Tüp Bebek Başarı Hikayesi ; Hayatta kısır insan yok ,üreme zorluğu çeken insan var. | Çocuk İstiyorum Dayanışma Derneği - Tüp Bebek
Tüp Bebek  

Tüp Bebek Başarı Hikayesi ; Hayatta kısır insan yok ,üreme zorluğu çeken insan var.

Tüp Bebek Başarı Hikayesi ; Hayatta kısır insan yok ,üreme zorluğu çeken insan var.

Merhaba ;1994 senesin de evlilik hayatımıza başladık. Eşim evliliğimizin 7. ayında daha yeni oluşum bir düşük yaptı. Bursa’ya bir ziyaret esnasında eşimin ablaları tarafından özel bir doktor tavsiye edildi. Rahim filmi çekildi. Kist olduğu görüldü. İlaçlar ile yok edilmeye çalışılırken doktor benimde bir ürologa gözükmesini isteyerek sperm tahlili istemiş. Bende tahlil yaptırdım. Tahlilde normalin altında sperm sayısı 16 milyon çıktı. E vitamini takviyesi yapıldı. Bu arada da eşimin de ilaçlı tedavisi devam etti. Fakat eşimin uzunca bir süre aldığı ilaçlar nedeni ile ruhsal durumu bozuldu ve bir sonuç alamadık. Kafamızda da yüzlerce soru ile ne olacağını düşünmeye çalıştık ama başımıza hiç gelmediğinden kulaktan dolma söylentilere kapılmaya başladık.

Etrafımızın yönlendirmeleri ve tavsiyeleri ile Bakırköy de başka bir özel kadın doğum doktoruna başladı. Bende doktorun Cerrahpaşa hastanesinde ürolog arkadaşına tedaviye başladım. Her iki doktorun bir buçuk sene süren eş zamanlı tedavilerine devam ettik. benim sperm sayım bu tedaviler ile 20 milyona ulaştı. Eşimde devamlı yumurta üretici ve çatlatıcı iğneler oldu. Bu arada değişik laboratuarlarda defalarca benim spermlerim yıkanarak aylarca aşılamalar yapıldı. Aşılama yapılmayan zamanlarda doktor tavsiyeleri ile evde denemeler yaptık. Bütün zamanımız bu tedavilere odaklandı. Her defasında da bir gelişme olmayınca psikolojik çöküntü yaşadık. En sonunda benim renkli Ultrason ile Varikoselime bakıldı. Sağ ve sol damarlarımda birinci derece fazla ilerlememiş VARİKOSEL bulundu. Doktorumuz tarafından şu an için ameliyata gerek olmadığı bildirildi. Bu arada benim ve eşimin kullandığı piyasada bulunmayan ilaçları almak içinde büyük çaba ve paralar harcadık. Bir eczaneden aldığımız ilaç ile başka bir eczaneden aldığımız ilaç fiyatları hiçbir zaman aynı olmadı. Gene buradan da bir sonuç alamayınca bu tedaviyi de bıraktık.

Artık umutlarımız kendimize güvenimiz kalmamış halde ortalarda dolaşıyorduk. Cemiyetlerde ilk iş olarak herkese sorulur (genelde bayanlara), kaç senelik evli olduğunuz, neden çocuk yapmadığınız ve de niçin çocuğumuzun olmadığı gibi sorular bizleri özellikle de eşimi yıprattı. Toplumda kendimizi eksik insan gibi görmeye başladık. Bu durum erkeklerde daha farklı. Daha sağlam yapıya sahip olduklarından ve iş ile ilgilendiklerinden kafaya fazla takılmıyor ama gene de ne olacağı ve neden bize denk geldiğini düşünmeye çalışıyorsunuz içten içe kendinizi kahrediyorsunuz. Dışa vurmamaya eşinizi ikna etmeye çalışıyorsunuz. Ama kadınlar her defasında bu düşünceleri hem kafalarından atamıyorlar hem de dışa vuruyorlar. Maddi açıdan zorlandığınız dan her istediğiniz an yeni bir şeylere ve arayışlara başlayamıyorsunuz.

