İçeriğe geç
Sponsorlarımız
Hamilelik Ürünleri BuradaAnne adaylarına özel ürünler ve destek seçenekleriÜrünler
ÇİDERTüp Bebek TedavileriBaşvuru FormuHemen Başvur →
ÇİDER FAALIYETLERI

ÇİDER Tüp Bebek Psikolojik Destek Toplantısı.Psk. Meltem Büyükerdoğmuş

ÇİDER Tüp Bebek Psikolojik Destek Toplantısı.Psk. Meltem Büyükerdoğmuş Tüp Bebek Tedavisinde Psikolojik Yorgunluk, Kontrol Kaygısı ve Gebelik Kayıplarıyla Baş Etmek  03 Kasım 2026 Tüp bebek tedavisi yalnızca tıbbi işlemlerden oluşan bir süreç değildir. Tedaviye...

9 dk okuma
f X
ÇİDER Tüp Bebek Psikolojik Destek Toplantısı.Psk. Meltem Büyükerdoğmuş

Tüp Bebek Tedavisinde Psikolojik Yorgunluk, Kontrol Kaygısı ve Gebelik Kayıplarıyla Baş Etmek

 03 Kasım 2026

Tüp bebek tedavisi yalnızca tıbbi işlemlerden oluşan bir süreç değildir. Tedaviye başlayan birçok kadın için beklemek, belirsizlikle yaşamak, olumsuz sonuçlarla karşılaşmak ve yeniden denemeye karar vermek önemli bir psikolojik yük oluşturabiliyor.

ÇİDER ile gerçekleştirdiğimiz psikolojik destek toplantımızda, tedavi sürecinin hayatın merkezine yerleşmesinden sürekli düşünmeye, kontrol etme ihtiyacından suçluluk duygusuna, gebelik kayıplarından yas sürecine kadar pek çok konuyu ele aldık.

Katılımcılarımızın yaşadıkları farklı olsa da duygularında ortak noktalar vardı. Her şeyi doğru yapmaya çalışma, tedavinin sonucunu önceden bilme isteği, kendini suçlama, başkalarının beklentileriyle baş etmeye çalışma ve bütün bunların arasında kendine zaman ayıramama…

Bu toplantımızda özellikle üzerinde durduğum konu, insanın yaşadığı zorluklar karşısında kendisiyle nasıl bir ilişki kurduğu oldu.

Tüp Bebek Tedavisi Neden Bütün Hayatımızı Kaplamaya Başlıyor?

Toplantımızda konuştuğumuz önemli sorunlardan biri, tedavi sürecinin zihinsel olarak hayatın neredeyse tamamını kaplamasıydı.

Bir katılımcımız, gün boyunca tüp bebek tedavisini düşündüğünü, başka konulara odaklanmakta zorlandığını ve bunun eşiyle ilişkisini de etkilediğini anlattı.

Tedaviyle ilgili sürekli araştırma yapmak, yeni yöntemleri incelemek, kullanılan takviyeleri sorgulamak veya farklı uygulamalar denemek bir süre sonra günlük yaşamın temel uğraşı haline gelebiliyor.

Burada önemli olan, kişinin zihnini tamamen boşaltmaya çalışması değildir. Zihnimiz düşünce üretir. Düşüncelerin ortaya çıkmasını bütünüyle engelleyemeyiz.

Ancak düşüncelerimizi fark etmeyi, onları gözlemlemeyi ve her düşüncenin peşinden gitmek zorunda olmadığımızı öğrenebiliriz.

Katılımcılarımıza, günlük yaşamlarını yalnızca tedaviyle ilgili işlerden oluşturmak yerine farklı etkinliklere de yer açmalarını önerdim.

Roman okumak, sinemaya gitmek, arkadaşlarla görüşmek veya kişinin hoşlandığı bir hobiyle ilgilenmesi, yaşamın yalnızca tedaviden ibaret olmadığını yeniden hatırlamasına yardımcı olabilir.

Belirsizliğe Tahammül Etmek Neden Bu Kadar Zor?

