Tüp Bebek  


Çocuk İstiyorum Dayanışma Derneği – Tüp Bebek

Aşk ve Fark.. Aşk’la Yapılan Her Şey Farklıdır…Sancaktepe Toplantısı Notları..

Aşk ve Fark.. Aşk’la Yapılan Her Şey Farklıdır…Sancaktepe Toplantısı Notları..

   

Son ekip toplantımızı; 17 Kasım 2011 de yapıp yağmurlu ve soğuk İstanbul günlerine inat, içimizdeki sıcaklığı ve güneşi  Sancaktepe’ ye taşımaya karar verdik.

 

Toplantımızın konuk hastanesi Umut Tüp bebek merkezi, doktorumuz Doç. Dr. Ulun ULUĞ, toplantı  konuğumuz da sevilen sanatçı Zuhal Topal olacaktı.

Planlamalar, hazırlıklar bitirildikten sonra heyecanla Cumartesi gününü beklemeye başladık.  O kadar yoğun ve yorgun günlerin ardından; kaçamak yaptığım bir öğle uykusunda, cumartesi günü gidiş planlamasını yapmak için beni arayıp ulaşamayan Canom neredeyse kapıma dayanacakmış. J

 

Cumartesi günü saat: 12.00 de arabası ile beni almaya geldiğinde güzel yeğeni Didem’e “merhaba” demek için eğildiğimde, arka koltukta bana enerji dolu bakış atan güzel gözlerin sahibesi sevgili arkadaşımız Ebru Birkandan ile karşılaşmak bana günü ilk sürprizi oldu.

Sancaktepe toplantısının da güzel sürprizlerle dolu geçeceğine hepimiz emindik. Saat:12.45 de yoğun trafiğe rağmen ulaştığımızda  sevgili basın ve tanıtım danışmanımız Türkan bizi karşıladı.

 

Salon da çocuk tiyatro oyunu oynandığını görünce, önce kafeterya da oturduk, sonra bu bekleme zamanında ne yapacağımızı düşünmeye başladık.

 Yaradan bizi çalışmak için yaratmış. Boş durunca hepimiz kendimizi tuhaf hissediyoruz.

Sibel’i de kapıda görünce hepimiz aynı anda “fotoğraf çektirelim o zaman “ dedik.

Herkesin aynı şeyi aynı anda düşünmesi ne güzel bir şey.

 

Tiyatro oyununun bitmesine 20 dakika kala içeriye girip izlemeye başladım. Pırıl pırıl aydınlık yüzlü oyuncuları görünce “keşke daha erken gelip izleseydim” diye düşünmedim değil.  Kendilerinden sonra bizim toplantı yapacağımız,  söylenmiş olsa gerek, sahneyi geç bıraktıkları için, selamlama anında sevimli bir özür bakışı gönderdiler.  Seviyorum ben bu tiyatrocuları J

Hızla dışarıya çıktığımda, bizim dağıtacağımız tüm dökümanlar hazırlanmış haldeydi. Umut Tüp Bebek Merkezinden önce sevgili Zafer ardından da sevgili Yasemin Topçu geldi.

 

Bu arada salon hızla boşalmaya başladı.  

Aman Tanrım !

Bir salon dolusu bıcır bıcır, neşeli, güler yüzlü çocuk fuaye yi doldurdu. Nasıl cıvıl cıvıl sesler. Bir yandan bu güzellikleri seyrederken, bir yandan da kaşla göz arasında masanın üzerlerinden aldıkları dökümanları  özür dileyerek toplamaya başladım.

 Kendilerine uygun bir konu olmadığını, henüz bu konuyu bilmeleri için erken olduğunu söylemeye çalışırken cin bakışlı biri “ aaaa biliyorum bu tüp bebek. Benim akrabamın da oğlu böyle doğdu” deyince, kendimi  “Hangi yüzyıldasın Mukadder hanım.  Çocuklar bu zamanın çocuğu “ sözlerini söylerken yakaladım.

Ne diyeyim her çocuk bize umut, yaşama sevinci ve güzellik katıyor.

 

Salonun temizlenmesi, yeniden yerleştirilmesi uzun zaman alacak gibi görünüyordu.  Toplantıya katılacak olan birçok misafirimiz gelmiş, salona geçmek için sabırsızlanıyordu. Ani bir kararla ÇİDER ekibi salona giriş yaptık. Neredeyse elimize süpürge alıp, bizde o temizliği yapanlara yardım edeceğiz. Adamlar şöyle bir baktı. “ deli bunlar” demediler ama ifadelerinden  anlamamak mümkün değildi.

 

Saat tam 14.00 de her şeyimiz hazır gelen katılımcılarımızla birlikte salonumuza giriş yaptık. Toplantı salonumuza daha geniş bir açıdan bakmak, hem de sunumun teknik donanımını son kez izlemek üzere sahneye çıktığımda, kadınların, erkeklerin kapıdan içeriye aktığını hissettim. Her toplantıda yaptığım gibi gözümle tek tek saymayı kenara bıraktım ve bu kalabalığın tadını çıkarmaya başladım.

 

Sevgili doktorumuz Doç. Dr. Ulun ULUĞ da salondaki yerini alıp, keyifle kalabalığı izliyordu. Birbirimize yaptığımız şakalara Yasemin Hanım da eşlik edince, heyecanımızı bir nebze olsun yatıştırmış olduk.