Bir süre sonra tekrardan tavsiye ile avcılarda özel bir hastanede tedaviye devam kararı aldık. Daha önceden yapılan tüm tahliller incelendi. Burada bir sene içinde bebeğimizi kucağımıza alacağımızı belirterek bizleri bayağı umutlandırdılar. Doktorumuzun arkadaşı olan ürologa sperm sayılarımı telefonda okuduğunda ürolog doktor hemen varikosel ameliyatının olması gerektiğini söyledi. Umutsuz olduğumuzdan sığınacak bir yer aradığımızdan tüm benliğimiz ile doktorlarımıza güvendik ve bulduk buluşturduk ameliyat oldum. Ameliyattan birkaç ay sonra sonuç alınacağını söylediler, hormon tedavilerine başladık. Ama benim sonucum tam bir vukuat oldu. Bazı kişilerde iyi sonuç verirken bazılarında da ters tepki yaratırmış ve sperm sayım 3 milyona düştü. Tam anlamı ile yıkıldık. Aylar geçiyor ama sonuç alınamıyordu. Eşimle oturup konuştum. Uzunca bir ara vermemiz gerektiğini maddi ve en önemlisi ruhsal yönden düzelmem iz gerektiğini. Bu arada yeni evli gibi bu sorunları yaşanmamışcasına bir hayata devam etmemiz gerektiğini zor da olsa eşime kabul ettirdim.

Zaman 1999 senesinin sonlarına geldi. Büyük depremden sonra maddi açıdan ve ruhsal yönden biraz rahatladığımız dan (zamanı da gelmişti) içimizdeki çocuk özlemi çok artmıştı. Bu sefer daha bilinçli şekilde yeni oluşum tüp bebek merkezlerini incelemeye aldık ve tüp bebek merkezlerini belli aralıklarla dolaşmaya başladık.

İlk gittiğimiz merkezde bir saatten fazla sıra bekledik. Tüm tahlillerimizin incelenmesi tam 10 dakika sürdü. Neler yapılacağı konuşuldu. Yeni tahliller için reçete yazıldı. Kısacası ilk görüşme idi. Çıkışta da vezneye davet edildik. O zamanın parası ile ilk görüşmede iyi bir para aldılar ve oradan o an soğuduk. Gördük ki tüp bebek merkezleri talepte fazla olduğundan iş ticarete dökülmüştü.

Bir müddet sonra yeniden ilaçlarımızı aldık ve tedaviye başladık. Önce eşimdeki kisti ameliyat ile aldılar. her şey olumlu gidiyordu. Takip devam etti. Yumurtalar toplandı. Birleştirildi ve rahme 7 adet yumurta yerleştirildi. Eşim 12 gün boyunca hiçbir iş yapmadı. Devamlı yattı. Bende elimden geldiğince bakmaya çalıştım. Canı yiyecek olarak ne istedi ise almaya çalıştım. Ne de olsa bizim için hamilelik başlangıcı idi ve aş eriyor olabilirdi. 12 gün sonunda iyice umutlanmıştık. Ta ki kan tahlilini Mecidiyeköy’de verip sonuç çıkıncaya kadar. Sonuç negatifti. Eşim ağlıyor bende moral sıfır. Binadan çıkıp şuursuzca yürümeye başlamışız. Farkında değiliz. Kendimize geldiğimizde hiç alakası olamayan bir yöne doğru bayağı gitmişiz. O anda inanın hayattan hiçbir şey beklemiyorsunuz. Neden yaşıyoruz, neden yarım insanlık bize denk geldi diyorsunuz. Tahlil sonucu ile doktorumuza uğradık. Tam bilgisini de vermeden ufak bir konuşma ile bizi uğurladı. Eşim artık oturduğumuz semtte hatta İstanbul’da yaşamak istemiyordu. Çünkü unutmaya çalışırken tanıyanlar haberi olanlar devamlı sonucu soruyorlardı. Her defasında da yıkılıyordu. Laf anlatmaya çalışıyordu. İş yerimin de moral izni vermesi ile Afyon kaplıcalarına moral gezisine gidip kendimizi rahatlatmak istedik. Oradaki günler iyi geçti ama İstanbul’a dönünce kara düşünceler eşimin beyninden hiç silinmedi.

