Yumurta ve Sperm Kalitesini Etkileyen Faktörler
Yumurta ve Sperm Kalitesini Etkileyen Faktörler .Prof.Dr.Gökalp Öner
Canlı yayında Prof. Dr. Gökalp Öner, kadın ve erkek fertilitesini etkileyen güncel faktörler, yeni tanımlanan sendromlar, yumurta ve sperm kalitesini etkileyen çevresel ve metabolik etkenler ile tüp bebek tedavilerinde kullanılan destek yaklaşımları hakkında ayrıntılı bilgiler verdi. Özellikle polikistik over sendromunda isim değişikliği, endometriozis hastalarında yumurta kalitesinin etkilenme mekanizmaları, genetik bozuklukların gebelik kayıplarındaki rolü ve antioksidan desteklerin önemi üzerinde duruldu.
Polikistik Over Sendromunda Yeni Tanımlama
Prof. Dr. Gökalp Öner, polikistik over sendromunun yıllardır hastalar tarafından yanlış anlaşıldığını belirtti. “Polikistik” ifadesinin halk arasında “yumurtalıkta kist oluşumu” şeklinde algılandığını, oysa burada bahsedilen yapının gerçek bir kist değil, büyüyüp çatlayamayan foliküller olduğunu ifade etti. Bu nedenle Avrupa’da ve uluslararası üreme tıbbı çevrelerinde yapılan çalışmalar sonucunda sendromun isminin değiştirildiğini belirtti. Yeni isimlendirmede metabolik ve hormonal bozuklukların ön plana çıkarıldığını, böylece hastaların “kist ameliyatı olacağım” gibi yanlış düşüncelerden uzaklaşmasının amaçlandığını ifade etti.
Endometriozis ve Yumurtalık Kalitesi İlişkisi
Yayında endometriozis hastalarında yumurta kalitesinin neden olumsuz etkilendiği ayrıntılı şekilde açıklandı. Endometriozisde rahim iç tabakasına ait hücrelerin tüpler aracılığıyla karın içine yayıldığı, özellikle yumurtalık yüzeyine yerleşen bu hücrelerin her adet döneminde kanama oluşturduğu belirtildi. Zaman içerisinde biriken bu kanamanın “çikolata kisti” görünümünü oluşturduğu ifade edildi. Bu süreçte oluşan inflamasyon, oksidatif stres ve mekanik hasarın hem yumurta sayısını hem de yumurta kalitesini azalttığı vurgulandı. Ayrıca yalnızca yumurta kalitesinin değil, embriyonun rahime tutunma sürecinin de olumsuz etkilenebildiği belirtildi.
Tekrarlayan Gebelik Kayıplarında Genetik Faktörlerin Önemi
Amerikan Üreme Tıbbı Derneği’nin (ASRM) yeni rehberine değinen Prof. Dr. Gökalp Öner, iki veya daha fazla gebelik kaybının “tekrarlayan gebelik kaybı” olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Kimyasal gebeliklerin de bu sınıflamaya dahil edildiğini belirtti. Gebelik kayıplarının en sık nedeninin genetik bozukluklar olduğuna dikkat çekerek, anne ve babada genetik problem saptanmasa bile embriyoda genetik bozukluk gelişebileceğini söyledi. Özellikle ileri kadın yaşında embriyolardaki genetik bozukluk oranının arttığını, 40 yaş üzerinde sağlıklı embriyo oranının yaklaşık %25’e düştüğünü ifade etti. Bu nedenle kadın yaşının yumurta kalitesini gösteren en önemli parametrelerden biri olduğunu vurguladı.
Sperm DNA Hasarı ve Sigara Kullanımı
Yayında sperm DNA hasarının gebelik kayıpları ve boş gebeliklerle ilişkili olduğu belirtildi. Yeni rehberlerde sperm DNA hasarına özel vurgu yapıldığı, antioksidan desteklerin ve gelişmiş sperm seçme yöntemlerinin önerildiği ifade edildi. Mikroçip teknolojileri ve yapay zekâ destekli sperm seçim yöntemlerinin daha kaliteli spermlerin seçilmesini sağladığı belirtildi. Özellikle erkeklerde sigara kullanımının sperm DNA hasarını belirgin şekilde artırdığı, bu durumun düşük ve embriyo gelişim problemleriyle ilişkili olduğu vurgulandı. Bu nedenle sigara kullanımının ciddi şekilde azaltılması gerektiği ifade edildi.
