Tüp Bebek  


Çocuk İstiyorum Dayanışma Derneği – Tüp Bebek

CİNSİYET TAYİNİ: Etik, Ekonomik ve Tıbbi Sorunlar

CİNSİYET TAYİNİ: Etik, Ekonomik ve Tıbbi Sorunlar

Son zamanlarda ülkemizde tüp bebek tedavisi deneyen veya ailede sadece kız çocuk bulunması durumunda cinsiyet tayini yapılabileceği konusunda talihsiz ve etik dışı haberler veya söylemlerle karşılaşmaktayız. Tıbben herhangi bir gerekçe olmaksızın bebeklerde cinsiyet tayini yapılması hem etik hem ekonomik hem de tıbbi yönden son derece sakıncalıdır. Bu yazıda gereksiz cinsiyet tayininin etik, ekonomik ve özellikle tıbbi sorunları dile getirilmiştir.

 

Cinsiyet Tayininin Etik Boyutları

 

Cinsiyet tayini herhangi bir tıbbi gerekçe olmaksızın hiçbir uygar ülkede önerilmemekte yapılmamaktadır. Ülkemizde de bu tür bir uygulama Sağlık Bakanlığımız tarafından uygun görülmemektedir. Sağlık Bakanlığının bu yasağını delerek komşu ülkelerde bu işlemi uygulayan kişi ve merkezler olduğunu biliyoruz. Bu kişi ve merkezlerin faaliyet alanı ise genel olarak Türkiye’dir. Gerekçe olmaksızın yapılan cinsiyet tayininde etik açıdan sorumluluklarımızı şu şekilde sıralayabiliriz.

 

a)      Doğaya karşı olan sorumluluğumuz

Yeryüzünde erkek ve dişi bireylerin oranı bir doğal denge oluşturmaktadır. Bu dengeye müdahale edilmesi doğanın dengesini doğrudan etkilemektedir. İnsan olarak bireysel aruzlarımız toplumsal veya çevresel değerlerin önünde olmamalıdır.

 

b)      Vicdani sorumluluk

Erdemli bir birey olmanın temel öğesi sadece insana özgü vicdani sorumlulukların yerine getirilmesidir. Örneğin, çocukları ve hayvanları sevmek, doğaya karşı saygılı olmak, doğru söylemek ve doğrudan yana olmak gibi nitelikler erdemli bir birey olmak için gereken koşullardan sadece bazılarıdır. Anne rahmine konulduğu andan itibaren yaşama şansı olan bir canlının, yani embriyonun sadece cinsiyeti nedeniyle ayıklanıp imha edilmesi de erdemli bir insan için vicdanla bağdaşabilir bir durum olamaz.

 

c)      Türk insanının kültür ve inanışları

Türk insanı duygusaldır ve değişik din ve mezhepler içeren toplumumuz bulunduğu coğrafya ve yaşam biçimi bakımından bir bütün olarak inançlarına sıkı sıkıya bağlıdır. Aile içerisinde kız ve erkek çocuklarımız aynı sevgi ve özenle büyütülmektedir. İslamiyet öncesi kız çocuklarının diri diri toprağa gömüldüğü dönemlerde dahi Türk toplumunda kadına saygı ve sevgi duyulmaktaydı. Kültür ve inançlarımız bir canlının hangi aşamada olursa olsun dişi diye yok edilmesine veya ona yaşama şansı verilmemesine uygun değildir. İslam dininin bu konuda özellikle duyarlı olduğunu İslam tarihi ve kutsal kitap çok belirgin olarak oraya koymaktadır.

 

Cinsiyet Tayininin Ekonomik Boyutları

 

Tıbbi bir gerekçe olmaksızın yapılan cinsiyet tayini bireylerin ve dolayısıyla ülkemizin ekonomisine ciddi zararlar vermektedir. Etik konusunda da söz ettiğimiz gibi kişisel arzularımız toplumsal değerlerin, düzenin ve yararlılığın önüne geçmemelidir. Ülkemiz ve ülkemiz insanı bir bütündür. Bireysel olarak yapılan savurganlıklar tüm toplumu etkilemektedir. Cinsiyet tayini işleminin ekonomik boyutlarında kısaca göz atacak olursak burada oldukça önemli ölçüde gereksiz bir masraf yapıldığnı görmekteyiz.

