İçeriğe geç
Sponsorlarımız
Hamilelik Ürünleri BuradaAnne adaylarına özel ürünler ve destek seçenekleriÜrünler
ÇİDERTüp Bebek TedavileriBaşvuru FormuHemen Başvur →
ÇİDER FAALIYETLERI

Dondurulmuş Embriyo Transferinin Tüp Bebek Başarısına Etkisi.Prof.Dr.Turgut Aydın

Dondurulmuş Embriyo Transferinin Tüp Bebek Başarısına Etkisi.Prof.Dr.Turgut Aydın   Soru: Dondurulmuş embriyo transferlerinin tüp bebek tedavilerindeki yeri nasıl değişmiştir? Cevap: Prof. Dr. Turgut Aydın, dondurulmuş embriyo transferlerinin tüp bebek uygulamalarındaki payının son yıllarda belirgin...

22 dk okuma
f X
Dondurulmuş Embriyo Transferinin Tüp Bebek Başarısına Etkisi.Prof.Dr.Turgut Aydın

 


Soru: Dondurulmuş embriyo transferlerinin tüp bebek tedavilerindeki yeri nasıl değişmiştir?

Cevap: Prof. Dr. Turgut Aydın, dondurulmuş embriyo transferlerinin tüp bebek uygulamalarındaki payının son yıllarda belirgin biçimde arttığını belirtmektedir. Bu değişimde, embriyoların dondurulması ve çözülmesinde kullanılan vitrifikasyon yönteminin gelişmesi önemli rol oynamaktadır. Dondurma ve çözme sonrasında embriyoların canlılığını koruma oranlarının yükselmesi, dondurulmuş embriyo transferinin daha yaygın uygulanmasını sağlamıştır. Yayında belirtilen ülkelere ilişkin yaklaşık oranlar, hekimin aktardığı değerlendirmelerdir; bu bölümde ilgili istatistiklerin kaynakları paylaşılmamıştır.

Soru: Dondurulmuş embriyo transferinde rahim içi nasıl hazırlanır?

Cevap: Dondurulmuş embriyo transferinde endometriumun, yani rahim iç tabakasının hazırlanması için iki temel yaklaşım bulunmaktadır. Bunlardan ilki, östrojen ve progesteronun dışarıdan verildiği hormon replasmanı ile hazırlanan döngüdür. Bu yöntemde önce östrojen kullanılarak endometriumun gelişmesi sağlanır; ardından progesteron başlanır ve embriyonun gelişim evresine uygun zamanda transfer gerçekleştirilir.

İkinci yaklaşım, kişinin kendi yumurtlama döngüsünün takip edildiği doğal siklustur. Bu yöntemde folikül gelişimi ve yumurtlama zamanı değerlendirilerek transfer planlanır. Temel amaç, embriyonun gelişim evresi ile endometriumun embriyoyu kabul edebileceği dönem arasında uygun zamanlamayı sağlamaktır.

Soru: Doğal siklusta yumurtlama ve hormon salgılanması transfer açısından neden önemlidir?

Cevap: Doğal siklusta gelişen folikülün salgıladığı östrojen, endometriumun kalınlaşmasını sağlar. Yumurtlamanın ardından folikülden oluşan korpus luteum, diğer adıyla sarı cisim, progesteron ve relaksin gibi hormonlar salgılar. Progesteron, endometriumun embriyonun yerleşmesine uygun hâle gelmesinde ve erken gebeliğin desteklenmesinde önemli rol oynar.

Prof. Dr. Turgut Aydın, doğal siklusun değerlendirilmesinde yalnızca östrojen ve progesteron düzeylerinin değil, korpus luteumun diğer hormonal işlevlerinin de dikkate alınması gerektiğini vurgulamaktadır.

Soru: Hormon replasmanı ile hazırlanan transfer döngülerinin daha sık tercih edilmesinin nedeni nedir?

Cevap: Hormon replasmanı ile hazırlanan döngüler, tedavi ve transfer tarihinin planlanmasında kolaylık sağlar. Endometriumun gelişimi dışarıdan verilen ilaçlarla düzenlendiği için kontrol ve transfer günleri daha öngörülebilir biçimde belirlenebilir.

Prof. Dr. Turgut Aydın, bu planlama kolaylığının yöntemin yaygın kullanımında etkili olduğunu ifade etmektedir. Bununla birlikte, yöntem seçiminde uygulama kolaylığının yanında hastanın yumurtlama durumu, önceki tedavi sonuçları ve klinik özellikleri de değerlendirilmelidir.

Soru: Hormon replasmanı ile hazırlanan döngülerde gebelik oluştuktan sonra ilaç desteği neden sürdürülür?

Cevap: Yumurtlamanın gerçekleşmediği hormon replasmanı döngülerinde korpus luteum oluşmaz. Bu nedenle erken gebeliği destekleyen hormonların dışarıdan sağlanması gerekir. Hormon desteğinin süresi ve dozu, uygulanan protokole ve gebeliğin değerlendirilmesine göre hekim tarafından belirlenir.

Prof. Dr. Turgut Aydın, bu döngülerde hormon desteğinin erken gebelik boyunca devam edebildiğini belirtmektedir. Doğal siklusta ise korpus luteumun hormon üretmesi nedeniyle dışarıdan verilen desteğe duyulan gereksinim farklı olabilir.

Soru: Doğal siklusta dondurulmuş embriyo transferi tamamen ilaç kullanılmadan mı yapılır?

Cevap: Prof. Dr. Turgut Aydın, doğal siklusta temel hormonal hazırlığın kişinin kendi yumurtlama döngüsü tarafından sağlandığını açıklamaktadır. Bununla birlikte, bazı hastalarda ek progesteron desteği kullanılabileceğini de belirtmektedir. Dolayısıyla doğal siklus, her hastada ve her uygulamada tamamen ilaçsız bir tedavi anlamına gelmez. Kullanılacak destek ve desteğin süresi, hastanın özelliklerine ve takip sonuçlarına göre belirlenir.

