozda olan bir hastanın rahminin bir-iki aylık tedaviyle hazırlanabildiğini belirtmiştir. Bu gebeliklerde ilk yaklaşık 10 hafta hormon desteğine ihtiyaç duyulabilir; daha sonra gebelik normal şekilde devam edebilir.
Yayında doğumun kadını gençleştirdiğine ilişkin bazı söylemlerden de bahsedilmiş, ancak hekim bu konuda kesin bir tıbbi sonuç belirtmemiş; sağlık durumu uygun olan ve gebelik isteyen hastalara etik kurallar içinde yardımcı olduklarını vurgulamıştır.
Soru 24: İleri baba yaşı sperm ve gebelik açısından önemli midir?
Cevap: Op. Dr. Enver Kurt, erkeklerin kadınlara göre daha uzun süre üreme şansına sahip olduğunu ancak 45–50 yaşın üzerindeki erkeklerde de genetik sorunların görülebileceğini belirtmiştir. Sigara kullanımının da sperm sağlığını olumsuz etkileyen önemli bir faktör olduğunu vurgulamıştır.
Soru 25: Tek embriyo transferinden sonra oluşan tek yumurta ikiz gebeliği kaybedildiyse kalan embriyo yeniden transfer edilebilir mi?
Cevap: Tek embriyo transferinden sonra embriyo kendiliğinden ikiye bölünerek tek yumurta ikizliği oluşturabilir. Tek yumurta ikizlerinde iki bebek tek plasentayı paylaşabilir ve tek kese ya da iki ayrı kese içinde gelişebilir. Tek kese içinde gelişen ikiz gebeliklerin riskinin daha yüksek olduğu; bebekten bebeğe kan geçişi gibi özel sorunların görülebildiği belirtilmiştir. İki ayrı kese içinde gelişenlerin büyüme ve doğum şansları daha yüksektir.
Kalan embriyoya genetik inceleme yapılmış ve uygun bulunmuşsa yeniden transfer edilebilir. Bir embriyonun önceki gebelikte ikiye bölünmüş olması, sonraki embriyonun da mutlaka bölüneceği veya yeniden ikiz gebelik oluşacağı anlamına gelmez.
Soru 26: PGT-A sonucu normal olan 3AB embriyo neden tutunmayabilir ve sonraki transferde ne değiştirilebilir?
Cevap: PGT-A yapılmış olması embriyonun mutlaka tutunacağı anlamına gelmez. Op. Dr. Enver Kurt, kendi deneyiminde PGT-A’nın gebelik oluşma oranını çok belirgin artırmadığını, daha çok oluşan gebeliğin normal biçimde devam etme olasılığına katkı sağladığını belirtmiştir.
Kromozomal olarak normal embriyo tutunmadığında rahim ve tüplerde başka bir problem bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Transfer hazırlığı yalnızca östrojen hormonu kullanılarak yapılmışsa sonraki denemede yumurtlamanın sağlandığı farklı bir hazırlık yöntemi değerlendirilebilir. Progesteron düzeylerinin kontrol edilmesi de önerilmiştir.
Soru 27: Elli bir yaşında, adet görmeyen bir kadının tüp bebek tedavisi olması mümkün müdür?
Cevap: Op. Dr. Enver Kurt, 51 yaşında, adet görmeyen ve gerçek menopoza girmiş bir hastanın PRP veya kök hücre gibi yöntemlerle yeniden yumurta üretmesinin mümkün olmadığını belirtmiştir. Bu nedenle hastanın kendi yumurtasını elde etmek amacıyla bu yöntemlere yönelmesini mantıklı bulmadığını ifade etmiştir.
Kıbrıs’taki uygulamalar kapsamında kendi yumurtalarıyla tedavisi mümkün olmayan bu hastalarda yumurta bağışı değerlendirilebilir.
Soru 28: “Tüp bebek yaptırdım, embriyo normaldi ama tutmadı” bilgisiyle başarısızlığın nedeni anlaşılabilir mi?
Cevap: Hayır. Op. Dr. Enver Kurt yalnızca bu kısa bilgiyle bir değerlendirme yapılamayacağını belirtmiştir. Hastanın yaşı, tahlilleri, önceki tedavide neler yapıldığı, tedavinin nasıl ilerlediği ve elde edilen sonuçlar birlikte incelenmelidir.
Soru 29: Sosyal amaçlı yumurta dondurma neden Kıbrıs’ta daha avantajlı olabilir?
Kıbrıs’taki tüp bebek merkezlerinde yalnızca yumurta bağışı yapılmamaktadır. İleri yaş tedavileri, kişinin kendi yumurtalarıyla tedavi, yumurta veya embriyo havuzu oluşturulması ve farklı ileri tüp bebek uygulamaları da gerçekleştirilmektedir. Op. Dr. Enver Kurt, Kıbrıs’taki embriyoloji laboratuvarlarının bu tedaviler konusunda deneyimli olduğunu belirtmiştir.
Türkiye’de dondurulan yumurtaların evlilik bağı dışında kullanılamadığı ve yurt dışına çıkarılamadığı ifade edilmiştir. Bu nedenle genç yaşta sosyal amaçlı yumurta dondurmak ve yumurtalarını ileride farklı koşullarda kullanabilmek isteyen kadınlar için Kıbrıs’ın daha elverişli bir seçenek olduğu belirtilmiştir.
Vermiş olduğu değerli bilgiler için Op.Dr.Enver Kurt’a çok teşekkür ederiz.
*********************









