Tüp Bebek  


Çocuk İstiyorum Dayanışma Derneği – Tüp Bebek

Sibel’in Köşesi – Sayı 145 – 08.12.2004

ERZURUM’A GİDEN BİRAZ ZOR GERİ DÖNER..

Buranın adını Sibel’in Köşesi yerine Sibel’in Seyahatnamesi koymak artık sanırım daha doğru olacak. Bu kadar hareket ve maceraya ancak boyle bir ad yakısır diye düşünüyorum. Bu sefer yazım çok uzun oldu ama siz herşeyi anlatmalıyım.. O kadar çok şey yaşadık ki….

ERZURUM’A UÇUŞUMUZ

Toplantıdan bir hafta öncesinden Erzurum’un hava durumunu takip etmeye basladık. -2,-4-9 gibi rakkamlar hafiften gözümüzü korkutsa da ne kadar olabilir ki orada da bir sürü insan yasıyor iste havasını da sürdürdük. Gene de tedbiri elden bırakmadık tabi yün çamasır yün çorap, kaşkol duruma göre kıyafet işini de ayarladık ve Pazar sabahı 07.30 da Hepimiz nerdeyse Marul (!) gibi havalanında Prof. Dr. Semra Hanım’la, Süleyman Bey, Doc. Dr. Semih Bey, Nilay Hanım’la bulustuk. Semra Hanım çok serinkanlı bir şekilde hiç de sıkı giyinmemişti. Üstünde üstelik şık bir tayyör vardı. Pantolon bile giymemişti. Kendimden utandım. (Bu arada Eurofertil’den Dr. Hakan Özörnek’i de havaalanında gördum. Sanirim o da Diyarbakır’a ucuyordu. Ama el salladıgım halde bizi göremedi.) havaalanı uçus öncesi uzun suredir Semra Hanım’ı görmediğim için konuşulacak cok sey vardı. Aramızda oldukça güzel bir sohbet oldu. Uçağın da Erzurum’da sis yuzunden bir saat gec kalması epey isimize yaradı. Hatta konuşurken o kadar kendimizden geçmişiz ki ucağa binis için son çağrı bizim için yapılınca birden kendimize geldik ve ayağa fırladık. Nerdeyse 2 saat önceden geldiğimiz uçağı kaçırıyorduk. Uçakta VIP den ucaga binen Sn. Belma Satır Hanım’la bulustukve yan yana oturduk.. Onunla da çok güzel bir sohbetle birbucuk saatin nasıl gectiğini anlamadık. Belma Hanım müthiş hoş sohbet ve hayata cok güzel bakan, çok seyahat etmis, çok görmüş geçirmiş, hayata dair kendisinden çok şey kapılacak bir bir hanım. Konuşmaya başladığı zaman ağzının içine baktırıyor. Bir gün toplantılarımızın birinde ondan bir konuşma rica edip, sizin de tanık olmanızı isterim. Onunla frekanslarımız Cansın’la benim müthiş tuttu. Siz de çok seveceksiniz.

Erzurum’a tehirli olarak geldiğimizde başta Belma Hanım’ı ve Sonra Prof. Dr. Semra Hanım ve ekibini sonra da bizi karşılamak üzere, Erzurum İl temsilcimiz Faruk Bektaş ve Memorial’de tedavi görerek ikiz bebeklerine hamile kalan eşi Selma Bektaş, Ak Parti Kadın Kolları İl Başkanı Sevgili Nimet Hanım, toplantımızın yapılacağı Erzurum Halk Eğitim Salonu’nun bulunduğu Yakutiye Belediyesi’nin İl Meclis Uyesi Sn. Vakur Bey ve eşi Ayça bizi karsılamaya gelmislerdi. Vakur Bey’in eşi Ayça da 2 yıldan beri bizim siteden uyemizdi ve kendisi ile mailleşmiştik. Şimdi 5 aylık bir çocukları vardı. Üç araba konvoy halinde Halk Egitim Merkezi’ne yol aldık. Havaalanında ucaktan iner inmez havanın durgun ve hatta güneşli olması bizi şakalaşmaya itti. Bu mu dediğiniz Erzurum soğuğu biz İstanbul’da bunun iki mislisini yaşıyoruz siz de bizi amma korkuttunuz diye. Şimdi ucaktan sıcaktan indiniz birazdan anlarsınız dediler. Hakikaten de anladık..