Soru: Doğal siklusta embriyo transferinin günü nasıl belirlenir?

Cevap: Doğal siklusta transfer zamanlamasının temelini yumurtlama gününün belirlenmesi oluşturur. Transfer, yumurtlama zamanı ile embriyonun gelişim evresi arasındaki uyum gözetilerek planlanır. Üçüncü gün embriyosu ile blastosist evresindeki embriyonun transfer zamanlaması aynı değildir.

Prof. Dr. Turgut Aydın, yumurtlama zamanının doğru belirlenmesinin doğal siklus uygulamalarındaki en önemli aşamalardan biri olduğunu vurgulamaktadır. Bu nedenle transfer günü, tüm hastalar için geçerli tek bir takvim hesabıyla belirlenmemelidir.

Soru: Progesteron ölçümü doğal siklusta transfer zamanlamasına nasıl katkı sağlar?

Cevap: Prof. Dr. Turgut Aydın, kendi çalışmalarında progesteron düzeylerinin yumurtlama zamanının değerlendirilmesindeki rolünü ele aldıklarını ifade etmektedir. Progesterondaki değişimin izlenmesi, diğer takip bulgularıyla birlikte transfer zamanlamasına katkı sağlayabilir.

Hekim, bu konudaki çalışmalarının bilimsel dergilerde yayımlandığını ve meslektaşlarının klinik uygulamalarına yönelik değerlendirmelerinde kullanıldığını belirtmektedir. Ancak bu bölümde çalışmaların tam künyeleri, ölçüm eşikleri ve ayrıntılı protokolleri verilmediği için belirli bir progesteron değerine dayalı uygulama önerisi çıkarılamaz.

Soru: Doğal siklus ile hormon replasmanı döngüsü arasında gebelik ve canlı doğum sonuçları açısından fark var mıdır?

Cevap: Prof. Dr. Turgut Aydın, yayında doğal siklusla yapılan dondurulmuş embriyo transferlerinde bazı araştırmalarda daha olumlu gebelik ve canlı doğum sonuçları bildirildiğini aktarmaktadır. Ayrıca erken gebelik kayıplarının bazı karşılaştırmalarda daha düşük bulunduğunu ifade etmektedir.

Bununla birlikte, bu bölümde araştırmaların hasta grupları, tasarımları ve sayısal sonuçları paylaşılmamıştır. Bu nedenle söz konusu değerlendirmeler, doğal siklusun her hastada kesin olarak daha başarılı olduğu şeklinde yorumlanmamalıdır. Hekim de doğal siklusun başarıyı garanti eden bir yöntem olmadığını belirtmektedir.

Soru: Transfer hazırlığında kullanılan yöntemin gebelikte anne sağlığı açısından önemi var mıdır?

Cevap: Prof. Dr. Turgut Aydın, hormon replasmanı ile hazırlanan döngülerde hipertansiyon, preeklampsi ve iri bebek doğumu gibi bazı sonuçların daha yüksek oranlarda bildirilebildiğini ifade etmektedir. Bu değerlendirmede, korpus luteumun bulunmaması ve onun salgıladığı hormonların eksikliği üzerinde durmaktadır.

Bu ifadeler, doğal siklus gebeliklerinde söz konusu komplikasyonların hiç görülmeyeceği anlamına gelmez. Yöntemler arasında bildirilen farklılıklar, hastaların klinik özellikleri ve araştırmaların kapsamı dikkate alınarak değerlendirilmelidir.

Soru: Transfer hazırlığında kullanılan hormonların çocuk sağlığı üzerindeki uzun dönem etkileri hakkında ne söylenebilir?

Cevap: Prof. Dr. Turgut Aydın, dışarıdan verilen hormonların gelişim üzerindeki olası etkilerine ilişkin hayvan çalışmalarına dikkat çekmektedir. İnsanlarda uzun dönem sonuçların değerlendirilmesi için daha fazla veriye ihtiyaç bulunduğunu ve bu konuda kesin bir zarar ifadesi kullanmadığını belirtmektedir.

Hayvan çalışmalarında elde edilen bulgular, insanlarda aynı etkilerin oluştuğunu doğrudan göstermez. Bu nedenle yayındaki açıklamalar, hormon desteğinin çocuklarda kanıtlanmış bir zarara yol açtığı şeklinde aktarılmamalıdır. Hekimin yaklaşımı, gerekli durumlarda kullanılan hormon desteğinin hasta özelinde değerlendirilmesi ve gereksiz kullanımın önlenmesidir.

Soru: Taze embriyo transferinde verilen hormon desteği ile hormon replasmanı kullanılarak yapılan dondurulmuş embriyo transferi aynı mıdır?

Cevap: Prof. Dr. Turgut Aydın, bu iki uygulamanın birbirinden ayrılması gerektiğini vurgulamaktadır. Taze transfer döngüsünde yumurtalıkların uyarılması ve yumurta toplama işlemi sonrasında vücutta hormonal olarak aktif yapılar bulunur. Hormon replasmanı ile hazırlanan ve yumurtlamanın gerçekleşmediği dondurulmuş transfer döngüsünde ise korpus luteum bulunmadığından hormonal destek dışarıdan sağlanır.

Dolayısıyla her iki uygulamada da ilaç desteği kullanılabilse de desteğin fizyolojik gerekçesi ve tedavi içindeki rolü aynı değildir.

Soru: Doğal siklusla transfer yapılamayan veya bu yöntemle gebelik elde edilemeyen hastalarda nasıl bir yaklaşım izlenir?

Cevap: Prof. Dr. Turgut Aydın, klinik uygulamalarında doğal siklusu öncelikli olarak değerlendirdiklerini, ancak gerektiğinde hormon replasmanı ile hazırlanan döngüleri de kullandıklarını belirtmektedir. Doğal siklus bütün hastalar için tek seçenek değildir.

Tedavi planı, hastanın yumurtlama özellikleri, önceki uygulamaları ve elde edilen sonuçlar doğrultusunda kişiselleştirilmelidir. Bir yöntemin öncelikli tercih edilmesi, diğer yöntemin uygun hastalarda kullanılmayacağı anlamına gelmez.