Vitamin ve Antioksidan Destekleri
Yumurta ve sperm kalitesini desteklemek amacıyla çeşitli vitamin ve antioksidanların kullanılabileceği belirtildi. Polikistik over hastalarında D vitamini eksikliğinin sık görüldüğü, bu nedenle gebelik planlamadan önce D vitamini desteğinin önemli olduğu ifade edildi. Folik asit kullanımının yalnızca gebelik oluştuğunda değil, gebelik planlanmadan en az iki ay önce başlanması gerektiği belirtildi.
Endometriozis hastalarında E vitamininin güçlü antioksidan etkisi nedeniyle önerildiği, oksidatif stresi azaltarak yumurta kalitesine katkı sağlayabileceği ifade edildi. Bunun yanında koenzim Q10’un hem sperm hem yumurta hücresindeki enerji mekanizmaları üzerinde etkili olduğu ve destek amaçlı kullanılabildiği belirtildi. Karnitin kullanımının sperm kalitesi üzerinde olumlu etkileri olduğu, ayrıca endometriozis hastalarında da gebelik oranlarını artırabileceğine dair çalışmalar bulunduğu aktarıldı.
NAC ve Melatonin Kullanımı
N-asetilsistein (NAC) kullanımının özellikle endometriozis hastalarında yumurta kalitesini artırabileceğine yönelik çalışmalar olduğu belirtildi. Bunun yanında melatonin kullanımının da yumurta kalitesi üzerinde olumlu etkileri bulunduğu ifade edildi. Yapılan çalışmalarda özellikle 10 mg melatonin kullanımının ön plana çıktığı ancak düzenli kullanımda daha düşük dozların da faydalı olabileceği belirtildi.
İleri Yaş ve DHEA Desteği
İleri yaşta ve düşük yumurta rezervine sahip kadınlarda DHEA (dehidroepiandrosteron sülfat) kullanımının yumurta kalitesini desteklemek amacıyla önerilebildiği ifade edildi. Özellikle belirli dozların altında etkinliğin yeterince gösterilemediği, bu nedenle standart dozlara dikkat edilmesi gerektiği vurgulandı.
Akdeniz Tipi Beslenme ve Çevresel Faktörler
Akdeniz tipi beslenmenin hem sperm hem yumurta kalitesi açısından olumlu etkiler gösterdiği belirtildi. Haftada iki kez balık tüketimi, zeytinyağı kullanımı, yeşillik ağırlıklı beslenme ve kuruyemiş tüketiminin önerildiği ifade edildi. Ayrıca folik asit kullanımına yönelik yanlış inanışlara değinilerek, folik asit eksikliğinin nörogelişimsel problemler açısından risk oluşturabileceği vurgulandı.
Plastik ürünler, paketli gıdalar ve çevresel toksinlerin hem yumurta hem sperm kalitesi üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceği ifade edildi. Özellikle egzoz gazları ve ağır metal maruziyetinin sperm DNA hasarını artırabileceğine yönelik çalışmalardan bahsedildi. Ana caddelere yakın bölgelerde yaşayan erkeklerde sperm kalitesinin daha düşük olduğuna dair araştırmalar bulunduğu belirtildi.
İleri Yaş ve Fertilite Planlaması
Kadın yaşının ilerlemesiyle birlikte embriyolardaki genetik bozukluk oranının arttığı, düşük riskinin yükseldiği ifade edildi. 35 yaş sonrasında düşük oranlarının belirgin şekilde arttığı, 40 yaş sonrası ise embriyolardaki genetik bozukluk oranlarının ciddi seviyelere ulaştığı belirtildi. Bu nedenle çocuk sahibi olmayı ileri yaşlara ertelemeyi planlayan kadınlarda yumurta dondurma işleminin önemli bir seçenek olduğu ifade edildi. Ayrıca erkeklerde de 45 yaş sonrasında sperm kalitesinin olumsuz etkilenebildiği vurgulandı.