Tüp bebek tedavisi sırasında en çok zorlandığımız konulardan biri belirsizliktir.

Tedavi başarılı olacak mı? Bir sonraki denemede sonuç değişecek mi? Doğru kararları mı veriyorum? Başka bir yöntem denemeli miyim?

İnsan zihni gelecekte ne olacağını bilmek ister. Özellikle hayatımızda çok önemli bir yere sahip olan konularda bu ihtiyaç daha da belirginleşir.

Toplantımızda belirsizliğin yaşamın doğal bir parçası olduğunu konuştuk.

Gelecekte karşılaşacağımız bütün sonuçları önceden bilseydik, yaşam boyunca seçim yapma ve deneyimlerimizden öğrenme sürecimiz de farklı olurdu.

Önemli olan her şeyin sonucunu kontrol etmeye çalışmak yerine, içinde bulunduğumuz anda neler yapabileceğimizi fark edebilmektir.

Bu nedenle farkındalık çalışmalarına özellikle önem veriyorum.

Sürekli Düşünmek Sorunu Çözüyor mu?

Toplantıda üzerinde durduğumuz konulardan biri de takıntılı düşünceler ve kaygıydı.

Bazı katılımcılarımız tedaviyle ilgili düşüncelerin gün boyunca zihinlerinden çıkmadığını, araştırma yapmayı bırakamadıklarını ve başka konularla ilgilenseler bile yeniden aynı düşüncelere döndüklerini anlattılar.

Burada düşüncelerle eylemler arasındaki farkı anlamamız gerekiyor.

Bir şeyi düşünmek, o düşüncenin gerçekleşeceği veya mutlaka bir eyleme dönüşeceği anlamına gelmez.

Aklımızdan geçen her düşünceyi gerçek kabul etmek ya da her düşünceye cevap bulmaya çalışmak zorunda değiliz.

Farkındalık uygulamalarında amacımız düşünceleri yok etmek değil, onları fark edebilmektir.

Nefes egzersizleri, meditasyon ve bedenimizde olup bitenleri gözlemlemek, düşüncelerimizle aramıza bir mesafe koymayı öğrenmemiz için üzerinde çalışabileceğimiz uygulamalardır.

Ayrıca hangi düşüncelerin bize yardımcı olduğunu, hangilerinin yalnızca kaygımızı artırdığını ayırt etmeye çalışabiliriz.

Başarısız Tedavilerden Sonra Kendimizi Neden Suçluyoruz?

Toplantımıza katılan kadınlardan biri, daha önce yaşadığı gebelik kaybını ve başarısız tedavilerini anlatırken eşinin baba olamamasından kendisini sorumlu tuttuğunu ifade etti.

Bu duygu üzerinde özellikle durduk.

Çocuk sahibi olma isteği bazen kişinin kendi değerini, kadınlığını ve eşine karşı sorumluluğunu sorgulamasına neden olabiliyor.

Toplumsal beklentiler de bu duyguları ağırlaştırabiliyor.

Kadınlık ile doğurganlığın birbirine bağlanması, tedavi sürecindeki kadınların kendilerine yönelik baskılarını artırabiliyor.

Katılımcılarımıza, yaşadıkları her olumsuz sonuçtan kendilerini sorumlu tutmamaları gerektiğini hatırlattım.

Bir düşüncenin zihnimizden geçmesi, onun doğru olduğu anlamına gelmez.

Kendimize yönelttiğimiz suçlamaları fark etmek ve bunlara öz şefkatle yaklaşmayı öğrenmek önemlidir.

Her Şeyi Kontrol Etmek Zorunda mıyız?

Toplantıda kontrol ihtiyacı da önemli bir yer tuttu.

Hayatının pek çok alanında düzenli, planlı ve kontrollü olmaya alışmış bir kişi, tüp bebek tedavisinde aynı kontrolü sağlayamadığında zorlanabiliyor.

Tedavinin sonucunu, başkalarının davranışlarını, eşinin duygularını veya gelecekte yaşanabilecek olayları kontrol etmeye çalışmak zamanla yorucu hale gelebiliyor.