Soru: Dondurulmuş embriyo transferi yaygınlaşmasına rağmen ovaryan hiperstimülasyon sendromu neden görülmeye devam etmektedir?

Cevap: Prof. Dr. Turgut Aydın, ovaryan hiperstimülasyon sendromu (OHSS) riskinin yumurtalıkların uyarılması sırasında uygulanan protokol ve yumurta olgunlaştırma amacıyla kullanılan ilaçlarla ilişkili olduğunu açıklamaktadır. Özellikle hCG kullanılan uygulamalarda, hastanın yumurtalık yanıtına bağlı olarak risk ortaya çıkabilir.

Hekim, uygun hastalarda GnRH agonisti ile tetikleme ve embriyoların dondurularak transferin daha sonraki bir döngüye bırakılması gibi yaklaşımların riskin azaltılmasında önem taşıdığını belirtmektedir. Yayında, merkezlerin dondurma ve çözme konusundaki teknik deneyimlerinin transfer stratejisini etkileyebileceğine ilişkin klinik görüşünü de paylaşmaktadır.

Soru: Altı tüp bebek denemesi, son iki denemede embriyolara genetik inceleme, iki histeroskopi, bir kimyasal gebelik ve iki erken düşük öyküsü bulunan bir hastada nasıl değerlendirme yapılmalıdır?

Cevap: Prof. Dr. Turgut Aydın, böyle bir öyküde yalnızca embriyonun genetik özelliklerine odaklanmanın yeterli olmayacağını belirtmektedir. Hastanın yaşı, önceki transferlerin nasıl hazırlandığı, embriyo inceleme raporları ve rahme ilişkin bulgular birlikte değerlendirilmelidir.

Hekim, uygun hastalarda doğal siklusla transferin bir seçenek olabileceğini ifade etmektedir. Bunun yanında, rahimde gebeliğin devamını etkileyebilecek durumların araştırılmasına dikkat çekmektedir. Yayında özellikle adenomyozisin bazı hastalarda değerlendirilmesi gereken olası nedenlerden biri olduğunu belirtmektedir. Ancak sınırlı bilgilerle belirli bir tanı veya tedavi kararı verilemez.

Soru: Tekrarlayan gebelik kayıplarında anne ve baba adayına yapılan genetik inceleme ile embriyoya yapılan genetik inceleme aynı bilgiyi mi verir?

Cevap: Anne ve baba adaylarına yapılan kromozom incelemeleri ile embriyoya uygulanan genetik testler farklı örnekleri değerlendirir. Yayında, ebeveynlerde yapılan inceleme kromozom yapısı ve translokasyon gibi değişiklikler üzerinden ele alınmaktadır.

Prof. Dr. Turgut Aydın, ebeveyn incelemelerinin tekrarlayan gebelik kayıplarında değerlendirilebileceğini, ancak bütün kayıpları açıklayan bir test olmadığını belirtmektedir. Embriyoya da genetik inceleme yapılmışsa, ebeveyn sonuçlarının ek katkısının mevcut raporlarla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade etmektedir. Testlerin kapsamları bilinmeden birbirlerinin yerine geçtikleri sonucuna varılamaz.

Soru: Genetik incelemede normal olarak değerlendirilen bir embriyonun transfer edilmesi gebeliği garanti eder mi?

Cevap: Prof. Dr. Turgut Aydın, genetik incelemenin tek başına gebelik veya canlı doğum garantisi sağlamadığını vurgulamaktadır. Genetik açıdan normal olarak değerlendirilen bir embriyonun transferinde de rahme ve endometriuma ilişkin sorunlar sonucu etkileyebilir.

Başarı için embriyonun özellikleriyle birlikte endometriumun durumu ve transfer zamanlaması da değerlendirilmelidir. Bu nedenle tekrarlayan başarısızlık veya gebelik kaybında genetik test sonucunun yanında diğer olası etkenlerin de incelenmesi gerekir.

Soru: Tekrarlayan başarısızlık ve gebelik kayıplarında yalnızca kısa bir hasta öyküsü üzerinden tedavi önerilebilir mi?

Cevap: Prof. Dr. Turgut Aydın, ayrıntılı değerlendirme için önceki tedavi ve tetkik raporlarının incelenmesi gerektiğini belirtmektedir. Embriyo genetik incelemeleri, ebeveyn kromozom analizleri, histeroskopi sonuçları ve önceki transfer protokolleri değerlendirmeye dâhil edilmelidir.

Belgelerin incelenmesi ve gerektiğinde yüz yüze muayene yapılması, olası nedenlerin daha sağlıklı değerlendirilmesini sağlar. Tedavi önerisi, kısa bir yayın sorusundan ziyade hastanın bütün klinik verilerine dayanmalıdır.

Soru: 27 yaşında bir kadında progesteron değerinin 0,36 olması normal midir?

Cevap: Progesteron düzeyi, adet döngüsünün hangi döneminde ölçüldüğüne göre değişir. Adet döneminde ve yumurtlamadan önce düşük olması beklenir. Yumurtlamanın ardından ise korpus luteumun progesteron üretmesiyle yükselir. Bu nedenle 0,36 değerinin değerlendirilmesinde kan örneğinin alındığı döngü günü ve ölçüm birimi dikkate alınmalıdır. Tek başına bu sonuç üzerinden bir sorun bulunduğu söylenemez.

Soru: Transferden beş gün önce progesteron değerinin 0,2 olması normal midir?

Cevap: Bu değerin yorumlanabilmesi için transferin doğal siklusta mı, hormon replasmanı ile hazırlanan bir döngüde mi yapılacağı bilinmelidir. Ayrıca embriyonun üçüncü gün embriyosu mu, beşinci gün blastosisti mi olduğu ve ölçümün yumurtlama ile ilişkisi değerlendirilmelidir.

