Aktif KonularAktif Konular  Forumu AraArama  YardımYardım
  GirişGiriş
Google
 
 
ÇOCUK İSTİYORUM GENEL TARTIŞMA GURUBU (Kilitli Forum Kilitli Forum)
 Çocuk İstiyorum Forumu : ÇOCUK İSTİYORUM GENEL TARTIŞMA GURUBU
Konu Konu: DOĞAL YOLDAN HAMİLE KALMAK İÇİN Yanıt YazYeni Konu Gönder
Yazanlarda
Mesaj << Önceki Konu | Sonraki Konu >>
ipek2002
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye


Kayıt Tarihi: 07-Ocak-2006
Gönderilenler: 189
Gönderen: 17-Şubat-2006 Saat 14:09 | Kayıtlı IP Alıntı ipek2002

NOT:cicibebe.com dan alınan bir yazı bu
GEBE KALMAK İSTİYOR MUSUNUZ?

İstemelerine rağmen gebelik elde edemeyen çiftlerden bazılarında altta yatan problem uygun zamanda ve yeterli sıklıkta ilişkinin olmaması, ya da uygulanan yanlış yöntemler gibi çok basit nedenler olabilir.

Kadınların herhangi bir ayda gebe kalma olasılıkları %20-25 arasındadır. Çiftler bilgi eksikliği nedeni ile yaptıkları bazı davranışlar yoluyla bu olasılığı azaltabilirler. Kısır olduklarını düşünen bazı çiftlerde alınacak basit tedbirler ve uygulanacak çok kolay yöntemler ile hiçbir tedaviye gerek kalmadan gebelik elde edilebilir.
Uygun zaman
Gebelik isteyen çiftler için cevaplandırılması gereken ilk soru en uygun zamanın ne olduğudur. Düzenli adet gören kadınlarda yumurtlama genelde adet siklusunun 14. gününe denk gelir. (adet kanamasının başladığı günden itibaren 14. gün). Ancak yumurtlama tarihinde sapmalar olabileceği, ve sperm ile yumurta hücresinin kadın vücudu içinde yaşama potansiyeli göz önüne alındığında 9 ile 15. günler arasında gün aşırı cinsel ilişki olması gebelik şansını yükseltir.
İlişkinin her gün önerilmemesinin sebebi erkeğin sperm kalitesini düşürmemektir. Her ilişkiden önce erkeğin en az 48 saat süreyle boşalmaması özellikle sperm sayısı düşük ya da sınırda olan erkekler için yararlıdır. Alınabilecek başka bir önlem de ilişkinin sabah olmasıdır. Boşalmanın olmadığı geceyi takip eden sabah erkeğin sperm düzeyleri en yüksek sayıdadır. Ancak bu ilişkiler yaşanırken "bugün mutlaka ilişkide bulunmamız gerekir" şeklinde stres yaratmak gebelik açısından olumsuz etki gösterir. Bu stresi gidermek için olayı kendi haline bırakmak veya egzersiz, yürüyüş gibi stres giderici faaliyetlerde bulunmak gereklidir. Unutulmamalıdır ki üreme sistemini yöneten bütün hormonlar hem fiziksel hem de ruhsal strese karşı hassasdır.

Uygun Şekil
Gebelik için uygun dönem saptandıktan sonra ikinci aşama cinsel birleşmenin şeklidir. Pek çok pozisyon gebelik için uygun ortam yaratmaz. Normal bir ilişki sonrası gebelik oluşabilmesi için spermlerin vajinaya uygun şekilde bırakılması ve vajinanın spermlerin rahim içine doğru ilerleyebilmesi için uygun pozisyonda durması gerekir. Bu şartları sağlayan pozisyonlar erkeğin üstte olduğu, kadın ve erkeğin yana doğru dönük olduğu pozisyonlar ile kadının diz-dirsek pozisyonunda olduğu şekillerdir. Erkeğin üstte olduğu durumda kadının kalçaları altına bir yastık yerleştirerek pelvisini yükseltmesi spermlerin doğru yönde ilerlemelerine yardımcı olur. Diz-dirsek pozisyonu ise özellikle sperm sayısı düşük olan durumlarda ek fayda sağlar. Oturur pozisyonda, kadının üstte olduğu veya ayakta olan cinsel ilişkiler gebelik elde etmek için uygun değildir.
İnsanlarda cinsel ilişkinin amacı büyük ölçüde haz almak olmasına rağmen biyolojik açıdan primer amacı soyun devamını sağlamak yani gebelik elde etmektir. Bu amaç dışında birleşme doğada sadece insanda ve birkaç türde daha olmaktadır. Gebelik elde etmek isteyen çiftler bu nedenle ilişki esnasında bazı etkinliklerden kaçınmalıdırlar. Bunların başında oral seks gelir. Tükrük içinde bulunan birtakım enzimler ve bakteriler spermlerin dölleme kabiliyetini azaltır, hatta spermlerin ölümüne neden olabilir. benzer şekilde anal seks de sperm aktivitesi üzerinde olumsuz etki yaratabileceğinden bu tür ilişkilerden kaçınılmalıdır. Yine benzer mekanizma ile ilişki esnasında kullanılabilen kayganlaştırıcılar da sakıncalıdır. Özellikle petrol bazlı olan vazelin, masaj yağları gibi maddeler kesinlikle kullanılmamalı, mutlaka kayganlaştırıcı kullanılması gerekiyor ise su bazlı olanlar tercih edilmelidir. Gebelik arzulayan çiftlerin su altında veya içinde ilişkide bulunmaları vajen pH'ı bozulacağından sakıncalıdır. Sıcak su da sperm sayısı ve hareketliliğini bozacağından önerilmez.

