Tüp Bebek  


Çocuk İstiyorum Dayanışma Derneği – Tüp Bebek

Annemin tabiri ile Laboratuar Çocuğu olduğu için böyleydi…

Annemin tabiri ile Laboratuar Çocuğu olduğu için böyleydi…

Merhaba,

Sizin sitenizi uzun zamandır takip ediyorum. Çok güzel,çok faydalı bir site. İçeriği mükemmel ve sürekli gelişiyor. Bebek istediğimprenses3 dönemde ben de sürekli sitenizin Kazananlar ve Savaşa Devam Edenler bölümlerini okuyup moral buluyordum. Şimdi bizde kazandık ve sizlerle öykümüzü paylaşmak ve her zaman umut olduğunu tüm insanlara bir kez daha hatırlatmak için sizler yazmak istedim.

Biz eşimle 1999’da depremden tam bir hafta sonra evlendik. Deprem sırasında eşim Yalova’da şantiyede Muhasebe bölümünde çalışıyordu. Depremden sonra 2 gün haber alamadık. Neyse sonunda sağ salim döndü bizde evlendik. İlk yıl evliliğimizi oturtalım diye çocuk istemedik. Daha sonra tam 1 yıllık evliyken bana meme kanseri teşhisi kondu. Ailemde başta ablam olmak üzere birkaç kanser vakası olduğu için başıma neler geleceği konusunda hazırlıklıydım. Hiç neden ben diye düşünmedim. Çok iyi bir doktor sayesinde 31 yaşında yakalandığım kanserden şu an- şimdilik- kurtuldum.

Kemoterapiler-radyoterapiler ve 5 yıl süren ilaç tedavisinin bitiminden sonra artık daha fazla beklemek istemedik. Bebek için doktora gittik. Tahlillerde herşey normal çıktı, eşimin de benimde hiçbir problemi yokmuş.

Nedeni belirsiz kısırlık teşhisi ile ilk tüp bebek denememizi bir doktorda yaptık. Kanda gebelik oluştu ancak 4 gün sonra kanama oldu ve prenses2hamilelik sona erdi. Tedavi süresince yediğim iğneler,psikolojik olarak sürekli beklemek,birgün çok neşeli ve olumlu olmak,ertesi gün hatta bazen 1 saat sonra karamsarlık hissetmek.. Bunları tedavi gören her kadın bilir o yüzden uzun uzun anlatmayacağım. Allah kimseye böyle birşey yaşatmasın diyorum sadece. Yaşatıyorsa da sabrını versin inşallah.. Maddi yönünü hiç söylemiyorum bile. Birikimlerimiz gittiği gibi borçlanmıştık hemde boşuna…

Bu hüsrandan sonra hamilelik östrojen hormonunu arttırdığı için kanseride tetikleyeceğinden bir daha denemeyi kesinlikle düşünmüyordum. Herkesin çocuğu yoktu ya bu dünyada..Eşimde hiç istekli değilmiş gibiydi. Boşver sen sağlıklı ol yeter diyordu.

Birgün sahilde bir fastfood restoranında yemek yerken yan masada güzel bir kız bebek anne ve babasıyla oturuyordu. Baktım eşim bebeğe kaş göz oynatarak komiklikler yapıyor. Kendi kendime bir kez daha dene dedim.

Bu sefer birikmiş paramızda yoktu ama yaşım 38 olmuştu, karart gözünü dedim kendime. Elbet bir çıkış yolu bulurduk. Mustafa Bahçeci’nin kapısını çaldık. Daha önce yumurtlama rezervi testi yaptırdığımız için ve 1 kez de tüp bebek tedavisi denediğimiz için başka test istemeden hemen tedaviye başlattı.

Malum karından yapılan iğneleri eczaneden aldım. Hergün işyerinde kendi kendime yaptım. Bu arada diğer tüp bebek tedavisinden farklı olarak sık sık kontrole çağırıp yumurtaların büyümesini takip ettiler. İşyerim Gebze’de olduğu için izin almak ve işe geri dönmek çok problem oldu ama işyerimdekiler durumu bildikleri için anlayış gösterdiler.

Çatlatma iğnesinin ardından 1 Nisan günü yumurta toplama işlemi gerçekleşti, 4 Nisan’da da yerleştirme işlemi yapıldı. Bu kez 12 gün izin yaptım evden dışarı adımımı bile atmadım. Stres yapmadım oluruna bıraktım herşeyi. Arkadaşlarım ablam hergün geldiler, sohbet muhabbet günler geçti. Tahlil günü geldi, ablamla hastaneye gidip kanı verdik. Sonucu alınca geçen seferden tecrübeli olduğum için hamile olduğumu doktora sormadan anladım ama gene aynı şeyleri yaşamamak için sevinmedim bile. Gene değişik bir uygulama olarak 2 gün sonra testi tekrar ettirdiler, oradaki sonuçta güzeldi.

