Tüp Bebek  


Çocuk İstiyorum Dayanışma Derneği – Tüp Bebek

Uzun Soluklu Bir Yol Bu…

Uzun Soluklu Bir Yol Bu…

Bu yazıyı yazabileceğimi yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen hep hayal ettim aslında. İnsan karnı burnuna gelmeden hala inanamıyor gerçekleşen mucizeye. Savaşı Kazananlar başlığı altındaki tüm yazıları tek tek okudum uzunca bir zaman, bir kısmını kendi durumuma yakın bulduğum için defalarca hatta. Her yazıda güç buldum, kaybolduğumu sandığım zamanlarda destek aldım o tanımadığım dostlardan. Şimdi bu görevi üstlenmek, yaşadıklarımı ve edindiğim tecrübeleri sizlerle paylaşmak sırası bende, bana bu günleri gösterdiği için tanrıya hep şükrediyorum.

2001de evlendik, o zaman eşim ve ben 31 yaşındaydık. Bir çocuk yetiştirebilme hayalim hep içimdeydi aslında amaderin_doruk_t

evlenince eşim işlerini yoluna koymak için zaman istedi bir süre ve bir sene kadar bekledik. Denemeye karar verdikten sonraki aylarda bir türlü gelmeyen o haber her nedense daha 6 ay dolmadan beni huzursuzlandırmaya başladı. Ve hatta bir süre beklemiş olduğumuzdan ötürü, için için eşime kızıyordum. Olmuyor olmasını bu sabırsızlığa ve endişeye yoruyordu eşim, aslında normal şartlarda haklıydı da. Ama o dönemde arkadaşlarımızdan birer birer gelen hamilelik haberleri ve bir nevi içgüdü beni doktoruma danışmaya itti. Doktorum herşeyin yolunda olduğunu, her ay gayet iyi yumurtladığımı söyledi. Birkaç ay içinde bir rahim filmi istedi benden, eşime de sperm analizi yaptırdı. Her ikisi de iyi idi, bir terslik yoktu. Ama zaman geçiyordu ve ben sanırım bu konuyu hayatımın merkezine çekmiştim çoktan. İnternetten araştırmaya başladım ve site ile tanıştım. Bana hormon testleri yapılmamış olması konusu dikkatimi çekince Ankara’da ziyarette olduğum bir ara, uzun zamandır aile doktorumuz olan ve tesadüfen infertilite doktoru olan bir doktora gittim elimdeki bilgilerimizle. O hormon testleri istedi ve rahim filmini pek beğenmediğini, laporoskopiye ihtiyaç olduğunu söyledi. Ayrıca tam gününde yapılamamış da olsa test sonuçları kısmen azalan bir rezerve işaret ediyordu ve prolaktinim bir miktar yüksekti (…ki bunun kendime yaşattığım stresten kaynaklandığını anladım zaman içinde). Sanırım o günkü şokumu hiç unutmayacağım, bir anda elimde olan herşey yerinden oynamıştı sanki, olumlu tek bir şey düşünemiyordum. Tek bildiğim zamanın su gibi aktığı ve biran önce başlanması gerektiği idi. Laporoskopi oldum, görünürde net bir sorun yoktu, tüpler açıktı. Doktor tüplerde bir gevşeme olduğu gibi bir açıklama getirdi ama sonradan anladık ki sorunun kaynağı bu değilmiş. Bize aşılamalara başlamamızı önerdi, İstanbul’da yaşadığımız için kısa bir araştırma yaptık ve bir başka doktorla yola devam etme kararı aldık.

Aşılama serüvenleri başladı bu kez. Bir iki derken sonuç yok, doktora sorarsanız herşey çok normal, yumurtalıklarda bir sorun yok vs vs. Ama ben neden her denemede aynı dozda az ilaçla aşılama yapıldığını; iğne ile denenmediğini sorgular hale gelmiştim, 3. aşılama da sonuç vermeyince artık tüp bebek denemek istediğimizi paylaştık doktorla. Tüp bebek öncesi histereskopi yapılarak rahmi kontrol edeceğini söyledi doktor, ona da peki dedik. Rahim temizdi bir engel yoktu. Artık iğnelere başlıyorduk ki, okuduklarımı, sitededeki paylaşımları ve yaşadığımız tüm aşamaları gözden geçirince doğru yerde olmadığımızı hissettim yine ve güvendiğimiz bir doktor dostumuza danıştık. O belki de dönüm noktamız olan önerisini yaptı ve Cengiz Bey’e yönlendirdi bizi.