İlişki sonrası
Eğer ilişki sonrası kadın hemen ayağa kalkarsa fazla miktarda meni dışarıya kaçacaktır. Spermler rahim ağzına ulaşacak yeterli zaman bulamadıkları için bu durum gebelik elde edilmesi açısından önemlidir. Gebe kalmak isteyen bir kadın ilişkiden hemen sonra ayağa kalkıp idrar yapmaya ya da yıkanmaya gitmemelidir. İdeal olan kalçalarının altına bir yastık koyarak 20-30 dakika kadar yatmasıdır. Erkek de meni kaçağını azaltmak için birkaç dakika kadar kendini geri çekmemelidir.
Vajina dışarıdan kulanılan herhangi bir maddeye gereksinim duymadan kendi kendini temizleyebilen ve uygun ortamını yaratan bir organdır. Adet kanaması ve ilişki sonrasında dahi vajina sağlıklı kalabilmek için kendi önlemini alır.(Eğer ilişkiden sonra kötü bir koku duyuluyor ise bu enfeksiyonun belirtisi olabilir ve doktor kontrolü gerekir). Sadece gebelik isteyenlerde değil hiçbir kadında vajinal duş önerilmez.İlşiki öncesi yapılan duş vajen pH'ını değiştireceğinden gebelik şansını olumsuz yönde etkiler. Spermin yaşama şansı tehlikeye girer, ilişkiden hemen sonra yapılan duş ise spermleri ortamdan uzaklaştıracağından, şansı azaltır. Ayrıca duş, bakterileri kadın üreme sistemi içinde yukarılara doğru zorlayarak enfeksiyon ve dolayısı ile infertilite şansını arttırır.

Özet
·Gebe kalmayı planladığızda 3 ay öncesinden korunmayı bırakın
·Gebe kalmak için en uygun zamanda gün aşırı ilişkide bulunun
·Gebelik için uygun dönemdeki ilk ilişkiden önce ve iki ilişki arasında erkeğin en az 48 saat boşalmaması gerektiğini unutmayın
·Sabah erken saatte ilişkide bulunun
·Kayganlaştırıcı kullanmayın
·Hiçbir zaman ve asla vajinal duş yapmayın
·Vajinanın doğal duruşunu sağlayan gebelik için uygun pozisyonları tercih edin
·Alternatif seks yöntemlerinden uzak durun
·Su altında ilişkide bulunmayın
·İlişki sonrası erkek 1-2 dakika geri çekilmemeli, kadın ise 20-30 dakika yatar pozisyonda kalmalıdır.





Düzenleyen ipek2002 05-Nisan-2006 Saat 09:26
Yukarı Dön Göster ipek2002's Özellikler Diğer Mesajlarını Ara: ipek2002
 
ipek2002
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye


Kayıt Tarihi: 07-Ocak-2006
Gönderilenler: 189
Gönderen: 17-Şubat-2006 Saat 14:11 | Kayıtlı IP Alıntı ipek2002

BEBEĞİ ENGELLEYEN ARIZA

Çocuğu olmayan her 100 kadından 5'ini ilgilendiren sorun bulundu: Stres hormonu, enzim eksikliği nedeniyle işlevini yitirince, erkeklik hormonu artıyor, bebek olmuyor

BBC - LONDRA - Hormon üretimindeki bir hatanın kadınları annelikten mahrum bıraktığı saptandı. Bilim adamları, çocuğu olmayan her 100 kadından beşinin bu hormonal sorun nedeniyle hamile kalamadığını tahmin ediyor. Bu aksaklık ayrıca düşük, obezite, aşırı tüylenme ve düzensiz âdetlere de yol açabiliyor.
Britanya'daki Birmingham Üniversitesi'nden bir grup bilim adamı, stres hormonu olarak bilinen 'cortisol' ile kısırlık arasındaki ilişkiyi araştırdı.

Beden stresli durumlarla karşı karşıya kaldığında cortisol devreye girerek depolanmış enerjiyi serbest bırakıyor ve kasları harekete geçmek üzere hazırlıyor. Cortisol aynı zamanda vücutta enfeksiyon ve yaralanma olduğu zamanlar devreye giriyor. Aktif cortisol, vücuttaki belirli enzimler sayesinde aktif olmayan şekle, cortison'a çevrilebiliyor.

Araştırmalar sonucunda kimi insanlarda bu enzimler mevcut olmadığından, cortisol hormonunun gerektiği gibi işlev gösteremediği, polisystic ovary syndrome (polisistik yumurtalık sendromu) adı verilen bu durumun ise erkeklik hormonu testesteronun aşırı üretimine neden olduğu anlaşıldı.

Benzer hormon verilebilir
Uzmanlara göre bu sorun, kadınlara aynı görevi gören, bedenin dönüştürebileceği benzer hormonlar verilerek aşılabilir; hormon tedavisiyle aşırı testesteron üretiminin önüne geçilebilir. Araştırmayı yürüten ekipten Prof. Dr. Paul Stewart, "Kısırlık binlerce kadın için büyük bir sorun. Elde ettiğimiz sonuçlarla bu kadınların bir kısmına yardım edebilirsek, önemli bir adım atmış sayılırız" dedi. Ancak Prof. Dr. Stewart, tedavi aşamasına gelmek için daha geniş araştırmalar gerektiğini de sözlerine ekledi.
Kadınlarda polisistik yumurtalık sendromuyla ilgili araştırmanın detaylı bilgileri, Britanya'da yayımlanan Nature Genetics dergisinde yer aldı.



Düzenleyen ipek2002 02-Mart-2006 Saat 11:11
Yukarı Dön Göster ipek2002's Özellikler Diğer Mesajlarını Ara: ipek2002
 
ipek2002
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye


Kayıt Tarihi: 07-Ocak-2006
Gönderilenler: 189
Gönderen: 17-Şubat-2006 Saat 14:16 | Kayıtlı IP Alıntı ipek2002

SAATLERE GÖRE İNSAN VÜCUDUNUN DURUMUNU VE GEREKSİNİMLERİNİ SIRALAYAN ALMAN UZMANLAR, ÇOCUK YAPMAK İÇİN EN UYGUN SAATİN ÜREME HORMONLARININ ETKİN OLDUĞU 06.00 OLDUĞUNU AÇIKLADILAR.

Bilimadamları, seksten beslenmeye, spordan hobi ve eğitime kadar insan için en uygun ve verimli saatleri yıllar süren araştırmalar sonucu ortaya çıkardılar. Saatlere göre insan vücudunun durumu ve gereksinimleri şöyle sıralanıyor:

01.00: Kan ve idrardaki ürik asit bu saatte doruğa çıkar. Gut hastaları en yoğun ağrıları bu saatte çekerler.

02.00: Mesanenin işlevini sınırlayan Vasopressin hormonu devreye girerek, gece yarısı sık sık tuvalet ihtiyacının ortaya çıkmasını engeller.

03.00: Astımlıların kriz saati. Adrenalin iyice düşer, nefes boruları daralır, kasılmaları sağlayan histamin maddesi yayılır. Bu yüzden astım ilaçlarının yatmadan önce alınması gerekir.

