Tüp Bebek  


Çocuk İstiyorum Dayanışma Derneği – Tüp Bebek

Sibel’in Köşesi – Sayı 170 – 22.09.2005

www.cocukistiyorum.com ve ÇOCUK İSTİYORUM DAYANIŞMA DERNEĞİNİN İSMİNDEN FAYDALANMAK İSTEYENLERE MÜSAADE ETMEYELİM.
Binlerce üye ile birlikte sorunlarımıza sahip çıktığımız ismimize sahip çıkalım…

Geçen hafta showtvnet.com sayfasını açanlar google’ın günlük değişen reklamlarında www.cocukistiyoruz.com adını görünce hayretle derneğimizi aradılar. Tıkladığınızda Tümlab laboratuarlarının sitesinin çıktığını hayretle gördük. Hemen laboratuarı arayarak derhal sitenin isminin yayından çekilmesini istedik. Tanınan bir isimde çok küçük bir değişiklik yaparak sitesine link koymuş. (www.cocukistiyoruz.com) Tamamen art niyet olduğu apaçık ortada olan bu duruma üyelerimizle mail yağdırarak müsamaha etmeyelim. Biz çocuk sahibi olmak isteyenler olarak sorunlarımıza sahip çıkalım diye boğuşurken İstanbul Tıp Fakültesinde Üroloji Uzmanı olan Doç.Dr.Teoman Cem Kadıoğlu da ismimizden ve tanınırlığımızdan yararlanarak Laboratuarına ve kendine müşteri bulma telaşına düşmüş.. Hukuk Danışmanımızın açıkça isim hakkına suistimal olduğunu belirttiği bu duruma üyeler olarak da sizinde sahip çıkmanızı rica ediyorum. Bu isim hepimize ait.. Mail atarak protesto edelim.. tumlab@tumlab.com

VAN’IN BÜTÜN DOĞU BÖLGESİ ŞEHİRLERİ GİBİ ÇOK ŞEYE İHTİYACI VAR…..

Sevgili dostlarım.
Türkiye’yi şehir şehir gezdikçe ne kadar çok seye ihtiyacımız olduğunu anliyorum. Yalnız tedavi yoluyla çocuk sahibi olmak isteyenler degil herseye ama herseye ihtiyaçları var. Oralara gittiğimde kendimi okyanusta su damlası gibi hissediyorum. Ama elim yetersiz tabii. Ne yaparsam yapayım çaresizim ben yalnızca kendi konumuzu en iyi şekilde yaparak üztüme düşen görevi yerine getirmeye çalışıyorum.

Evet Van toplantımız çok güzel ve çok duygusal geçti. Günler öncesinden yaşadığım heyecan Van uçagına bindiğimde en üst noktasındaydı. Yıllarca babamdan dinlediğim çocukluk anılarını yeniden sanki orada yaşayacaktım. Ama degil tabi Van 60 yıl öncesinin Van’ı mıydı? Ama baba toprakları deniyor işte insan görmek isteyince sanki uçaktan Sibel degil de 60 yıl öncesinin Babam indi. Her şeyi onun gözü ile görmeye çalıştım. Bu da bana müthiş bir keyif verdi. Uçaktan iner inmez Van gölü kıyısındaki Şahmaran Oteli’ne giderek bavullaruımızı bıraktık ve hemen toplantının yapılacağı Van Kültür Müdürlüğü’nün Tiyatro salonuna gittik. Saat yarıma geliyordu geçikmiştik çoğu kişi gelmiş ve toplantının başlamasını bekliyordu. Toplantıdan önce Van Kadın Derneği’nden ve AKP kadın kollarından toplantımıza destek için geldiklerini öğrenince çok duygulandım. Hiç parti tutmama ragmen her il teşkilatına toplantıyı haber vermemize rağmen sahip çıkmaları beni çok sevindirdi. İnsan başka bir şehre gittiğinde kendini bazen bir küçük çocuk gibi sahipsiz ve korunmasız hissediyor. Bu anlamda il temsilcilerimiz eger varsa o şehirde çok seviniyorum. O zaman bir akrabamın evine gelmiş gibi hissediyorum kendimi. Neye ihtiyaçları olduğunu sordum. Kuvez dedi. Devlet hastanesinde kuvez ihtiyaçları varmış. Yeterince olmadığından çok yakın tarihte yeni doğmuş ikiz bebekleri Erzincan’a yetiştirmeye çalışırken kaybetmişler. Birden duyunca yüreğimin sıkıştığını hissettim. Doğurmak iyi de onlara sağlıklı bakılabiliyor muydu? Bunlar içinde çalışmak gerekmez miydi? Onu doğuran insanların ne kabahati vardı? Doğan bebeklerin ne kabahati vardı? Onların ölümleri ile kimler günaha girmişti acaba? İnsanın düşündükçe çıldırası geliyor….

Her neyse hemen bilgisayarlarımızı hazırlayıp toplantıya başladık.

