Tüp Bebek  


Çocuk İstiyorum Dayanışma Derneği – Tüp Bebek

Fırtına gibi bir ÇİDER Gaziantep Toplantısı Sayı 168 – 31.08.2005

Fırtına gibi bir ÇİDER Gaziantep Toplantısı Sayı 168 – 31.08.2005

FIRTINA GİBİ BİR GAZİANTEP TOPLANTISI..


Gecenin alaca karanlığında yani saat 04.30da 2 kadın ellerinde bavullar ve kırlangıç sopaları ile takside… Hey Allahım, ne işimiz var bizim buralarda diyor Cansın bir taraftan Göztepe köprüsünün altında sağa sola bakınıp Nuray’ı beklerken. Önümüzde taksiler dizilmiş o saatte müşteri bekliyor. Şöförler hava sıcak dışarıda biz de içeride mi beklesek dışarı çıkarsak adamlar gecenin bir yarısı yanlış anlarlar mı korkusundayız.. Nuray da tam evlere şenlik.. Nasıl dilli saftirik ama bir o kadar da sanki savruk.. Cansın’la ikimizi deli ediyor. Biz saat 05.00 diyorsak en az iki dakika önce oradayızdır. Ama Nuray 05.15 de teşrif eder..

Ya uyanamamıştır ya taksi bulamamıştır ya taksi bulmuştur taksi adresi şaşırmıştır falan falan asla bahanesi bitmez o nedenle daima 15-20 dakika önceden ona program saatini söyleriz. Gene de bir yolunu bulur. Neden onunlasınız derseniz onda şeytan tüyü var atamazsınız başınızdan.. Konuşmaya başladığında sakinleşirsiniz. Neşeniz yerine gelir sonrada yaptığını unutursunuz.. Öyle birşey işte. Az daha uçağa gecikiyorduk neyse Nuray’ın şoför adresi şaşırmış gene 🙂 Gaziantepe uykulu uykulu uçtuk. Yeni bir şehir.. Kafamızda bir sürü soru işareti konuşup duruyoruz.. Dostlarımız gelecekler mi yeni kişilerle tanışacak mıyız? Amerikan hastanesi ile ilk defa toplantı yapıyoruz doktorları tabi ki tanıyoruz, sevdiğimiz kişiler ama yardımcı ekiptekiler nasıllar acaba?? Snopp mu yoksa alçakgönüllü mü? Herşeyi ben bilirim, ben yarattım mı diyorlar yoksa birlikte neşe içinde çalışacak mıyız? Her şey bizim için tam bir muamma. Yoksa toplantı hiç çekilmez.. Toplantı yaparken biz karşımızdaki ekiple tek ruh olmayı isteriz. Aynı anda ağlayıp aynı anda gülmeliyiz.. Gelenlerin gözünden nelere ihtiyacı olduğunu hemen birlikte anlamalıyız bir tek kaş göz işareti ile bu ihtiyaç giderilmeli. Korkmuyoruz ama bir hayli tedirginiz, kendi aramızda öyle mi olabilir ya boyle olursa diye habire konuşuyoruz. Her şeyin mükemmel olması için çok çalıştık. Bu nedenle en ufak bir aksaklığa bile artık tamammülümüz yok..

Saat 09.30da Gaziantepe indik dogru Belediye’nin Kültür Sarayı’na gittik. Kapı duvar. Kimi bulup açtıracağız ya bizi unuttularsa diye birbirimizle didişirken Cansın ortadan kayboldu. Etrafı keşfe çıkmış.. Tam zamanıydı sanki derken Cansın hemen yanı başımızdaki Belediye’yi buldu hemen gerekli kişilere ulaştı ve birkaç dakika sonra kapıyı açmaya geldiler. Her eve mutlaka bir Cansın lazım siz ne derseniz deyin.. Tabi onlar için henuz vakit erken 10.00. 13.00’de başlayacak bir toplantı icin 12.00’de açılır diye biliyorlar. Halbuki biz Cansın’la erken doğduk her şeyin bizde erkenden yapılması gerekli Nuray’ı da sürüklüyoruz peşimizde… Her şey bir an önce bitecek ki ondan sonra neden kimse gelmiyor yoksa duyuruyu iyi yapamadık mı diye sinir krizlerime vakit gelsin. Salonu görünce hoşumuza gitti yetkili Hüsamettin Bey bir gece önceden sahneyi hazırlamıs masa tamam ama ne o gösterimizi yapacagımız perde yok. Burada boyle bir perde yoktur ki dedi. Oysa bize oldugu soylenmisti. Kalakaldık işte simdi ne yapacağız Pazar sabahı saat 10.00 da bir barkovizyon perdesi nasıl bulabilinir. Her yer butun sahne kapkara ilaç niyetine bile beyaz bir tek sey yok ki ona barkovizyonumuzu cevirip gösterelim. Birden aklıma beyaz bir çarsaf bulamaz mıyız sahne perdelerinin üstüne gerelim dedim. Hüsamettin Bey hemen karsımızda çarşı oldugunu ve bu çarşıda da kumaşcı oldugunu söyledi. Yıldırım gibi gidip 2 metreye 2 metre beyaz kumas aldım ve geri dondüm. Hüsamettin Bey de perde yerine arkadan siyah dekorları getirdi hemen onların uzerine beyaz çarşafı çaktık. Çıkan sonuç muhteşemdi. Görevlerimiz arasında artık marangozluk da bulunuyordu.