TOPLANTIMIZ

Halk Egitim Merkezi’ni diger illerden gördüklerimizle, beklediğimiz dışında çok bakımlı değildi.. Ama her ilin kendine özgü yapısına hemen uydugumuzdan olaya hemen adapte olduk ve salona kendi imkanlarımızla yerlesmeye çalıştık. İlk sorun slayt gösterme makinamızda cıktı ama hemen Vakur Bey tarafından belediyeden getirilen ikinci bir barkovizyonla ve dernege bagısladıgı elektirik kablosu ile isimiz halloldu. Saat 12.30a dogru Erzurumlular gelmeye başladılar. Herkese formlar dagıtıldı ve adres ve telefonları ile formlara sorunlarının da yazılması istendi. Böylelikle daha sonra bu problemlerinin nasıl hallolabilecegi konusunda kendilerine bilgiler verilecek. Toplantıdan önce Sağlık Bakanımız Sn. Recep Akdağ çok şık bir jest yaparak bize toplantımızda başarılar dilemek için bir telgraf gönderdi.. Prof. Dr. Semra Hanım Erzurum’lulara çok güzel bir sunum yaptı. Akıcı konuşması, ses tonu, kendinden emin durusu ve sade anlatımı ile bütün hanımların gönüllerini fethetti. Kıyafeti çok hoştu. Erzurumlu hanımlar ona bayıldılar, sorunlarını cok net ve çok yoğun bir sekide sordular. Semra Hanım sorulardan çok mutlu kaldığını belirtti.. “Hiç bu kadar kaliteli sorular alacagımı tahmin etmedim” dedi. Toplantı Erzurum’un karına soğuğuna ve tipisine ragmen kalabalıktı: yaklaşık 130 kişi yalnız Erzurum’un içinden değil başka belediyelerden de kardan korkmadan gelmişlerdi. Bu toplantıda hiç indirim duyurusunda bulunulmadığı halde hiç ücretsiz tedavi verilmediği halde yalnız ve yalnız Semra Hanım burada olduğu için gelmislerdi. Bu çok güzeldi Sn. Belma Satır da toplantı boyunca bizimle birlikte idi. O da hem kalabalığı hem Semra Hanım’ı hem de sunumu çok beğendi.. Böyle bir toplantının kendi memleketinde yapılıyor olması ve buna vesile olması onu da oldukca mutlu etmisti. Toplantı bitiminde dışarı çıktıgımda birden karın başladığını gördük ilk önce hafif hafif yagan kar da resimler çektik öyle ya çok hoş bir toplantı yaşamıstık. Daha sonra Semra Hanım’ı, eşi ve ekibini Erzurum’dan tanıdıkları bir dostları alıp yemeğe götürdü. Sonra da uçağa geçeceklerdi.

