Tüp Bebek  


Çocuk İstiyorum Dayanışma Derneği – Tüp Bebek

Ben 10 yıl bebek sahibi olmayı beklemiş bir anneyim

Ben 10 yıl bebek sahibi olmayı beklemiş bir anneyim

Sevgili dostlar . Harika bir evlat edinme hikayesi yolladı üyemiz  Laracan .Sizinle paylaşmaktan mutluluk duyuyorum;

Merhaba Sibel hanım,

Sizinle bir seminerinizde tanıştım ve azminize, çocuk sahibi olma arzusu içinde olan anne babalara bu yolda yardımcı olma çabalarınıza hayran kaldım. Bende siteniz sayesinde güç kazanmış ve moral bulmuş bir anne olarak size yazmayı bir borç bildim. Bizimki belki uzun tedaviler sonucu gerçekleşmiş bir kavuşma değil ama yüreğinde büyütülmüş bir evlada sahip olmayı da başarı olarak görürseniz eğer, tüm içtenliğimle yazdığım yazımı yayınlamanızı umuyorum. Dünyaya yeni bir evlat getirmek kadar, dünyaya gelip kuruma terkedilmiş bir evlada anne olmakta bir o kadar güzel ve farksız emin olun.

Sevgiler, Laracan.

Ben bir anneyim,

10 yıl bebek sahibi olmayı beklemiş bir anne. Bebeğime kavuşmak için çareyi tüp bebekte aramış bir anne. 10 yıl bebek hasretiyle yaşadım ama neyse ki sayısız denemelerle boğuşmadım. Tedaviye geç başladık ama hastane koridorlarında Dr kapılarında geçen ikinci denemeden sonra ve birde defalarca deneyen insanlar gördükten ve forumlarda okuduktan sonra bu kadar yıpranmak niye diye sordum kendime. Ben ne istiyorum? Anne olmak. Peki, anne olmak için illaki aynı kanı taşıyor olmak mı gerekiyor? Tabi ki değil. Annelik fizyolojik olarak tabi ki hamilelikle başlıyor. Onu karnınızda taşıdığınızda, içinizde varlığını hissettiğinizde, ağrısını sancısını çektiğinizde, geleceği günün heyecanını yaşadığınızda yine de ne kadar farkındasınız anne olduğunuzun? Henüz ağlamıyor, acıktı mı, gazı mı var, neden uyuyamıyorlar la yüzleşmemiş, her şeyi denedim peki ya neden hala ağlıyor diye çaresizlik çekmiyorken, tatlı bir heyecanla rahat rahat hazırlık yapabiliyorken anne olmak duygusu ne kadar hissedilebiliyor bilemiyorum. Ben bu duyguyu yaşamadım çünkü.

Sadece şunu biliyorum: ben evladımın ne gün kucağıma verileceğini bilemedim. 9 ay diye bilindik bir sürem yoktu benim. İki yıl kadar beklendiğinden bahsediliyordu ki çok şanslıyım bir yılda kavuştuğum için. Cinsiyetini seçme şansımız vardı, seçmedik. Heyecanla bekledik sadece. Yazın mı kavuşuruz kışın mı? Hazırlık yapamıyorsunuz. Nedeni belli. Hangi mevsime göre kıyafet almalı, mavi mi yoksa pembe mi olacak, hadi ara bir renk seçtiniz diyelim. Kaç aylık bakmalı o zaman? Bir kurulmayı bekleyen karyola ve paketinden çıkmayı bekleyen bebek arabasıyla başladık sıramızı beklemeye. Karnımda bir sancı çekmedim ama kalbim sancıdan kıvrandı acaba ne zaman gelecek diye.

Ve geldi oğlumuz. Mis gibi bebek kokuyordu. Tıpkı kendim doğum yapsaydım kokacağı gibi. Acıkınca ağlıyordu. Gazı olunca da. Kucağınıza alıp sevginizle sarabiliyordunuz kendi doğum yapan anneler gibi. Sonra büyüdükçe görüyorsunuz ki tıpkı yeryüzündeki tüm bebekler gibi aynı gelişimi gösteriyor. Zamanı gelince oda oturuyor, emekliyor ve hatta yürüyor. Gözleri bana benzemiyor ama. Sonra hastalanınca ateşleniyor. Burnu babasına benzemese de. Başında uykusuz bekliyorsunuz iyileşmesini içiniz yanarak. Elleri de benzemiyor halbuki, ayakları da. Çokta masum doğuyorlar. Size benzesinler ya da benzemesinler bir gerçek var ki karakterleri sizinle şekilleniyor. Hiçbir şey bilmiyorlar doğarken. Sizi izliyorlar, ne görüyorlarsa onu taklit ederek büyüyorlar. Ona buna cıs demeden, evinizin süsünü püsünü kaldırıp rahatça etrafı tanımalarına müsaade ederseniz sağlıklı bir duygu dünyası oluşturmalarına yardımcı olmak sizin elinizde. ya da baskı altında tutup her şeyi yasaklayarak hırçın bir çocuk olmalarına sebep olmakta. Bu yüzdende benzemekle sizin evladınız olmuyor sizinle yaşamakla evladınız oluyorlar. Babasından hiç söz etmedim belki ama onun mutluluğunu da burada anlatmaya kalksam bilmiyorum kaç sayfa doldurur? Ben onun gözlerinden okuyorum hergün o sayfalar dolusu heyecanı ve mutluluğu. Bunu söylemem yetecektir eminim.