Bir hafta sonra ultrasona girdiğimizde o çok beklediğim küçük siyah keseyi gördüğümde dondum kaldım. Hiçbir şey hissetmedim. Ama kalp atışını duyunca o an bebeğime bağlandım işte. Benim ne zorluklarla elde ettiğim minik kesem!:) Tek bebekti. Annem üzüldü ama ben çok üzülmedim, bir olsun bizim olsun dedim.

Hayal kırıklığına uğramaktan korkan eşim hiç duygularını belli etmedi. Günler geçti 2’li test zamanı geldi. Test sonucu bebeğin ense plisesi- ne demekse- kalın çıktı. Down sendromu olabilir dendi. Ben tabii yıkıldım. 2-3 farklı doktora gittim en sonunda kendi doktorum bu ölçümün her makinede farklı olabileceği önemli olanının kan tahlilinde de sonucun kötü çıkması olduğunu söyleyince benim kan tahlilim iyi olduğu için biraz olsun içim rahatladı. 3 ayı biraz geçmişti ki bir anda işyerinde yoğun kanama başladı. Apar topar eve geldim. Ben sürekli ağlıyorum bebeği düşürdüm diye. Eşimin eli ayağı tutmaz oldu, abime haber verdik sağolsun o bizi alıp hastaneye götürdü. Ultrasona girdik. Eşim, abim,yeğenim dışarda sigara içip dururken yengem yanımda elimi tutmuştu. Bir de baktım bizim bebiş duruyor ve kalbi de atıyor. 3 ay boyunca kalçadan yediğim iğnelerdeki progestoron hormonunun fazlasını vücut bu şekilde atıyordu. 380 iğne kalçadan yemiştim. İşyerindeki sağlık memuru arkadaşım “abla ne olur artık iğne yapmayayım. Bak ilaçlar geri iğneye geliyor” diyordu zaten.Hemen yatak istirahati verildi 10 gün kıpırdamadan yattım.

4 aylık hamileyken yapılan ayrıntılı ultrasonda bebeğin %70 sağlıklı ve Kız olduğu ortaya çıktı. Biraz daha sevindim ancak en son sözü amniyosentez testi söyleyecekti. Eşim bebekte bir kusur olması endişesiyle hala sevinemiyordu. En sonunda amniyosentez yapıldı, bu testinde düşük tehliklesi olduğu için gene evde 1 hafta yattım. Test sonucu için 5 hafta bekledik, işte o zaman geçmedi bir türlü. Bebeğe bağlanmıştım ya sakat olursa ne yaparım diye düşünüyordum. İşyerinde herkes bana moral vermeye çalışıyordu. En nihayet sonuç geldi, kızım sapasağlamdı.

Kızım başından beri bana ne mide bulantısı ne de aş ermesi gibi sorunlar yaşatmadı. Annemin tabiriyle “laboratuar çocuğu olduğu için böyleydi”.

En nihayet 37 haftalıkken bebeğin yeteri kadar büyüdüğü ve sezeryanla doğuma alınacağını öğrendik. 4 Aralık 2006’da saat 09.40’ta kızımız, aşkımız, herşeyimiz İdil’imizi kucağımıza aldık. 49 cm 3.200 kg doğdu.

Bana karından 20 – kalçadan 380 iğneye – bankada kredi borcuna – yığınla strese malolan kızımı ilk kucağıma aldığımda tüm dertler uçup gitti. O andan sonra herşey kızım içindi.

Allah’ın bir mucizesi bence İdil. O kadar ağır bir kanser tedavisinin , defalarca düşük tehlikesinin ardından sağ salim ve vaktinde doğdu, küveze falan girmedi. Yalnız tek üzüntüm sütüm olmadığı için kızımı emziremem oldu. Zaten bir göğsümü almışlardı, diğerinden de hiç süt gelmedi. Çok uğraştık ama nasip değilmiş. Ama kızım hazır mamalarla da gayet sağlıklı büyüyor.

Tüm bebek isteyen arkadaşlara sesleniyorum. Hiç birşeyden yılmayın, imkanlarınızı sonuna kadar deneyin, dua edin, sabır edin. Elbet bir gün Allah dualarımızı kabul edecektir. Hepinize sevgiler.

Ayşen Çifçi

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