Burada kendimize şu soruyu sormamız gerekiyor:

Gerçekten kontrol edebildiğim şeyler neler, kontrol etmeye çalıştığım halde değiştiremediğim şeyler neler?

Başkalarının duygularını yönetmek bizim sorumluluğumuz değildir.

Kendi ihtiyaçlarımızı fark etmek, yardım istemek, sınırlarımızı belirlemek ve kendimize zaman ayırmak ise üzerinde çalışabileceğimiz konulardır.

Toplantıda bir katılımcımıza haftada iki kez yalnızca kendisi için zaman ayırmasını önerdim.

Bu, tek başına bir kafede oturmak kadar basit bir etkinlik olabilir.

Ayrıca her işi tek başına üstlenmek yerine gerektiğinde başkalarından yardım istemeyi de öğrenmemiz gerekiyor.

Çünkü sürekli başkalarına destek veren insanlar, kendilerinin de desteğe ihtiyaç duyabileceklerini unutabiliyorlar.

Gebelik Kaybı Yaşayan Bir Kadının Yas Tutmaya Hakkı Var

Toplantımızın en önemli bölümlerinden biri gebelik kayıpları üzerineydi.

Bir katılımcımız, daha önce yaşadığı gebelik kaybının üzerinden yıllar geçmesine rağmen bu deneyimin duygusal etkilerini taşıdığını anlattı.

Başka bir katılımcımız ise birden fazla gebelik kaybı yaşadığını ve son gebeliğinin ciddi genetik ve sağlık sorunları nedeniyle sonlandırıldığını paylaştı.

Bu deneyimler üzerinde konuşurken yas sürecinin önemine değindik.

Gebelik kaybı yaşayan bir kadının yalnızca fiziksel olarak iyileşmesi yeterli olmayabilir. Yaşadığı kaybın duygusal etkilerini de fark etmesi ve bunlara zaman tanıması gerekir.

Bazen çevremizdeki insanlar yaşamımıza hızla devam etmemizi bekleyebilir. Bazen de biz kendimizden bunu bekleriz.

Ancak kaybın ardından üzülmek, ağlamak, öfkelenmek veya ne hissedeceğimizi bilememek yaşadığımız sürecin bir parçası olabilir.

Kendimize yas tutmak için izin vermemiz gerekiyor.

Toplantımızda geçmişte yaşanmış başka kayıpların da bugünkü duygularımızla ilişkili olabileceğini konuştuk.

Bir yakının kaybı, gebelik kaybı ve başarısız tedavi deneyimleri kişinin yaşamında farklı zamanlarda ortaya çıksa da duygusal olarak bir arada hissedilebilir.

Bu nedenle yaşadığımız duyguları bastırmak yerine onları tanımaya ve anlamaya çalışmamız önemlidir.

Gebelik Kaybından Sonra İşe Dönmek

Yakın zamanda gebelik kaybı yaşayan bir katılımcımız, kısa süre sonra işine döneceğini ve iş ortamındaki sorumlulukların kendisini nasıl etkileyeceğinden endişe duyduğunu anlattı.

Bu konuşmamızda iş yaşamının insan hayatındaki farklı rollerini ele aldık.

Çalışmak yalnızca maddi ihtiyaçlarımızı karşılamak anlamına gelmeyebilir. İş yaşamı sosyal ilişkilerimizi, günlük düzenimizi ve kendimizi farklı alanlarda ifade etmemizi de sağlayabilir.

Ancak bir kaybın ardından işe dönmek konusunda kişinin kendi fiziksel ve psikolojik durumunu da dikkate alması gerekir.

Yaşadığı kaybın duygusal etkilerini anlamak ve iyileşmek için kendisine zaman tanıması önemlidir.

Kişinin kendisinden hemen eski düzenine dönmesini beklemesi, zaten zor olan bu dönemde ek bir baskı oluşturabilir.

Çocuk Sahibi Olmayı Yeterince İstemiyor Olabilir miyim?