04.00: Uykunun en derin olduğu bu saatte kan dolaşımı en azami noktaya düşer. Organlara oksijen ve besin dağılımı azalır. Kan dolaşımı da düştüğünde bazı organlarda işlev bozuklukları ortaya çıkabilir.

05.00: Uyku hormonu Melatonin bütün vücudu etkisi altına alır. Bu nedenle saat 05.00’te kalkmak insanlara çok güç gelir.

06.00: Kalp atışlarını hızlandıran hormanlar yayılır. Kadın ve erkeklerde üretkenlik bu saatte doruk noktasındadır.

07.00: İltihaplanmayı engelleyen hormanlar bu saatte en etkisiz dönemdedirler. Bu nedenle romatizmal hastalıkları olanların ağrıları artar.

08.00: Kan basıncı ve vücut ısısı artarak stres hormonu Cortisol’un yükselmesi sağlanır. Kalp krizi tehlikesi bu saatte daha yoğundur. Migren ağrıları da bu saatte artar.

09.00: Midenin en iyi hazmettiği saattir. Bu nedenle kahvaltının bu saatte yapılması öneriliyor.

10.00: Beynin algılama gücü artar. Vücut dirençlidir. Sınav ve konferanslar için en uygun saattir.

11.00: Direnç gücü düşmeye başlar. Bulaşıcı hastalıklardan korunmak gerekir.

EN SICAK İLİŞKİLER 17.00’DE

12.00: Kan basıncı arttığından felç geçirme riski vardır. Temiz havada gezinti ve dinlenme önerilir.

13.00: Mide yoğun çalışmaya başlar. İdrar üretimi artar. Sık sık tuvalet ihtiyacı duyulur.

14.00: Hazım nedeniyle yorgunluk meydana gelir. Bu saatte dinlenmek gerekir. Kaza riski artar.

15.00: Ağrı duyma hissi bu saatte iyice düşer. Doktora gitmek için en uygun saat.

16.00: Beynin algılama gücü artar. Hafıza keskinleşir. Dil kursu için en uygun saat.

17.00: Sıcak ilişkiler en çok bu saatte yaşanır.

18.00: Yorgunluk başlar. Alkol tüketilmemesi önerilir.

19.00: Bu saatte tat ve duyu hissi daha da gelişeceğinden yemekler büyük bir iştahla yenilir.

20.00: Romatizma ve alerji ilaçları bu saatte alınmalıdır. Mide asidi bu saatte çok yüksektir.

21.00: Zevk alma hissi artar. Müzik dinleme ve tv izleme gereksinimi ortaya çıkar. Enzimler arttığından alkol tüketimi büyük sorun yaratmaz.

22.00: Bağışıklık sistemi en yoğun bu saatte çalışır. Ancak acı ve ağrı hissi de bu saatte daha güçlüdür.

23.00 Adrenalin düştüğünden direnç azalır. Uyku hormonu Melatonin artar. Uyunması önerilir. Gece hayatını sevenlerde bu hormon daha geç salgılanır.

00.00: Uyku sırasında beyin yorgunluğunu giderir. Saç ve kıllar uzar. Hamile kadınların sancıları da genellikle geceyarısı gelir.

Kaynak Hürriyet


Düzenleyen ipek2002 02-Mart-2006 Saat 11:14
Yukarı Dön Göster ipek2002's Özellikler Diğer Mesajlarını Ara: ipek2002
 
ipek2002
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye


Kayıt Tarihi: 07-Ocak-2006
Gönderilenler: 189
Gönderen: 17-Şubat-2006 Saat 14:18 | Kayıtlı IP Alıntı ipek2002

"DOĞURGANLIĞI ARTIRMANIN 10 YOLU"


En çok istediğimiz şeyler, sahip olamadıklarımızdır. Hele de iş çocuk sahibi olmaya gelince... Yapılan yeni bir araştırma, eskiden inanılanın aksine, doğurganlığın 35 yaşından itibaren değil, 27 yaşından itibaren azalmaya başladığını gösteriyor. Bu da, çocuk sahibi olmak için doğru yaşın ne olduğu konusunda yeni tartışmalar ortaya çıkarıyor. Buna karşılık modern kadın, çocukltan önce kariyerini düşündüğünden, doğurganlığı uzatmanın yolları aranıyor.

İstatistikler, hamile kalmakta zorlanan her 6 kadından birinin probleminin, Fallop tüplerinin tıkanıklığı gibi tıbbi nedenlerden ziyade, açıklanamayan bir kısırlıktan ileri geldiğini gösteriyor. Ancak Surrey Üniversitesi'nce yapılan yeni bir araştırmada, bu açıklanamayan kısırlığın, aslında o kadar açıklanamaz olmadığı ortaya çıktı. Buna göre, çiftler hayat tarzlarını ve beslenme şekillerini değiştirip, vitamin ve mineral takviyesi yaparak hamile kalma olasılıklarını yüzde 80 artırabiliyorlar.

Hamile kalmak istiyorsanız ve bunu engelleyen tıbbi bir sebep yoksa, belki siz de hayatınızda birtakım değişiklikler yapma yoluna gitmelisiniz. İşte önerilerimiz:

BİR BESLENME UZMANINA GÖRÜNÜN

Bir tahlil yaptırıp beslenme uzmanına görünmenizde fayda var. Beslenme uzmanı, sizde hangi vitamin ve minerallerin eksik olduğunu saptayabilir ve size uygun bir beslenme programı hazırlayarak, eksikliğini çektiğiniz bu maddeleri içeren besinleri, diyetinize ekleyebilir. Böylece yaklaşık 4 aylık bir sürede, eski dengenize kavuşabilirsiniz.

VİTAMİN VE MİNERAL TAKVİYESİİ YAPIN

Besinler bir zamanlar daha besleyiciydi. Bugünse, katkı maddelerinden ve diğer sebeplerden dolayı besinler eskisi kadar besleyici değil. Bu nedenle de dengeli beslenmenin yanı sıra, vitamin ve minerallerle de kendinizi takviye etmeniz gerekiyor.

Eğer size özel hazırlanmış bir beslenme programı edinme şansınız yoksa, uzmanların tavsiyesine uyarak, günlük 1000 mg keten tohumu ya da yağı, 1000 mg C vitamini, çinko sitrat ya da amino asit şelatı (günlğk toplam 30 mg çinko) ve hamileler için tasarlanmış bir multivitamin almanızda fayda vardır.