Soru – Cevap Bölümü
Soru:
Endometriozis hastalarında yumurta kalitesi neden bozuluyor?
Cevap:
Prof. Dr. Gökalp Öner, endometriozisde rahim iç tabakasına ait hücrelerin tüpler aracılığıyla karın içine yayıldığını ve özellikle yumurtalık dokusuna yerleşebildiğini belirtti. Bu hücrelerin her adet döneminde kanama oluşturduğunu, zamanla biriken kanamanın çikolata kisti görünümüne neden olduğunu ifade etti. Oluşan inflamasyon, oksidatif stres ve mekanik hasarın yumurta sayısını ve yumurta kalitesini olumsuz etkileyebildiğini söyledi. Ayrıca bu durumun embriyonun rahime tutunmasını da zorlaştırabileceğini belirtti.
Soru:
Tekrarlayan düşüklerde en önemli nedenlerden biri nedir?
Cevap:
Yeni ASRM rehberine göre iki veya daha fazla gebelik kaybının tekrarlayan gebelik kaybı olarak değerlendirildiği belirtildi. Kimyasal gebeliklerin de bu gruba dahil edildiği ifade edildi. Prof. Dr. Gökalp Öner, en sık nedenlerden birinin genetik bozukluklar olduğunu, anne ve babada problem olmasa bile embriyoda genetik bozukluk gelişebileceğini söyledi. Özellikle ileri yaşla birlikte embriyolardaki genetik bozukluk oranlarının arttığını belirtti.
Soru:
Sperm DNA hasarı gebelik sürecini etkiler mi?
Cevap:
Sperm DNA hasarının boş gebelikler, düşükler ve embriyo gelişim problemleriyle ilişkili olduğu ifade edildi. Özellikle sigara kullanımının sperm DNA hasarını artırdığı ve bu durumun sağlıklı embriyo gelişimini olumsuz etkileyebildiği belirtildi. Yapay zekâ destekli sperm seçimi ve mikroçip yöntemlerinin kaliteli sperm seçimine katkı sağlayabildiği aktarıldı.
Soru:
Polikistik over hastalarında hangi vitamin eksiklikleri önemlidir?
Cevap:
Polikistik over hastalarında D vitamini eksikliğinin sık görüldüğü belirtildi. Gebelik planlayan kadınlarda yalnızca folik asit değil, D vitamini desteğinin de önemli olduğu ifade edildi. Folik asit kullanımına gebelikten en az iki ay önce başlanmasının önerildiği aktarıldı.
Soru:
Endometriozis hastalarında E vitamini neden öneriliyor?
Cevap:
Prof. Dr. Gökalp Öner, endometriozis hastalarında oksidatif stresin arttığını ve E vitamininin güçlü antioksidan etkisi nedeniyle önerildiğini belirtti. E vitamininin oluşan oksidan maddeleri azaltarak yumurta kalitesine katkı sağlayabileceğini ifade etti.
Soru:
Koenzim Q10 ve karnitin ne amaçla kullanılıyor?
Cevap:
Koenzim Q10’un hem sperm hem de yumurta hücresindeki enerji üretim mekanizmalarında görev alan mitokondriler üzerinde etkili olduğu belirtildi. Karnitinin ise özellikle sperm kalitesini desteklemek amacıyla kullanıldığı, bazı çalışmalarda endometriozis hastalarında gebelik oranlarını artırabildiğinin gösterildiği ifade edildi.
Soru:
Melatonin yumurta kalitesini artırır mı?
Cevap:
Yapılan çalışmalarda melatoninin yumurta kalitesi üzerinde olumlu etkiler gösterebildiği belirtildi. Özellikle 10 mg dozun çalışmalarda öne çıktığı ancak daha düşük dozların da düzenli kullanımda faydalı olabileceği ifade edildi.
Soru:
İleri yaşta yumurta kalitesi için hangi destekler öneriliyor?
Cevap:
İleri yaşta ve düşük yumurta rezervine sahip kadınlarda DHEA kullanımının yumurta kalitesini desteklemek amacıyla önerilebildiği belirtildi. Belirli dozların altında etkinliğin yeterince gösterilmediği ifade edildi.
