Tüp Bebek  


Çocuk İstiyorum Dayanışma Derneği – Tüp Bebek

İn Vitro Maturasyon (IVM)-Prof.Dr.Semra Kahraman

İN VİTRO MATURASYON (IVM)

Tüp bebek uygulamalarında ideal yaklaşım hastadan doğal yolla gelişen tek yumurtanın laboratuar koşullarında döllenip, gelişen sağlıklı embryonun rahime transferini sağlayarak, hem hormon preparatlarının istenmeyen yan etkileri hemde çoğul gebelik olasılığını safdışı etmektir. Günümüzde ise başarı şansını arttırabilmek için fazla sayıda oosit (yumurta) elde etmek gerekmektedir. Bu amaçla uygulanan kontrollü over hiperstimülasyonu (KOH) ile hormon preparatları kullanarak, normalde her adet döneminde 1 adet oosit gelişirken fazla sayıda oosit gelişmesini sağlanır. Kullanılan hormon preparatları özellikle polikistik over sendromu (PCOS) olan bazı hastalarda overyen hiperstimülasyon sendromuna (OHSS) neden olmakta ve klinik olarak karında sıvı toplanması, nefes darlığı gibi ciddi problemler görülmektedir.

Olgunlaşmamış oositlerin laboratuar ortamında olgunlaştırılması işlemine in vitro matürasyon (IVM) adı verilmektedir. Bu yöntem ile hormon preparatlarının kullanımına bağlı kilo alma, karında şişlik, göğüslerde gerginlik, sinirlilik, bulantı, kusma gibi istenmeyen yan etkiler görülmemektedir. Ayrıca maliyeti çok yüksek olan hormon preparatları kullanılmadığından tedavi daha ucuza mal olmaktadır.

IVM uygulamaları ile ilgili ilk çalışmalar 1935 yılında Pincus ve Enzmann’ın tavşan oositlerini laboratuar oratmında olgunlaştırmayı başarması ile başlamıştır. İnsan oositlerinin olgunlaştırılması ise, ilk kez 1965 yılında Edwards tarafından başarılmıştır. IVM uygulaması sonrasında uygulanan tüp bebek işlemi ile elde edilen ilk gebelik ve doğan canlı çocuk ise 1994 yılında Trounson tarafından başarılmıştır. Bu çalışmaların en can alıcı kısmı, oositlerin vücut içerisindeki olgunlaşmasını sağlayan faktörlerin laboratuar koşullarında oluşturulmasıdır.

Rutin tüp bebek uygulamalarında hastalardan alınan oosit ve sperm hücreleri kültür sıvıları içerisinde birleştirilmekte ve embryolar yine bu sıvılar içerisinde büyütülmektedir. Günümüzde rutin tüp bebek uygulamalarında kullanılan sıvıların içerikleri giderek daha iyi hale getirilmiş, laboratuar ortamında elde edilen kaliteli embryo sayıları artmış ve bu sayede gebelik oranları %50 lere getirilebilmiştir. Bu gelişmede aynı zamanda mikroenjeksiyon tekniklerindeki gelişmeler, genetik tsnı yöntemlerinin rutin uygulamalar ile birleştirilmiş olması da rol oynamaktadır. Unutulmamalıdır ki rutin tüp bebek uygulamalarında yalnızca hastalardan toplanan olgun oositler kullanılmaktadır. Bu yolla elde edilen embryolar laboratuarda olgunlaştırılmış oositlerden daha sağlıklı embryo gelişimine sahiptir. IVM işlemi rutin tüp bebek uygulamalarından daha farklı protokoller gerektirmektedir. Laboratuar ortamında oosit olgunlaşmasını sağlamak amacı ile rutinde kullanılanlardan farklı kültür sıvılarının hazırlanması gerekmektedir. Rutin kullanımda olan kullanılan kültür sıvılarının kalitesi standardize edilmiş olup, IVM için kullanılacak kültür sıvıları uygulamaların yapıldığı laboratuarlarda üretilmektedir. Kültür sıvılarının içeriği konusunda ise çalışmalar sürdürülmekte olup içerik konusunda değişik uygulamalar söz konusu olduğundan henüz belli bir standart saptanmamıştır.

