Tüp Bebek  


Çocuk İstiyorum Dayanışma Derneği – Tüp Bebek

İnancın Öyküsü

İnancın Öyküsü

Merhaba,
“Çocuk sahibi olamamak” Bunun ne demek olduğunu anlatmaya çalışmayacağım. Duyguların herkes için aynı olduğuna eminim çünkü. Ama neler yaşadığımızı mümkün olduğunca öz olarak anlatmaya çalışacağım.
9 yıllık evliliğimiz var. İlk 1.5 yıl çocuk istemedik. Eşim ve ben eğitimli insanlar olarak evliliğimizin ilk haftası uzmanlarla görüştük ve üreme yeteneğimizi öğrenmek istedik. Ben ve eşim de tahlillerden kontrollerden başarıyla geçmiştik. Doğal yöntemlerle 1.5 yıl korunduk ve artık çocuk yapma zamanı geldi. 6 ay geçti hala bir şey yok. Tekrar dr a gittik. Yumurta takibi ve diğer kontroller yapıldı bende her şey normal görünüyordu. Eşimden de test istendi. Yaptırdık. Eşim şehir dışında çalışan biri işten erken çıkıp tahlil sonucunu almış ve dr’a göstermiş. Eşime söylenen Sperm sayısı çok düşük olması “çocuğunuzun olmaması sizden kaynaklanıyor” denmesi idi. Dünyası karardı çünkü eğer bir neden varsa bu kesinlikle benden kaynaklanıyordu. Açıkcası nedense ben de öyle düşünüyordum. Ayrıca hemen bir ürologa göründü,”varikosel” teşhisi kondu ve 1 hafta içerisinde ameliyat oldu. Ürolog eşimi “sperm artırıcı” tedaviye aldı. 1.5 yıl süren tedavi sırasında her ay sperm analizi yapılıyordu. Her testin sonucu bizi biraz daha yıkıyordu. Çünkü sperm sayısı artacağına korkunç şekilde azalmıştı.

Şimdi öğreniyoruz ki varikosel ameliyatı sonuçları her zaman iyi olmayabiliyormuş. Eşimle oturup bu tedaviye bir son vermemiz gerektiğine karar verdik. Daha sonra, tıbbın yanı sıra alternatif tıpa olan ilgim nedeniyle bitkisel olarak erkek kısırlığını tedavi ettiğin söyleyen birine gittik (bu kişi geçenlerde Reha Muhtar tarafından deşifre edildi). Yaklaşık 6 ay verilen reçeteleri uyguladık. Sonuç alamadık. Hemen her gece dökülen gözyaşları ile korkunç geçen 2,5 yıl. Eşim durumu kabullenmekte zorlanıyordu. O’nu bunun bir sağlık problemi olduğuna ikna edemiyordum. O, yaşadığımız çevrenin de etkisiyle bu durumu bir eksiklik belirtisi olarak görüyordu. Benim ailem dahil herkesten durumu gizlemeye çalışmamız da bu yüzdendi. Bir süre sonra eşim bebeği olan arkadaşlarımıza hayırlı olsun ziyaretlerine bile gitmek istemedi, çocuk doğum günlerine, yeğenlerimi sevmeme tahammül edemiyordu. İçine kapanmaya başlamıştı. Bu konuyu aramızda bile konuşmak istemiyordu. Unutmak istiyordu ama içinde daha da büyüyordu. Sürekli kavga eder hale gelmiştik. Ben kendimi unuttum ve eşimi bu girdaptan kurtarmaya çalıştım. Çocuksuz geçen yıllarda hep eşimi mutlu etme çabası verdim. O’nu en çok üzen şey beni anne olmak duygusundan mahrum bırakmış olmaktır. Defalarca istersem boşanabileceğimi beni bu konuda anlayacağını söyledi. O’na aşık olarak evlenmiştim. Hayalimde O’nunla yaşamak vardı çoluk çocuğa karışmak değil. Çocuksuz da bir yuva olabilirdi, hem evlat edinebilirdik, biz böyle de mutluyduk.

Eşim bir süre sonra ikna olmaya ve yüzü gülmeye başladı. Evlat edinebilmek için Sosyal Hizmetlere başvurduk. Oradan çıkışımızı hatırlıyorum, mutluyduk. En çok da benim için artık önemli olanın kendisi olduğunu anlamış olmasıydı. Bu arada 1-2 defa hastanede aşılama yöntemini de denemiştik ve olumsuz olmuştu. O denemelerimizde adet günlerimdeki küçük gecikmeler umutlanmamıza neden olmuştu. Arkasından başlayan adet bize sanki binlerce bıçak saplarcasına acı vermişti. Bunun üzerine bir daha aşılama yaptırmamaya karar verdik. Tedavileri ve bu konuya tamamen askıya almıştık. Fırsat buldukça haftasonları tatillerine çıkıyorduk kah dağda kah denizdeydik. Görmediğimizi canım yurdumun birçok yerini böylece gezdik. Hayatımızı yeniden elimize almış gibiydik. Kendimiz normal hayatın akışına bıraktık. Yıllar geçmiş artık çevremizdekiler de çocuk meselesini açmaz olmuşlardı. Belki de 8 yıllık bir evlilikte bebek olmamasını ” heralde olmuyor bunları rahat bırakalım” kararına bağlamış da olabilirlerdi kim bilir.