Bu arada Cansın gene ortadan kaybolmustu. Nuray’ın başı bizi takip etmekten dönmüş kendi işine bakıyordu. Cansın taksiye atlamış ve şehri dolaşmaya çıkmıştı ama bu turistik bir gezi degildi, belediye otobüslerini takip ediyor ve duyuru için yolladıgımız afişlerin nerelerde asılı olduguna bakıyordu. Otobüs duraklarında otobüslerde ve şehrin gorebildiği yerlerinde brandalarımız asılmıs görünce ici rahatlayarak geri döndü. Herşeyimiz tamamdı üyelerimizi beklemeye başladık. Derken çıtır pıtır bir kızcagız geldi ve Çider’in toplantısı burada mı olacak dedi? Heyecanla evet evet dedik.. Nuray hemen büroşürümüzü kendisine uzattı ve hosgeldiniz dedi. Hoşbulduk ben misafir değilim Amerkan hastanesinin halkla ilişkilerden Banu. Yeni geldik de ben önden gelip herşey tamam mı diye ögrenmek istemistim dedi. Onlar broşurler cok fazla diye onceden kargo ile yollamıslar ama tabi kargo falan gelmemisti Turkiye’de kargo ne zaman tam vaktinde yerine gitmiştir ki… Banu hanım salonu sordu ve salonu görünce çok begendi hersey gercekten cok güzeldi ve hazırdı… yalnızca misafirlerini bekliyordu. Bülent Beyler yemekdelermiş. Aman Banu hanım biraz geç gelsinler. Salon iyice dolsun da dedim moralimi bozmak ve her zamanki gibi doktorların da motivasyonunun bozulmasını istemiyordum. Onlar bizim icin cok önemli, coşkulu bir doktor nasıl motive olursa sonuna kadar öyle gider. Mutlu ve yardımsever olarak.. Tecrübelerimiz oyle diyor..

Banu hanım bizden cok iyimser olsun diyor 30 kişi olsa bile yeter 30 kişi mi bizim en dusuk toplantımızda bile olmamıstı acaba bildiği bir seyler mi var… Biz daha cok kisi gelsin istiyoruz.. üyelerimizi istiyoruzzzz diye icim içim bagırıyor.. İnsallah diyoruz o Bulent Beylerin yanına gidiyor. Sonra bir çift geliyor aman ben ne kadar mutluyum sanki salon doldu. Olsun bir cift geldiyse digerleri de gelecektir. Demek bizi unutmamıslar yasasınnnnn oleyyyy….

Evet arkadaşlarım sevgili dostlarım Gaziantep’te tabi ki gelebilen butun arkadaslarımız geldi. Van’dan geldiler, Hatay’dan ve Hakkari’den de geldiler… Salonda 200’e yakın kişi vardı.. Banu hanım saymıs cok mutluydu… Bense dizlerim titreyerek hicbir yere bakamadım. Konuştum sadece konuştum. Bülent Bey cıktı ve onu cok dikkatlice dinledim.. Konusması hostu. Cok güzel konulara değindi. Çok akıcı ve çok gerçekçi idi. Yapılan bir çok ilginç çalışmayı ve anketleri gelenlere sundu. İlgi ile dinlendi ve konuşmasının sonunda alkışlandı. Salona gerçekten çok güzel bir hava hakimdi.. Bundan sonraki toplantılar için bir çok done topladım. Dr.Kayhan Bey hastalanmıştı ve o butun o saatler boyunca hep kendisi konusmak zorunda kaldı. Çok yoruldu. Herkesin sorularını o tam 3 saat boyunca cevaplamak zorunda kaldı. Gerçi Başak Hanım ve bir başka embiryolog hanım da gelmişlerdi Seval hanım da vardı ama herkes Bülent bey’den sorusunun cevabını almak istiyordu. Bülent Bey için gerçekten çok zor bir gündü..

Toplantı bitiminde hemen Adana’ya hareket etmek zorunda kaldık Çünkü Gaziantep’den yer bulamamıstık. Apar topar yola cıktık ve uçağın kalmasına yarım saat kala ancak havaalanına yetisebildik. Sıcak ve yol bizi mahvetmisti. Sabah ucakta yediğimiz bir sandviçle saat 19.00 a kadar durmustuk. Gaziantep’te ve Adana’nın kebabını yiyememiştik. Her zaman ki yemek sefamızı yapamamıstık. Ne yapalım saglık olsun. Toplantı güzel gecmisti ya İstanbul’a döner dönmez güzel bir Adana ziyafeti cekecegimize birbirimize söz verdik.. Kafamızda gözümüzde Adana ya da Gaziantep kebabı kalmıstı ne yapalım Allah kimseyi açlıkla terbiye etmesin. Hele beni aslaaa..

Simdi  Çorlu toplantımızda sıra o uzak degil sanırım hemen gidip gelecegiz. 

Sevgilerimle
Sibel Tuzcu

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