Tüp bebek uygulamalarında bir başka standart uygulama ise oosit toplama işlemidir. IVM uygulamalarında buişlem oositlerin henüz olgunlaşmaış olduğu dönemde gerçekleştirildiğinden özel protokol ve beceri gerektirmektedir. IVM uygulamalarındaki 10 senelik bu yavaş gelişim, gerek klinik gerekse teknik standardizasyon eksikliği uygulamaların kullanım alanını kısıtlamıştır.

IVM günümüzde malignite (kanser) veya malignite tedavileri (rayoterapi, kemoterapi) nedeni ile over (yumurtalık) dokusu hasar görmüş kişilerde, dokudan elden edilen primordial foliküllerin (erken dönem yumurta hücresi) dondurularak saklanmasına yönelik olarak da kullanılmaya çalışılmaktadır. Bu amaçla alınan doku örnekleri dondurularak saklanıp hastaya gerekli tedavilerin uygulanması sırasında dondurulmuş materyal çözülerek kullanıma alınır. Dondurulmuş hücrelerdeki olgunlaşma için IVM uygulanmaktadır. Bu çalışmalar henüz deneysel bazda olduğundan ve çözme işlemi sonrasında istenilen oosit kalitesine ulaşılamamış olmasından dolayı rutin uygulamalar içerisine girmemiştir. IVM günümüzde yalnızca özellikle PCOS gurubu hastalar gibi hormon tedavisine vücudun aşırı reaksiyon gösterme riski olan hastalarda kinik kullanımda yerini bulmuştur.

Ülkemizde tüp bebek uygulamalarının sigorta kapsamında olmaması maddi sorunlarıda beraberinde getirmektedir. Uygulamalar esnasında kullanılan ilaç fiyatlarının yüksek olması nedeni ile ilaç kullanılmadan yapılan ve yer yer “ilaçsız tüp bebek” olarak vurgulanan IVM uygulamaları, maddi yönden cazip gelmektedir.

Tüp bebek uygulamalarında 1978 yılından bu yana gözlenen hızlı ilerleme ve başarı oranındaki hızlı artşa rağmen halen günümüzde %100 başarı ile sonuçlanamamaktadır. Bu nedenle her yeni uygulama hem hekimler hem de hastalar için yeni bir umut kaynağı olduğu gibi, doğru yer ve hastada kullanılmadığı zaman gereksiz zaman, umut ve maddi kayba neden olmaktadır. PCOS vakaları tüp bebek vakalarında en yüksek gebe kalma şansı olan vaka guruplarının başında gelmektedir ve rutin tüp bebek uygulaması sonucu gebe kalma şansı %50-%60 civarındadır. IVM uygulamalarında ise hastaların gebe kalma şansı tüm dünya genelinde %20 ile sınırlı kalmaktadır. Aynı gurup hastalarda başarı şansını yarı yarıya azaltmak pahasına IVM uygulaması, bu tedavinin ancak ilaç tedavisine reaksiyon verebilecek hastalarda kullanılmasını gerektirmektedir.

IVM uygulamaları Türkiye’de ilk kez 1997 yılında uygulanmaya başlamış, özellikle son 3 sene içerisinde ilgi odağı olmuş ve değişik merkezlerde yapılan çalışmalar sonucunda tedaviye uygun olarak seçilmiş hasta guruplarında başarılı sonuçlar elde edilmiştir. IVM uygulaması sonrasında Türkiye’de ilk bebek 2000 yılında doğmuş olup vaka gerek basın gerekse uluslar arası platformda sunulmuştur.

IVM uygulamaları günümüzde kullanılan rutin tüp bebek tekniklerinin başarı oranını yakalayamamıştır. IVM uygulamalarında kullanılan tekniğin gelişmesi, seçilecek doğru hasta gruplarının standardize edilmesi ile umut vericidir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