Bu noktada ruh halimi sorarsanız eğer, bir iniyor bir çıkıyordum, sitede okuduğum bilgiler doğrultusunda bitkisel takviyeleri de araştırıyor, civanperçemi içiyordum her gün. Fakat beynimin bir köşesi bana yaşadığım gelgitleri azaltmak zorunda olduğumu söylemeye başlamıştı. Eşim ise gerçek anlamda bana nasıl destek olabileceğini bir türlü kestiremiyordu…bir tür boşluk hali anlayacağınız.

Cengiz Bey’le ilk görüşmenin sonunda doğru yerde olduğumuzu anladık, çünkü dosyama kısaca baktı, ultrasonda sorunu hemen tesbit etti ve tüm netliği ile bize anlattı. O ana dek bir türlü üzerinde durulmayan tek şey yumurtalık rezervim idi aslında ve meğerse bunu hormon testleri dışında doğrulayan en etkin şey ultrasondaki yumurtalık büyüklüğüymüş. Fsh değerlerim hep 9-10 arasını göstermesine rağmen aslında rezerv yaşımın çok altında imiş. Yapılan laporoskopi ve histereskopiyi aklımdan silmemi, aşılamaların yeterli dozda ilaçla hiç denenmemiş olduğunu eğer istersek son bir aşılama ile hem şansımızı bir kez daha denememizi hem de tüp bebek öncesi ilaç dozuna vereceğim cevabı görmek istedi. Aşılamada bu durum tamamen ispatlandı ve mikro serüvenimiz başladı bu defa.
Uzun protokolle başlayan birinci deneme daha toplama bile yapılmadan yarım kaldı çünkü en yüksek dozda iğneye rağmen ortalıkta bir yumurta vardı o da erken gelişmişti. Tedavi iptal edildi. İkinci deneme öncesi yumurtalıkta iğnelere bağlı kist oluştu, küçülmesini bekledik, kısa protokolle bu kez yine bir yumurta büyüyordu, alındı ama döllenemedi. Tanı belli idi, erken yumurta yetmezliği…Yüreğim buruktu, inancımı yüksek tutmaya çalışmama rağmen neredeyse bir buçuk sene içinde yaşanan tüm bu olaylar beni zorluyordu sanki. Devam etmem gerektiğini biliyordum ama nasıl?…

Kendim ile hesaplaşma zamanı sanırım gelmişti, doğru yerde idim ve tedavideki şansımın düşük yüzdesinden de oldukça haberdardım artık. Doktorum benim durumumda olan hastalarda sık aralıklarla yapılan tedaviden başka bir ihtimal görmüyordu. Bunu bir kere kabul edince herşey daha farklı görünmeye başladı bana. Karanlıkta kalan hiçbir nokta yoktu, eğer tedavilerde başarıyı yakalama şansımız az da olsa varsa bunu sadece ilaçlar ve doktor yapamazdı, ben de elimde olana saygı duymayı öğrenmeli, bedenimle barışmalı idim. Rezerv çok az olabilirdi ama kaliteli bir yumurta yakalama şansı hep vardı, sadece denk getirebilmek mesele idi. Yaşım hala olası bir hamilelik için uygundu, rahim düzgündü. O zaman bu yumurta engelini aşmak bana kalıyordu. Yabancı kaynakları da araştırmaya başladım ve mikro denemelerinde bedenin kuvvetli olması gerektiğini, metabolizmanın iyi çalışmasının önemini fark ettim. Beslenmeme özel bir özen göstermeye başladım, o zamana dek biraz ihmal ettiğim proteini almaya başladım, bitkisel takviyeleri araştırdım ve kendime uygun olanları buldum. Bağışıklık sistemimi kuvvetlendirmek için flaxseed oil tabletleri, hormonal dengeyi koruyabilmek için dong quai tabletleri almaya başladım. Dong Quai oluşan kistlerin çabuk temizlenmesinde etkili oldu gerçekten de. Ruhsal açıdan gücümü yeniden kazanabilmek için bir süredir bıraktığım yogaya geri döndüm, her sabah 10 dakika da olsa yapmaya başladım.

Bu bakış açısı bir anda içimde taşıdığım ama açığa çıkaramadığım pozitif duyguları destekledi. Artık tedavilerin kaç kere olacağını, transfer aşamasına ne zaman ulaşabileceğimi düşünmüyordum. Bebekten daha önemli olan şey sağlığımı korumak ve büyük ihtimalle yaşıtlarımdan daha erken karşılaşacağım menapozu sağlam bir bedenle karşılamaktı. Bu süreçte eğer denk gelirse hamile kalabilecektim, zaten tedavileri kesmememizin sebebi de buydu. Üçüncü denemede çabalarım sonuç verdi sanki, ekranda bir yumurta beklerken 2 tanenin sağlıklı büyüdüğünü gördük, istenen zamanda istenen büyüklüğe ulaştılar ve ilk kez döllenme gerçekleşti. Bir yumurta döllenebilmişti ama olsun! Önemli olan attığımız bu minik adımdı. Transfer çok kolay gerçekleşti, iyi kalitede bir embriyomuz vardı ve bekleme sürecinde kendime çok dikkat ettim. Ama sonuç alamadık.