Prof. Dr. Turgut Aydın, yalnızca “transferden beş gün önce” bilgisiyle kesin bir yorum yapılamayacağını belirtmektedir. Doğal siklusta LH yükselişi, progesteronun yükselmeye başlaması ve yumurtlama zamanı birlikte değerlendirilir. Bu nedenle düşük bir progesteron değeri, ölçüm zamanına göre beklenen bir bulgu olabileceği gibi transfer zamanlamasının yeniden incelenmesini de gerektirebilir.

Soru: Doğal siklusta transfer zamanlamasının belirlenmesinde hormonların birlikte değerlendirilmesi neden önemlidir?

Cevap: LH ve progesteron düzeyleri, döngü boyunca değişen bir seyir gösterir. Tek bir ölçüm, yumurtlamanın hangi aşamada olduğunu her zaman yeterince açıklamayabilir. Hormonların zaman içindeki değişimi, diğer takip bulgularıyla birlikte değerlendirildiğinde transfer gününün belirlenmesine katkı sağlar.

Prof. Dr. Turgut Aydın, kendi çalışmalarında hormon değişimlerini matematiksel ve istatistiksel yöntemlerle değerlendirdiklerini ifade etmektedir. Bu yaklaşımın amacı, yumurtlama zamanını daha doğru belirlemek ve embriyo ile endometrium arasındaki zaman uyumunu sağlamaktır.

Soru: 27 yaşında, AMH değeri 0,56, FSH değeri 6,58 ve progesteron değeri 0,36 olan, dört aydır gebelik elde edemeyen bir kadın doğal yolla gebe kalabilir mi?

Cevap: Düşük AMH değeri, tek başına doğal yolla gebelik oluşamayacağı anlamına gelmez. AMH, yumurtalık rezervinin değerlendirilmesinde kullanılan bir göstergedir; doğal gebelik olasılığını tek başına belirlemez.

Prof. Dr. Turgut Aydın, bu soruda öncelikle eşin sperm değerlerinin değerlendirilmesini önermektedir. Sperm değerlendirmesi normalse, yaşın genç olması ve deneme süresinin kısa olması nedeniyle bir süre daha doğal gebelik açısından beklenebileceğini belirtmektedir. Yayındaki önerisi, aktarılan bilgiler çerçevesinde yaklaşık altı ay daha beklenebileceği yönündedir. Progesteron sonucu ise ölçümün yapıldığı adet döngüsü dönemine göre yorumlanmalıdır.

Soru: 30 yaşında bir hastanın dondurulmuş embriyolarının 6A, 5A ve 5AB olarak bildirilmesi kalite açısından nasıl değerlendirilir?

Cevap: Prof. Dr. Turgut Aydın, soruda aktarılan embriyo derecelerini genel olarak olumlu değerlendirmektedir. Bununla birlikte, “6A” ve “5A” biçimindeki ifadeler, kullanılan değerlendirme sistemine göre eksik aktarılmış olabilir. Ayrıntılı yorum için embriyoloji raporundaki tam derecelendirme görülmelidir.

Embriyonun görünümüne dayalı kalite değerlendirmesi, transfer için önemli bir bilgi sağlar. Ancak iyi morfolojik kalite, tek başına genetik normalite veya gebelik garantisi anlamına gelmez.

Soru: Çok sayıda yumurta veya embriyo elde edilmesine ve genetik açıdan normal embriyolar bulunmasına rağmen gebelik oluşmaması nasıl değerlendirilir?

Cevap: Prof. Dr. Turgut Aydın, öncelikle bildirilen sayıların açıklığa kavuşturulması gerektiğini belirtmektedir. Toplanan yumurta sayısı, gelişen embriyo sayısı ve genetik incelemeye gönderilen embriyo sayısı farklı bilgilerdir. Bunların birbirine karıştırılması değerlendirmeyi güçleştirir.

Hekim, çok sayıda yumurta elde edilen bazı hastalarda polikistik over özelliklerinin bulunabileceğini ifade etmektedir. Böyle durumlarda, hastanın yumurtlama düzeni ve önceki transfer hazırlıkları incelenerek farklı bir yaklaşım değerlendirilebilir. Yayında, bazı hastalarda gonadotropinlerle folikül geliştirilerek transferin planlanmasının bir seçenek olabileceği belirtilmektedir. Ancak yüksek yumurta sayısı tek başına polikistik over tanısı koydurmaz; gebelik oluşmamasının nedeni de yalnızca bu bulguya bağlanamaz.

Soru: On yedi yumurta toplanmasına rağmen az sayıda embriyo kalması ve transferin başarısız olması ne anlama gelir?

Cevap: Toplanan yumurtaların tamamı olgun olmayabilir; olgun yumurtaların tamamı döllenmeyebilir ve döllenenlerin tamamı transfer edilebilecek gelişim evresine ulaşmayabilir. Bu nedenle değerlendirmede yumurta sayısının yanında olgunlaşma, döllenme ve embriyo gelişim bilgileri de önemlidir.

Prof. Dr. Turgut Aydın, sorudaki bilgilerin kesin yorum yapmak için yeterli olmadığını belirtmektedir. Hastanın yaşı, embriyoların gelişim günleri, kalite raporları ve transfer ayrıntıları görülmelidir. “Embriyolar bozuldu” ifadesinin hangi aşamayı anlattığı da açıklığa kavuşturulmalıdır.

Soru: Genç bir hastanın ilk tüp bebek denemesinde iki embriyo transfer edilmesi nasıl değerlendirilmelidir?

Cevap: Prof. Dr. Turgut Aydın, genç hastalarda ilk denemede iki embriyo transfer edilmesinin gerekçesinin sorgulanması gerektiğini ifade etmektedir. Soruda hastanın yaşı ve önceki tedavi ayrıntıları net olmadığı için uygulamaya ilişkin kesin bir değerlendirme yapmamaktadır.

Transfer edilen embriyo sayısının değerlendirilmesinde hastanın yaşı, önceki denemeleri, embriyo özellikleri ve uygulamanın klinik gerekçesi birlikte ele alınmalıdır.

Soru: Genital tüberküloz, gebe kalamama nedenleri arasında değerlendirilebilir mi?