 

a) Cinsiyet tayini işleminin ülkeye olan maliyeti

 

Tüp bebek işleminde kullanılan ilaç ve malzemelerin tamamı hatta daha fazlası bu işlem için de kullanılmaktadır. Kullanılan bütün bu ilaç ve malzemeler maalesef ülkemizde üretilmemekte ve döviz karşılığında ithal edilmektedir. Bir tüp bebek işleminin ilaçlarla birlikte ülkeye saf maliyeti en az 3000 Amerikan Doları civarındadır. Cinsiyet tayini için kullanılan laboratuar malzemesi de buna eklendiğinde bu maliyet 3500-4000 Amerikan Dolarına ulaşmaktadır. Dolayısyla bu işlem gereksiz yere yapıldığında ülke her uygulama başına 4000 Amerikan Dolarına yakın bir miktarda para kaybetmektedir. Yetişmiş insan gücü, altyapı ve uygulamanın malzeme dışındaki maliyetleri de bu hesaba katılırsa kayıp çok daha ciddi boyutlara ulaşmaktadır. Bu maliyetlerin kaynağı da işlemin yapıldığı ülke değil yatırımın yapan kişilerin sahası olarak doğrudan doğruya Türkiye’dir. Diğer taraftan, tüp bebekte ortalama başarı şansının %50 dolayında olması bu maliyeti ikiye katlamaktadır.

 

b) Cinsiyet tayini işleminin bireysel maliyeti

 

İşlemin bireysel maliyeti ise yukarıda belirtilen çıplak maliyet üzerine eklenen kar, ulaşım ve ilgili ülkedeki konaklama masraflarıdır. Dolayısıyla, böyle bir uygulamada aileler %50 oranındaki bir şans için binlerce dolar para harcamaktadır. Doğal bir gebelikte de erkek veya kız çocuk olma şansının %50 olduğu dikkate alınırsa bu masrafın ne denli yersiz ve gereksiz olduğu anlaşılmaktadır. Önemli bir kısmı yurtdışına akan bu para kimsesiz çocuklara veya çocuk eğitimi için ülkenin çeşitli hayır kurumlarına ulaştırıldığı taktirde kimsesiz çocuklarımız sıcak bir yuva ve aş bulabilir ve gereksinimi olan binlerce yavrumuza çok daha iyi bir gelecek hazırlanabilir.

 

Cinsiyet Tayininin Yol Açtığı Tıbbi Sorunlar

 

Cinsiyet tayini işlemi gerek bebekler gerekse anne açısından ciddi tıbbi riskler oluşturmaktadır.

 

a) Cinsiyet tayinini işleminin bebekler üzerindeki olumsuz etkileri

 

Tüp bebek işlemlerinde başarı şansını artırmak için anne rahmine sayı olarak birden fazla embriyo yerleştirilmektedir. Bu uygulamanın bir sonucu olarak ikiz veya üçüz gibi çoğul gebeliklerle daha sık olarak karşılaşmaktayız. Çoğul gebelikler esasında tıbbi açıdan bir başarı olarak nitelenmemektedir. Çoğul gebeliklerde karşılaşılan sorunların başında erken doğum ve düşük doğum ağırlıklı bebekler gelmektedir. Prematür yani vaktinden önce doğmuş olarak adlandırılan bu bebeklerde organ yetmezllilerine bağlı çeşitli sorunlar meydana gelmektedir. Karaciğer yetmezliğine bağlı oluşan sarılık, göz ve görme bozukluklarını bu sorunlar arasında sayabiliriz. Bu bebeklerin solunum sorunlarının olması solunum aygıtı, vücut ısılarının düşük olması da kuvöz denilen ve bebeğin vücut ısısını sabit tutan bazı özel araçlar gerektirmektedir. Bu araçların kullanımı aileye bebek başına günlük en az 2500-3000 TLmaliyet getirmektedir. Bu maliyet aynı zamanda ülkeye ve devlete de çeşitli şekllerde yansımaktadır. Kısa vadeli bu masrafların dışında uzun vadede bebeklerde oluşabilecek zihinsel sorunlar aileye ve devlete maddi zararların yanı sıra telafi edilemeyen manevi zararlar da vermektedir.

