Tüp Bebek  


Çocuk İstiyorum Dayanışma Derneği – Tüp Bebek

Sibel’in Köşesi – Sayı 122 – 08.06.2004

ERZURUM BİZİ ÖYLE BİR AĞIRLADIKİ   VALLA UTANDIK..

GERİ DÖNMEK İSTEMEDİK…

 

Sevgili Dostlarım;

 

Öyle bir Erzurum toplantısı yapıldı ki inanmazsınız.. Öyle güzel bir toplantı oldu öyle bir karşılandık öyle bir ağırlandık ki anlatamam. Neresinden başlasam bilemiyorum. Her bir saniyesi sayfalarca anlatılacak değerde…

 

Sabah 08.35 uçağıyla Ben ,Cansın ve Celalettin Bey hareket ettik.Erzurum İstanbul dan iki saat sürüyor.Hepimiz heyecanlıyız. Ben ve Cansın adeta   yerimizde duramıyoruz.Celalettin Bey daha vakur Türkiye’nin her bölgesine daha önce sürekli uçmuş,toplantıyı birlikte yapacağımız Prof.Dr Sedat Kadanalı okuldan arkadaşı ..Erzurum’u da biliyor tabi ama biz ilk defa gidiyoruz. Ve Prof .Dr. Sedat Beyle de ilk defa karşılaşacağız. Bizim hakkımızda ne düşünür bizi nasıl karşılayacak hiçbir şey bilmiyoruz.Toplantıdan önceki günlerde defalarca Sedat Beyle konuştuk ama hep toplantı ile ilgili oda bizi tanımıyor. Ve yanlış birileriyle mi toplantı yapıyor muyum kuşkusu var içinde hissediyoruz. Bize defalarca soruyor ticari bir kuruluş musunuz ?diye.Hayır diyoruz ama bizi de yakından görüp tanıması gerekli elbette. Onca zaman oda Erzurum için emek vermiş ve sevilen bir insan bildiğimiz. Aldığımız iyi duyumlar ve sevilmesi bizi de kendisiyle toplantı yapmaya götürüyor.

Toplantıdan iki hafta önce Erzurum da Nimet Aydemir Hanımla tanıdıklarımız vasıtasıyla irtibat kuruyoruz. Bir çok dernekte ve il ve ilçe teşkilatlarında çalışan son derece faal biri.İnanın insan dernek işiyle ilgileniyorsa her ilde mutlaka öyle bir tanıdığının olması gerekli.Birde internet sitemizden üyelerimiz var bana haftalarca önce mail atarak destek veren ve korkularımı hemen dağıtan Murat ali Uludağ çifti ve arkadaşı Zülküf Taş.Buradan kendilerine sonsuz teşekkürlerimi iletiyorum.

Her neyse Erzurum uçağı inince birde ne görelim üç araba bizi bekliyor. Nimet Hanım arkadaşı Selda Hanım ve eşi, MehmetAli uludag ve eşi ve Belediyeden meclis uyesi Vakur Bey, hepsi gelmişler ve bizi karşılamak için bekliyorlar. Bir an ne yapacağımızı şaşırdık.Vay be biz de karşılanırmıydık olduk..Alışık değiliz ya bu kadar nezakete ve iyi davranılmaya. “Geleceğiz” demişlerdi ama lütfen siz gelmeyin biz geliriz diye rica etmiştik gene de gelmişler. Kalabalıkta kaybolan çocuklar hani nasıl annelerini bulunca sevinirler.Öyle olduk..Ben böyle samimi böyle icten bir karsılama ve insanlık görmedim…Hersey okadar samimi okadar temiz ve katıksızdıki…Büyük sehirlerdeki  insan ilişkilerine bakıldıgında aralarında daglar kadar fark oldugunu hissetmemek elde degildi…ben Cansın ve Celalettin bey üç arabaya dağıldık ve hemen toplantı salonuna doğru yola çıktık. Salonun kapısı daha açılmamıştı saat sabahın henüz 10 u idi. Biraz bekleyelim dedik ama ev sahiplerimiz sözleşmiş gibi ilk önce lütfen bir kahvaltıya sizi götürelim sonra geliriz dediler. Biz tokuz dememizi kabul etmediler ve bizi Erzurum da yöresel kahvaltını yapıldığı Saray’ a götürdüler. Erzurum’un bütün yöresel kahvaltılık yiyecekleri hemen soframıza geldi. Ve nefis bir çay..Cansın olaya daha vakıf bir çok şeyin

adını biliyor ve hatta Celalettin Bey’de ama ben her şeyi yeni görüyorum bir zeytin var bildiğim bir de tel peynirle bal..değişik koyu sarı renkte bir tereyağı, yarı katı cevizli pekmez, yumuşak küçük zeytin(yusufeli zeytini imiş), peynir helvası,lavaşlar ve çeyrek kete..Yeşil dal gibi bir ot adı da “çaşur “ çok değişik ve çok lezzetli ..