ETİKETLERİ OKUYARAK ZARARLI YAĞLARI KESİN

Vücut yağa da ihtiyaç duyar ve her yağ tipi zararlı değildir. Örneğin somon, sardalya ve uskumru gibi yağlı balıklarda bulunan omega 3 ve omega 6 yağları son derece faydalıdır. Bu yağlar, hem kadın, hem de erkek doğurganlığı üzerinde son derece etkilidir. Çünkü hücre zarındaki akışkanlığı düzenler ve hücrelerin işlevselliğini sağlar.

Buna karşılık hidrojenli ve kısmi hidrojenli yağlar (mesela margarinlerde bulunur) ile et ve süt ürünlerinde bulunan doymuş yağlardan uzak durmanız gerekiyor. Çünkü bunlar, gerekli yağların vücut tarafından emilimini engelliyor.

Kısaca, market alışverişiniz esnasında ürün etiketlerini okuyun.

KİLO DOĞRGANLIKLA İLGİLİ BİR KONUDUR.

İş doğurganlığa gelince, çok zayıf olmak da, çok şişman olmak kadar kötüdür. Her iki durum da hamile kalma yetinizi azaltır.

Yapmanız gereken şey; sağlıklı beslenmek, düzenli egzersiz yapmak ve vücut kütle endeksinizi 20 ila 25 arasında tutmaktır. Egzersiz için, aerobik egzersizlerle beraber yapılacak hafif ağırlık çalışmaları tavsiye edilir.

SİGARAYI AZALTIN

Sigara içmek, zehirli bir metal olan kadmiyumdan yüksek seviyelerde üretilmesine sebep olur. Bu da vücuttaki çinkoyu yokeder.
Araştırmalar, sigaranın kadınlarda erken menopoza, erkeklerde ise düşük sperm sayısına sebep olduğunu gösteriyor.

ALKOL VE KAFEİNİ AZALTIN

Araştırmalar, ne kadar çok içerseniz, hamile kalma ihtimaliniz de o denli azaldığını gösteriyor. Aynı şey kafein için de geçerli. Günde tek bir kahve içmek bile, doğurganlığı azaltıyor.

TATİL YAPIN

Pek çok kadın tatilde hamile kalır. Neden? Çünkü tatil, gevşemeyi sağlar. Stress, doğurganlığın düşmanıdır ve stresten uzak kalmanızı sağlayan her şeyi yapmakta fayda var (alkolü buna dahil etmiyoruz tabii ki). Refleksoloji, homeopati, akupunktur ve yoga gibi alternatif terapiler, duygusal açıdan rahatlamanızı sağlayabilir.

SABIRLI OLUN

Beslenme ve hayat tarzınızda değişiklik yaptıktan sonra, bunların etkisini gösterebilmesi için en az 4 ay süreye ihtiyacınız var. Bu nedenle sabırlı olun ve acele etmeyin.

DAHA İYİ SEKS

Tabii tüm bu değişikliklere odaklanırken, işin en önemli kısmını da unutmayın. Seksten bahsediyorum. Her akşam değil ama. Spermler futbolcular gibidir. Onlara dinlenmek için yeterince zaman tanımazsanız, yedek kulübesine göndermek zorunda kalırsınız.

NE YİYORSANIZ, OSUNUZ

Kadının doğurganlığı için en önemli mineral çinkodur ama çoğu kadında da, olması gerekenden daha az bulunur. Bunun nedeni günümüzde besinlerin çok fazla işlem görmesidir. Örneğin buğdayda çinko bulunmasına rağmen, bunun yüzde 80'i ekmek yapımı sırasında kaybolur.

Çinko açısından zengin besinler arasında mango, kabak çekirdeği ve balık bulunur. Afrodizyak etkileriyle tanınan istridyeler zengin bir çinko kaynağıdır.




Düzenleyen ipek2002 02-Mart-2006 Saat 11:19
Yukarı Dön Göster ipek2002's Özellikler Diğer Mesajlarını Ara: ipek2002
 
ipek2002
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye


Kayıt Tarihi: 07-Ocak-2006
Gönderilenler: 189
Gönderen: 17-Şubat-2006 Saat 14:23 | Kayıtlı IP Alıntı ipek2002

http://www.dinibilgiler.org/detay.asp?Aid=1449
adresinden alıntıdır

ÇOCUK SAHİBİ OLMAK İSTEYENLER VEYA HERHANGİ BİR DİLEĞİ OLANLAR ŞUNLARI YAPMALIDIR:



1- İstiğfar Okumalı.

Malım çok, ama çocuğum olmuyor. Ne yapayım?) diyen kişiye, bir sahabi istiğfara devam etmesini söyledi. O da günde 700 defa istiğfar okurdu. Nihayet on çocuğu oldu. Hasan-ı Basri hazretlerine, kıtlıktan, fakirlikten, çocuğunun olmadığından şikayette bulunuldu. Hepsine de istiğfar etmesini söyledi. Sebebi sorulunca, Kur’an-ı kerimden üç âyet-i kerime okudu. Meali şöyle:
(Çok affedici olan Rabbinize istiğfar edin ki, gökten bol yağmur indirsin; size, mal ve oğullar ile yardım etsin, sizin için bahçeler, ırmaklar versin.) [Nuh 10-12]

Çocuklarını idarede sıkıntı çeken bir sahabiye Peygamber efendimiz, (Neden istiğfar etmiyorsun? Ben günde yüz defa istiğfar ederim) buyurdu.

İstiğfar edileceği zaman yüz defa (Estağfirullah min külli ma kerihallah, Estağfirullah elazim ellezi la ilahe illa hüvel hayyel kayyume ve etubü ileyh) demeli ve manasını düşünerek söylemeli.

Manası şöyledir: (Razı olmadığın şeylerden yaptıklarımı affet ve yapmadıklarımı yapmaktan koru. Kendisinden başka ilah bulunmayan hay, kayyum ve azim olan Allah’a istiğfar eder ve günahlarıma pişman olup Ona sığınırım.) [Azim, zatı ve sıfatları kemalde, Hay, ezeli ve ebedi bir hayatla diri olan, Kayyum, zatı ile kaim olan, yarattığı her şeyi varlıkta durduran demektir.]


2- Dileğine kavuşmak için, iki rekat namaz kılıp, sevabını Silsile-i aliyye denilen âlimlerin ruhuna hediye etmeli, bunların hürmeti için diye dua etmeli.

