Sibel’in Köşesi – Sayı 34 – 23.09.2002
Merhaba;
Kendimi gerçekten cok ödevimi bitirememis cocuklar gibi hissetmeye basladım
ama inanın bu benim sucum değil.Hastanelerden alınan indirimler konusun tamamen halledip öyle yazayım istiyorum bir turlu tamamlanamıyor..Sevgili webstırımız :)(Cemil’imiz)bu hafta olanları yarım yarımda olsa yayınlayacak diğerleri de tamamlandıkça ben rica edip ekleteceğim.
İki yüce gönüllü üyemiz sitemizin Almanca ve Rusya dillerine çevirme işlemini üstlerine aldılar.. Ne kadar sevindim bilemezsiniz..Ağır ağırda olsa imkanlarımız dahilinde sitenin hedeflerine ulaşması beni ve gönülden çalışan diğer arkadaşlarımı da cok mutlu ediyor.
Sevgili Cansın’a ve Muko’ya gerçekten çok şey borçluyum..En zor zamanlarımda bile beni yalnız bırakmadılar.Ne zaman mıydı zor zamanlarım?..Büyük toplantımızdan sonra ben kendi kendimi yerken bütün her şeyin sorumluluğunu üstlenirken ,benimle hatalara ve sevaplara sahip çıktılar.. Sitenin ve Sibel Tuzcu’nun fonksiyonlarının dolduğunu yada artık hiç kimseye yardımcı olamayacağını söyleyerek derneğin üye girişlerini ve sitenin raytingini azaltmaya çalışan insanlara prim vermediler.Bizi birbirimize düşürmeye çalışanlar oldu. Şaşırarak ve inatla birbirimizi sıkı tuttuk..Bu can dostlar ben gene büyük bir cesaretle iki ay sonra büyük toplantılarımıza katılan doktorlarımızı siteye sohbet odasına davet ettigimde aa ..ne oluyor böyle? bu kadar da cok doktor olur mu ? gene sohbet odalarına kimse gelmeyecek rezil olacağız korkusuna düşmediler. Bana güvendiler, korktularsa bile asla ne konuşurken ne yazışırken bir an bile olsun teklemeyip bana göstermediler..Siteye ve görevlerimize yürekten inanarak ve heyecanlanarak sahip çıktılar. Allah da bizi utandırmadı .
Site doktorların sohbet saatlerinde ilk günler alıştığımız ama sonradan alışmadığımız kadar çok kalabalığa sahne oldu..Tabii hepimizin gururdan göğsü kabardı…İnşallah da bundan sonrada utanmayacağız…Çünkü sitenin günlük girişleri gene yukarılarda ve biz gene gündemdeyiz.Allah’tan sitenin sayaçları bizde değil bu nedenle kendimize daha bir güveniyoruz..Çünkü biz gerçekten çok çalışıyoruz.Sitenin 24 saatinin 20 saati burada biz üc kişiden birini bulabilirsiniz. Bu hemen hiçbir sitede olmayan bir şeydir. Birçok idealimiz var sizler için ve bu konularda çok samimiyiz.Aynı iletişimi ve desteği sizlerden zaman zaman göremesek bile ağır maddi imkansızlıklarla boğuşarak , yılmadan tekrar tekrar bunları yapmaya çalışıyoruz.Bunu cocuk istiyorum.com ve Dayanışma Derneği bir hevesti ,bir iki aylık modaydı simdi de modası gecti diyerek bırakmadık.Şimdi bir cok hastanenin ve bir çok kurulusun bizi ciddiye alması,bazılarının bölmeye bazılarının da ağır bir şekilde karalamaya çalışması, bizim iki senedir kopmadan verdiğimiz olağanüstü mücadelenin sonucudur..
Mayıs ayında İstanbul ‘da yapılacak önemli bir uluslararası kongreye Cocuk İstiyorum Dayanışma Dernegi İlk defa kürsü olarak katılacaktır. Bu bizim açımızdan çok büyük ve sevindirici bir gelişmedir.
Önümüzdeki hafta içinde Bütün partilere hükümet oldukları takdirde; sağlık ve tüp bebek giderleri konusundaki çalışmaları sorulacak ve bu konuda halkımızın müstakbel seçmenlerin dikkatini çekmeye çalışacağız.
Evet.. Bizi çok çok güzel günler bekliyor. Bakın simdi samimiyetinize de dayanarak ; bugünkü yazımı severek okuduğum bir öykü ile bitirmek istiyorum.Bu haftaki yazımla çok ilgili geldi.. bakın simdi:
Günlerden birgün kurbağalar yarışı varmış. Hedef, çok yüksek bir kulenin tepesine çıkmakmış. Bir sürü kurbağa da arkadaşlarını seyretmek için toplanmışlar. Ve yarış başlamış. Gerçekte seyircilerin hiçbiri yarışmacıların kulenin tepesine çıkabileceğine inanmıyormuş. Sadece şu sesler duyulabiliyormuş:
“Zavallılar! Hiçbir zaman başaramayacaklar!”
Yarışmaya başlayan kurbağalar kulenin tepesine ulaşamayınca teker teker yarışı bırakmaya başlamışlar. İçlerinden sadece bir tanesi inatla ve
yılmadan kuleye tırmanmaya çalışıyormuş. Seyirciler bağırıyorlarmış:
“…Zavallılar! Hiçbir zaman başaramayacaklar!..”
Sonunda, bir tanesi hariç, diğer kurbağaların hepsinin ümitleri kırılmış ve yarışı bırakmışlar. Ama kalan son kurbağa büyük bir gayret ile mücadele ederek kulenin tepesine çıkmayı başarmış. Diğerleri hayret içinde bu işi nasıl başardığını öğrenmek istemişler. Bir kurbağa ona yaklaşmış ve sormuş “bu işi nasıl başardın”diye. O anda farkına varmışlar ki:
Kuleye çıkan kurbağa sağırmış!
- Olumsuz düşünen insanları duyma… Onlar kalbinizdeki ümitleri çalarlar!
- Duyduğun ve okuduğun kelimelerin gücünü düşün. Bu sebeple her zaman,
POZİTİF olmaya çalış!
Sonuç: Rüyalarını gerçekleştiremeyeceğini söyleyenlere karşı her zaman sağır ol.
Herkese her zamanki gibi kucak dolusu sevgiler..
Sibel Tuzcu