Celalettin Beyde bu karşılanıştan anladığım kadarıyla biraz şaşkın ama hepimiz sonsuz mutluyuz.O ne de olsa bizim bir toplantımıza katıldı dernek doktoru olduktan sonra. Su an bizimle ilgili her şey de onun için yeni ve değişik. ve İstanbul da ki toplantıdaki 270 kişiden sonra bakalım konferans salonun da kaç kişi bizi bekliyor olacak hepimiz için muamma.

Kahvaltıdan sonra tekrar konferans salonuna geçtik ve gördük ki herkes gelmeye başlamış..hemen bizde salona koştuk. Bu arada Prof. Dr. Sedat Bey’de salonda bilgisayarını açmış ve barkovizyonunu çalıştırmış bile. Tanıştık. Ve çok memnun oldum. Celalettin Beyle selamlastılar ve onlar konuşurken bende bilgisayarımı açmaya gittim ama o ne…..

Bilgisayarım yok…. yanıma sağıma soluma karıştırıyorum her yeri yok, yok, yok… Birden paniğe kapıldım nerede bıraktığımız da hatırlayamıyorum? Herkes ne oldu diye soruyor.. bende bilgisayarım yok gördünüz mü ?diyorum. Bütün her şeyim onun için de o kadar çok eşyamız var ki ben artık hangi birine bakacağımızı şaşırıyoruz. Bavulumuz bilgisayarım çantalarımız afişlerimiz ,barkovizyonumuz… Celalettin Bey sabah bizi görünce sok oldu zira.;

–         Bütün toplantılara böyle mi katılıyorsunuz.?Cansınla bir ağızdan biz;

–         Eveeettt dedik Celalettin Bey;

–         E hep siz mi taşıyorsunuz?Biz gene koro halinde;

–         Eveeett dedik..Calalettin Bey bu sefer daha temkinli yaklaştı olaya. Sanırım bu benim başımda kalabilir hep diye düşündüJ

–         Aman hiç olmazsa barkovizyonu taşımayalım ağırlık olmasın bundan sonra ben de var daha ufak dedi..Elindeki barkovizyon da ilk yapılanlardan nuh nebiden kalma ama olsun bütün işimizi görüyor…yaklaşık 10 kilo var…

Barkovizyonu o bizden almıştı nezaketen ağırlık olmasın diye ama barkovizyonun çantasının sapı koptu daha İstanbul hava alanında ..ve tabi oda büyük bir beymen poşetinin iki yanından tutarak kucaklamış durumda çok acınacak durumda ama yapabilecegimiz bir şey yok . Neden sonra aklımıza geliyor ve poşeti Erzurum Havaalanında atıyoruz barkovizyonumuzun tutacak sapı var ve biz çıplak barkovizyon Celalettin Beyin elinde artık öyle gidiyoruz. İste böyle bir durumda ben bilgisayarımı kaybettimm…..Benim telaşlandığımı gören Nimet Hanım ve Selda Hanımın eşi. Telaşlanmayın en son kahvaltı yaparken elinizdeydi orada unutmuş olabilirsiniz. Hadi bakalım hemen oraya gidip alın dedi. Hemen Selda Hanımın eşiyle arabaya koştuk. Toplantının başlamasına 15 dakika var ama telaşlanmayın dedi Selda hanımın eşi biz hemen yetişiriz. Ben yatıştım .Hakikaten de bilgisayarım içinde bir sürü ıvır zıvır tıkıştırdığım tombul çantasının içinde bir köşede duruyordu.Hemen aldım ve salona geri geldik. Aman salon bir kalabalıklaşmış hayret. Şaşırdım. Sedat Beye bu kaç kişilik salon Sedat Bey dedim. Sedat Bey, “Ben aslında 300 kişilik salonu hazırlatmıştım ama dedi sonra ya kalabalık olursa diye 900 kişilik salonu açtırdım “ dedi. Burası 900 kişilik. Eh yarısından fazlası dolmuş. Çok güzel. Böyle salonda insan aşka gelip her şeyi de söyleyebilir.

Ben sunumumu ve konuşmamı yaptım sonra da Sedat Bey bilgilendirme yaptı. Uzun ve çok detaylı bilgiler verdi..Yaklaşık bir saat konuştu.