Mesela, “Ya Rabbi, hayırlı bir çocuk nasip eyle” diye dua edip, “Bu duamı silsile-i aliyye büyükleri hürmetine kabul eyle” demeli. (Mekatib-i şerife)

Sabah ve yatsı namazından sonra silsile-i aliyyenin isimlerini, sonra Fatiha okuyarak ruhlarına gönderip, onları vesile ederek yapılan dua kabul olur. Tecrübe edilmiştir.

3- Âyât-i hırz, usulüne uygun okunur ve yanında taşınırsa, murat hasıl olur.

4- Adakta bulunmalı.

Mesela, (Şununla evlenirsem, sevabı Seyyidet Nefise hazretlerine olmak üzere, Allah için, üç Yasin okumak nezrim olsun) denince, bu dileğin kabul olduğu tecrübe edilmiştir.

5- Dua izinli okunmalı!

Bir hacetin hasıl olması için dua okunurken, tesir etmesi, üstadın izni ile okumalı. Üstad vefat etmişse, kitabından öğrenip okumak da izin almak olur. İzin alan, izin verenin vekili olur. Vekilin okuması, üstad gibi tesirli olur.

6- Bir dileği olan aşağıdaki duayı okumalıdır.

Kör bir zat gelip, (Ya Resulallah! Allahü teâlâya dua et, gözlerim açılsın) dedi. Peygamber efendimiz de, (Kusursuz bir abdest al! Sonra, ya Rabbi! Sana yalvarıyorum. Sevgili Peygamberin Muhammed aleyhisselamı araya koyarak, senden istiyorum. Ey çok sevdiğim Peygamberim Muhammed aleyhisselam! Seni vesile ederek, Rabbime yalvarıyorum. Senin hatırın için kabul etmesini istiyorum. Ya Rabbi, bu yüce Peygamberi bana şefaatçı eyle! Onun hürmetine duamı kabul et) duasını okumasını söyledi. O da, abdest alıp dua etti. Hemen gözleri açıldı. [Tirmizi]

Bu duayı okuyanlar, maksatlarına kavuşmuşlardır.

Namaz kılmayanın, haram işleyenin ve kalbi gafil olanın duası kabul olmaz. Ehl-i sünnet itikadında olmayanın okuması fayda vermez. Hak teâlâ, her şeyi bir sebep ile yaratmaktadır. Bir şeye kavuşmak isteyen, o şeyin sebebine yapışmalıdır. Rabbimiz, insana sıhhat, şifa vermek için, dua etmeyi, sadaka vermeyi ve ilaç kullanmayı sebep yapmıştır.

Duanın kabul olması için

Duanın kabul edilmesi için bazı şartlar vardır. Duanın kabul edileceğinden şüphe etmemeli, şartlarına riayet edilip edilmediğinden şüphe etmelidir. Gereken şartlara riayet etmeden duanın kabul edilmesini beklemek uygun olmaz.

Önce çalışmak, sonra dua dinin esası!
Kabul edilir ancak, çalışanın duası!

Duanın kabul edilmesi için şartlardan bir kısmı şöyle:
* Haram lokmadan sakınmalıdır!

* İtikadı düzgün olmalıdır.

* Dualarım niçin kabul olmuyor dememelidir.
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Allahü teâlâ, duanızı kabul eder. Dua ettim, hâlâ duam kabul olmadı diye acele etmeyiniz! Allahü teâlâdan çok isteyiniz! Çünkü kerem sahibinden istiyorsunuz.) [Buhari]

İstenilen şeyin olmaması, duanın kabul olmadığını göstermez. Onun için duaya devam etmelidir! Duanın kabulünün gecikmesinin başka sebepleri de vardır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Mümin dua edince, Allahü teâlâ, Cebraile, "Ben onu seviyorum, isteğini hemen yerine getirme!" Facir, [günahkâr] dua edince de "Ben onun sesini sevmiyorum. İsteğini hemen yerine getir" buyurur.) Şu halde, duanın kabulünün gecikmesi zararlı değildir.

* Bela gelmeden önce çok dua etmelidir.

* Duaya hamd ve salevatla başlamalıdır.

* Yalvararak dua etmelidir.

* Sebeplere yapışmadan istemek kuru bir temennidir.
Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Çalışmadan dua eden, silahsız harbe giden gibidir.) [Deylemi]

* Günah işlemeyen dil ile dua etmelidir.
Peygamber efendimiz, (Allahü teâlâya günah işlemeyen dil ile dua edin) buyurdu. Böyle bir dilin nasıl bulunacağı sual edilince, (Birbirinize dua edin! Çünkü ne sen onun, ne de o senin dilinle günah işlemiştir) buyurdu. [Tergibüs-salât]

* İsm-i a’zam ve esma-i hüsna ile dua etmelidir.

Duayı yalnız namazlardan sonra ve belli zamanlarda yapmak mekruhtur. Her fırsatta dua etmelidir! Bilhassa şerefli vakitleri ve şerefli halleri kaçırmamalı, fırsat bilmelidir!

Duanın makbul olduğu zamanlar

Ezan okunurken ve ezan ile kamet arasında yapılan dua. Kur’an okunurken, Kur'an-ı kerim hatmedilince, Kâbe-i şerifi görünce, yağmur yağarken, düşmanla karşılaşınca, zulme uğrayınca, cemaat halinde iken, farz namazlardan sonra, kalbinde incelik hissettiği an, Esma-i hüsna ile, ism-i a'zam ile dua edince, seher vakti, yalvararak dua etmek, Bid’atlerden sakınmak, gafil olmamak, uyanık olmak, helal yemek, haramlardan kaçmak, Cuma günü ve gecesi, Recebin ilk, Şabanın 15. gecesi, Bayramın birinci geceleri, Arefe günü, Ramazan gün ve geceleri, iftar zamanı edilen dualar makbuldür.

Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
(Ezanla kamet arasında dua makbuldür.) [Tirmizi]
(Kur'anı hatmedenin duası makbuldür.) [Beyheki]

(Rikkat halinde duayı ganimet bilin.) [Deylemi]
(Hac yapanların, duaları kabul olur.) [Taberani]

(Kur’an ve ezan okunurken, düşman ordusuyla karşılaşınca, yağmur yağarken, zulme uğrayınca dualar kabul olur.) [Taberani]

(Bir cemaatten bir kısmı dua eder, ötekiler de amin derse o duayı, Allah kabul eder.) [Hakim]

(Beş vakit namazlardan sonra yapılan dua kabul olur.) [Buhari]
(İsm-i a’zamla edilen dua makbuldür.) [İ. Mace]

(Her gece seher vakti, Allahü teâlâ buyurur ki: İstiğfar eden yok mu, affedeyim. İsteyen yok mu, vereyim, duasını kabul edeyim.) [Müslim]

(Allahü teâlâya yakararak edilen dua makbuldür.) [Ebu Ya’la]
(En efdal dua, Arefe günü yapılandır.) [Beyheki]

(Şu beş gecede yapılan dua kabul olur: Regaib, Berat ve cuma gecesi ile Ramazan ve Kurban bayramının birinci gecesi.) [İbni Asakir]

(Bid'at ehlinin duası kabul olmaz.) [İbni Mace]
(Gafletle yapılan dua kabul olmaz.) [Tirmizi]
(Bir lokma haram yiyenin, kırk gün duası kabul olmaz.) [Taberani]


7- Hacet namazı kılmalı.
Hacet namazı birkaç şekilde kılınır:
a- Eshab-ı kiramdan Osman bin Huneyf hazretleri anlatır: Gözleri görmeyen bir kimse, gözlerinin açılması için Resulullaha ricada bulundu. Peygamber efendimiz buyurdu ki:
(Abdest alıp iki rekat namaz kıl, sonra şöyle dua et!: "Allahümme inni eselüke ve eteveccehü ileyke binebiyyi Muhammedin sallallahü aleyhi ve sellem nebiyyirrahmeti." Daha sonra gözlerinin açılması için "Ya Rabbi, Resulünün hürmeti için gözlerimi aç!" diye dua et!) [Nesai]
O kişinin, namaz kılıp dua ettikten sonra, gözlerinin açıldığını gördük. (Tergib)

b- Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Allah’tan veya insanlardan bir isteği olan, güzelce abdest alıp iki rekat namaz kılıp Sonra Allahü teâlâya hamd etsin, Resulüne salevat getirsin sonra şu duayı okusun! (La ilahe illallah-ül-halim-ül-kerim. Sübhanallahi Rabb-il-arş-il-azim. Elhamdü lillahi Rabbil âlemin. Eselüke mucibati rahmetike ve azaimi mağfiretike vel ganimete min külli birrin vesselamete min külli ismin la teda li zenben illa gafertehü vela hemmen illa ferrectehü vela haceten hiye leke rıdan illa kadayteha ya erhamerrahimin.) [Bu duayı İslam harfleriyle yazıp doğru olarak okumak gerekir.]

Hacet namazı iki, dört veya oniki rekat olarak kılınır. Birinci rekatta Fatihadan sonra üç kere Âyet-el kürsi okunur, diğer rekatlarda Fatiha ile birer kere İhlas ve Muavvizeteyn [yani iki kuleuzü] okunur. Yahut her rekatta Fatiha, Âyet-el-kürsi ve İhlas okunur.

c- Bir başka hacet namazı da şöyle:
Yatsı namazını kılıp vitri kılmadan önce, dört rekat namaz kılınır. Birinci rekatta bir Fatiha, üç kere Âyet-el-kürsi okunur. İkinci rekatta Fatihadan sonra üç kere İhlas ve Muavvizeteyn okunur. Üçüncü rekatta ilk rekatta okunanlar okunur. Dördüncü rekatta ise ikinci rekatta okunanlar okunur. Namazdan sonra dileğini ister. (İmad-ül-islam)

Türkçe olarak şöyle dua etmek de olur:
(Ya Rabbi! Sana yalvarıyorum. Âlemlere rahmet olarak gönderdiğin Sevgili Peygamberin Muhammed aleyhisselamı araya koyarak, senden istiyorum. Ey çok sevdiğim Peygamberim Muhammed aleyhisselam! Seni vesile ederek, Rabbime yalvarıyorum. Senin hatırın için kabul etmesini istiyorum. Ya Rabbi! Bu yüce Peygamberi bana şefaatçi eyle! Onun hürmetine duamı kabul et!)
Bu duayı müslümanlar, her zaman okuyup maksatlarına kavuşmuşlardır. Bu duaları bir kere okuyup bırakmamalı, kırk gün kadar devam etmek iyi olur.

Erkek çocuk olması için:
Duanın kabul olması hakkında yazıda bildirdiğimiz gibi düzgün itikada sahip olup, haramlardan kaçıp, dinimizin emrine uyanın ve şartlarına uygun dua edenin duası muhakkak kabul olur. Böyle salih bir kimse, yatağa girince, önce İhlas suresini okur. (Ya Rabbi, bana bir oğul ihsan edersen ismini Muhammed koyacağım) der. Böyle dua edenin, Allahü teâlânın izniyle erkek çocuğu olur. (Şir’a şerhi)

Yine aynı kitaptaki hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Hanımı hamile iken, elini onun karnına koyup, “Bismillahi ahadis samed ellezi lem yelid ve lem yuled. Ya Rabbi, bu çocuğun ismini Muhammed aleyhisselamın hürmetine, Muhammed koydum” derse, bu çocuk erkek olur.)

Yine aynı kitapta, (Kadın, hayzdan temizlendikten sonra beş gün içinde hamile kalırsa, çocuğu erkek olur. Beşinci günden sekizinci güne kadar olursa kız olur) deniyor.


Düzenleyen ipek2002 02-Mart-2006 Saat 11:27
Yukarı Dön Göster ipek2002's Özellikler Diğer Mesajlarını Ara: ipek2002
 
ulfet
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye


Kayıt Tarihi: 07-Ocak-2006
Gönderilenler: 22922
Gönderen: 17-Şubat-2006 Saat 14:34 | Kayıtlı IP Alıntı ulfet

TESEKKURLER IPEK
INSALLAH BIZIMDE DUALARIMIZ KABUL OLUR
Yukarı Dön Göster ulfet's Özellikler Diğer Mesajlarını Ara: ulfet
 
ipek2002
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye


Kayıt Tarihi: 07-Ocak-2006
Gönderilenler: 189
Gönderen: 17-Şubat-2006 Saat 15:37 | Kayıtlı IP Alıntı ipek2002

HAMİLE KALMAK MI İSTİYORSUNUZ?

Yumurtaları az olduğu için hamile kalmakta zorlanan kadınlar doğal yollara başvuruyor. Bu yöntemler arasında açık havada yürüyüş de var.


DOĞAL YOLLARLA HORMON TEDAVİSİ

Eğer hamile kalmak istiyor ama başarılı olamıyorsanız bazı doğal yöntemlerden yararlanabilirsiniz.