Cevap: Prof. Dr. Turgut Aydın, klinik uygulamasında bazı hastalarda tüplere ilişkin bulguların araştırılması sırasında tüberküloz tanısıyla karşılaştığını aktarmaktadır. Özellikle hidrosalpinks ve tüplerde yapısal değişiklikler bulunan bazı olgularda, cerrahi sırasında alınan dokuların patolojik incelemesinin tanıya katkı sağladığını belirtmektedir.

Bu gözlem, bütün infertilite hastalarında tüberküloz bulunduğu veya rutin olarak aynı incelemelerin yapılması gerektiği anlamına gelmez. Hekimin vurgusu, uygun klinik bulgular varlığında genital tüberkülozun olası nedenler arasında düşünülmesidir.

Soru: Tüplerde geçiş görülmesi, tüplerin tamamen sağlıklı olduğunu gösterir mi?

Cevap: Prof. Dr. Turgut Aydın’ın aktardığı olgularda, tüplerde geçiş bulunmasına rağmen hidrosalpinks ve başka yapısal değişiklikler saptanmıştır. Bu nedenle tüpün açık olması ile yapısal ve işlevsel olarak sağlıklı olması aynı değerlendirme değildir.

Hekim, bazı hastalarda ultrason ve cerrahi inceleme bulgularının birlikte değerlendirilmesinin önemli olduğunu belirtmektedir. İleri inceleme gereksinimi, hastanın mevcut bulgularına göre belirlenmelidir.

Soru: Genital tüberküloz saptanan bir hastada embriyo transferi nasıl planlanır?

Cevap: Prof. Dr. Turgut Aydın, tanı sonrasında tüberküloz tedavisi alan bir hastasının daha sonra embriyo transferi için yeniden değerlendirildiğini aktarmaktadır. Söz konusu hastada tedavinin dokuz ay sürdüğünü belirtmektedir.

Bu süre, yayında anlatılan olguya aittir. Her hasta için aynı tedavi süresi veya transfer takvimi çıkarılamaz. Transfer planı, enfeksiyon tedavisinin durumu ve hastanın güncel klinik değerlendirmesi dikkate alınarak oluşturulmalıdır.

Soru: Çiftin yaşı 34, sperm ve AMH değerlendirmeleri normal, altı iyi kaliteli beşinci gün embriyosu mevcutsa ilk transferin başarısız olması sonrasında ne yapılmalıdır?

Cevap: Prof. Dr. Turgut Aydın, tek bir başarısız transferin sonraki transferlerin de başarısız olacağı anlamına gelmediğini vurgulamaktadır. İyi kaliteli bir embriyonun transfer edilmesi bile her uygulamada gebelik sağlamaz.

Soruda ebeveyn kromozom analizlerinin ve trombofili panelinin de normal olduğu belirtilmektedir. Hekim, aktarılan bilgiler üzerinden ek bir işlem önermek yerine doğal siklusta yeni bir transferin değerlendirilmesini önermektedir. Yaklaşımı, ilk başarısızlığı tek başına kapsamlı ek uygulamalar için yeterli gerekçe olarak görmemek yönündedir.

Soru: İyi kaliteli bir embriyonun tutunma olasılığı yüzde yüz müdür?

Cevap: Hayır. Prof. Dr. Turgut Aydın, yayında iyi kaliteli bir embriyonun tutunma olasılığı için yaklaşık yüzde 60–65 düzeyinde bir oran ifade etmektedir. Bu oran, bütün hastalar için geçerli kişisel bir başarı tahmini olarak değerlendirilmemelidir.

Embriyo kalitesi olumlu olsa da tek bir transfer başarısız olabilir. İlk transferin başarısız olması, kalan embriyolarla gebelik elde edilemeyeceğini göstermez.

Soru: Dondurulmuş beşinci gün embriyo transferinin hazırlık süreci ne kadar sürer?

Cevap: Prof. Dr. Turgut Aydın, hormon replasmanı ile hazırlanan döngülerde adetin başlangıcından itibaren yaklaşık 18–20 gün içinde transfer yapılabildiğini belirtmektedir. Bu süre, endometriumun gelişimine ve progesteronun başlama zamanına göre değişebilir.

Doğal siklusta ise transfer günü kişinin yumurtlama zamanına bağlıdır. Hekim, transferin çoğunlukla döngünün yaklaşık 17–21. günleri arasında gerçekleştirilebildiğini, ancak yumurtlamanın geç olması durumunda takvimin uzayabileceğini ifade etmektedir. Dolayısıyla transfer günü yalnızca adet başlangıcına göre belirlenmez.

Soru: Dondurulmuş embriyo transferi öncesinde hormon değerlerinin kaç olması gerekir?

Cevap: Hormon değerlerinin değerlendirilmesi, kullanılan hazırlık yöntemine göre değişir. Hormon replasmanı döngüsünde östrojen ve progesteron dışarıdan verildiği için sonuçlar uygulanan ilaç protokolüyle birlikte yorumlanır.

Doğal siklusta ise LH yükselişi, ardından gerçekleşen hormonal değişimler ve progesteronun yükselmesi birlikte değerlendirilir. Prof. Dr. Turgut Aydın, LH’nin yükseldikten sonra düşebileceğini, progesteronun ise bu sırada yükselmeye devam edebileceğini açıklamaktadır. Bu nedenle tek bir hormon sonucu yerine ölçüm zamanı ve değerlerin seyri önemlidir. Yayının bu bölümünde bütün hastalara uygulanabilecek kesin bir eşik değer verilmemiştir.

Soru: Adet döneminde 8–10 mm büyüklüğünde folikül bulunması ve östradiol düzeyinin yüksek olması doğal siklusta transfer için sorun oluşturur mu?

Cevap: Prof. Dr. Turgut Aydın, bazı hastalarda adet döneminde folikül gelişiminin başlamış olabileceğini belirtmektedir. Özellikle kısa adet döngüsü bulunan kişilerde yumurtlama beklenenden daha erken gerçekleşebilir. Bu nedenle adet döneminde görülen 8–10 mm büyüklüğündeki folikül, takip takviminin kişiye göre düzenlenmesini gerektirebilir.

