Tüp Bebek  


Çocuk İstiyorum Dayanışma Derneği – Tüp Bebek

Sibel’in Köşesi – Sayı 64 – 05.05.2003

Salis ve onun küçük Ördek yavruları
( Maceralı İzmir seyahati…)

 

Merhaba sevgili arkadaşlar,

Başlığa şaşırdınız değil mi? Biraz sonra anlatacaklarımla bu yazının ne kadar doğru bir başlık la başladığını anlayacaksınız.?

02 Mayıs gecesi bol konuşmalı az dinlenmeli güzel bir otobüs yolculuğu ile İzmir’e geldik saat sabahın 07 si..Doğru tabii Kaya prestij oteline.Yolculuk rahattı ama ne de olsa yorgunluk, uykumuz var en az 2 saat dinlenmek daha sonrada toplantıya hazırlanmak istiyoruz.Otele gittik ve resepsiyona odamızı istedik.Su anda her yer dolu dediler..AAAA

Biz otele de toplantı için rezervasyon yaptığımızda sabah yolculuktan geleceğimizi duş almak ve üstümüzü değiştirmek için duşlu bir odaya ihtiyacımız olduğunu 07.00 ila 11.00 arasında bize bir oda ayarlanmasını rica etmiştim.Telefondaki bayanda müdürüne sorup tamam demişti.Bizi lobide yarım saat beklettiler.Sonra resepsiyondaki memur buyrun oda hazır dedi. Toplantı salonunun rezervasyonunu alırken dernek olarak ücretsiz bir oda da duş ve üst baş değiştirmek için istemiştim.Öyle gece kalmayacağımız bir oda için neden bir günlük 4 kişilik para verilsin?Sadece 3 –4 saat ihtiyacımız olacak.Hem servis iyi olursa bundan sonraki izmir toplantılarımız da orada yapılacak. Görevli hanım müdürüne sordu ve okey demişti.Ben bizi beklettiler yaa ücretsiz oda diye huylandım yaa,(afedersiniz)kaşınıyorum yaa, anahtarı elime aldım tam o sırada bana memur soyle dedi:

-Bunu veriyorum bu suit bir dairedir.ama telefon kapalı,mini barı kullanmayın..(kimin tepesinin tası attı sorun bakalım)

-Ne demek yani.? Bakın biz üstümüzü değiştireceğiz ve duş alacağız, bizim bunlarla isimiz yok ama olsa bile herhalde otel görmemiş biri değiliz parasını öderiz degil mi?Ama bunlar sakin çıkar bir ses değil di tabii.

– Aa duş mu alacaksınız ? olamaz bize yalnızca üstünüzü değiştirmek için denmişti..

Elimdeki anahtarı resepsiyona fırlattım.

-Ne demek yaa. Ben 8 saatlik bir yoldan geliyorum .Öğleden sonrada önemli bir toplantım var ve bunun için daha önce görüştüm ve oluru da alındı şimdi neden bu şekilde konuşuyorsunuz

Nerede benim rezervasyonumu yapan hanım Nerede sizin müdürünüz?

-Sinirlenmeyin Hanımefendi Bende bana söylenenleri söylüyorum.Yol yorgunsunuz anlıyorum.

-Tabi ki sinirlenirim .Anlıyorsanız bunları size söyletene gidin aynen söyleyin.Kim bunları size söyleten ben onunla görüşmek istiyorum.

Tabi o karşıma hiç çıkmadı.

Birazdan memur tekrar geldi.Elinde gene anahtar.

-Tamam efendim . Duş da alabilirsiniz. Bu her zaman yaptığımız bir şey değil . Çok değişik bir uygulama . Benim sizden başka bir ricam daha var. Lütfen odaya başka kimseyi almayın olur mu?

Adamı az daha parçalayacağım…Bu nasıl bir konuşma böyle.;Kiminle konuşuyor..Ne demek istiyor bu adam böyle?

