Tüp Bebek  


Çocuk İstiyorum Dayanışma Derneği – Tüp Bebek

Tüp Bebek Merkezleri Genelge ile adeta cezalandırıldı ama ya hastalar?

yonetim

8.ci Türk Jinekoloji Dernegi Kongresinde Infertilite yeni IVF yönetmeliği oturumuna davet edildim.

18-23 Mayıs tarihleri arasında Antalya da yapılan ve Türkiye ve dünyadan toplam 2.000 doktorun katıldığı jinekoloji kongresinde genelge tartışmasına yaklaşık 200 doktor katıldı.Başkanlıklarını TSRM Başkanı Doç.Dr.Bülent Urman ,Prof.Dr.Erol Tavmergen’in yaptığı oturumda IVF genelgesi tartışıldı.

Oturumu açan Doç.Dr.Bülent Urman Yeni tüp bebek genelgesinin tüp bebek merkezlerine çok ağır yaptırımlar getirdiğini,ıvf merkezlerinin hastanelerin içine alınmasını,yeni doğan merkezleri ile anlaşmalar yapılmasını hastayı tedaviye başladıktan bebek doğana kadar takip edilmesi zorunluluğunun getirildiğini ,Aşılama tedavisinin belirsiz olduğunu ve bunu da doktorları kararsızlığa ittiğini ,hastalara bir embriyo verilmesi tartışmasının ivf merkezlerinde başarı oranı düşüklüğü tehlikesi yarattığını ,hastaların saklanacak embriyoları ile birlikte DNA larının da alınmasının şart koşularak,hastaların ve doktorların potansiyel suçlu gibi gösterildiklerini , bu genelgeden bakanlığın tüp bebek merkezlerinin kapatılmasını istediklerini anladıklarını, sanki genel bir politika olarak bunun benimsenmiş gibi gözüktüğünü belirtti.

Jinekoloji Derneği İkinci başkanı Prof.Dr.Bülent Tıraş konuşmasında;Yeni genelgenin tüp bebek merkezlerini bir cezalandırma genelgesi olduğunu ve bir çok merkezin kapatılması istendiği konusunda aynı kanıda olduğunu ,tek embiryo verme konusunun dünyanın hiçbir yerinde merkezlerin genelge ile mecbur edilmediğini doktorlara karar hakkı verilmesi gerektiğini ve bu konuda tüp bebek genelgesinin iptali konusunu yargıya verdiklerini belirtti.

 

Daha sonra Çocuk İstiyorum Dayanışma Derneği Başkanı Sibel Tuzcu (olarak ben) söz aldım. “Derneğinin de genel kanısının Yeni tüp bebek genelgesinin bütün tüp bebek merkezlerini cezalandırmaya yönelik olduğunu belirterek, basında ve televizyonda çıkan haberlerin bu konuda geniş etkisi olduğunu düşünmekteyiz. İstisnai durumlar sanki sürekli öyleymiş gibi bir pozisyon yaratarak hem halkta hemde bakanlıkta şüphe ve öfke yarattı.Üniversitedeki donor olayı ,kredi kart borcu yüzünden yumurtasını satan kadın haberleri,ölen ve teşhir edilen yedizler,zar zor denkleştirdiği parayla tüp bebek tedavisi olup bu defa üçüz bebek babası olan ve sonrada ne yapacağını onları nasıl geçindireceğini bilemeyen aile haberleri ve tüp bebek merkezlerinin birbirlerini sürekli şikayetleri ve bu yaratılan karışıklık da “madem öyle, işte böyle “genelgesi yarattı.Ve biz çocuk sahibi olmak isteyenler şimdi artık yeni genelge ile cocuksuz kalmaya adeta mahkum edildik.” Dedim.

“Çocuk İstiyorum Dayanışma Derneği olarak tek embriyo ile tüp bebek tedavisinintek seçenek olarak hastalara sunulmasını ve bunun genelge ile emredilmesini insani bulmuyoruz.

Kadınlar çocuk sahibi olabilmek için hormon almak zorunda kalıyor,çok zor ve depresyonlu bir süreç geçiriyorlar Bize başvuran çiftler ve özellikle kadın hastalar ;çok büyük zorluklarla paralarını denkleştiriyorlar Tedavi de bütün parasını harcıyor maddi bir yük altına giriyor,hormonlarla vücut dengesi karmakarışık oluyor,üstüne üstlük “Negatif” olduğunda ruhsal depresyona giriyor .Çiftlerin birçok taraftan kaybı var.