Toplantı Fotoğrafları İçin Buraya Tıklayınız

AYNI GECE ERZURUM’U TANIDIK

Biz de Cansın, ben, Belma Hanım, Faruk Bey ve eşi, Nimet Hanım, Ezurum’dan Belma Hanım’ın tanıdıkları, Taner Bey ve İbrahim Bey, Vakur Bey ve eşi hep birlikte sabahtan beri yemek yemediğimizi fark edip bizi Erzurum Evleri’ne götürdüler. Hayatımda bu kadar hoş bir yer görmedim. 9 tane Erzurum evi birleşirilmiş ve sokak arasının üstü kapatılmış inanılmaz otantik bir mekan yaratılmış. Her yer Erzurum’a ve yöreye özgü halılar eşyalar ve objelerle doluydu. Her odada ayrı bir büyük ocak öyle büyük ki sanırım eskiden yemekler oralarda hem pişiriliyor hem de ısınılıyormuş. Her evin içini tahta asma kat yapmıslar ve halılar döşeyip, sedirler koymuşlar, yer sofraları kurmuslar yerlerde büyük yastıkların üstüne oturuyor ve yerde yemek yer sofrasında yiyorsunuz. Yörenin özel yemekleri sunuluyor size sonra da bir yöresel kıyafetli garson semaverle yanda bir bölüme yemekten sonra çay getiriyor sonra da size yan taraftan sürekli çay servisi yapıyor. İnanılmaz bir hizmet ve servis. Yemeklerin güzelliği sohbet hersey çok güzeldi. Resimleri de aşagıda görebilirsiniz. Açıkcası hiçbir anı kacırmamak herşeyi size anlatıp resimlemek istedim. Ama sohbetin güzelliği kahkahalar herşey çok çok güzeldi. Bu arada bir telefon geldi Nilay Hanım’dan, Erzurum uçağı iptal olmuştu.. Haydi bakalımmmmmm… Çok üzülüp sıkıldım sanki bizim yüzümüzden olmuştu. Onları alıp buralara davet eden bizdik tabii.. Simdi ne olacak? Semra Hanım ve Süleyman Bey uzun uzun düşünüp araştırdıktan sonra Erzurum’dan kara yolu ile Trabzon’a geçip ertesi sabah 07.30 ucagı ile İstanbul’a hareket etmeye karar vermişlerdi. Semra Hanım’ın sabah ameliyatları vardı ve mutlaka gitmesi gerekiyordu. Ve Erzurum’dan başka çıkış yolu yoktu. Ankara’dan Erzurum’a gelip sonra da dönecek ucak kardan Ankara’dan havalananamıstı. Bir ufak sorun da ertesi gün görüşecegimiz Vali Bey’in de ve Belediye Başkanı’nın da Ankara’dan Erzurum’a gelememis olması idi. Bu durumda görüşmelerimiz suya düşüyordu. Bosu bosuna bir gece Erzurum’da kalmıstık. Ama zaten bu aksam gitmeye kalksaydık bile ucak nasılsa kalmayacaktı diye kendimizi teselli ettik ama ertesi gün içinde içimize kuşku düştü, telas kapladı. Semra Hanım ve ekibi içinde bayagı endişelenmistik. Yollar nasıldı? Zigana gecidi kar kaplı mıydı? Ya yolda sis olursa hepimiz huzursuz olmustuk… Hiç olmazsa biraz tarihi yer görürüz sonra da İstanbul’a gideriz dedik konuyu fazla düşünmemeye çalıştık. Ama bu arada sık sık Semra Hanım’ın telefonunu ve Halkla İliskiler’deki Nilay Hanım’ı arayıp onlara ulaşmaya çalışıyorduk. Yemekten sonra gece kalacagımız misafirhaneye gidip bavullarımızı koyduk sonra da gece dağın güzelliğini görmek için Palandöken’in eteklerine gittik. Polat Oteli Cafe Şarlot’ta canlı müzikte Erzurum Türkülerini dinledik. Muhteşemdi.

Aynı gece saat 21.00 gibi Erzurum ve bölgesine yayın yapan Kanal 25 e gittik. Sn Belma Hanım, Nimet Hanım, Reyhan Hanım ve ben Yeni Günden programına konuk olduk. Tabi Kanal 25 de apayrı bir macera oldu bizim için. Küçük bir odada yayın yapılıyordu.. Belma Hanım tabi ki aramızda en tecrübeli oldugu için olaya el koydu, herkesin konusacakları önceden belirlendi ve hemen yayına başlandı. Yayının takibi reji ust kattaydı. Cansın’in görevi Rejiyi takip etmekti. Yukarı kata cıkıp yayını kendi elleri ile yönetti. Arslan Burcu olan Cansın’ın bu iş çok hoşuna gitmişti. Bundan sonraki hayatını da Reji Asistanı olarak devam etmek isteyebileceğini bile düşündüm. Yayından önce hepimizin resimlerini cekti.

Bu bizim için oldukca güzel bir hatıraydı. Çekimden sonra artık saat 22.00 olmuştu ve artık dinlenmek için ögretmenevine gittik ama onca yapılan şeye rağmen hiçbirimizde yorgunluk emareleri yoktu. Sürekli değişik şeyler karşılaşmak bizi yormamış sanirim aksine adrinalinimizi yükeseltmişti. Kendimizi enerjik buluyorduk. Vakur Bey, Taner Bey ve İbrahim Bey’lerle aşagıda lobide oturduk. Uzun zamandır Belma Hanım’ı görmemislerdi. Sohbet koyulaşmış kimse birbirinden ayrılmak istemiyordu. Saatlerce oturup konuştuk. Biz de Erzurum ve sorunları hakkında bayağı bir bilgi sahibi olduk. Taner Bey inanlımaz şakacı kıvrak zekalı bir Erzurum tüccarı, boya ticareti yapıyor. İbrahim Bey de şehrin ileri gelen Mobilya imalatcısı. Gençler ve hem neşeli, hem de çok dinamikler. Vakur Bey’le de arkadaşlardı. Çok güzel bir sohbet oldu. Saat 24.00 gibi onlar kalktılar sonra da biz Belma Hanım, Cansın lobide iki saat kadar oturduk. Bu arada Semra Hanım’lardan ve ekibinden haber almıstık. Karı ve Zigana’yı aşmışlar ve Trabzon’a ulaşmışlardı. Rahat bir nefes aldık. Kar, sis ve misafirhanenin lobisinin sıcaklığı, hepimizin yüreğini açmıştı. Belma Hanım, Cansın ve ben evlerimizden ve sevdiklerimizden uzakta yürekleri Türkiye sevdalısı üç kadın neler yapılabilir Erzurum ile neler paylaşılırı konuştuk. Birbirimizi sanki daha çok tanıdık daha samimi olduk daha çok sevdik. Saat 02.00 ye gelirken sabah erken kalkacagımız icin istemeye istemeye odalarımıza çıktık. Nasıl yattığımızı ve uyudugumuzu hatırlamıyorum. Ama yataklar çok rahattı ve biz de aslında çok yorgunduk…