Hekim, bu durumun tek başına doğal siklusta transfer yapılmasına engel olmadığını ifade etmektedir. Folikül gelişimi ve hormon değişimleri uygun aralıklarla izlenerek yumurtlama zamanı belirlenmelidir.

Soru: Hormon replasmanı ile hazırlanan transfer döngüsünde progesteron neden beklenenden önce yükselebilir?

Cevap: Hormon replasmanı uygulanırken bazı hastalarda kendiliğinden folikül gelişimi ve yumurtlama gerçekleşebilir. Yumurtlamanın ardından progesteron yükselmesi, planlanan endometrium hazırlığı ile transfer zamanlaması arasındaki uyumu etkileyebilir.

Prof. Dr. Turgut Aydın, özellikle adet döneminde gelişmiş bir folikülü bulunan ve erken yumurtlayan hastalarda bu olasılığa dikkat çekmektedir. Bu nedenle takip sırasında endometriumun yanında yumurtalıkların ve gelişen foliküllerin de değerlendirilmesi önemlidir.

Soru: Progesteron yükselmesi nedeniyle iki kez transfer iptali yaşayan bir hastada doğal siklus değerlendirilebilir mi?

Cevap: Prof. Dr. Turgut Aydın, progesteron yükselmesi kendiliğinden gerçekleşen yumurtlamaya bağlıysa doğal siklusun değerlendirilebileceğini belirtmektedir. Böyle bir durumda kişinin kendi folikül gelişimi ve yumurtlama zamanı izlenerek transfer planlanabilir.

Ancak önce progesteron yükselmesinin nedeni açıklığa kavuşturulmalıdır. Doğal siklusun uygunluğu, önceki takip sonuçları ve hastanın yumurtlama özellikleri üzerinden değerlendirilir.

Soru: AMH değeri 1,64 olan, 24–28 gün aralıklarla adet gören bir hastada adet döneminde 8–10 mm folikül görülmesi nasıl yorumlanır?

Cevap: Prof. Dr. Turgut Aydın, bu bilgiler çerçevesinde erken folikül gelişimi ve erken yumurtlama olasılığı üzerinde durmaktadır. Adet döngüsünün kısa olduğu aylarda yumurtlama, daha uzun döngülere göre erken gerçekleşebilir.

Bununla birlikte, folikülün hangi adet gününde ölçüldüğü bilinmelidir. AMH sonucu, adet düzeni ve ultrason bulguları birlikte değerlendirilerek takip aralıkları belirlenmelidir. Bu bilgiler tek başına kesin bir yumurtlama günü vermez.

Soru: Hipogonadotropik hipogonadizmi bulunan 27 yaşındaki bir hastanın tek tedavi seçeneği tüp bebek midir?

Cevap: Prof. Dr. Turgut Aydın, bu hasta grubunda tüp bebeğin her zaman tek seçenek olmadığını belirtmektedir. Eşin sperm değerlendirmesi normalse ve tüpler açıksa, yumurtlama uyarıcı tedaviyle gebelik elde edilmesi mümkün olabilir.

Yayında “hipo” olarak ifade edilen durum, yumurtlamayı sağlayan hormonal uyarının yetersizliği üzerinden açıklanmaktadır. Tedavi seçimi için tanının ve diğer infertilite etkenlerinin netleştirilmesi gerekir.

Soru: Hipogonadotropik hipogonadizmde progesteron desteği neden önemlidir?

Cevap: Prof. Dr. Turgut Aydın, bu hastalarda yumurtlama sonrasında hormonal desteğin yetersiz kalabileceğini ve dışarıdan progesteron desteğine ihtiyaç duyulabileceğini belirtmektedir. Bu nedenle tedavi yalnızca folikül geliştirilmesi ve yumurtlamanın sağlanmasıyla sınırlı değildir; yumurtlama sonrası dönem de değerlendirilmelidir.

Hekim ayrıca bazı hastalarda yüksek doz yumurtlama uyarıcı ilaçlara gerek olmayabileceğini ifade etmektedir. İlaç dozu ve destek planı, hastanın tedaviye verdiği yanıta göre belirlenir.

Soru: İlk embriyo transferinin başarısız olması, kalan embriyolara genetik inceleme yapılmasını gerektirir mi?

Cevap: Prof. Dr. Turgut Aydın, tek bir başarısız transferi embriyolara genetik inceleme yapılması için tek başına yeterli gerekçe olarak görmediğini belirtmektedir. Çiftin 34 yaşında olduğu, iyi kaliteli embriyolarının bulunduğu ve ebeveyn kromozom incelemelerinin normal bildirildiği soruda, doğrudan genetik taramaya geçilmesini önermemektedir.

Hekim, embriyolara uygulanacak genetik incelemenin belirli bir klinik gerekçeye dayanması gerektiğini vurgulamaktadır. Bir transferin başarısız olması, başarısızlığın mutlaka embriyonun kromozom yapısından kaynaklandığını göstermez.

Soru: Önceden dondurulmuş embriyolara sonradan genetik inceleme yapılırken hangi konular değerlendirilmelidir?

Cevap: Prof. Dr. Turgut Aydın, dondurulmuş embriyoya sonradan genetik inceleme yapılmasının çözme, biyopsi ve yeniden dondurma işlemlerini gerektirebileceğine dikkat çekmektedir. Bu nedenle işlemin beklenen katkısı, embriyoya uygulanacak ek işlemlerle birlikte değerlendirilmelidir.

Hekim ayrıca genetik inceleme sonuçlarının yorumlanmasındaki sınırlılıklara değinmektedir. Test sonucunun embriyonun bütün özelliklerini kesin olarak ortaya koyduğu veya gebelik sonucunu garanti ettiği düşünülmemelidir.

Soru: Progesteron yükselmesini önlemek için yumurtlamanın baskılandığı bir transfer hazırlığı yapılabilir mi?

