Bir Gün Kucağıma Alacağım Bebeğimi Düşünerek Bu Savaşı Sürdürüyorum
Merhaba,
Savaşa başlayalı belki çok uzun yıllar olmasa da bu bir yıllık süre bekleyen için o kadar uzun sürüyor ki…. Benim
hikayem kasım 2002’de başladı. 1999 yılında evlendikten sonra bir süre çocuk sahibi olmak istemedim. Bu süre zarfında düzenli olarak doktora gidip periyodik testlerimi yaptırıyordum, her şey gayet iyi ve olması gerektiği gibi çıkıyordu. Korunmayı bıraktıktan yaklaşık 6 ay sonra hamile kaldım. Adetlerim çok düzensiz olduğu için yine gecikme olduğunu zannetmiştim. 2-3 günlük gecikme sonrası test yaptırdım sonuç negatifti. 19 Mayıs tatilinden fırsat bulup birazda kafamı dağıtmak için yurtdışına gittim. 3 günlük turda durup dinlenmeden dolaştım. Turun son günü bir kiliseyi gezerken tuhaf bir sancı hissettim. Tuvalete gidip kontrol ettiğimde çamaşırımda lekelenme gördüm ve adet kanaması başlangıcı zannettim. Ancak durum biraz garipti, regl devam etmiyordu. Embriyonun yerleşmesi sırasında bazı kadınlarda görünen lekelenme olduğundan haberim yoktu ! İstanbul’a dönüp hemen eczaneden test aldım, testte sabah idrarının kullanılması tavsiye ediliyordu. O gece sabaha karşı 4 sularında uyandım. Müthiş tuvaletim gelmişti. Ancak sabah idarı saplantısı ile dayanamayıp kalktım ve testi yaptım bu kez sonuç pozitifti. Eşimi sabahın dördünde uyandırdım, gecenin o vakti sevinçten çığlık atıyorduk. Ancak her ihtimale karşı ertesi gün öğlen arası amerikan hastanesine gidip kan testi yaptırdım sonuç yine olumlu idi. Hemen doktora gittim. Ultrasonla bakıp bir sorun olmadığını söyledi, bu arada sonradan öğrendiğim kadarı ile hamilelik başında yapılması gereken hiçbir testi yapmamıştı. Birkaç gün sonra ben de ufak kanamalar başladı, doktoru arayıp kontrol ettirmek istememe rağmen beklememi, geçmezse gelmemi, her hamileliğin % 15 düşükle sonuçlanabildiğini söyledi. Ben de şimdi çok pişman olduğum bir hareketle başka bir doktora gitmek yerine kanamanın kesilmesini bekledim. 11. haftaya gelmiştim, ikinci kontrol için yeni bir doktora gittim, okuduğum kadarı ile bu kontrolde bebeğimin kalp atışlarını görebilecektim. Muayene başladığında doktorun yüzünde bir şeylerin ters gittiği anlaşılıyordu. Sorun olup olmadığını sorduğumda bebeğin kalp atışının olmadığını ve karnımda ölmüş olduğu söylendi. Oradan nasıl çıktığımı bilmiyorum. Sürekli karnımı tutup, bebeğin yaşama ihtimali olduğunu düşünerek aynı gün farklı hastanelerde 2 doktora daha gittim ancak bu sonucu değiştirmedi, bebeğim ölmüştü ve 28 Haziran günü onu benden aldılar, ameliyat sırasında sol overde çukulata kisti diye bilinen endometriozis kisti bulundu. Laproskopi önerildi ancak ben tekrar doğal olarak hamile kalacağıma inanıyordum. Bugüne kadar denemelerim sonuç vermedi, artık yumurtlama düzenim de bozulmuştu, bu ay hiç yumurtlama olmadığını söyledi doktorum. Ben de önümüzdeki ay laproskopiyi deneyip tekrar hamile kalmak için çalışacağım.Sizlerin hikayesi kadar zorlu olmasa da her ay aynı beklentileri duymak, her ay gecikmeleri mutlu habere yormak ve olumsuz sonuçla karşılaşmanın ne kadar tarifsiz bir umut, tatlı bir heyecan, bekleyiş, hayal kırıklığı, her şeyden vazgeçmek her şeyi bırakıp gitmek gibi duyguları aynı anda barındırdığını öğrendim. Kendimi bazen alışveriş merkezlerinde hamile kadınları gözlerken yakalıyorum. İçimde tarif edilmez bir özlem ve ne yapayım elimde değil kıskançlık doğuyor. Her seferinde yeniden ümitlenip, bir gün kucağıma alacağım bebeğimi düşünerek ben de bu savaşa devam ediyorum…
yesho