-Bana bak sen nasıl benimle bu şekilde konuşabiliyorsun ve hangi hakla?bunları söyleyebileceğin tarz bir insanla mı karşı karşıyasın?ücretsiz bir oda vereceğim diye

sen nasıl bu şekilde konuşabiliyorsun. Al odanı başına çal, git müdürüne söyle koca İzmir de yer mi yok.?Ben gidiyorum ama bunları da tek tek yazacağım.

-Beni yanlış anladınız oda ücretsiz diye lütfen başkasını almayın demek istemiştim.Lütfen

odanın anahtarını alın. Çok yorgun ve sinirlisiniz.

-Evet çok yorgun ve sinirliyim. Çünkü siz sinirimi bozdunuz.Biz buraya hayırlı bir iş icin geliyoruz. Bu aksamda toplantıdan sonra dinlenmeden aynı otobüse atlayıp geri döneceğiz.İnsan hayır için en azından bu kadar uğraştırmaz.Bir daha asla otelinizde toplantı yapmayacağım. Bu ilk ve son olacak.

Toparlanın kızlar dedim ve kaya prestij otelinden üç toplantı bavulu iki elbise askısı bir afis torbası ile İzmir in ortasında kaldık sanmayın hemen tam otelin karsısındaki otele Yumukoglu otele girdik. Resepsiyona yarım gün için oda istedik resepsiyonda bize yarım gün için 75 milyon lira istedi.Tabi Gözümü kırpamadan verdim. Ve odaya çıktık ve döküldük.Sinirlerimiz harap harcamak zorunda kaldığımız para için acayip kızgın bir şekilde uzun süre sessiz oturduk. Neden sonra kalkıp toparlandık.Bu arada bir telefon daha. Sevgili Salis arıyor. Kaya Otele telefon acıyor. Toplantı için:

Diyorlar ki:

– Toplantı iptal oldu.

Ay bu kadarı bir toplantı sabahı için oldukça fazla!!!..Hemen giyinip Kaya Prestije geçtim. Bu sefer rezervasyonumuzu yapan hanım saat artık 09.00 olduğu için neyse ki orada.

Hemen onun yanına geçtim ve başladım anlatmaya..

Resepsiyon biz bavullarımızı toplayıp çıkınca her şey iptal oldu zannetmis. Bu nedenle

Telefona iptal demiş. Benim yazılı konfirmem var nasıl iptal ederim. Bu bir dernek toplantısı kişisel bir şey değil ki. Ben üyelerimi ve bir Hastaneyi çağırmışım.ciddi bir şey yapıyorum.Toplantılar sorumlusu bayan yanlış anlama olduğunu hemen olayın düzetileceğini söyledi.

Bu olayı daha fazla büyütmek istemedim ve orada konuyu kapattım ve salona çıktık. Salon için 1 adam verildi.Salonu kendimize göre düzenini kontrol ettik.afişlerimizi astık.broşürlerimizi koyduk Ve üyelerimizi beklemeye başladık.Üyelerimiz 12.00/13.00 gibi geldiler toplantı başladı. Onlarla buluştuğumuz için gerçekten bütün sıkıntılarımız ve yorgunluğumuz geçti .Nasılsınız simdi ne yapıyorsunuz sohbetleri neyi nasıl yapalım fikir teatileri içinde bir saat geçti.Sonra İrenbe Tüp Bebek Merkezinden İsrael Aruh ve ekibi aramıza katıldılar. Sonra gazeteciler geldi.Toplantının ortasında Ropörtajlar yapıldı.Gazateye kurayı mutlaka yetiştirmek istediklerini belirttiler ve kura saatinin öne alınmasını çok rica ettiler. Bizde kabul ettik ve küçük sarı toplarımızı hazırladık. Kuraya İstanbul ‘dan Anadolu dan 2003 aidatlarını ödemiş bütün salondaki üyeler katıldı .kurayı saat 15.00 gibi çektik.Yasemin Selçuk adlı İzmirli Bir üyemize çıktı.Çok sevindi tabii. Üstüne üstlük İrenbe nin de eski hastasıymış ve tedaviyi parasızlık nedeniyle yarım bırakmak zorunda kalmışlar.