Evet, başlangıçta bir sıfır geriden başlamak doğum yapmamak. Çünkü hayatın normal akışı içinde kabul gören, evlenince bir çocuk dünyaya getirmek. O an gerçekleştiğinde işte o anne heyecanını, mutluluğunu ailesiyle yakınlarıyla doyasıya paylaşıyor ve tatlı bir telaşeyle hazırlıklarını yapabiliyorken siz bu bilinmezlikler içinde boğuluyorsunuz. Sizin de bir heyecanınız var ama kelimeler boğazınızda düğümlü bekliyor. Kimse bu alternatifi düşünerek yaklaşmıyor ki size. Herkes sizin çocuksuzluğunuzun nedenini deşeleyip baskı yapmakla meşgulken onlara nasıl anlatabilirsiniz? İçinizdeki heyecanı nasıl paylaşabilirsiniz? O yüzdende düşünmeden söyledikleri her söz bir diken gibi batıyor ve size yutkunmak kalıyor. Ve sadece o günü beklemek sabırsızlıkla. İşte sizi bir sıfır geriden başlamaya iten yanı bu. Yoksa karnınızda taşıyamamak değil. Ama günü gelince inanın hiç beklemediğiniz kişilerden bile sıcacık samimi bir kucak açış görebiliyorsunuz. Kabullenemeyenler olursa da aranıza mesafe koyarsınız olur biter. Çünkü evinizin içini siz yaşıyorsunuz. Bir başkası değil. O cayır cayır yanan yürek sizinki. Sadece merakları kadar size arkadaş olanların değil. Bu hayat sizin. Hayatınızın anlamı onları mutlu etmek değil. O yüzdende lütfen hayata bakışınıza yeni bir pencere açın. Ve gözlerinizi kapatıp o pencerede gördüğünüz manzarayı seyredin bir. Eğer içinizi ısıtıyor ve sizi heyecanlandırıyorsa fiziği size benzemeyen ama annesi siz olacağınız bir evladınız olsun. Onunda fiziği bana benzemiyor ama o benim annemmmm diyebileceği bir annesi. Size denemeyi bırakın demiyorum ama her anlamda sınırlarınızı zorlayıp hayatı ıskalamayın. Zaman akıp gidiyor. Neden içinde bu güzelliği yaşamayasınız?

Bu yazıyı yazmak istedim çünkü ben Sibel Tuzcu hanımın kurduğu ÇİDER‘le bir seminerinde tanıştım ve  www.cocukistiyorum.com sitesine üye oldum. Kimseye anlatamadıklarımı burada bizim yaşadıklarımızı yaşayanlarla paylaştım. Onlardan moral ve güç aldım. Son zamanlarda forumu pek ziyaret edemiyorum oğlumla meşgul olduğumdan. Bu yüzdende birkaç konu başlığı altında yazıp sadece o kısımlarda yazanlarla buluşmak yerine bütün üyelerin ulaşabileceği bir yerde, kendi başarı hikayemizle bir farkındalık yaratmak istedim. Bana güç veren bu siteye aldığım gücün karşılığını en iyi böyle verebilirim diye düşündüm. Hepinize gönülden teşekkür ederim.

Şimdiyse bir uzman pedagog olarak burç fm’de radyo programları yapan Adem Güneş’in ilk programından itibaren arşivlerini dinleyerek bilinçli bir anne olmak ve oğlumu en iyi şekilde büyütebilmek için çaba sarfediyorum. Çocuk sahibi olmada bu site ne kadar değerli ve faydalıysa emin olunki çocuk sahibi olduktan sonrada Adem Güneş’i dinlemek o kadar değerli ve faydalı. Sizlere ikinci bir katkım olacaksa eğer bundan daha kıymetli birşey veremem emin olun.

Başlayacağınız yer: TC Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü

http://cocukhizmetleri.aile.gov.tr/uygulamalar/evlat-edinme

Sevgiler, Laracan

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