 

b) Cinsiyet tayininin anne üzerindeki olumsuz etkileri

 

Tüp bebek işlemi yumurta toplama öncesinde bir hazırlık gerektirmektedir. Bu hazırlık esnasında anne adayına yumurtlamayı artırıcı ilaçlar verilir. Enjeksiyon tarzında verilen bu ilaçların özellikle genç ve yumurtalıkları iyi çalışan kadınlarda veya polikistik over sendromu olarak tanımlanan özel durumlarda çeşitli yan etkileri olabilmektedir. Bu yan etkiler arasında OHSS olarak adlandırılan ve yumurtalıkların aşırı çalışmasıyla kendini gösteren durum anne hayatını tehtid edebilecek seviyelere ulaşabilir. Bunun dışında yumurta toplama işlemi esnasında verilen anesteziye bağlı ve yumurta toplama işleminin tamamen kendisine bağlı riskler vardır. Örneğin, işlem sonrasında meydana gelebilecek bir yangı bazen anne hayatını tehtid edebilecek düzeylere ulaşabilmektedir. Bu işlem esnasında çok nadir de olsa damar zedelenmelerine bağlı kanamalar meydana gelebilir.

 

İşlem esansında olubilecek sorunların yanısıra gebelik oluştuğu taktirde eğer birden fazla embriyo tutunmuş, yani çoğul gebelik oluşmuşsa buna bağlı bazı risklerle de karşılaşılabilmektedir. En basitinden en ağırına doğru bu riskler gebelik bulantı ve kusmalarının daha sık görülmesi, gebeliğe bağlı yüksek tansiyon riskinin artması, suların erken gelmesi ve rahimin aşırı büyümesi sonucunda doğum veya sezeryan sonrasında görülen kanamalar şeklinde sıralanabilir. Bu sorunlar bazen annenin rahmini kaybetmesine neden olabileceği gibi anne hayatını tehtid edebilecek düzeylere gahi ulaşabilmektedir.

 

Sonuç

 

a) Hastalarımız açısından bakıldığında

 

Cinsiyet tayini X genine bağlı hemofili gibi özel hastalıklar dışında herhangi bir nedenle yapılamaz. Bu durumda da doğacak bebeğin kız olması istenir. Tüp bebek tedavisi gerektiren çiftlerde özellikle etik ve ekonomik konular dikkate alınarak çiftlere cinsiyet tayini önerilemez. Üzülerek belirtmemiz gereken bir nokta tüp bebek tedavisi gerektirmeyen çiftlere bile her iki cinsten yani bir kız ve bir erkek bebek verilebileceği söylenerek gerekmediği halde tüp bebek tedavisi teşvik edilmektedir. Ailede erkek çocuk veya nadiren kız çocuk bulunmadığı durumlarda aileyi dengelemek için yapılan tüp bebek ve cinsiyet tayinleri yukarıda anlatılan etik, sosyal ve mesleki nedenlerden dolayı doğru değildir. Çiftlerin bu uygulamalara sıcak bakmasını sağlayacak, doğru olmayan her türlü haber ve bilgiyi engellemek, ülkemizde usulsüz ve etik dışı bu uygulamalara ait uzantıları bulunan kişi veya kurumları Sağlık Bakanlığına, meslek odalarına ve ilgili sivil toplum kuruluşlarına bildirmek bir vatandaşlık borcudur.

 

b) Mesleki açıdan bakıldığında

 

Mesleğimiz herşeyden önce ulvi bir meslektir. Bu mesleğin mensupları Hipokrat yemini ederek üniversitelerden mezun olmuşlardır. Hipokrat’ın felsefesi “önce zarar verme” ilkesine dayanmaktadır. Bilinçsizlik ve maddi kaygılar gibi olumsuz nedenlerin yanı sıra ailelerden gelen istek veya aileyi dengelemek gibi nedenlerin arkasına sığınarak yapılan bu uygulamalara sıcak bakılması ilmen ve vicdanen doğru değildir. Bu uygulamaları yasaların sınırlamadığı topraklara taşıyarak, insanlarımızı bilinçsizce bu doğrultuda sürüklemek hekimlikle bağdaşabilir bir tutum değildir. Biz hekimler bu uygulamaları rutin yapılabilir işlem gibi göstererek mesleğimizi ve hekimlik onurumuzu zedeleyen bu kişi ve kurumlarla mücadele etmekle yükümlüyüz.

 

c) Ülkemiz açısından bakıldığında

 

Ülke açısından bakıldığında yapılan bu etik ve bilim dışı uygulamalar kısa ve uzun vadede maddi ve manevi ağır sonuçlar doğurmakta ve devlete çok önemli mali yükler getirmektedir.

Prof.Dr.Erkut Attar

İstanbul Tıp Fakültesi

Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi

 

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 2 YORUM
BİR YORUM YAZ