ERZURUM VALİSİ, BELEDİYE BAŞKANI İLE GÖRÜŞMELERİMİZ

Ertesi sabah saat 08.30 da kalktıgımızda pencereden bakınca kendimizi beyaz bir duvarın icinde bulduk. O kadar saşırmıştık ki ilk önce ne olduğunu anlayamadık. Meger yogun bir sis varmış ve göz gözü görmiyordu. Bu sisin nasıl dagılacagı ben ve Cansın tarafında bayagı bir merak konusu oldu. Ama biz giyininceye kadar sisin dagıldığını görünce rahatladık. Ya uçak gene kalkmazsa diye düşünsek de iki gün arka arkaya kesinlikle olmaz dedikleri için fazla üstünde durmadık. Kahvaltı salonuna inince Belma Hanım’ın çoktan kahvaltısını yaptıgını ve bizi beklediğini gördük. Bizi de tam kahvaltımızı yapıp bugün nereye gidelim uçağa kadar nasıl vakit öldürelim derken Vakur Bey geldi ve bize müjdeyi verdi. Vali Bey Erzurum’a dönmüştü ve biz randevumuza gidebilecektik. Hemen kahvaltımızı yapıp hazırlandık ve Valilik’e yola cıktık.

Vali Bey Belma Hanım’ı ve bizi karşıladı. Çok içten ve ilgiliydi. Biz Erzurum’a toplantı için geldiğimizi geçen ay Sağlık Bakanı ile görüşmemizde kendisinin Erzurum’a hastalar için misafirhane ve teşhis merkezi acılması konusunda bizden ricasının oldugunu bunun için bize bir bina ücretsiz tahsis edip edemeyecegini sorduk. Hemen bize sehir merkezinde eskiden okul olan su an kullanılmayan üç katlı “u” şeklinde 1000 metrekarelik bir binayı eğer istersek 5 yıllıgına kullanabileceğimizi söyledi. Bu kadar kolay olabileceğini hic tahmin etmemistik.

Bu arada Erzurum’da sokak cocukları için de calısmalarının oldugunu bu konuda da yardımımıız istediklerini soyledi. Biz de imkalarımız dahilinde yardımcı olacagımızı kaynak arayacagımızı soyledik. Bir de telefonla Kızılay Müdürü’nü arayarak elinde baska bina olup olmadıgını ögrenmek istedi. Ama biz heyecanlanmıstık. Hemen binayı görmek istedik.. Gittik ve baktık. Ah keske olsa sevgili dostlarım ah keske olsa ama o kadar cok masraf istiyor ki. İnsallah buluruz da olur. Aranacak neresi varsa arayacagız tabii. Uzun uzun binanın içini dolastık bütün her yerinin resimlerini imkan ve ışık elverdiğince çekmeye gayret ettim.