Soru:
Akdeniz tipi beslenme fertiliteyi etkiler mi?
Cevap:
Akdeniz tipi beslenmenin hem sperm hem yumurta kalitesi üzerinde olumlu etkiler gösterdiği ifade edildi. Haftada iki kez balık tüketimi, zeytinyağı kullanımı, yeşillik ve kuruyemiş ağırlıklı beslenmenin önerildiği belirtildi.
Soru:
Plastik ve çevresel toksinler fertiliteyi etkiler mi?
Cevap:
Plastik ürünler, paketli gıdalar ve çevresel toksinlerin hem yumurta hem sperm kalitesini olumsuz etkileyebileceği belirtildi. Özellikle egzoz gazları ve ağır metal maruziyetinin sperm DNA hasarını artırabileceğine dair çalışmalar olduğu ifade edildi.
Soru:
İleri yaşta gebelik planlayan kadınlar için ne öneriliyor?
Cevap:
35 yaş sonrasında düşük oranlarının arttığı, 40 yaş sonrasında embriyolardaki genetik bozukluk oranlarının ciddi şekilde yükseldiği belirtildi. Bu nedenle çocuk sahibi olmayı ileri yaşlara ertelemeyi planlayan kadınlarda yumurta dondurma işleminin önemli bir seçenek olduğu ifade edildi. Erkeklerde de 45 yaş sonrası sperm kalitesinde düşüş görülebileceği vurgulandı.
Soru:
Gece çalışan, nöbet tutan veya düzensiz uyuyan kişilerde yumurta ve sperm kalitesi etkilenir mi?
Cevap:
Evet, etkilenebilir. Gece çalışmak ve düzensiz uyku, vücudun doğal melatonin salgısını bozabilir. Melatonin yalnızca dışarıdan alınan bir destek değildir; vücut uyku sırasında doğal olarak melatonin salgılar. Uyku düzeni bozulduğunda bu salgı da etkilenir. Bu durum yumurta ve sperm kalitesini olumsuz etkileyebilir.
Soru:
Stres yumurta ve sperm kalitesini bozar mı?
Cevap:
Stres önemli bir etkendir. Sürekli stres altında çalışan kişilerde sperm kalitesi, yumurta kalitesi ve üreme hücrelerinin sayısı olumsuz etkilenebilir. Stres steroid hormon düzeylerini yüksek tutabilir. Steroid hormonların yüksek olması, özellikle erkeklerde sperm yapısını ve hareketini bozabilir.
Soru:
Steroid kullanımı sperm kalitesini etkiler mi?
Cevap:
Evet. Özellikle vücut geliştirme amacıyla steroid kullanan erkeklerde sperm yapısı ve hareketi olumsuz etkilenebilir. Bu nedenle çocuk sahibi olmayı planlayan erkeklerde steroid kullanımı mutlaka dikkatle değerlendirilmelidir.
Soru:
Erkeklerde yüksek ısıya maruz kalmak sperm kalitesini bozar mı?
Cevap:
Evet. Erkeklerde yüksek ısıya maruz kalmak sperm üretimini ve sperm kalitesini olumsuz etkileyebilir. Yüksek ısı veya radyasyonlu ortamda çalışan kişilerin iş güvenliği açısından koruyucu kıyafetler ve yalıtım gibi önlemlerle korunması gerekir.
Soru:
Polikistik over hastası olan birinin doğumda bebeğini kaybetmesi polikistik over ile ilişkili midir?
Cevap:
Bu durum genellikle polikistik over ile doğrudan ilişkili değildir. Polikistik over daha çok yumurtlama, adet düzeni ve gebelik elde etme süreciyle ilişkilidir. Doğum aşamasında yaşanan bebek kayıpları ise çoğunlukla doğuma bağlı komplikasyonlarla değerlendirilmelidir.
Soru:
Polikistik over görünümü ile polikistik over sendromu aynı şey midir?