Bir akşam TV’de Sibel Tuzcu hanımı Fatih Altaylı’nın konuğu olarak dinledim. Ertesi gün ilk işim www.cocukistiyorum.com sitesine girmek oldu. Aman Allah’ım burası benim mekanımdı. Deli gibi tüm günümü site başında geçirdim. İçimde bir şeyler kıpırdadı. Tüp bebek ihtimalini düşünemiyorduk. Çünkü şehrimiz hastanesinde böyle bir uygulama yoktu (biz öyle biliyorduk), Hem benim işim ve hem de eşimin işi nedeniyle ayrılamazdık. Benim kariyerimde aşmam gereken bir adım vardı ve eşimin de işlerini yoluna koyması gerekiyordu. Ancak, siteye girdiğimde sohbet odasında tanıştığım arkadaşlarım sayesinde “yalnız olmadığımızı” bizim gibi birçok kişi olduğunu gördüm.

O kadar özel bir sorundu ki bu. Ancak içinde olanlar anlayabilirdi. Hergün sitede geçirdiğim 1 saat le motive oldum. Harekete geçtim. Araştırdım. Bitkisel reçeteler hazırladım ve eşime verdim. O neler olup bittiğini pek bilmiyordu. Ben bir adım atacaktım ama eşim bu adımın hazırlıklarından en son haberi olacaktı. Üstelik kariyerimde istediğim konuma da gelmiştim. Eşim de işinde değişiklik yapmıştı ve daha memnundu artık. Kadın-doğumcumla görüştüm. Gerekli tahlilleri yaptırdım. Eşimle konuştuk. Bir de bu yöntemi deneyelim içimizde kalmasın dedik. Laporaskobi ameliyatı oldum. Tedavim başlayacaktı artık. Eşim de bendeki heyecanı görünce bunu kesmek istemedi.

İlk tüp bebek tedavisi uygulamamız şehrimizdeki olumsuz koşullar altında yapıldı ve eşimin spermleri cansız çıktığından (hastahanenin söylediği bu) döllenme olamadı. Ancak araştırmalarım spermlerin fazla bekletilmekten öldüğünü anlamamızı sağladı. Uygulamadan özel bir laboratuvarda sperm testi yaptırdık ve sonuç çok iyiydi. Demek ki spermlerden değil hastane koşullarından dolayı denememiz başarısız olmuştu. Bu sonuç her ne kadar yıkıcı olsa da hemen daha kaliteli bir hastanede yeniden uygulamaya geçmeye karar verdik. Eşim sen istiyorsan kabul diyordu. Sibel Tuzcu hn.’ın da yardımlarıyla İstanbul’da bir hastahane ile anlaştık. Tedavimi şehrimde yaptırdım ve tüp bebek tedavisi uygulaması istanbul’da oldu. 2 adet embriyo transferi yapıldı ve 1 hafta yatak istirahati yaptım. Transferden 12 gün sonra dayanamayıp prediktör ile tahlil yaptım. Bu aleti çok defa kullanmıştım ve hep tek çizgi çıkardı. Ben de içimde yığılıp kalırdım. Ama evet 2 çizgi görünüyordu. Allah’ım inanılmazdı. (prediktörü hala saklıyorum ) Ertesi gün kan tahlili yaptırdık. İnanamıyordum pozitifti. Müthiş bir andı.

Eşim, ben, ailem, tek erkek çocuğuna sahip eşimin ailesi, mutluluktan ağlıyorduk. Kayınvalidemin sevinci görülmeye değerdi. Allah bu anı bebek isteyen herkese yaşatsın. Biz çareyi de çaresizliği de yaşadık. Gebeliğim süresince 2 haftada bir kontrole gittim. 2 kanamam oldu (8 haftalık ve 11 haftalık). Doğum yapana kadar diken üzerindeydik. Allah’a binlerce şükürler olsun ki herşey yolunda gitti. Şimdi altı aylık olan iki kızımız var. Onlarsız mutluyduk şimdi onlarla hayatımız daha da güzel.

Bebek konusu sayesinde eşimi ne kadar sevdiğimi anladım. Eşim ve birbirimize çok bağlandık. Allah’tan umudun asla kesilmemesi gerektiğini öğrendik. Bu konudan muzdarip olanlar lütfen çevrenizden bizim yaptığımız gibi saklamayın. İçinize kapanmayın. Birbirinize destek olun. Hayatı bebeğe bağlamayın. Kesinlikle doktor gözetiminde olun. Etraftaki hacı- hocalara gitmeyin (biz hepsini denedik maalesef). Son olarak tavsiyem bu konuda para biriktirin ve en kaliteli ekibe kendinizi teslim edin. Bu sitede ise aradığınız herşey var.

Sevgili Sibel zamanını bize harcadığın için yılgınlara umut aşıladığın için teşekkürler. Melissa’yı da öpüyorum
Sevgiler.

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 3 YORUM
BİR YORUM YAZ