Erzurum Fotoğrafları İçin Buraya Tıklayınız

Sonra da çıkıp Yakutiye Belediyesi Belediye Başkanı’nı görmeye gittik. Bu defa yanımızda Sn Belediye Baskanı da bizi odasında ayakta karşıladı. İnanın Belma Hanım’la birlikte dolaşmak gercekten de çok zevkli arkadaslar, izzet ikram ve saygı. İnsan iste hep boyle olmalı dedirtiyor. Ama o bu saygıyı aklının güzelliği ve pratik zekası ile edinmiş çünkü onca gösterilen ilgi ve saygıda bir gram ben sahte hiç birşey görmedim. Ona yapılan herşey son derece icten ve samimi idi. Bir insan bu kadar mı sevilir? Allah her insana nasip etsin. Belediye Başkanı’nın sorunlarını da Belma Hanım Ankara’ya merkeze götürmek üzere Belediye Başkanı’ndan özel olarak baska bir odada dinledi ve sonra bizim yanımıza geldiler ve bu defa Erzurum AK Parti il Başkanlığı’na gittik. İl başkanı da aynı saygı ve sevgi ile bizi karşıladı ve Belma Hanım’la il sorunlar hakkında konustular. Bu kadar ziyaret hepimizi hem yormuş hem de acıktırmıştı.

KAR VE TİPİ ERZURUM’U SARDI, UÇAKLAR İPTAL, EVE DÖNEBİLECEK MİYİZ?

Erzurum’un çok meshur bir kebabı varmış onun mulaka yenmesi geretiği soyledi ve bizi çağ kebabını yemeğe götürdüler. Oyle ya Erzurum’un herşeyini ögrenmemiz gerekiyordu. Şehrin merkezinde çok temiz bir kebabçıya gittik. Herşey yemekler ve orta konan mezeler çok nefis gözüküyordu. Tam o sırada kötü haber geldi. Erzurum’dan kalkacak uçağımız kar ve yoğun sis nedeni ile iptal olmuştu. Hepimizin birden neşesi kaçtı ve iştahımız kesildi. Öyle ya hepimizin Salı günü için verilmiş sözleri ve yapılacak işleri vardı.

Birden Erzurum’da bir kaç gün daha kalmak zorunda kalabilecegimiz aklımız geldi ve dehşete kapıldık. Belma Hanım’ın iptal edilemeyecek önemli toplantıları vardı. Benim kızım iki gündür beni bekliyordu. Cansın eşini bırakmıştı, annesi babası evinde misafir onu bekliyordu ve fazla kalmak istemiyordu. Ne yapacağız diye konuşurken bizim de aklımıza Semra Hanım’ların yaptıgı gibi Trabzon üzerinden istanbul’a uçmak geldi. Hemen bütün otobüs firmalarını aradık. Hiçbir otobüs hava muhalefeti nedeni ile Trabzon’a gitmiyordu. Gene de telefonla Trabzon’dan İstanbul uçuşlarını sorduk. Gece Atlasjet’in 22.20 de bir uçuşu olduğu öğrendik ama nasıl gidecektik. Elimizde THY biletleri vardı. Buradan bir seyahat acentasından almıstık parasını iade Erzurum’dan alamıyorduk. Atlas jet için tekrar bilet parası ödememiz gerekiyordu. Cansın ile benim yanımda ne yeniden uçak bileti alacak kadar ne de Trabzon’a otobüsle gidecek para yoktu. Ne yapacagımızı sasırdık. Hadi dönünce ödemek üzere yanımızdakilerden istesek olmazdı. İki gündür yedirip içiriyorlar agırlıyorlardı bir de üstüne uçak bileti parasını isteyemezdik. Bu kişileri daha yeni tanımıştık. Cansın’la beraber birbirimizin suratına bakarken aklıma sevgili dostum Dr. Celalettin Bey geldi. Hemen kendisine cep telefonundan mesaj gectim ve para yollamasını rica ettim. Sağolsun 10 dakika sonra para hesaba yollanmıstı. Hemen bankadan parayı cektik ve yeni ucak biletlerimizi aldık. Simdi Trabzon’a ulaşmamız gerekiyordu. İki gündür her anımızda yanımızda olan Taner ve İbrahim Bey’ler canımızın çok fazla sıkılmamasını birlikte bizi Trabzon’a kadar kendi arabaları ile götürebileceklerini söylediler. Yoğun bir kar yağışı ve sis başlamıştı. Olanca tedirginliğimizle eşyalarımızı alarak yola çıktık. Yarım saat kadar yolda ne olur ne olmaz diye kar zinciri aradık neyse o da halloldu ve korkulu yolculuğumuz başladı. Ben Cansın ve Belma Hanım arkada oturuyorduk önde de İbrahim Bey ve Taner Bey nöbetleşe arabayı kullanacaklardı. O kadar yogun bir sis vardı ki araba 30-50 km bile hızla gitmiyordu ve ancak bir karış önümüzü bazen görüyorduk. Yolun ortasındaki beyaz seritleri yavas yavas takip ederek yol aldık. En tehlikelisi arka isikları yanmayan kamyonlardı. Aniden sisin icinden önünüze çıkıyorlardı. Biraz dikkatli olmasanız birinin altına girmeniz isten bile değildi. Bir taraftan da içimizden dua ediyorduk cep telefonu ile tanıdıgımız ve sevgili dostlarımızı arayarak bizim için dua etmelerini istedik o kadar tedirgin olmustuk yani. Arkada üçümüz de boyunlarımızı uzatmış, gözlerimizi önümüzdeki yoldan ayırmıyorduk. Sanki üçümüz birden dikkatle bakarsak sis dağılacaktı. Sonra yaptığımızı farkedip sinirden epey güldük. Ama dostlarımıza ettirdiğimiz dualar işe yaradı 10 dakika sonra birden pırıl pırıl bir yola cıktık. Sonra Zigana geçidi Bayburt, Gümüşhane ve Trabzon. Zigana geçidinden gecerken hava eksi 16 dereceyi gösteriyordu.. Camlar öyle buz tutmuştu ki bir ara açılmadı. Ama camı acıp da gökyüzüne baktığımda hayatımda hiç görmediğim bir gökyüzü ile karşılaştım. Hayatımda o kadar çok yıldızı bir arada asla görmemiştim. İri ne net yıldızlar belirgin bir şekilde gözüküyorlardı ama ufak yıldızlarda o kadar çoktu ki bütün gökyüzü yalnız yıldızla kaplanmıstı. Herşey tam anlamıyla garip ve üç boyutlu gibiydi. Zigana geçidinden cıkınca hemen bitiminde Zigana restoranında ihtiyac molası ve yemek molası yaptık. Kendimize gelmemiz gerekiyordu. Çok korkmuştuk. Ellerimizi yüzümüzü yıkayıp restoranın ortasındaki devasa sobanın yanında ısındık sonra da bize o ayazda dısarda mangalda yapılan etlerden ikram ettiler. Baska Erzurum uçagı gazileri de vardı. Atlas jetin yolcuları Erzurum’dan ucak iptal edilince hepsini özel bir minibusle alıp Trabzon’a götürüyordu. Hep beraber ucus şakaları yapıldı. Korkudan iştahımız yerinde değildi ama etler cok nefistiler. Sonra da oradan cıkıp 20 dakikalık yoldan sonra Trabzon havaalanına geldik.