Cevap: Prof. Dr. Turgut Aydın, kendiliğinden yumurtlamaya bağlı progesteron yükselmesi bulunan bazı hastalarda, transfer hazırlığından önce yumurtlamayı baskılayan bir yaklaşımın değerlendirilebileceğini belirtmektedir.

Buna karşılık progesteronun sürekli yüksek bulunması farklı nedenlerin araştırılmasını gerektirebilir. Hekim, olası nedenlerden biri olarak konjenital adrenal hiperplaziyi gündeme getirmektedir. Bu ifade hastaya konulmuş bir tanı değildir; gerekli değerlendirme sonucunda böyle bir durum saptanırsa tedavi buna göre planlanır.

Soru: Yüksek oranlı mozaik olarak bildirilen embriyoların transferinden sonra beta-hCG’nin yükselmesi sağlıklı gebeliği gösterir mi?

Cevap: Soruda, yüzde 75 ve yüzde 80 mozaiklik bildirilen iki embriyonun transferinden sonra beta-hCG’nin dokuzuncu gün 150, on ikinci gün 600 olduğu belirtilmektedir. Prof. Dr. Turgut Aydın, bu artışı erken gebeliğin seyri açısından olumlu değerlendirmektedir.

Bununla birlikte, beta-hCG’nin yükselmesi tek başına embriyonun kromozom yapısının normal olduğunu veya gebeliğin sağlıklı doğumla sonuçlanacağını göstermez. Hekimin yorumu, bildirilen erken hormon artışına yöneliktir. Mozaiklik raporunun anlamı ile gebeliğin ilerleyen dönemlerdeki değerlendirmesi ayrı konulardır.

Soru: Genetik incelemede normal olarak değerlendirilen bir embriyoyla kimyasal gebelik yaşanırken mozaik embriyoyla ilerleyen gebelik oluşması nasıl açıklanabilir?

Cevap: Prof. Dr. Turgut Aydın, bu örnek üzerinden embriyo genetik incelemesinin gebelik sonucunu kesin olarak belirlemediğini vurgulamaktadır. Genetik açıdan normal olarak bildirilen bir embriyonun transferi gebelik kaybıyla sonuçlanabilir; mozaik olarak bildirilen bir embriyonun transferinden sonra ise gebelik gelişebilir.

Ancak tek bir hastanın deneyimi, bütün mozaik embriyoların aynı sonucu vereceğini göstermez. Test sonuçları ve gebelik seyri, kendi klinik bağlamlarında değerlendirilmelidir.

Soru: Prolaktin değerinin 108 olması gebeliğe veya embriyonun tutunmasına engel olur mu?

Cevap: Prof. Dr. Turgut Aydın, prolaktin yüksekliğinin özellikle yumurtlamayı baskıladığı ve adet düzenini etkilediği durumlarda gebelik oluşmasını güçleştirebileceğini belirtmektedir. Meme başından süt gelmesi gibi eşlik eden belirtiler de değerlendirmede önemlidir.

Hekim, prolaktin düzeyinin ölçüm koşullarından etkilenebileceğine dikkat çekmektedir. Soruda bildirilen 108 değeri için endokrinoloji değerlendirmesine yönlendirilmiş olmasını uygun bulmaktadır. Bu bölümde prolaktin yüksekliğinin embriyonun tutunması üzerindeki doğrudan etkisine ilişkin ayrı bir açıklama yapılmamıştır.

Soru: İleri yaşta embriyonun dördüncü gün dondurulması mı, beşinci güne kadar izlenerek genetik inceleme yapılması mı tercih edilmelidir?

Cevap: Prof. Dr. Turgut Aydın, bu kararın hasta özelinde verilmesi gereken zor bir değerlendirme olduğunu belirtmektedir. Kendi uygulamasında, mümkün olduğunda embriyoların daha ileri gelişim evrelerine ulaşmasını görmeyi tercih ettiğini ifade etmektedir.

İleri yaşta çok sayıda embriyo bulunması durumunda genetik inceleme değerlendirilebilir. Embriyo sayısının az olduğu hastalarda ise incelemenin beklenen katkısı ile mevcut embriyoların transfer seçenekleri birlikte ele alınmalıdır. Hekim, az embriyolu bazı hastalarda genetik inceleme yapılmadan transfer seçeneğinin de tartışıldığını belirtmektedir.

Soru: 55 yaşında adet görmeye devam eden bir kadının kendi yumurtasıyla gebe kalma olasılığı var mıdır?

Cevap: Prof. Dr. Turgut Aydın, çok ileri yaşlarda doğal gebeliklerin son derece nadir olduğunu belirtmektedir. Adet görmeye devam etmek, tek başına gebelik için yeterli yumurta kalitesi bulunduğunu göstermez. Hekim, bu yaş grubunda kişinin kendi yumurtasıyla tüp bebek başarısı konusunda belirgin sınırlılıklara dikkat çekmektedir.

Ayrıca bu yaşta görülen kanamanın niteliğinin değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Düzenli adet kanaması ile menopoz sonrasında ortaya çıkan kanama birbirinden ayrılmalıdır.

Soru: Tekrarlayan gebelik kayıpları sonrasında uygulanan ve yayında “makrofaj aşısı” olarak ifade edilen işlemin devlet tarafından karşılanması konusunda ne söylenmiştir?

Cevap: Prof. Dr. Turgut Aydın, soruya yanıt olarak söz konusu işlemin devlet tarafından karşılanmadığını belirtmektedir. Ancak konuşmada işlemin tam tıbbi adı ve uygulama ayrıntıları açıklanmamıştır. Bu nedenle aktarılan yanıt, yalnızca yayında kastedilen işlemle sınırlıdır; belirli bir uygulamanın güncel ödeme koşullarını kesinleştirmez.

Soru: Yumurta dondurma işlemi için rapor alınması gerekir mi?

Cevap: Prof. Dr. Turgut Aydın, yayında yumurta dondurma işlemi için rapor gerektiğini belirtmektedir. Görüşmede, raporun uygun sağlık kuruluşlarında ve ilgili değerlendirme sonrasında düzenlenmesi ele alınmaktadır. Ancak rapor koşullarının ve işlemin hangi durumlarda uygulanabileceğinin ayrıntıları bu bölümde açıklanmamıştır.

