Tüp Bebek  


Çocuk İstiyorum Dayanışma Derneği – Tüp Bebek

Embriyo Kalitesinde Meternal ve Paternal Etkiler Embryolog Ayşe Kendirci

Gebeliğin 4. haftasında dişi bir fetusa primer (öncül) genital hücreler oluşur. 12. haftada yumurtalık meydana gelir ve ilk yumurtalar oluşmaya başlar. Doğumdan sonra yumurtaların değişimi ve gelişimi devam eder. Dolayısıyla üreme dönemindeki yumurta kalitesi onun daha anne karnında maruz kaldığı çeşitli iç ve dış etmenlerden etkilenir. Örneğin annenin gebeliği sırasında kullandığı bazı ilaçlar (DES), radyasyon, ağır metaller, içki,sigara kullanımı,stres,organokloridler kız fetusu olumsuz yönde etkilemektedir. Embriyonun % 98’ini yumurta sağlamaktadır; yumurtanın zarı ve çekirdeğinin dışındaki kısmını oluşturan sitoplazmadaki organeller (mikrocisimcikler) ve, mitokond ri adı verilen hücre elementleri oluşacak embriyoyu etkiler. Sperm ise ancak embriyonun % 1’ini oluşturmaktadır. Folikül Stimulan Hormon (FSH), Lütenizan hormon (LH), Östrojen, Progestron gibi üreme hormonları yumurta kalitesini etkilediği için bu hormon düzeylerinin adet periyoduna uyumlu olarak normal düzeylerde olmalı ve bu hormonların yapım ve etkisi için gerekli olan kimyasal maddeler bulunmalıdır. Özellikle gerek bu hormonların yapımında, gerek üreme hücrelerinin oluşmasında temel olan şey protein sentezi ve bunu sağlayan hızlandırıcı küçük moleküller (enzim) ve bazı iyonlar ( Ca++,Na+K+) gereklidir. Dolayısıyla sağlıklı ve dengeli beslenme, yeterli vitamin alımı ne kadar yararlı ise, bu dengeyi bozacak veya bu maddelerin kullanımını engelleyecek dış ve iç etkenler o kadar zararlıdır. Yumurtanın zarı da oldukça önemlidir ve yumurta olgunlaşırken meydana gelir. Spermin yumurtaya girip döllenmeyi sağlayabilmesi için bu zarla özel bir ilişkiye girebilmesi yani bağlanabilmesi gerekir. Yumurtalığın yeterli şekilde beslenmesi yani kan akımının iyi olması, buradaki hücreleri dolayısıyla yumurtayı etkileyecektir. Aynı şekilde ortamın asit-baz dengesinin bile kalite üzerinde etkisi vardır. Kan akımı ile ilgili sorunlar bu dokulara yeterli oksijeni sağlayamadığı gibi atık ve zararlı maddeleri de yeterince uzaklaştıramaz. Yeterli şekilde oksijelenmeyen yumurtalıklarda meydana gelen yumurtaların çekirdek ve diğer organellerinde anormalliklere yol açabilir, bu da kalitesiz yumurta, dolayısıyla kalitesiz embriyo ve düşük gebelik oranına neden olur. Yumurta kalitesi üzerinde en önemli etkenlerden biride anne yaşıdır. Yaş ilerledikçe kalitenin azaldığı bilinen bir gerçektir, ileri yaşta yumurta zarı ile sitoplazma arasındaki boşluk genişlemekte, genetik yapıyı taşıyan çekirdekte anormal değişiklikler meydana gelebilmektedir, buna bağlı olarak genç kadınları yumurtası kullanılarak yapılan dölleme işlemi sonrası gebelik oranları daha yüksektir.

Embriyonun küçük bir kısmını sperm oluşturmakla beraber genetik materyali taşıdığı için çok önemlidir. Bu yüzdendir ki daha önce sözünü ettiğimiz ve hücre yapımını etkileyen tüm iç ve dış etkenler erkek üreme sistemini ve spermleri etkiler. Yapılan çalışmalar radyasyona maruz kalmanın, ağır metallerin, aşırı içki, sigara ve uyuşturucu kullanımının, kullanılan bir takım böcek öldürücü ilaçların sperm üzerinde olumsuz etkiler yaptığını göstermiştir. Kadında olduğu gibi erkeğinde yaşı ilerledikçe spermlerinin dölleme kapasitesi azalır, döllenme olsa bile embriyo kalitesi olumsuz yönde etkilenir ve kromozomal anormallikler artar. Tabii ki bu da gebelik oranında azalmaya veya erken düşüklerde artışa yol açacaktır. Erkekler kadınlardan farklı olarak ısıya daha hassastır. Sürekli yüksek ısıya maruz kalan erkeklerde spermatozoon yapımı bozulur ve anormallikler artar. Her hangi bir nedenle yada doğuştan sperm kalitesi bozuk olan kişilerde mikroenjeksiyon ile döllenme sağlanabilmektedir. Sperm sayısı düşük ve hareket problemi olan kişilerde sperm yumurta zarını aşıp içeri girememektedir, tüp bebek merkezlerinde uygulanan mikroenjeksiyon ile döllenme oranı oldukça yüksektir. Sperm hücreleri yumurtaya oranla çok sık ve fazla üretilir. Kadın ayda bir yumurta yapabilirken, erkek bir boşalmada ortalama 200-250 milyon sperm verebilmektedir. Bu nedenle fiziksel etkilere maruz kalması ( ısı, radyasyon, serbest radikaller, ağır metaller vs. ) olgunlaşma sürecindeki spermlerde daha hızlı oranda mutasyona yol açar. Bunlara bağlı olarak anormal sperm oranı artar, döllenme oranı azalır ve gebelik oranı düşer.

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
BİR YORUM YAZ