Tüp bebek tedavilerinde Sağlık bakanlığı bir çok seçenek sunulabilirdi.

1.Embriyonun tedavide tek koyulmasını istiyorum ama,devlet olarak hastanın en az 4 defa ilaç dahil tamamını ben ödeyeceğim demeliydi.

2.Bakanlık olarak hastalara 35 yaşına kadar tek embiryoyu ben ödeyecegim ama hastalar parasını kendi öderlerse iki yada 3 embiryo ya kadar koyulmasına müsaade ederim.hasta ve doktorun kararı geçerli olmalı demeliydi.

3.Özel merkezlerde hasta hamile kalabilmek ve bir tek çocuk sahibi olmayı garantilemek için (kendi parasını ödeyip) 2- yada 3 embiryo koydurabilir ama eğer çoğul gebelik gerçekleşirse kuvez parasını ben ödemem hasta kendisi öder yada kararı veren doktorun merkezi ödesin diyebilirdi.

Şu durumda zaten hastalar devletin imkanları ile zar zor parasını denkleştirip en az şkşi deneme yapabilecekler 3 deneme olamayacak.Ve bir çok hasta hamilelik yaşayamayacak.

Kaderimiz kısırlık olacak.

Devletin 3 çocuk ve üstüne devlet desteği vermesini ama çocuk sahibi olmak isteyenleri adeta cezalandırmasını insani ayrımcılık ve haksızlık olarak bulmaktayız.

Sitemizde yaptığımız ankette de eğer olacağını bilseydiniz ikiz bebek mi tek bebek olmasını istediniz sorunsuna cevaplayanların % 83 sı ikiz bebek % 17 si tek bebek diye cevap verdiler.

Bir kadın kendiliğinden ikiz bebek doğurunca neden doğurdun diye soramayacağımıza ve onu yargılayamayacağımıza göre, hastanın ikiz bebek istemesini de sorgulayamayız.

Biz Bakanlığı genelge konusunda dava etmedik. Genel kurulumuz bu şekilde uygun gördü. Şimdiye kadar derneğimize direkt gelen saldırılarda bile hiçbir yere dava açmadı ve yalnızca karşılıklı görüşerek sorunlarını halletme yoluna gitti. Hepimiz aynı ortamdayız ve birbirimizin yüzüne bakmak ve çalışmak zorundayız. Gene öyle yapacak. Üyelerimiz mail ve telefonlarla bakanlığı arayacaklar bizde arayacağız ve bu genelgenin bizi çok zor duruma düşürdüğünü ve tedavi olma isteğimizi, çocuk sahibi olma motivasyonumuzu ve başarma isteğimizi yok ettiğini anlatacağız.dedi.Zaten yüz yüze görüşüldüğünde bazı konular tekrar görüşülebilir dendi.Biz bunu başaracağımıza inanıyoruz. “ dedim.

 

Ege Üniversitesi Tüp bebek bölüm Başkanı Erol Tavmergen kendilerininde dava açtıklarını belirterek “Çider den de bir sivil toplum kuruluşu olarak bu konuda daha dayanışma içersinde olmayı beklediklerini “söyledi.

 

Söz alan Prof.Dr.Bülent Tıraş; Tüp bebek merkezlerinde gelişen olayların takibinin ve cezalandırılma işleminin Bakanlık tarafından yapılması gerektiğini denetleme görevinin bakanlığa ait olduğunu olayları önlenemiyorsa da bütün tüp bebek merkezlerine şüpheli muamelesi yapılmaması gerektiğini belirtti.Tüp bebek merkezlerine verilen cezaların okunduğu bölümde en ufak yanlışlıkların yanına ……” kadar gün kapatma ya da süresiz kapatma gibi cezalar olduğunu bu nedenle yeni genelgenin sadece merkezleri kapatmaya yönelik bir amaç taşıdığının anlaşıldığını belirtti.

 

Ben de genelge de hastaları ilgilendiren bölümlerde dernek olarak bir çok çalışma yapıldığını, yurt dışında neler yapıldığının araştırıldığını, donor bilgilendirme yasağı bununla ilgili AİHM ile ilgili dava doktorlara anlattım.

Çider gönüllüsü Avukat Nilgün Özgür’ün Almanya’da Avrupa hukukunu incelediğini ve bununla, ilgili sonuçları da hepimizle paylaşacağı belirttim.

 

Dava ile ilgili gelişmelerin takip edilmesine karar verilerek oturum sona erdi.

 

Antalya gelişmeleri devam ettikçe sizlere aktaracağım.

 

 

Sibel Tuzcu

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