lady q  


Çocuk İstiyorum Dayanışma Derneği – Tüp Bebek

4 YIL SONRA GERÇEKLEŞEN DUYGUSAL BULUŞMA

4 YIL SONRA GERÇEKLEŞEN DUYGUSAL BULUŞMA

 

www.cocukistiyorum.com internet sitesinin ilk kuruluş yıllarıydı 2001 yılının başlarında internet sitemizin ilk olması nedeni ile sitenin tanıtımı henüzü daha tam değildi.Hürriyet ve Sabah gazetesinde haber olarak çıkmış ama diğer gazeteleri okuyanlara henüz ulaşamamıştık.Bu dönemde en çok okunan diger bir gazte olan Posta gazetesi sağlık bölümünü arayıp internet sitemiz hakkında görüşmek istediğimizi söyledim.Telefona çıkan bayan yumuşak tok sesli bayan bana biraz kendinizden bahsedermisiniz dedi. Kısaca internet sitesinin çıkış noktasını anlattığımda kendini tanıttı.Ben bu gazetenin sağlık sayfasının sorumlusu Oya Özdilek ve bu çok güzel bir konu ..Bana öncelikle bu zamana kadar gelişen hayat hikayenizi faxla yollayın onu okumak istiyorum dedi.Hemen sitede hazır olan hikayemi faxladım.Daha sonra aradığımda bu muhteşem bir hikaye bunu dizi haline getirecegim bir çok insana örnek olacaktır dedi.Şaşırmış ve çok sevinmiştim.İnternet sitemizin haberi yerine hayatım gazetede bir dizi şeklinde yayınlanacaktı.Bu çalışmalarımız için son derece güzel bir gelişme idi ama Oya hanım henüz asıl bombasını saklamıştı.Mayıs ayında anneler gününde hayatımın en güzel sürprizi ile karşılaştım.Posta gazetesinin ana sayfasında ana haberdim.Herkesin Anneler günü benim haberim altında kutlanıyordu ve Melissa ile benim resmim vardı.Hayatımda ilk defa böyle birşeyle karşılaşıyordum ve bu bir insanın başına milyarda bir gelebilecek güzellikte bir şeydi.O gün başlayan ve 6 gün süren yazı dizisi e buna bağlı olarak çıkılan tv programlarının sonunda bu konuyla ilgili Türkiye de beni tanımayan kalmamıştı.

O yazı dizisi sonrası Oya Özdilek gerek internet sitesinin gerekse Çocuk İStiyorum Dayanışma Derneği (ÇİDER) in gelişmesinde büyük rol oynadı.Her yeni ve ilk çalışmamız posta gazetesinde yer buluyor bu bizi müthiş motive ediyor ve her dönem yeni aktiviteler yenilikler bulmak icin kendi kendimizle yarışıyorduk.Buda bizi günden güne güçlendiriyordu.İnternet sitemizin ilk yaş günü kutlama geçesinde toplantımıza destek veren bütün gazeteci arkadaşlarımızı çağırarak herkese birer teşekkür plaketi vermiştik.Oya Özdilek’te bizi çalışmalarımızda en çok motive eden gazeteci olarak oradaydı.

2003 yılıydı ve biz o anneler gününde de ona bir sürpriz yapmak istedik.www.cocukistiyorum.com internet sitesi ve Çocuk İstiyorum Dayanışma Derneği (Çider) adına manevi annemiz olarak Kabul edip
”Manevi Annemiz Oya Özdilek ÇİDER” yazan bir şampiyon madalyası hazırladık ve Anneler gününde yaptığımız bilgilendirme toplantısında üyelerimizin arasında kalabalık bir grupta onu da davet edip vermek istedik.Onu telefonla davet ettim. Size verilecek bir emanetimiz var lutfen toplantıya katılırmısınız dedim.Ayy ben sıkılırım öyle şeylerden kalabalıktan falan dedi…Gelmeye çalısırım ama bilemiyorum dedi..O gün toplantıya bekledim ama Oya hanım gelmedi.İşi olduğu izin alamadığı yada utandığı için gelemediğini düşündüm ve üstelemedim.Nasılsa bir gün görüşürdük.

