Tüp Bebek  


Çocuk İstiyorum Dayanışma Derneği – Tüp Bebek

Başıma gelen onca şeyden sonra bir de doğurmazsanız benden çekeceğiniz var :)

Başıma gelen onca şeyden sonra bir de doğurmazsanız benden çekeceğiniz var :)

Merhaba Arkadaşlar. Son derece maceralı geçen Gaziantep toplantımızı anlatmak istiyorum.
Sabah 08 de Gaziantepe toplantı için uçuşumuz vardı.06.00 da havaalanına gitmek için hakla ilişkiler sorumlumuz Türkan ile birlikte yola çıktık. Ataşehir de hersey normal di. Yolda giderken zaman zaman yoğun sisi içinden geçip tekrar sisten çıkıyorduk .Bazı yerlerde göz gözü görmüyordu ama benim aklıma da hiç bir şey gelmiyordu. Yani anlayacağınız ben tabiî ki her zamanki aklına hiç kötü bir şey gelmeyen saftirik Sibel’dim. Her neyse havaalanına geldik bazı uçuşların sis nedeniyle geçiktiğini öğrendik. Bizimkine bir şey olmaz diye düşündüm neyse ki de öyle oldu.Uçağımız sis mis demedi ve kelktı ve pırıl pırıl bir Antepe adım attık. Hava 20 dereceydi. Bende daha önceden hava durumuna baktığımdan sadece ceketle gelmiştim. Salona gittik salon şehrin ortasından nefis bir yerde her yere bir adım..Hemen eşyalarımızı yerleştirdik ve çevreyi keşfe çıktık..

Antepte her gittiğiniz yerde size zahter çayı ikram ediyorlar.Herkes son derece misafirperver bu keyif veriyor. Bu da İstanbul’da çok görmediğiniz bir şey. Zahter çok meşhur ve çok yaralı bir bitki Neden başka şehirlerde de bu yaygın değil çok şaşırdım. Kekiğe olan benzerliğiyle bilinen zahter yaraları iyileştiriyor, sinirleri ve kalbi güçlendiriyormuş.Hazmı kolaylaştırıyor, mikrop öldürücü ve ödem söküyor,yararların üstüne sürüldüğünde de de iyileştirici etkisi varmış.Kültür merkezindeki görevliye baharatçılar çarşısını sorduğumuzda hemen önümüze düşüp bizi tanıdığının baharat dükkanına götürdü ve orada Antepe özgü baharatları tanıttılar. Aynı ülkede yaşıyorsunuz ama bambaşka bir ülkeye gelmiş gibisiniz bilmediğiniz bir çok ot ve aklınıza gelmeyen çerez türü şeyler gösteriyorlar.Çerezlik tarhana mesela.Hamileler için ortaya çıkmış ama şimdi herkese satılıyormuş.Sen nasıl bilmezsin demeyin işte İstanbul’da satılmıyor ki?

Menegiç kahvesini daha önce görmüştüm ama çerezini görmemiştim.Leblebi kenevir tohumu ve menegiç tohumu karışımı ilginç bir şey değişik.Bilmediğimden sadece ilk defa gördüklerimi inceleme arzusuyla baharatcının kafasını şişirdik.Çeşitlilikten adeta başım döndü.

Toplantı saatine yakın salonumuza döndük.Broşürlerimiz hazır konuklarımız da yavaş yavaş geliyordu.Toplantı öncesi de sohbet etme imkanı bulduğum için mutlu oldum. Sonra doktorumuz Prof.Dr.Bülent Tıraş ta geldi ve toplantımıza başladık.Çok keyifli bir toplantı geçirdik. Bülent Bey son derece rahat ve nüktedan konuşmasıyla salonda çok olumlu bir hava estiriyor. Herkesin sorularını anlaşılır bir şekilde cevaplıyor. Salonun daha önce hepsi tedavi olmuş ve yeniden olmaya kararlı çiftlerden oluşuyordu. Karma toplantılar her zaman daha verimli geçiyor. Konuşmaları hanımlar eşlerine ikinci defa anlatmak durumunda kalmıyorlar. Eşler birinci elden bilgileri almış oluyorlar ve bir takım şeylere daha kolay karar verebiliyorlar. Prof.Dr.Bülent Tıraş toplantı sonunda da uzun süre özel soruları cevapladı sonra vedalaşarak ayrıldık.