Toplantıya katılım Van için gerçekten önemli bir sayı idi. Gerek Süleyman Bey gerekse Semra Hanım Van’ın kapalı bir toplum olduğunu düşünerek çok az kişinin gelebileceğini düşünerek kendilerini hazırlamışlardı. 250 ye yakın izleyici hepimizi gerçekten şaşırttı. Bu arada konu ile ilgili Van’da ilk kez bir toplantının yapıldığını öğrendik .Semra Hanım’ın hastaları da her gittiği yerde onu sadık bir izleyici olarak takip ediyorlar. Semra Hanım’da tedavi olup da çocuk sahibi olanlar mutlaka toplantılara gelip bebeklerini ya da büyümüş çocuklarını getirerek toplantıya renk katıyorlar. Bu defa da öyle oldu ama buruk bir şekilde.. 18 yıl tedavi olup çocuk sahibi olan hastası tedavi olarak bebek sahibi olmuştu ama babayı henüz bebek küçükken kalp krizinden kaybetmişlerdi. Ana oğul toplantıya geldiler ve Semra hanıma cok cici bir çiçek buketi hediye ettiler. Bundan İnanılmaz etkilendim ve ağlamamak icin kendimi zor tuttum. Küçük oğlan henüz 4.5 yaşındaydı ve onu sevmeye doyamadım.. Çocuk sahibi olmak her şey değildi iste önemli olan onu ananlı babalı büyütebilmekti. Ben de bu korkuyu çok sık yaşıyorum kızımı henüz küçükken bırakıp gidebileceğim endişesi bende de yoğun bir şekilde var. Bu nedenle bu ve ikiz bebeklerin ölümünü duymam beni çok etkiledi.

Toplantı da Semra Hanım ve Semih Bey yenilenen sunumları ile bir çok tedaviyi ayrıntılı olarak anlattılar. Semra Hanım her zamanki gibi sahnede duruşu, akıcı ve ayrıntılı konuşması ile herkesin yüreğini fethetti. Semra Hanım birinci yarıdan sonra salondan çıkınca salonun yarısı da onunla beraber dısarda etrafına toplandı ve 15 den 17 ye kadar ayrılmadılar. Semra Hanım’a da sık sık konusmaktan kan şekerinin düşmemesi için meyve suyu verildi. Salonun diğer yarısı da erkek infertilitesi ile çok ilgili idi ve Dr. Semih Bey’i soru yağmuruna tuttular. Hep beraber artık Erkek infertilitesinin hepimizi korkutacak boyutlara vardığını düşündük.. Toplantının üçte biri kadın sorunu üçte ikisi de erkek sorunu idi. Eskiden ( yani 2-3 yıl öncesine kadar) hic boyle degildi. Hep hanımlar sorunları ile geliyorlardı.

Toplantıda Recep Coşa çifti 1500 usdlik tedavinin sahibi oldu.. Toplantı fotoğraflarını buradan görebilirsiniz.

Toplantıya Van Belediye Başkanıda bir çiçek göndererek bizi onurlandırdı. Toplantı bitiminden sonra da Van’ın biraz sehir arasında dolasarak görmek istedik. Toplantı için Memorial Hastanesi tarafından Van’a bir minibüs kiralanmıştı. Minibüsün şöförü olan Faruk iki günde hepimizin rehberi ve arkadaşı oldu. Çok sevimli evli 5 yaşında kız babası Faruk Van’ın değerleri tarihi ve sosyal durumu hakkında çok ayrıntılı bilgiler verdi. Gece otelimiz Şahmaran’a döndük. Otelin lobisi Van’ın yöresel kıyafetleri ile donatılmıştı. Uzun bir süre onları inceledik ve kendimize birer Van şalı aldık. Ertesi gün erkenden kalkarak ilk iş geceden karar verdiğimiz gibi Nuray’la Van gölüne ayaklarımızı sokmak oldu. Sabahın tertemiz havası, gölün ılık sodalı suyu bizim için çok güzeldi. Sonra Süleyman Bey hepimizi Van’ın meşhur kahvaltısını yapmak üzerek sehir arasında kahvaltı sokağına götürdü. Çok değişik yöresel kahvaltıdan sonra hep beraber neşe ile uçağımıza yetiştik. İnanılmaz güzel bir toplantıydı ve yüreğimizde bu yörelerde yapılması gereken bir çok proje ile geri döndük.

ÇİDERİN İKİNCİ EKİBİ DE BALIKESİR’DEN BAŞARI İLE DÖNDÜ

Bu arada 18 Eylül’de ilk defa Çider olarak iki ekibe bölünerek Cansın, Muko, Ayse ayrı bir ekip oluşturarak Amerikan Hastanesi ile Balıkesir toplantısı yaptılar. Onların toplantısı da son derece güzel ve olumlu geçmiş. Bundan sonra Muko’nun da bu sitede bir kösesi olacak ve ikinci ekibin toplantı izlenimlerini de o köşeden size iletecek.

Simdi Sıra Erzincan ve Sivas, Trabzon ve Adapazarı toplantılarında.. Sıkı dur Türkiye’m, Çider geliyor…

Sevgiler
Sibel Tuzcu

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