 

Sancaktepe Belediyesi ve AK Parti Sancaktepe İlçesi Kadın Kolları ile hep birlikte çok iyi hazırlanmıştık. Ancak hala gelemeyen kişiler olduğunu söylüyorlardı. Toplantımızı salonda bekleyenlerden özür dileyerek bir süre erteledik.

 

Toplantıdan birkaç gün önce sürekli dinlediğim radyo kanalında müthiş bir müzik yakalamıştım.

 Fahir ATAKOĞLU’nun  “UMUT” isimli bestesi.

 İnternet te yaptığım aramada da o besteye aynı müthişlikte bir görsellik hazırlandığını buldum. Görseli hazırlayan Sn. Gürkan FEDAİOĞLU ile sevgili Sibel iletişime geçmiş kendisine bu görseli kullanıp kullanamayacağımızı sormuştu.

İnanılmaz bir güzel yürekle tanıştık.

Kullanabileceğimizi ve “ umutların yeşermesi için küçük de olsa bir katkısının olmasının kendisini çok mutlu “ edebileceğini yazdı.

 

Salonda o güzelim müzik ve görsellik dönmeye başlayınca inanın hem salon hem de biz ağlamamak için kendimizi zor tuttuk. –Zaten bilirsiniz sulugöz bir kadınım, Sibeli de kendime benzettim J

 

Saat: 14.30 da sahnedeki yerimi aldım.

Bugüne kadar o kadar çok sunum yaptım, ama bu sefer ki başkaydı. 

Diyebilirim ki hiç bu kadar keyif almamıştım.

 

Sahneye Doç. Dr. Ulun ULUĞ’ u davet ettiğimde, göz pınarında yaş biriken her bir erkek ve kadını gidip tek tek kucaklamak istedim. 

Moderatör olarak sahnede kalmak zorundaydım.

Ulun bey sunumu bitirip soru cevap kısmına geçmişti ki, salonun içine sanki bir enerji dalgası girdi.

 

Sevgili Zuhal TOPAL..

Ben böyle bir canayakınlık, samimiyet görmedim. Sahneye gelene kadar  herkesle el sıkıştı. Uzatılan elleri boş çevirmedi. 

Sibel ile birlikte Zuhal hanımı da sahneye aldık. 

Dernek başkanı, doktorumuz ve Sevgili Zuhal Topal aynı masada inanılmaz bir görüntü.

 

İnanılmaz mütevazi, inanılmaz canayakın bir şekilde, nerede kaldıysak oradan devam etmemizi söyledi. Salondan gelen sorulara kendisi de katkıda bulunarak, Ulun bey’e sorular yöneltti.

Kendisinin de çocuk sahibi olmak istediğini, zamanının çok da fazla olmadığını bu sebeple kadınlara hiç vakit kaybetmemeleri gerektiğini sıkıca tembih etti.

Maalesef bu sorunun; her defasında yalnızca kadının yükü olarak görülmesinin kendisinde yarattığı rahatsızlığı da dile getirdi.

Bazen hüzünlendi, bazen sevindi, bazen duygulandı, bazen  kahkahalarla güldü. 

Ama  hepsini çok içten yaptı. Enerjisini tüm salona yaydı.

Çekimlere gitmek için zamanının az kaldığını bildirmekten çok da mutlu olmadım.

Çünkü müthiş bir moderatör.

Zaten gitmek için izin istediğinde bizlere  “görüşeceğiz tekrar” demeyi de ihmal etmedi.

Tüm hayranları ile fotoğraf çektirdi. Beklemekte olan eşi ile gözgöze gelince ani bir hareketle elinden tuttum ve kadıncağızı resmen kalabalığın arasından kaçırdım.

Sevgili Cano önde, arkada ben ve Zuhal Hanım. Çok güzeldi. Görmeniz gerekliydi.

 

Salonun dışına çıkardık ve ekip olarak hatıra fotoğrafı çektirdik.

Kendisini uğurladıktan sonra tekrar salona döndük ve kaldığımız yerden devam etmeye başladık. Saat: 17.00 olmasına rağmen kimse gitmek istemiyor gibiydi.

 

Ne muhteşem bir an biliyor musunuz?

Meleğine kavuşmaya bir adım kaldığını bilmek ve onun için heyecanlanmak.

Sevinçten ağlayan, heyecandan titreyen bu  kadınlar aslında hepimizi titretiyor.

Yaptığımız işin doğruluğunu adlandırabiliyoruz.

Hayatımıza anlam katıyor.

Katıldığım bir etkinlikte, katılımcılardan biri bir söz söylemişti.

“Aşk ve Fark , Aşkla yapılan her şey farklıdır”

Evet biz bu çalışmaları aşk’la yapıyoruz.

Onun için farklı oluyoruz.

Yaptıklarımızdan keyif alıyoruz.

Her toplantı da evlerimize yorgun ama mutlu dönüyoruz.

 

Umut ve mucize..

Hayatın kendisi mucize değil mi?

Hiç ummadığınız anda kapınızı çalan mutluluklar yok mudur?

Mucizelere kucak açmak gerekmez mi?

 

Mucizelerinize kucak açın.

Sabah serinliği gibi gelsin hepinize.

 

 

Sevgilerimle

Mukadder Bozkaya ADİL

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