Sevinç gözyaşları hepimizi çok etkiledi,hepimiz çok sevindik.Uzun uzun kucaklaştık. Pazartesi Hürriyet ve Milliyette toplantının haberleri çıktı. Bu toplumsal olayı artık gazetelerinde desteklemesi gerçekten çok hoş bir olay.İzmir yerel televizyonu da aynı akşam haber yaptı.

Evet toplantı bitti ve biz eşyalarımızı topladık. Sevgili İzmir üyemiz Salis bizi bırakmadı.

İzmire geldiniz daha önce görmediğiniz yerleri ben size gezdireceğim.eee toplantı çok güzeldi artık bizde biraz eğlenelim değil mi?Tamam Salis komutam sensin ne yapıyoruz?İlk once Konak Meydanı, Sonra meşhur Kemeraltı çarşısı sonra Alsancak. Eeee Alsancakda kıyıda payton gezisi olmazsa olamaz. Saat 22.00 de hareket ediyoruz. Saat 17.30 o zamana kadar 3.5 saatimiz var.Salis bizi vapurla Karşıyaka ya da götürme düşüncesinde ama biz o kadarını yapamayız..cünkü hepimizde otobüsü kaçırırsak paniği var.Herneyse Salis bizi ald ve meşhur saatin olduğu yere götürdü ilk önce ama ne biz yürüyoruz. Zaten ben yaklaşık 4 saat toplantıda ayakta kalmışım..Aman dedim asla olmaz biz arabaya binelim. Benim ayağımın teki de rahatsız uzun yol yürümeme imkan yok. İşkence gibi bir şey. Topallıyorum.Kemeraltına gittik çarşıda bana rahat bir terlik alındı ama ayaklarım o kadar acımış ki terlik bile fayda etmiyor.Ama Salis çok genç ve dinamik.Hayatını yürümekle geçiriyor.Bizse İstanbul hamuru ..iki adımlık yere dolmuşla taksiyle gidenlerdeniz. Bizi Kemeraltının içine sokuyor. Orada görülmeye değer çok güzel dükkanlar ve gümüş eşyaların satıldığı çok güzel bir meydan ve küçük tabureli çay kahve içilen bir meydan var. Oraya geçiyoruz. Kızlar hem yorgun hem de mest ayaklarını sürüyerek arkamızdan geliyorlar ama gümüşler hoşlarına gitti. Onları orada 10 dakika rahat bıraktık oturdum ayaklarımın sızısını duymamaya çalışıyorum.

Oradan Alsancaga dogru yürümeye çalıştık.Salise yalvarmaya başladım. Bir arabaya binemez miyiz. ? Salis alışkın olduğu yollar olduğu için diyor ki hemen surası… tabi bizim için orası kaf dağının arkası… Bu arada karnımız açıktı tabii. Öğlen yemek de yememiştik.. Cansın’cığımın aklında daha önce geldiğimizde ara sokakta bir sokak büfecisinde yediğimiz köfteler var. O toplantı dan sonra inanılmaz lezzette köfteler yemiştik ve hepimiz çok mutluyduk..Şimdi onu bulmalıyız. Kafasına takmış.Bende birisi bir şey istedim mi imkanlarım dahilinde onu mutlaka yapmam gerek. Bir daha kaç ay sonra geleceğiz İzmir’e İlla da orada yenecek. Cansında kendini bir hazırlamış.Biz İzmir in neredeyse Konak meydanından Alsancağa dogru deniz gören bütün ara sokaklarını da bu vesile ile ayrıca yürüyerek aradık. Salis en başta Cansın onun arkasında onun arkasında ben , benim arkamda Ayşe ve Esra yürüdük , yürüdük, yürüdük…..Tek kişilik konvoylar halindeyiz.Sonra aklımıza anne ördek ve arkaşında yürüyen küçük ördek yavruları geldi.Ve Epey kendimize güldük. Bitmez tükenmezi bir şekilde bu şekilde yürüdük.Artık ayaklarımı duymuyordum. Karnımın acıktığını da etrafımdakileri de göremez olmuştum. Hiç birimizin aklına yeniden taksiye binmek gelemiyordu yorgunluktan.En son basmane tarafından tekrar bir paralel sokaga sapınca artık Sonra en son denize paralel sokakta komutayı ele aldım. Ne oluyorr atlayın taksiye öyle arayalım.OHH…. neyse….