Toplantıdan sonra eşyalarımızı bir yere bırakarak kültür merkezine en yakın birkaç yüzyıllık bedesteni gezdik.Antepe geldik eski bir han bile gezmedik diyemezdik.Akşam olmuş ve kapanma saatine yakındı. Burnumuza harika kokular geliyordu ama yanıldınız bunlar Antepin kebab kokusu değildi mis gibi sabun konusuydu..Çeşit çeşit renk renk sabunların olduğu tezgahta esir kaldım. Her derde deva

sabunların renkleri ve kokuları beni resmen benden aldı.Ben hepini elime alıp koklarken genç bir adam yanıma geldi ve “50 yaş üstü hanımlar için botox etkisi yapan sabunlarımız var denemek ister miydiniz dedi?.ve bana damlasakızlı sabunu gösterdi. “Bak sen şuna akşam akşam kaşınıyor işte…”Ne demek istiyorsun sen bakim dedim.Yani bana 50 ve üstü gösteriyorsunuz ve açılması gereken kırışıkların var mı demek istiyorsun sen ?” Güldü “yok canım ama gene de ilerde lazım olur” dedi.. “Nerden bilecem doğru söylediğini? dedim.İçerden bir hanımın güldüğünü duydum .Sarışın güleryüzlü bir hanım dogru söylüyor bende çok etkili oldu dedi. Ben yaşlarda belki biraz daha büyük bir hanımmış dükkanın sahibi Alaçatıda bir sabun üreticisinin bölge temsilciğini yapıyorlarmış. Fabrikanın sahibi bir biyoloğmuş ve sağlıklı has sabunlar üretiyormuş.Geçtiğimiz ay sanirim Hollanda dedi bir prens gelip 25 kalıp sabun götürmüş.Bana sabun seçerken bir bakanla birlikte çekilmiş prensin resmini gösterdi.Vişne kokulu sivilce sabunu ,mangolu orkide kokulu sabunların içinde adeta kaybolmak istersiniz. Sabunla birlikte hissedilen temizlik kokusuna bayılırım Türkanda meğerse öyleymiş..Onca Antep kuyumcusu ,fıstıkçısı tarihi eşyalarını bıraktık sabuncunun icinden cıkmak istemiyoruz.Hengsi neye yarar derken sohbetle geceyi ettik. Havaalanına nasıl gideceğimizi sorduk .Sabun dükkanının sahibi Ümran hanım “eşim şimdi bizi almaya geliyor sizi arabayla bırakalım dedi. Ev sahipliğine ve misafirperverliğe bakar mısınız. ? Siz dükkanınıza giren kaç kişiye bunu diyebilirsiniz. ? Sohbet ettik sadece 2 sabun aldık o kadar o da kokusuna doyamadığımız için .. Ümran hanımın eşi geldi ben havaşa bırakayımda dedi şimdi uçaklar İstanbulda iptal olmuş şehir vapurları hiç çalışmamış bugün .İstanbula uçacak mı uçaklar hiç sordunuz mu ? Yoooo dedik.Öyle birsey olsa haberimiz olurdu. Bir gidelim bakalım Havaşa onlar birsey biliyorlardır nasılsa? Çıktık ve Havaşa geldik. Havaşın otobüsü duruyor ama içeride kimse yok. Ümran hanımlara beklememelerini bir şekilde başımızın çaresine bakabilecegimizi söyledik. Onlar eger uçak uçmazsa kendi evlerinde bizi misafir etmeyi düşünüyorlardı. Bu insan severlik ve misafirperverlik benim her zaman yüreğimi sıkıştırıyor . Ve ben bunları gördükçe inanın İstanbul’da gerçekten yaşamak istemiyorum. İki dakikada 4 tarafa dönen bir sürü insanın içinde yaşıyoruz burada.

Havaşın söforu uçuşla ilgili herhangi bir iptal bilgisi gelmedi ben havalalanına normal seferimi yapıyorum dedi.Oh neyse dedik ve havaalanına gittik.Gittik ama birde ne görelim Uçuşumuz Pegasusun uçuşu iptal olmuş.Işıklı levhada kocaman İptal yazıyordu. Pegasus bankosu bomboştu. Bir tane yetkili etrafta yoktu. İnanılır gibi değilsi. Bu kadar sorumsuzluk hayatımda görmedim.Uçuş iptal oldu diye herkes gitmişti. Bütün uçuş yolcuları havaalanındaydı ve kimse yoktu. Uzun süre bir yetkilinin gelip bize bilgi vermesini bekledik.Danılmaya sorduğumuzda pegasusun her zaman böyle yaptığını uçuşlarının sık sık iptal olduğunu ve herkesin bırakıp gittiğini ve yolcularını öylesine bıraktığını söyledi. Onca reklam ,dünyanın 4 cü havayolu reklamlarının tamamı fasa fiso.. Türkan sağa sola koşmaya başka bir uçuş bulmaya çalıştı. En yakın Adana dan uçuşu sorduk dolu ,thy nin bir uşusu daha olacak oda dolu. THY kalkıyor Atatrük havaalanına iniyor ama Sabiha Gökçene hiçbir uçuş yok. Nereye olsa gideriz diye bakıyoruz. 3 de İstanbulda THY bir uçak olduğunu ögrendik ama her dakika ucreti değişiyor.Her geçen saatte arası borsa gibi artıyor. Ne ahlaksızca birşey!… İnsanların zor durumda olmalarından faydalanıyorlar.
Bir gidiyorsunuz bilet 100 TL yarım saat sonra baktığınızda fiyat 300 olmuş. Uçakta bos yer kalınca son dakika 175 TL ye iniyor..yanınızda para varmı yokmu kimseyi ilgilendirmez. Yolcular 154 Başbakanlık BİMER dahil her yeri arıyorlar. Havaalanı müdürü ben karışmam Pegasusun kendi olayı diyor. Yolcular eger ucak iptal olduysa Pegasustan bir yetkilinin gelip gece bizi otelde agırlaması gerekli bizi otele taşıması gerekli diyorlar. Agız dalaşı ve sesler yükseliyor. Havaalanı güvenlikleri yolcular sanki suçluymus gibi bir olayın cıkmasını engellemek icin etrafını sarıyorlar. Tekrar bütün yolcular Havaalanı Müdürünün kapısına dayanıyorlar ve sonra bir otelde agırlanmalarını kabul ettiriyorlar.Gazeteci de geliyor yolcuların resimleri çekiliyor. Biz bir kenarda seyrediyor ve THY nin 03.00 Uçuşunu takip ediyoruz. Biz şanslıyız uçuşun iptalini öğrenen Acıbadem yetkilisi Sülay hanım gerekli yerlere ulaşıp İstanbul biletimizi onaylatıyor. Bankoya gittiğimizde 23.30 uçağında yer olduğunu söylüyor yer hostesi  03.00 e kadar beklemeyin hemen binin diyor. Telsizle haber veriyorlar ve en son bizi uçağa alıyorlar. Koşa koşa uçağa biniyoruz. Hemen kalkacak sanıyoruz. Hayır kalkmıyor. Bir saate yakın uçağın içinde bekliyoruz. Sanirim İstanbul’dan uçuş izni bekliyor.Neyse en sonunda havalanıyoruz.