Birçok kadın istenmeyen gebeliklerle baş etmeye çalışırken yine birçok kadın istediği halde çocuk sahibi olamıyor. Bir kadının kısır olduğuna karar vermek için iki yıl boyunca düzenli bir ilişki içinde hamile kalmamış olması gerekiyor. Bu durumda uygulanabilecek birçok tedavi yöntemi var. Bir kadının hamile kalmakta güçlük çekmesi genellikle hormon yetersizliğinden kaynaklanıyor. "Doğal Doktor" adlı kitabın yazarı Alfred Vogel'in bu konuda doğal bazı önerileri var.

DOĞAL ÖNLEMLER
Vogel'a gore böyle bir durumda yapılabilecek iki şey var. Bunlardan birincisi vücudu, hormon üretimini arttıracak şekilde uyarmak. Bunun için birbiri ardına sıcak ve soğuk banyo yapmak etkili olacaktır. Bedenin alt kısmını sık sık bu şekilde yıkamak hamile kalmak için çok etkili bir yöntemdir. Aynı şekilde, kan dolaşımını hızlandıran her şey kanın karın bölgesinde toplanmasını sağlayacak ve bu da vücudun hormon üretimini arttıracaktır. Öte yandan buğday ve buğday filizi kürü de dolaşım sistemini harekete geçirir. Ayrıca, açık havada derin nefes almak, hareket etmek, yürüyüş veya spor yapmak da çok etki li olur. Ancak esas önemli olan kişinin normal, sağlıklı ve stressiz bir hayat sürmesidir. Bu önlemler bir hekimin yürüteceği hormon tedavisi kadar etkili ve hızlı olamayacaktır muhakkak ki ama bu yöntemlerle o türden bir tedavinin yan etkilerine de maruz kalmazsınız.

Düzenleyen ipek2002 02-Mart-2006 Saat 11:29
Yukarı Dön Göster ipek2002's Özellikler Diğer Mesajlarını Ara: ipek2002
 
ipek2002
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye


Kayıt Tarihi: 07-Ocak-2006
Gönderilenler: 189
Gönderen: 17-Şubat-2006 Saat 16:06 | Kayıtlı IP Alıntı ipek2002

İSTEDİĞİNİZ AYDA HAMİLE KALIN
Planlı hamilelik özellikle kariyer yapma çabasındaki çalışan çiftler için büyük önem taşıyor. Ama "Artık bebek sahibi olmanın zamanı geldi diyorsanız fazla vakit kaybetmeden Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Murat Taşdemir'in önerilerine kulak verin.
Günümüz koşulları hemen hemen her alanda olduğu gibi bebek sahibi olma konusunda da plan yapmayı gerektiriyor. Ama kararı verince bebek de hemen gelmiyor. Aylarca çaba! sarfedildiği halde ve klinik olarak hiçbir sorun bulunmamasına rağmen, bazen istenilen hamilelik bir türlü gerçekleşmiyor. Çünkü ya yumurtlama zamanı tutturulamıyor ya da farkında olmadan hamileliği engelleyen hatalar yapılıyor. Oysa maddi ve manevi açıdan hazır olunan bir dönemde bebek sahibi olmak istendiğinde insanların beklemeye pek de fazla tahammülü olmuyor. Peki, doğru olduğu düşünülen zamanda, vakit kaybetmeden hamileliğin gerçekleşmesi için neler yapılmalı, nelere dikkat edilmeli? Uzmanlara göre hiçbir doğurganlık problemine sahip olmayan ve korunmayan bir çiftin ortalama hamile kalma şansı, her adet döneminde yüzde 25 civarında. Çiftin yaşı, regl döneminin zamanı ve ilişkilerin sıklığı ise başarıyı etkileyen en önemli faktörler. Hamileliği sağlayan ve destekleyen koşullara dikkat ederek arzu ettiğiniz bebeğe bir an önce kavuşabilmek için uzmanımızın önerilerini dikkatlice uygulayın.

İdeal yaşta mısınız?
Tıbbi araştırmalar, çocuk sahibi olabilecek çağdaki yetişkinlerin yüzde 10 - 15'inin kısırlık problemi ile karşılaştığını ortaya koyuyor. Aktif bir cinsel yaşamı olan çiftlerin yüzde 57'si üçüncü ayda, yüzde 72'si altıncı ayda, yüzde 85'i de birinci yılın sonunda hamile kalıyor. Hamilelik için gereken süre, çiftlerin yaşları yükseldikçe artıyor. Yaşla beraber kadının üretkenliğinin azaldığını belirten uzmanlar yaşın çocuk sahibi olunmasında bu kadar önemli olmasını başlıca iki nedene bağlıyorlar.

Birincisi yaşlanma sonucunda yumurtaların kaliteleri bozuluyor. İkincisi, ilerleyen yaşla birlikte erken gebelik kaybı olasılığı artıyor. Bir kadın üreme çağı boyunca ortalama 400 - 500 kez yumurtluyor, yaş ilerledikçe kaliteli yumurta sayısı da azalıyor.

Hamilelik öncesi hazırlık çok önemli
Prekonsepsiyon dönemi olarak adlandırılan döllenme öncesi hazırlık döneminin son derece önemli olduğunu belirten Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Murat Taşdemir, bu dönemin en sağlıklı şekilde geçirilebilmesi için anne adayının gebeliğin 2-3 ay öncesinden başlayarak bu 9 aylık döneme hazırlanması gerektiğini vurguluyor: "Döllenme ve döllenen yumurtanın rahmin iç tabakasına tutunması ile başlayan gebelik sürecinde bebeğin organlarını oluşturan hücreler büyük bir hızla bölünerek çoğalır ve oluşturacakları organ sistemlerine göre farklılaşır. Dolayısıyla gebeliğin organların oluştuğu bu ilk dönemi çok önemli."

Yumurtlama döneminizi tespit edin
Kadınların en fazla doğurgan oldukları döneme ait şöyle küçük formüller söz konusu: Adetin başladığı gün "1. Gün" olarak kabul ediliyor ve 28 günde bir adet gören kadında yumurtlama 13.- 15. gün arasında gerçekleşiyor, işte bu dönem en fazla doğurgan olunan zaman. Ancak kadınların tümü bu dönemde yu-murtlamıyor. Bazıları biraz daha önce veya sonra yumurtlayabiliyor. Bazıları da hiç yumurtlamıyor.