Toplantıda bir başka katılımcımız, çocuk sahibi olmayı gerçekten yeterince isteyip istemediğini sorguladığını anlattı.

Bu sorgulamanın beraberinde suçluluk duygusu da getirdiğini konuştuk.

Hayatımızdaki önemli kararlar her zaman kesinlik içinde alınmaz.

Bir şeyi istemekle o şeyin getireceği değişikliklerden endişe duymak aynı anda yaşanabilir.

Çocuk sahibi olma kararı da kişinin kendi içinde farklı düşüncelerle karşılaşabileceği önemli bir yaşam kararıdır.

Burada her düşüncemizi sorgulayarak kendimizi suçlamamız yerine, düşüncelerimizle davranışlarımız arasındaki farkı anlamaya çalışmamız gerekiyor.

Ayrıca tedavi sürecinde doktorlarla kurulan güven ilişkisi de önemlidir.

Tıbbi değerlendirmelerin ve tedaviyle ilgili kararların ilgili doktorlarla birlikte ele alınması gerektiğini konuştuk.

Birden Fazla Kaybın Psikolojik Yükü

Toplantımızda dikkatimi çeken konulardan biri, katılımcılarımızın yalnızca tek bir olayın duygusal yükünü taşımıyor olmalarıydı.

Başarısız tüp bebek denemeleri, gebelik kayıpları, aile içinde yaşanan ölümler, maddi zorluklar ve günlük yaşamın sorumlulukları zaman içinde bir araya gelebiliyor.

Bazen kişi kendisini yalnızca son yaşadığı olay nedeniyle üzgün sanabilir. Oysa geçmişte yaşadığı ve yeterince üzerinde duramadığı başka kayıplar da duygularını etkiliyor olabilir.

Bu nedenle toplantıda, yaşadığımız kayıpları görmezden gelmemeyi ve onların yasını tutmak için kendimize izin vermeyi konuştuk.

Sürekli güçlü olmaya çalışmak zorunda değiliz.

Bazen zorlandığımızı kabul etmek, destek istemek ve kendimize zaman tanımak da önemli bir adımdır.

Öz Şefkat: Kendimize Nasıl Davranıyoruz?

Toplantımız boyunca üzerinde en fazla durduğum konulardan biri öz şefkatti.

Zor bir süreçten geçen bir arkadaşımıza anlayışla yaklaşabilir, onu dinleyebilir ve kendisini suçlamaması gerektiğini söyleyebiliriz.

Ancak aynı durumları kendimiz yaşadığımızda çok daha eleştirel davranabiliyoruz.

Kendimize karşı kullandığımız dili fark etmemiz gerekiyor.

Sürekli kendimizi eleştirmek, geçmişte verdiğimiz kararları sorgulamak ve bütün sorumluluğu üzerimize almak duygusal yükümüzü artırabiliyor.

Öz şefkat çalışmalarında amacımız, yaşadığımız zorlukları yok saymak değildir.

Yaşadığımız duyguları kabul etmeyi ve kendimize daha anlayışlı yaklaşmayı öğrenmeye çalışıyoruz.

Bu yaklaşımın içinde farkındalık da önemli bir yer tutuyor.

Düşüncelerimizi, duygularımızı ve bedenimizde hissettiklerimizi fark etmek için kendimize zaman ayırmamız gerekiyor.

Toplantımızı Öz Şefkat Meditasyonuyla Tamamladık

Toplantımızın sonunda katılımcılarımızla birlikte rehberli bir öz şefkat meditasyonu gerçekleştirdik.

Bu uygulamada dikkatimizi kendimize, duygularımıza ve içinde bulunduğumuz ana yöneltmeye çalıştık.

Meditasyonun ardından katılımcılarımızla uygulamanın kendilerinde bıraktığı etkileri konuştuk.

Farkındalık çalışmalarında zihnimizi tamamen boşaltmaya çalışmıyoruz. Düşüncelerimizin ve duygularımızın farkına varmayı öğreniyoruz.