O an fark ettim ki, şimdiye dek ilk kez üzüntüm derin değildi. Bunun benim için bir başarı olduğuna emindim. Zaman önemli değildi, artık arkamda beni kovalayan “geç kaldın hayaletleri” yoktu, bebek gerçekten kalmak istediği gün kalacaktı. O doğru zamanı bekleyecektik biz de sabırla. Epeydir sadece bu işle meşgul olan kafamı dağıtabilmek ve sevdiğim şeylere yönelebilmek için çok istediğim sinema kurslarına başladım.

Birkaç ay sonra yeniden başladık. Ben bu arada yabancı kaynaklarda mikro denemelerinde akupunkturun faydaları üzerine yazılar okudum. Stresi kafamda yenmiştim ama organlarımda biriken yükü kendi kendime atamazdım, eğer metabolizmam daha iyi çalışırsa, vücudumdaki kan akışı daha etkin hale gelirse rahimin de bundan olumlu etkileneceğini ve embriyolar için daha sağlıklı bir ortam oluşturacağını düşünüyordum. Dr. Zuhal Hanım’ın bilgisi ve pozitif enerjisi ve akupunktur seansları bu konuda bana çok yardımcı oldu. Bu tedavide 4 yumurtam oluştu, 2si minikti ama olsun…Toplamada 3 tanesi iyi çıktı ve 2si döllendi. Transfer sonrası 2 minik embriyomla hep gurur duydum. Üç günlük bir dinlenmeyi takiben işime, kursuma geri döndüm, arkadaşlarımla buluştum, sinemaya gittim. Mutlu olmak bedenimi de gevşetiyordu çünkü. Tanrıya hep eğer hayırlısı ise kalmaları için dua ettim, ısrarcılığın bir faydası olmadığını biliyorduk artık. Beslenmeme, kabızlık çekmemeye dikkat etim, bol su içtim, kayısıyı ihmal etmedim. Sonucu almaya yakın adet ağrısı gibi ağrılarım başlamıştı, yine olmadı duygusu birtek o an sardı beni ve hüngür hüngür ağladığımı hatırlıyorum. Fakat ağrılar sürdü test zamanına dek. Hatta geceleri uykumdan uyandırıyordu. Sonucu alacağımız gün kursum vardı ve cebimi sessize almıştım. Elim hiç gitmese de arada baktım ve dr.umdan bir mesaj gördüm: “tebrikler, hamilesiniz…” Hayatımda ilk kez okuduğum şeyi beynimde anlamlandıramadım, hatta bu bir şaka mı diye bile düşündüm, inanır mısınız?

Sonrasını sitede bulunan arkadaşlarım biliyor…tüm dostlarımla hıçkıra hıçkıra paylaştık. Doktorum sonucun yüksek olduğunu ve ikiz olabileceğini söylediğinde hala şaşkındım. Ve evet, iki hafta içinde gördük ki o iki minik embriyomuz bizi bırakmak, birbirlerinden ayrılmak istememişti işte.

Bebeklerimiz yaklaşık iki hafta önce aramıza katıldı. Onlar inanıyorum ki sadece benim değil; benim gibi şansları zor olan arkadaşların da mucizeleri…Sağlıkla kucağımıza aldık ve bunun için elbette çok mutluyuz. Süreç boyunca ben önce tanrıya sonra da daha yerleştirildikleri günden beri onlara çok inandım, güvendim. İnşallah hep iyi haberlerini paylaşmaya devam ederiz sizlerle.

Teşekkür etmem gereken öyle çok insan var ki…bu site ile tanışmam bir dönüm noktasıdır, doktorumuzu bulmam bir başka dönüm noktası. Pozitif gücümü yeniden kazanmam gerektiğini anlamam herşeye bakışımı değiştirdi, Zuhal Hanım ile bunu pekiştirdik. Bu sitede birçok dost edindim, hep yanımda oldular; bana benden çok inandılar.

Bu süreç bir maraton aslında, maratonda birincilikten çok o bitiş çizgisini görebilmek önemlidir. Mücadele sadece bedende değil zihinde de gerçekleşir. Bunu da ancak uzun soluklu olursa başarır koşucu…Siz de kendi temponuzu bulun, ve bitişe kendinizi tüketmeden ulaşacağınıza yürekten inanın.

Herkese en içten sevgilerimle,
Aslı (limonata)

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