Eşim tüm vaktini ev işlerine ve evde İnternet’e girerek geçirmeye çalıştı. Bu arada iş bulduk çalıştı ama kriz nedeni ile sorunlar çıkınca işine son verdik. Eşim İnternet’te gezinirken Çocuk İstiyorum Dayanışma Derneği sitesinde sanaldan üye oldu.  Geçirdiğimiz tüm tedavilerin analizini yapmaya, üzerimizde uygulanan eksik yada gereksiz ne kadar tedavi varsa hepsi ortaya çıkmaya, daha iyi anlamaya başladık. Bu arada eşim deyim yerinde ise doktor olmuştu. Tüm tıbbi terimleri öğrenmiş, tüm doktor adlarını biliyordu. Eşim de kendine yeni bir iş bulmuş çalışıyordu. 

Temmuz ayı başında kendimizi de hazır hissederek yeni hastanemizdeki doktorumuz ile tanışmak için ziyaret ettik tahlillerimize bir göz attı ve yeni tedavimize başladı. Daha önce yaptırdığımız tüp bebek uygulamasında karamsar şekilde doktorumuza gidiyorduk Doktor ve yardımcılarının samimi oluşu, bir konuyu anlatırken öz anlaşılır olarak anlatması manevi olarak insanı çok rahatlatıyor. Ön hazırlıktan sonra yumurtalar toplandı bölüştürüldü ve rahme kondu. Eşim bu sefer yatmadı ve normal hayatına devam etti. Beklenen gün geldi. Hastanede kan verdik. Sonuç akşama belli olacak dendi. Öğlen eve geldik. Yemek yerken eşimin cep telefonu çaldı. Arayan kişi doktorumuzdu. Eşimin dili tutuldu. Ne diyeceğini şaşırdı. Bana da bir şey söylemiyor öylece donuk duruyordu. Eşim hamile imiş. Kan değerleri normalin üstünde çıkmış. Bir hafta sonra kontrole gittik. Ultrasonda 3 tane kalp atışı görüldü. Üçüz gebelik oluşmuştu. Ne yapacağımızı doktorumuza ne diyeceğimizi bilemedik. Bu mutlulukla doktorumuzdan da izin alarak tatile gittik. Sanki hiçbir şey olmamış gibi. Bekleyeceğiz. Tutmadıktan sonra yatsan da tutmaz, tuttuktan sonra zıplasan da düşmez” dediler. 8 ay sürekli kontrollerimiz devam etti. Üçüz gebelik olduğundan anne ve bebeklerin sağlık açısından olumlu gelişmesi için bebeklerde çok detaylı incelemeler yapılarak 10. haftada bir bebeğimizin gelişmesi durduruldu. Artık ikiz anne ve babası olacaktık. Günlerimiz neşe içinde geçiyor hayatımız tamamen değişmişti. Hazırlıklara da başlamıştık. Bebekler 38. haftada alınacaktı. Ama bekleyemediler 36. haftanın başında umutla beklediklerimiz geldi ve 5 nisan sabahı ÖZLEM ve UĞUR adını verdiğimiz bir kız, bir erkek bebeklerimiz Çok mutluyduk ve şaşkındık. Bu küçük hanımefendi ve beyefendinin olması için senelerdir verdiğimiz uğraşının sonucu muydu. Hastane de bir şey anlayamadık ama eve gelince tam bir aile olduğumuzu anlamaya başladık.

Çocuk sahibi olabilmek için öncelikle anne ve babanın ruh halinin düzgün olması, hiçbir zaman çocuğum olmayacak yada neden olmuyor diye beyninde yer etmemesi, etraftan gelecek etkilere kapalı olunması ve de kendi kendilerini araştırarak, doğru yolu bulduracak bilinçli eğitmenlerle eğitmesi gerekli.

Allah kimseyi çocuk için aratmasın vakti zamanı gelince istemeden versin. Hayatta kısır insan yoktur. Üreme zorluğu çeken insan vardır. Çocuk sahibi olamamak çaresi bulunamayacak bir hastalık değildir.

Çocuk sahibi olmamızda bize yardımcı olan herkese teşekkür ederiz.

 

Tüp bebek tedavileriniz için Çocuk İstiyorum formu ile bize ulaşabilir daha uygun koşullarda tedavi olabilirsiniz.

 
  •   
 

 

 

 

 

 

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