Cevap:
Hayır, aynı şey değildir. Yumurtalıklarda çok sayıda folikül görülmesi polikistik over görünümü olarak tanımlanabilir. Ancak polikistik over sendromu diyebilmek için adet düzensizliği, yumurtlama bozukluğu veya tüylenme gibi ek bulguların olması gerekir. Düzenli adet gören bir kadında düzenli yumurtlama olabilir ve şartlar uygunsa kendiliğinden gebelik oluşabilir.
Soru:
Polikistik over hastaları kendiliğinden gebe kalabilir mi?
Cevap:
Evet, kalabilir. Polikistik over tanısı olan kadınların hepsi tüp bebek tedavisine ihtiyaç duymaz. Polikistik overli kadınların önemli bir kısmı kendiliğinden gebe kalabilir. Burada adet düzeni, yumurtlama durumu, tüplerin açık olup olmaması ve eşin sperm değerleri önemlidir.
Soru:
Eşimin sperm sayısı çok düşükse hangi tedavi yolu izlenir?
Cevap:
Tedavi seçimi için toplam ileri hareketli sperm sayısına bakılır. Bu sayı 10 milyonun üzerindeyse kendiliğinden gebelik veya yumurtlama tedavisi düşünülebilir. 5-10 milyon arasındaysa aşılama, 5 milyonun altındaysa tüp bebek önerilir. 1,5 milyonun altındaki değerlerde ise genetik tanılı tüp bebek gündeme gelebilir.
Soru:
Sperm varsa kendiliğinden gebelik mümkün müdür?
Cevap:
Bir erkekte sperm varsa, teorik olarak bir spermin yumurtayı dölleme ihtimali vardır. Ancak bir yıl düzenli korunmasız ilişkiye rağmen gebelik oluşmuyorsa, 35 yaş üzerindeki kadınlarda ise altı ay içinde gebelik oluşmuyorsa infertilite açısından değerlendirme gerekir. Bu durumda tedavi seçimi bilimsel verilere göre yapılmalıdır.
Soru:
Tedavi seçiminde hangi verilere bakılır?
Cevap:
Tedavi seçimi yapılırken kadının yumurta sayısı, tüplerinin açık olup olmadığı ve erkeğin toplam ileri hareketli sperm sayısı değerlendirilir. Yumurtlama tedavisi, aşılama veya tüp bebek kararı bu verilere göre verilir. Özellikle ileri hareketli sperm sayısı 5 milyonun altındaysa tüp bebek daha uygun bir seçenek olarak değerlendirilir.
Soru:
40 yaşında genetik test yapılmış tek embriyo mu, yoksa genetik test yapılmamış çift embriyo mu transfer edilmeli?
Cevap:
Bu konuda yapılan çalışmalar vardır. Eskiden genetik tanılı tek embriyo transferi daha güçlü şekilde önerilirdi. Ancak son çalışmalarda genetik tanılı tek embriyo transferi ile genetik tanı yapılmadan çift embriyo transferinin gebelik oranlarının benzer olabildiği gösterilmiştir. Özellikle 35 yaş üzerindeki kadınlarda, genetik tanı yapılsın ya da yapılmasın, bazı durumlarda iki embriyo transferi düşünülebilir.
Soru:
Düşük sonrası tekrar gebelik olursa rahmin kabul etmeme durumu olur mu?
Cevap:
Burada en önemli nokta düşüğün nedenini anlamaktır. Tekrarlayan düşüklerde düşük materyalinden genetik inceleme yapılması önerilir. Eğer düşük embriyonun genetik bozukluğundan kaynaklanıyorsa, sonraki tedavide genetik tanılı tüp bebek düşünülebilir. Amaç sadece gebelik elde etmek değil, tekrar düşük yaşanmasını ve rahmin zarar görmesini önlemektir.
Soru:
Her düşük rahme zarar verir mi?
Cevap:
Her düşükten sonra yapılan rahim müdahaleleri rahim dokusunu olumsuz etkileyebilir. Rahim zarar gördüğünde ileride genetik olarak sağlıklı embriyo bulunsa bile tutunma oranı düşebilir. Bu nedenle tekrarlayan gebelik kayıplarında nedenin araştırılması ve sonraki tedavinin buna göre planlanması önemlidir.