Daha sonra Celalettin Bey konuşma yapmadan önce bize bu toplantımıza yapmış oldukları katkı nedeniyle Prof. Dr.Sedat Kadanalı ya ve Sevgili Nimet Hanıma ve Buhara Tıp Merkezine birer teşekkür plaketi verdik.Erzurum da Buhara Tıp Merkezi bu toplantı sebebiyle 50 arkadaşımızın ücretsiz muayenesini yaptı tahlillerinde de yüzde 50 indirim yaptı. Bu bizim için çok hoş bir şeydi.Kendilerine çok teşekkür ettik.Sedat Bey de konuşması için çok teşekkür ettik.Biz onu tanıdığımıza memnun olduk. İnfertilite bilgisi bir çok İstanbul ivf uzmanından daha iyiydi desem … İnşallah oda memnun olmuştur.

Toplantı bittikten sonra eşyalarımızı topladık ve İstanbul a geri dönmek için yola çıkmaya hazırlandık. Ama sevgili dostlarımızın ağırlaması daha bitmemişti ve bizi bırakmadılar. Hemen sizi yemek yemeden bırakmayız dediler ve gene yöresel yemeklerin olduğu Pasin restorana götürdüler. Bir bayan iletiyormuş orayı da aman çok ferah ve huzurlu bir yerdi..

Ve orada yöresel yemeklerin hepsinden bir tadımlık olmak üzere kocaman bir tabak getirdiler önüme.. Yemezsin de ne yaparsınız. Benim gibi değişik yemekleri tatmayı ve tanımayı çok seven birisi için bir hazine: Cansın beni uyarıyor nede olsa artık belli bir yaşı aşmış bir kadınım ,kalp tansiyon vss.;

-Sibel Hepsini yemek zorunda değilsin.!!! Evet değilim ama bunlar çok lezzetli..

-Tamam tamam diyorum ama   sanki balıklama dalıyorum tabağın içine.. Erzurum’un yemeklerinden bir çeşni seklinde hazırlanmış bir tabak;meşhur su böreği,mantı,etli yaprak sarma,lor dolması,fasulye kavurma,beyaz lahana dolması etli ve tatlı olarak da Erzurum’un meşhur kadayıf dolması…. Nasıl yenmez bunlar be?

İnanılmaz güzeldi her şey, sohbet ilk defa tanıdığınız insanlar ama sanki senelerden beri tanışıksınız.orası size ait ve hiç ayrılmamanız gerekli gibi hissediyorsunuz. Celalettin Beyde artık çok memnun ve ağırlandığımız için oda çok teşekkür ediyor.Ortama şimdi daha alışık ve daha rahat gibi sanki ..Evet uçağın kalkmasına 45 dakika var ama biz daha restorandayız Rahatlığımızı görüyor musunuz. ?Yerleştik diyorum size Erzurum’a. İnanmıyorsunuz.

Neyse bizi Celalettin Bey zorla kaldırdı. Uçağı anca yetişebiliriz diye..!! diye. Zaten gelirken de uçağın kalkışını beklerken sohbete dalmışız bizi üçümüzü son çağrı yaptılar.Benim ilk defa başıma geliyor. Uçağın kalkışına iki saat önce hava alanında ol sohbete dal az daha uçak kalksın…Olacak iş değil ama Celalettin Bey hep öyle yaparmış Bunu daha önce öğrendiğimizden son dakika diyince hemen inanıp kalktık.

Saat 17.10 gibide de Erzurum dan Ankara’ya yola çıktık.Erzurum ,toplantı ve yaşadıklarımız hakkında konuşacak çok şey vardı.Çok güzel geçmiş bir toplantının rehaveti ,karnımız tok sıhhatimiz yerinde çalışmamız boşa gitmemiş bir çok yeni dost edinmişiz nasıl mutluyuz ve gevezeyiz anlatamam. .En ufak birbirimize bakıp hık desek ,bir şey görsek yada gazete de okusak Cansınla ikimizi gülme krizi tutuyor.Ankara İstanbul uçağı da aynı şekilde geçti. Çok yorgun bir şekilde İstanbul havaalanına indik tam saatinde saat 08.30 da. Türkiye’nin bir ucundan öbür ucuna bir günde gidip gelmiş 4 saatimizi hiç durmadan uçmuştuk. Yere indiğimizde bile hepimiz hala uçuyoruz sanıyorduk..

Celalettin Bey bizi evimize kadar bıraktı ev bir güzel günde böyle bitti.

 

Şimdiiii sıra Diyarbakır’da….. Bekleyin Ey Diyarbakır biz geliyoruzzzzz!!!!!!

 

 

Hepinize sonsuz sevgiler….

Sibel Tuzcu

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