Neden sonra birden Oya Özdilek ‘e ulaşamamaya başladım.Ne yaptıysam olmadı.Gazeteye gitmedim elbette ama zaman zaman (sesini duymak için haber için değil 🙂 gece veya  ( çoğunlukla gece çalışıyordu bunu biliyordum.) gündüz telefonla ulaşmaya çalıştım.Mail box ına mesaj atıyor gazete yazı işlerine yazı gönderiyor,cep telefonuna mesaj atıyordum.Ama nafile ..Başına bir iş gelmiş olabilecegi fikri beni korkutuyordu ama gazeteye sorduğumda işlerin yoğun olduğu gece gelip çalıştığını söylüyorlardı.Bu nedenle daha fazla onu aramadım.İsterse bana ulaşabileceğini biliyordu.Emanetim elimdeydi saklayacaktım.O bizim sonsuza kadar dostumuzdu.Bir gün bir yerde karşılaşacağımızı biliyordum.
Yalnız bu arada ben basınla ilgili motivasyonumu da bu arada kaybetmiştim.Bir çok çalışma yapıyorduk ama bunları duyurmak ve basına çıkmak gibi bir kaygı gütmüyorduk.Başka sehirlerde yaptığımız toplamtılar yerel gazetelerle bölge halkına zaten erişiyordu.Hürriyet gazetesinde sağlık muhabiri Birsel Sancar vardı sevgili dostum o da mesleğinden bunalmış isten ayrılmıştı..Milliyet Gazetesi Ayşegül Aydogan işleri çok yogundu ama bana herzaman vakit ayırırdı keza Sabah gazetesi Esra Tüzün de.. Canım artık bu konuda da fazla bir şey yapmak istemiyordu.
Bu arada bir gün telefonda bir buçuk yıl once Eski Tercüman gazetesi şimdi Akşam gazetesinin Sağlık Sayfasının sorumlusu Türkan Yılmazer’le tanıştım.Sonra karşı karşıya geldik ve ben yeniden yeşermeye başladığımı hissettim.Atom parçası idi.Son derece sakin görünüşlü ama canlı ve diriydi.Enerjisini karşısındakine aktarabiliyordu.Hayır aktarmıyor yumuşacık sözleriyle sakin konuşmasıyla karşındakini kesinlikle omuzlarında sarsıp uyandırıyordu.Ve ben bu arada kendimle ilgili önemli bir şeyi daha keşfetmiştim.Dostluk ve vefa benim için herşeyden önemliydi. Karşımdaki insanla dost olamadığım zaman iletişimi sürdürmek istemiyordum .Son derece seçici olmaya başlamıştım.Tek olsun ama en iyisi olsun diyordum.Allah da karşıma böyle insanları çıkarıyordu.
(Bu dönem Gazetenin çıkarılması ile ilgili çalışmalarımızı yoğun sürdürürken Türkan’dan çok feyz aldım.Daha bana öğreteceği de çok şey olduğuna inanıyorum.Öğrenme isteğim sünger gibi ne verseniz almak istiyorum Bu da ayrı bir yazı konusu aslında .)

Geçtiğimiz aylarda posta gazetesinde bir yazı dizisini başlattığını öğrendim.Açıp okudum Panik atak rahatsızlığı olduğunu ve senelerce bu nedenden dolayı onun müthiş sıkıntılar çektiğini öğrendim.Kendimden utandım çok sevdiğim bir insanın bir sıkıntısı vardı ama ben bir şey yapamamıştım.Üstüme vazife miydi hayır değildi ama insan sevdiği insanların her zaman yanında olabilmeliydi.Ama onda da kabahat vardı birşey belli etmemişti o kadar yakın olamamıştık.Ben birşey yapamasam bile yapan birilerini bulmaya çalışırdım. Bir tutam tuz bile yeri geldiğinde çok önemlidir.
Agustosta yapılacak toplantımız son yılların en ilgi çekici toplantısı olacaktı.Bu nedenle Türkan’a zaten haber vemiştim ama hem de acaba bir başka yeri arasammı diye bakınırken gözüm gene Oya Özdilek’in telefonu ilişti.Aramakla aramamak arasında gidip geliyordum.Ya aramamı istemiyorsa benimle görüşmek istemiyorsa ama onu çok özledim.Ne olacak alt tarafı çok isim var der ve telefonu kapatır hiç mi refuse olmadın hayatında …diye gelgit düşünceler arasında yüzümü kızarttim ve telefonun tuşlarına bastım.Yüzüm alı al..Karşımda gene tok ve sıcak ses “Efendim?”

“Oya Hanım merhaba Ben Sibel Tuzcu Çocuk İstiyorum Dayanışma Derneğinden “

AAaa Sibel Merhaba nasılsın? Ben de geçen gün seni düşünüyordum. Acaba ne yapıyor diye ne zamandır haber yapmadım sağlıkla ilgili gene bir yazı hazırlasak neler yapıyorsunuz yeni bir şey varmı?