Trabzon ışık ışık ve hava tertemizdi. Çok da soğuk yoktu. 2.5 saatlik yolu 5 saatte gelmistik ama olsun. 2 saatlık bir mesafede bu kadar hava degisikliği insanı serseme çeviriyor. Hemen atlasjet kontuarına gittik ve bizi hemen bekleme salonuna aldılar. Uçağımızın kalkmasına 20 dakika kalmıstı. Hala Trabzon’a geldiğimize ve İstanbul’a uçacağımız inanamıyorduk. Hepimizin ağzında şükür Allah’ımıza lafı vardı. Uçaga bindik ve yerimize yerlestik. Atlasjet ile ilk defa uçuyorduk. Korktuğunuz olmadı. Son derece rahat bir yolculuktan sonra İstanbul’a geldik.İstanbul’da uçaktan indikten sonra yeri öpesim geldi. Ama kızımın yanına gitmeden ona sarılmadan eve geldiğimden emin olamayacaktım. Allah’ıma şükür ki bir saat sonra onu da yaşadım. Eve gittim ve sessizce uyuyan kızımın yanına kıvrıldım, sıcak nefesi beni ancak sakinleştirdi. O gece evde uyumak sanirim hayatımın en huzur dolu saatleriydi.

Bir süre şehir dışı, seyahat lafı sanırım duymak istemiyorum. Zaten Belma Hanım da; Sibel lütfen bir süre “Çocuk İstiyorum ve Çider” adını duymak istemiyorum bana cep mesajı bile atma 🙂 ama mail atabilirsin dedi. Çok rica ediyorum, simdi artık bütün yoğunluğunu Erzurum’daki işine ver. Senden en kısa sürede bilgi ve hareket planı bekliyorum dedi. Sanirim onun da uzun bir süre ruhunun dinlenmesine ihtiyacı var…

Umarım okurken sıkılmadınız. Ben yazarken yoruldum ama iki gün içinde o kadar çok şey yaşadık ki ben ne yapayım…

Çok sevgiler
Sibel Tuzcu

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