Soru: Doğal siklusta adetin beşinci günü yapılan kan testinden sonra transferin kaç gün içinde gerçekleşeceği söylenebilir mi?

Cevap: Prof. Dr. Turgut Aydın, yalnızca kan testinin yapıldığı adet gününden hareketle kesin transfer tarihi verilemeyeceğini belirtmektedir. Doğal siklusta esas belirleyici, yumurtlama zamanı ve transfer edilecek embriyonun gelişim evresidir.

Adet döngüsü 28 gün olsa bile yumurtlama günü takip edilmelidir. Transfer takvimi, hormon ölçümleri ve folikül gelişimine ilişkin bulgular doğrultusunda oluşturulur.

Soru: Üç tüp bebek denemesinde embriyoların genetik sonuçları sürekli anormal bildirilen 38 yaşındaki bir hastada nasıl bir yaklaşım değerlendirilebilir?

Cevap: Prof. Dr. Turgut Aydın, aynı tedaviyi tekrar tekrar uygulamak yerine yumurtalık uyarım protokolünün yeniden değerlendirilmesini tercih ettiğini belirtmektedir. Bazı hastalarda agonist protokolün değerlendirilebileceğini ifade etmektedir.

Bu yaklaşım, protokol değişikliğinin embriyoların genetik sonuçlarını kesin olarak düzelteceği anlamına gelmez. Önceki tedaviler, yumurtalık yanıtı ve embriyo gelişim raporları incelenerek seçenekler hastanın hekimiyle tartışılmalıdır.

Soru: Altıncı gün blastosistine genetik inceleme yapılabilir mi?

Cevap: Prof. Dr. Turgut Aydın, genetik inceleme için uygun bir klinik gerekçe bulunuyorsa altıncı gün blastosistine de inceleme yapılabileceğini belirtmektedir. Embriyonun beşinci veya altıncı günde blastosist evresine ulaşması, tek başına genetik inceleme kararını belirlemez.

Soru: Embriyonun blastosist evresine altıncı gün ulaşması nasıl değerlendirilir?

Cevap: Prof. Dr. Turgut Aydın, kendi klinik yaklaşımında embriyoların beşinci gün blastosist evresine ulaşmasını tercih ettiğini ifade etmektedir. Gelişimin altıncı güne uzamasını, embriyo gelişim süreci açısından değerlendirilmesi gereken bir bulgu olarak ele almaktadır.

(Bu görüş, altıncı gün embriyolarının tamamının kullanılamayacağı veya genetik olarak anormal olduğu anlamına gelmez. Nitekim hekim, uygun gerekçe bulunması hâlinde altıncı gün blastosistlerine genetik inceleme yapılabileceğini de belirtmektedir.)

Soru: Folikül gelişmemesi ve hormonların yüksek bulunması durumunda ne yapılabilir?

Cevap: Prof. Dr. Turgut Aydın, bu kısa anlatımın menopoz veya belirgin yumurtalık işlev kaybı olasılığını düşündürebileceğini ifade etmektedir. Ancak hangi hormonların yüksek olduğu, hastanın yaşı ve adet öyküsü bilinmediğinden kesin tanı koymamaktadır.

Yayında PRP gibi ampirik uygulamalardan söz edilmektedir; bunlara ilişkin bir başarı garantisi verilmemektedir. Bu soruda öncelik, mevcut bulguların neyi gösterdiğinin ayrıntılı olarak değerlendirilmesidir.

Soru: Tüp bebekte tedavi protokolünü değiştirmek ne anlama gelir?

Cevap: Prof. Dr. Turgut Aydın, antagonist ve agonist protokoller ile kısa ve uzun protokol yaklaşımlarından söz etmektedir. Protokol değişikliği, yumurtalıkların uyarılmasında kullanılan ilaçların ve uygulama takviminin yeniden düzenlenmesini içerir.

Hangi yaklaşımın seçileceği, hastanın yumurtalık rezervi, önceki tedavi yanıtları ve embriyo gelişimi gibi bulgular üzerinden değerlendirilir.

Soru: Çok genç bir hastada başarısız tüp bebek tedavisinden sonra aşılama mı, yeniden tüp bebek mi tercih edilmelidir?

Cevap: Prof. Dr. Turgut Aydın, yalnızca yaş ve toplanan yumurta sayısı üzerinden bu seçimin yapılamayacağını belirtmektedir. Gebelik deneme süresi, eşin sperm sonuçları, tüplerin durumu ve önceki tedavinin gerekçesi bilinmelidir.

Yayında hastanın yaşı ve tedavi ayrıntıları farklı biçimlerde aktarıldığı için hekim kesin öneri vermemektedir. Embriyoların neden gelişemediğinin veya kullanılamadığının anlaşılması için dosyanın ve embriyoloji raporlarının görülmesi gerektiğini vurgulamaktadır.

Soru: Çok genç bir hastanın ilk denemesinde iki embriyo transfer edilmiş olması nasıl değerlendirilmiştir?

Cevap: Prof. Dr. Turgut Aydın, yayında çok genç olduğu belirtilen hastaya ilk denemede iki embriyo transfer edilmesini sorgulamaktadır. Ancak konuşmada hastanın yaşı 17 ve 19 olarak farklı biçimlerde ifade edilmektedir. Bu nedenle yaş, deneme sayısı ve transfer kayıtları doğrulanmadan uygulamanın ayrıntıları hakkında kesin bir değerlendirme yapılamaz.
Verdiği değerli bilgiler için Prof.Dr.Turgut Aydın’a teşekkür ederiz.
********

Tüp Bebek Tedavileriniz için Çocuk İstiyorum Formu ile bize ulaşabilirsiniz.

 
 

Okuyucu Yorumları (0)

Henüz yorum bulunmuyor. İlk yorumunuzu paylaşabilirsiniz.

Yorum Yap