Tüp Bebek  


Çocuk İstiyorum Dayanışma Derneği – Tüp Bebek

Tekrarlayan tüp bebek tedavisinde yapılması gereken tedaviler

Tekrarlayan tüp bebek tedavisinde yapılması gereken tedaviler

Tekrarlayan implantasyon ( embriyonun rahim içine tutunması ) başarısızlığı tüp bebek tedavilerinde sıkça karşılaşılan bir durumdur. Çok pahalı, yorucu ve stresli bir tedavi yolculuğunun ardından başarısızlıkla sonuçlanan tüp bebek tedavisi sonunda böyle bir durumla karşılaşan çiftlerde yoğun stres ve travma görülebilmektedir. Deneme sayısı arttıkça bu durum daha da ciddileşmekte ve ciddi psikolojik çöküntülere neden olabilmektedir.

İmplantasyon, embriyo, endometrium ve bağışıklık sisteminin etkileştiği ve birçok faktörün katıldığı çok kompleks bir mekanizmadır. Bu mekanizmalar henüz tam olarak aydınlatılamadığı için implantasyon başarısızlığına direkt olarak neden olduğu belirlenen herhangi bir faktör belirlenememiştir. Bu yüzden başarısızlıkla sonuçlanan tedaviler sonrası hastalara çoğunlukla tekrar denemesi önerilmektedir ki bu çözüm çoğu zaman çiftleri tatmin etmeyip doktor ve hastayı yeni tedavi seçenekleri arayışına yöneltmektedir.

Tekrarlayan negatif tüp bebek tedavilerinde başarısı kesin olarak kanıtlanmamış fakat hastanın yarar sağlayabileceği düşünülen alternatif tedavi yöntemleri çiflere önerilmektedir.

Preimplantasyon genetik tanı, yardımla yuvalama, kokültür, immünolojik tedavi, gamet ve embriyoların tuba içine transferi, blastokist transferi, ardışık embriyo transferi, allojenik lenfosit terapisi vs. gibi bu yöntemlerin hangi hasta grubunda yarar sağlayacağı kesin olarak bilinmemekle birlikte hastaya zarar vermemesi ve ciddi yan etkilerinin olmaması nedeniyle tekrarlayan tedavi başarısızlıklarında başvurulan yöntemler arasındadır.

Tekrarlayan implantasyon başarısızlığını gruplara ayırarak değerlendirmek daha anlamlı olacaktır. İleri anne yaşı nedeniyle elde edilen embriyoların verilidiği selektif olmayan embriyo transferi yapılan hastalarla, genç ve iyi kalitede embriyoya sahip olmalarına rağmen hamilelik elde edilemeyen hastaları ayrı değerlendirmek gerekmektedir. Bilindiği gibi anne yaşı tüp bebek tedavisinin başarı şansını etkileyen en önemli faktörlerden biridir. Genç grupta ~ %50 civarındaki gebelik oranları, 36 yaştan sonra hızla düşmeye başlamakta ve 40 yaşın üzerinde anlamlı derecede (~%5) düşmektedir. Kötü kalitede embriyo gelişen grup ise farklı bir grubu oluşturmaktadır.

Tekrarlayan tüp bebek tedavilerinde  implantasyon başarısızlığında en sık başvurulan yöntemler arasında preimplantasyon genetik tanı (PGD) önemli bir yer tutmaktadır. Yapılan araştırmalar embriyonun genetik yapısı ile implantasyon ve düşük oranları arasında bir ilişki olduğunu göstermiştir. Tüp bebek tedavi yöntemi ile elde edilen embriyoların büyük bir bölümünde anöploidi denen genetik bozukluk nedeniyle rahme tutunamadığı ya da erken dönem hamilelik kayıplarına yol açtığı gösterilmiştir. Özellikle ileri anne yaşı ve kötü kalitede embriyo gelişimi görülen hasta grubunda ‘preimplantasyon genetik tanı’ olarak adlandırılan ve embriyoların transfer edilmeden önce genetik olarak incelenip sağlıklı embriyoların transfer edilmesi esasına dayanan yöntem sayesinde hamilelik ve implantasyon oranlarının arttığı ve düşük oranlarının azaldığı gösterilmiştir.

Embriyoların hastanın endometriumundan alınan doku üzerinde geliştirilip daha kaliteli embriyo elde etmeye yönelik endometrial kokültür yöntemi de özellikle kötü embriyo kalitesi durumunda başvurulan yöntemler arasındadır.

Tüp bebek tedavilerinde yardımla yuvalama olarak adlandırılan ve özellikle ileri anne yaşı durumunda başvurulan yöntem ise yumurtayı çevreleyen ‘zona’ tabakasının lazer ya da mekanik yöntemlerle inceltilip embriyonun bu yapıdan kurtulmasını kolaylaştırmak ve böylece rahme tutunma ihtimalini artırmak esasına dayanmaktadır.

Tüp bebek tedavilerinde yumurta sayısının fazla olduğu genç hasta grubunda kullanılabilen alternatif bir yöntem olan ‘blastokist transferi’, gelişim potansiyeli en yüksek olabilecek embriyoların seçilebilmesi için elde edilen embriyoların laboratuarda daha uzun süreli yaşatılması ve transfer edilmesi yöntemi olarak tanımlanabilir. Bu yöntemde blastokist evresine gelen daha iyi gelişim potansiyeline sahip embriyolar 5. ya da 6. gün transfer edilmekte böylece implantasyon oranları bölünen embriyo evresindeki embriyolara göre yaklaşık % 15 artırılabilmektedir. Bu yöntemlerin yanı sıra yukarıda sıralanan immünolojik tedavi, gamet ve embriyoların tuba içine transferi, ardışık embriyo transferi, allojenik lenfosit terapisi vs. gibi birçok farklı yönteme de zaman zaman başvurulabilmektedir.

Tekrarlayan tüp bebek tedavilerinde  implantasyon başarısızlığı çoğu zaman hastaya ait nedenlerle ortaya çıkarken, kötü stimülasyon protokolleri, kötü kültür koşulları ve embriyo transfer tekniğindeki hatalar da implantasyon başarısızlığına olarak karşımıza çıkabilmektedir. Bu faktörlerin ortadan kaldırılması ve tüm bu süreçlerin optimize edilmesi önemlidir. Ayrıca hangi alternatif tedavi yönteminin hangi hasta grubunda yarar sağlayacağının kararının verilebilmesi titiz bir araştırma gerektiren ve hastaya ait tüm faktörlerin birlikte değerlendirilmesi gereken zor bir süreçtir.

Sonuç olarak tekrarlayan tüp bebek tedavilerinde  implantasyon başarısızlığı durumunda hastanın hamile kalma ve sağlıklı bebek doğurma şansını en çok artıracak aynı zamanda hastaya en risksiz, en zarar vermeyecek ve en az maliyetli yöntemin seçilip uygulanması, konusunda uzman deneyimli kişiler tarafından yapılmalı ayrıca, çiftlerin tüm bu yöntemler konusunda çok iyi bilgilendirilerek bu karara katılması ve her aşamada bilgilendirilmeleri sağlanmalıdır. Bu zor süreçte çiflerin yaşadığı psikolojik problemler de göz ardı edilmemeli ve bu konuda da uzman kişilerden yardım almaları sağlanmalıdır.

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
BİR YORUM YAZ