Bu çalışmaların düzenli olarak sürdürülmesi üzerinde durduk.

Ayrıca Aralık ayının başında başlaması planlanan, Mindfulness Eğitmenleri Derneği ile ÇİDER iş birliğinde gerçekleştirilecek sekiz haftalık Farkındalık Temelli Stres Azaltma Programı hakkında bilgi verdik.

Programın 24 kişilik kapalı bir grupla yürütülmesi planlanıyor.

Tüp Bebek Tedavisi Gören Kadınlara Önerilerim

Toplantımızda konuştuğumuz konulardan hareketle şu önerileri yeniden hatırlatmak istiyorum:

  • Günlük yaşamınızı yalnızca tüp bebek tedavisiyle ilgili araştırmalar ve sorumluluklardan oluşturmayın.
  • Zihninize gelen her düşünceyi gerçek kabul etmek veya her düşüncenin peşinden gitmek zorunda olmadığınızı hatırlayın.
  • Düşüncelerinizi tamamen ortadan kaldırmaya çalışmak yerine onları fark etmeyi öğrenin.
  • Nefes egzersizleri, farkındalık ve meditasyon uygulamalarına zaman ayırın.
  • Kontrol edebildiğiniz ve kontrol edemediğiniz durumları birbirinden ayırmaya çalışın.
  • Başkalarının duygularını ve davranışlarını kontrol etmeye çalışmanın sorumluluğunu üstlenmeyin.
  • Yaşadığınız gebelik kayıplarının yasını tutmak için kendinize zaman tanıyın.
  • Başarısız tedaviler veya gebelik kayıpları nedeniyle kendinizi suçlayan düşüncelerinizi fark edin.
  • Her zaman güçlü olmak veya bütün sorumlulukları tek başınıza taşımak zorunda olmadığınızı hatırlayın.
  • Gerektiğinde başkalarından yardım isteyin.
  • Haftanın belirli günlerinde yalnızca kendiniz için bir şeyler yapmaya zaman ayırın.
  • Roman okumak, sinemaya gitmek, arkadaşlarla görüşmek veya hobilerinizle ilgilenmek gibi etkinliklere yaşamınızda yer açın.
  • Tedavinizle ilgili tıbbi konuları doktorlarınızla birlikte değerlendirin.
  • Kendinize karşı daha anlayışlı ve şefkatli bir yaklaşım geliştirmeye çalışın.

Son Söz: Tedaviniz Devam Ederken Kendinizi Unutmayın

Bu toplantıda farklı yaşam deneyimleri dinledik. Kimi katılımcımız tedavinin zihnini sürekli meşgul etmesinden, kimi yaşadığı kayıplardan, kimi de geleceğe ilişkin belirsizliklerden söz etti.

Konuşmalarımızda gördüğümüz ortak noktalardan biri, kadınların çoğu zaman kendilerinden çok fazla şey beklemeleriydi.

Her şeyi kontrol etmek, doğru kararlar vermek, güçlü kalmak, başkalarını üzmemek ve bir sonraki tedaviye hazır olmak…

Oysa bu süreçte kendi duygularımızı ve ihtiyaçlarımızı da fark etmemiz gerekiyor.

Tedavinin sonucunu her zaman kontrol edemeyebiliriz. Ancak kendimize nasıl davrandığımızı, ne zaman destek istediğimizi ve yaşamımızda kendimize ne kadar yer açtığımızı fark etmeye başlayabiliriz.

Tüp bebek tedavisi yaşamınızın önemli bir parçası olabilir. Ancak yaşamınızın tamamı olmak zorunda değildir.

Psk. Meltem Büyükerdoğmuş

ÇİDER – Tüp Bebek Psikolojik Destek Toplantısı, 03 Kasım 2026
***********************************

Tüp Bebek Tedavileriniz için Çocuk İstiyorum Formu ile bize ulaşabilirsiniz.

 
 

 

Okuyucu Yorumları (0)

Henüz yorum bulunmuyor. İlk yorumunuzu paylaşabilirsiniz.

Yorum Yap