“Yeni bir şey varmı ne demek ? Yeni o kadar çok şey varki haber konusu olabilecek ama sevgili dostum sen yoktun ben istemedim… demek istedim içimden hala kendimle kavga ediyorum.. ne söylemek istiyorsan söyle Sibel dedim ve söyledim..
“Sen yoktun motivasyonum yoktu hic bir sey yapmadım..”dedim.
Oya hanım
“Aa olur mu? Hayret birşey tamam bundan sonra gene beraberiz .”
Ben
“25 inde toplantımız var gelirmisiniz .konular çok ilginç..hayal etmek ve gerçekleştirmek,ve Meditasyon uzmanı Seda Hanım ve İnfertilite tedavileri ile ilgili uzman doktorumuz var ”
“Hiç kaçırırmıyım geliyorum.. “dedi Oya hanım. Tamam görüşmek üzere o zaman dedim ve telefonu kapattım..

Zillerim var mı? zillerim nerede? zil takıp oynamak istiyorum..Öyle sevinçliyim ki….Sanki hayat yeniden başlıyor.
Yan dolaptan 4 yıldır özenle sakladığım kutuyu çıkardım.Madalyon sarı prinçten hafiften kararmış hemen onu gidip özenle yeniden parlattım.Onca yıl sahibi beklemişti ve nihayet kavuşacaktı..
4 yıl sonra 25 Agustos günü Bakırköy de yaptığımız toplantıya geldi.Ben konuşmaya başlamıştım.Tutuk tutuk ilk kelimelerimi söylemeye başlarken önde önce Türkanı ve yerine oturmaya çalışan Oya hanımı farkettim.Gazetecilerin duayeni gelmişti.Heyecan kat sayım fırlamıştı ama kendimi müthiş güzel ve enerji dolu hissettim.Elimdeki mikrofunu ve arkamdaki slaytları bir tarafa bırakıp her zamanki rahat özgür konuşmama geçtim.Kalıplara bağlı kalarak konuşamıyordum.Bir müddet sonra rahatladığımı ve daha iyi olduğumu hissettim.Sunumumun sonunda Bugünkü başarımızın en önemli basamaklarından çok degerli bir insanla çıkmaya başladığımızı ve eger müsaaade ederse bugün 4 yıl önce vermek istediğimiz emanetimizi vermek istediğimizi söyledim.Onu rahatsız etmek istemiyordum ama aslında ayakta da alkışlamak istiyordum.İçim sevgi ve minnet duyguları ile doluydu.

Gene “Ay ben utanırım beni öyle ortalara çıkarma” dedi ama bu defa beni kırmadı ve sahneye geldi.”Sen gazetede çıkmaya yaraşır şeyler yaptın bende yazdım” dedi. Her zamanki alçakgönüllülüğü ile.
“Sen olmasaydın asla biz o kadar çok iş yapamazdık..Bizi motive ettin ve büyüttün çok teşekkür ederim” dedim.
Boynuna madalyonunu taktım ve ona sarılarak öptüm.Hayatımın en güzel günlerinden biri olduğunu hissettim.İçimden çok büyük bir agırlık kalkmıştı.Herkesin içinde bize deger veren büyük bir insana teşekkür etme imkanım olmuştu.

Oya Özdilek in yayınlanan kitapları   :
Panik Ataktan nasıl kurtuldum.Yazan Oya Özdilek
İçindeki Şifacıyı Uyandır (Çeviri)
Oscar Wild’in Son vasiyeti (Çeviri)
Kabile Geri döndü (Çeviri)
Dünya tarihinde En etkin 100 Eşcinsel ( Çeviri)
60 Saniye de Aura görmek(Çeviri)
Define Adası (Çeviri)

“Bizi haber yapıp yapmaman hiç önemli degil Sevgili Oya Hanım Biz seni sen olduğun için seviyoruz.Hayatımızdan hiç çıkma emi..”

Sibel Tuzcu

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
  1. tala atri dedi ki:

    oya hanımı tanıma fırsatım bu akşam şilede oldu, ve kendile soyledi gibi yene panik, ama oya hanımın yüzünde senelerin yorgünlüğünu ve bir bayan gazetecenin nasıl zorluklar ile karşı karşıya gelmesini o kadar içden hiss ettim ki, ATM onunde tanışdık bir işlemden dolayı isimlerini sordum, kizim dedi ben aşinayım ssteme ama sinirim bozuldu, isminisoylede dedim internette bakıca, sizin sevinç dolu yazınıza denk geldıim, dostluğunuza ve oya hanım gibi insanlara vefakar oldunuz için ben de insanlık namına teşekür ediyorum 🙂
    bu arda ben iranlıyım, yanlış turkçem için özur dilerim .
    sevgiler, saygılar
    tala:)

BİR YORUM YAZ