Oldukça uzun gelen uçuştan sonra Eskişehir yakınına geldiğimizde bir anons duyuyoruz.Kaptan pilot İstanbulda ki sis nedeniyle hemen iniş yapamayacağımızı bir saat kadar havada kalacağımızı söylüyor. Artık dua etme zamanı. Bildiğim bütün duaları okuyorum. Daha yapacak çok şeyim var diyip ona bir liste yapıyorum ama gene de sen bilirsin diyorum. Yani hem rica edip hem de kızdırmamak için kaderime razı olduğumu söylüyorum .Allahtan uçakta sarsıntın yok ama ışıkları kapalı tutuyorlar neden ışıkları açmıyorlar ki ? Artık saatin kaç olduğunu da bilmiyorsunuz. Uçağın inip inemeyeceğini de .? Nereye ineceğini de bilmiyorsunuz.Havada uçağın benzinin bitmemesi için dua ediyorum. Sarsıntı olsa korkudan ölecem.. Kapalı bir kutunun içindesiniz ve ne zaman çıkacağınız bilmiyorsunuz Havadasınız durun bir dakika diyip kapıyı açamaz ve biraz dolaşıp bacaklarınızı açamazsınız taze havayı ciğerlerinize çekemezsiniz. . . Pencere kenarında oturuyorum. Camdan siyahlık ve kanat kuyruğunun belli belirsiz kırmızı ışığı dışında hiç bir şey gözükmüyor. Neden sonra Kaptan inişe geçecegimizi söylüyor. 15 dakika sonra İstanbul parçalı bir şekilde gözüküyor. Sis kalın bir halı gibi parça parça istanbulun üstüne çökmüş.Eskiden mücevher gibi gözüken İstanbul sanki delik deşik gibi. Pırıltılı ışıklar koyu gölgeler arasında kaybolmuş. İniş yapıyoruz ama camdan hiçbir şey gözükmüyor. Yere ne kadar yaklaştığımızı camdan baktığımda hiç göremedim. Ben ne görüyorsam ön camdan kaptan pilotunda onu gördüğünü yani hiçbir şey görmediğini bilmek de beni hiç mutlu etmedi.. Çok uzun geçen bir süre sonra tekerlekler yere değdi.Yere indiğimize uzun süre inanın inanamadık. Kapıdan çıkarken kaptan pilota teşekkür etti Türkan .Bende hemen arkasından tabi. Eve geldiğimde saat sabahın 04.30 unu gösteriyordu bir saatlik uçuşumuz 3 saat falan sürmüştü.

Telefonu açtığımda 01.30 da kızımın cep mesajını gördüm “anne nerdesin” diye yazıyordu merak etmişti. Tam da belki ben havada dua ederken atmıştı mesajını tam da onu düşünürken. Aklıma dedi kötü şeyler geldi. “Daha o bana çok sey öğretecek ,Allahım simdi ona bir şey olmasın” diye dua ettim dedi. Teşekkür ederim dedim sanirim Allah dualarını kabul etti. İkimizde aynı şey için dua etmişiz gönlümüzün bir olduğunu görünce beni sana bağışlamış olabilir dedim.

Gece yatarkende bugün siteye giremedim ,grupta kızlar acaba bugün ne yaptılar diye düşünürken kendi kendime size de laf attım “Sizin için bu kadar macera yaşıyorum siz bir hamile kalmayın da bakim ben sizi ne yapıyorum “dedim uyurken..

 

Şubatın 26 sında Allah Kısmet ederse Adana da olacağım. Adana da olupta gelmeyen olursa bu defa kapısına dayanacağımJ

 

Sevgilerimle

Sibel Tuzcu

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