Bulamadık tabiii.. Ama en yakın gördüğümüz restoranda indik.Aç kurtlar gibiyiz. Vitrnden gösterdiğimiz yemekleri garsonların getirmesine meydan vermeden kendimiz masaya götürmek istiyoruz. Tabi müsaade etmiyorlar. Orada 15 dakika içinde herşeyi saniirm silip süpürdük.Salis yeterince İzmiri gösteremediği için üzgün biz oturacak ve karnımızı doyuracak bir yer bulduğumuz için mutluyuz.Cansın buruk.. Köftecisini bulamadı ama ona söz verdim bir dahaki sefere onu bulacağım.Yemekten sonra tekrar arabaya atladık Saat 20.00 civarı artık Varana gidelim diyoruz. Ama Salis’in bizimle işi bitmedi.O kadar sevimli ki karşımızda oturup kendimizi öldürürcesine yememizi seyretti.uzun süre ve bize Payton bulup gezi yaptırmaya kararlı.Biz de istiyoruz ama saat de otobüsün saatine yaklaştı.Tamam dedik bundan sonrası taksi ile devam. Halimiz kalmadı. Tamam dedi. Hepimiz 5 orta cüsseli hanım taksiye sıgdık ve Alsancağa gidiyoruz. Yarım kalan islerimizi tamamlamaya….. Daha araba iki adım atmamıştı kiiii ..AAAAAaaaaaa Cansını köftecisiiii.. Bir sokak yan tarafta… iki adım daha atsak o sokakta olacak ve onu görecektik ama olmadı işte.. Kader diye ancak buna denir arkadaşlar… Ve biz o aksam çeşitli vesilelerle saat 09.15 e kadar Cansının köftecisinin önünden tam ÜÇ kere geçtik.. Kocaman GÖFTECİ tabelası adeta bizimle alay etti..

Salis bizi Paytona da bindirdi arkadaşlar. Bu kız inanılmaz… Mutlaka bebek sahibi olacak. Bu dinamizm ve bu kararlılık onda olduktan sonra asla ve asla hiçbir şey onun elinden kurtulamaz.Bebek de artık kendini anlamış ve Dünya ya gelmek için sıraya girmiş olmalı. Yoksa bu yazıyı okusun ve kendini denk alsın biran önce hazırlansın..Kurtuluşu yok….

Varana biner binmez uyuyakaldık. Ataşehirde beni uyandırdılar.Nasıl geldiğimi hatırlamıyorum. Bizimkilerden de kimse hatırlamıyor.Bu gün pazartesi dernegi kızlar gelip açamadılar ayakları su toplamış.Yarın gelebilirler mi bilemem. Bende birazdan bu yazı bitince geçecegim.

Bu yazım uzun oldu ama size her şeyi anlatmam gerekiyordu.İçimde kalmasını istemedim.

Sabırla okudunuzsa teşekkürlerimi sunarım.Eh herhalde sizde iki üç hafta benim yazılarımı okumazsınız.

Tekrar görüşmek üzere
Sibel Tuzcu

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