Unutulmaması gereken nokta şu! Yumurtlama problemleri olmasına rağmen kadınlar adet görebiliyor ve yumurtlama gücü aydan aya değişebiliyor. Yumurtlamanın olup olmadığı ultrason ya da kan testleriyle belirlenebiliyor.

Erkek spermi cinsel ilişkiden sonra yaklaşık 48-72 saat kadın vücudunda canlı olarak kalabiliyor, işte kadının en doğurgan olduğu bu zamanda, spermin de orada olması gerekiyor, bir de yeterli sperm bulunabilmesi için her gün yerine gün aşırı cinsel ilişkiye girilmesi.
Çünkü fazla sayıda cinsel ilişkide bulunmak erkeğin menisindeki sperm sayısını azaltıyor.

Yumurtlamanın gerçekleştiği nasıl anlaşılır?
Göğüslerde hassasiyet, karın bölgesi ve kasıklarda ağrı, rahatsızlık hissi, vajinal akıntıların ve vajinada ıslaklığın artması gibi şikayetler yumurtlamanın gerçekleştiğinin belirgin işaretleridir. Ayrıca eczanelerde satılan ovülasyon belirleme testleri ile de yumurtlamanın gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenebilir.

Test yaptırabilirsiniz
Jinekologların yumurtlama zamanını izlemek için kullandıkları en önemli yöntem LH düzeyinin tespiti. LH düzeyindeki ani yükseliş, yumurtlamanın 1-1.5 gün içinde başlayacağını, dolayısıyla kadının adet dönemi içindeki en verimli 2-3 gününün başladığını işaret eder. İşte bebek sahibi olmaya karar veren çiftler için cinsel ilişkiye girilmesi en öncelikli günler, bu günlerdir. İdrardaki LH düzeyindeki ani yükselişi artık eczanelerde satılan testler sayesinde evinizde de zamanında ve kolayca tespit edebilirsiniz.

Siz yine de tedbirli olun!
İlişki sırasında kayganlaştırıcı olarak tükürük veya diğer krem vs. gibi maddelerin kullanılması spermleri öldürerek hamileliği önleyebilir. Ayrıca yer çekiminin etkisiyle ayakta veya oturur pozisyonda kurulan ilişkide ya da ilişkiden hemen sonra ayağa kalkıldığında spermlerin rahim ağzındaki açıklıktan geçmeleri zorlaşır, ilişki sonrası kadının bir süre sırt üstü yatması hamilelik ihtimalini artırabilir. Her şeye rağmen tamamen sağlıklı bir çiftin hamilelik elde etme şansı her ay yüzde 25'tir. Hamilelik ve öncesindeki dönemde çiftlerin yüksek ısıya maruz kalmaktan kaçınmaları gerekir. Saunadan ve çok sıcak suyla banyo yapmaktan kaçınılmalıdır. Ayrıca hamilelik ve hamilelik öncesi dönemde çalışma ortamında böcek öldürücü, kurşun, etilen oksit gibi kimyasal maddelere ve radyasyona maruz kalmaktan kaçınılmalıdır. Bu dönemde çamaşır suyu vs. gibi temizlik maddeleri kullanırken eldiven kullanmaya ve bu maddeleri solumamaya özen gösterilmelidir. Günümüzde bilgisayar kullanımının yaygınlaşmasıyla video, display terminallerinden (bilgisayar ve televizyon ekranı) yayılan elektromanyetik alanın da hamilelere zararlı, olabileceği düşünülmektedir. Bu tip enerjiye maruz kalan kadınlarda düşük oranının arttığı gösterilmiştir. Bu zararlı etkiden korunmak için bilgisayar ekranından 80 cm. uzakta oturulması önerilir. Özellikle monitörlerin arka bölgelerinden uzakta oturmak gerekir.

Doğum kontrol hapı kullandıysanız...
Doğum kontrol hapları en güvenilir doğum kontrol yöntemlerinden biri. Ancak doğum kontrol hapını uzun süre kullanan ve bırakan kadınlarda bir süre daha yumurtlama problemi görülebiliyor. Bu sebeple hamile kalmak için geçen süre diğer doğum kontrol yöntemlerine göre uzun olabiliyor. Bu uzamaya karşın, doğum kontrol hapı kullanımıyla kısırlığın arttığı konusunda herhangi bir kanıt yok. Doğum kontrol hapıyla korunan kadınlar hapları kullanmaya devam ederken de (örneğin kullanmaya yeni başladıklarında) veya kestikten hemen sonra hamile kalabilirler, bu durumda bebeğin sağlığı olumsuz etkilenmez.

Şansınızı artırın!
Sağlıklı beslenmek yumurta ve sperm kalitesini, dolayısıyla da döllenmeyi etkiler. Hamilelik öncesi dönemde sağlıklı beslenme alışkanlıklarının edinilmesi ve bunların hamilelik süresince devam ettirilmesi çok önemli. Düzenli beslenme alışkanlığı anne adayına, ailesine ve gelişecek bebeğin sağlığına katkıda bulunur.

Boyunuza ve vücut yapınıza uygun kiloda olmak, sağlıklı bir hamilelik için ayrıca önemli. Hamile kalmadan önceki dönemde yağdan fakir, liften zengin diyet uygulanarak ve egzersiz yaparak kilo verilmesi uygun olur. Ancak hızlı kilo verebileceğiniz diyetler hamile kalma şansını düşürüp, hamilelik öncesi besin depolarınızı azaltır.

Sağlıklı hamilelik için en önemli vitamin folik asittir. Döllenmeden hemen sonra omurilik ve sinir sisteminin gelişmesinde önemli rol oynar. Hamilelikten önceki 3 aylık dönemden itibaren, günde 400 mg. folik asit takviyesi sinir sistemiyle ilgili bozuklukların oluşmasını engeller. Folik asit narenciyede, yeşil yapraklı sebzelerde, fındık, badem ve baklagillerde bulunur,

Günde 300 mg.'dan (3 bardak filtre kahve) fazla kafein alınması üreme sağlığını olumsuz etkiler. Kafein kahvenin dışında çay, kakao, kolalı içecekler gibi birçok gıdada bulunur. Bazı çalışmalar fazla kafein alımının düşüklere yol açtığını göstermiştir. Hamilelik ve öncesi dönemde kafein alımı mümkün olduğu kadar azaltılmalı ve kafeinsiz içecekler tercih edilmelidir.
Hamilelik öncesi ve hamilelik döneminde hiç alkol alınmaması en doğru yaklaşımdır. Alkol erkeklerde sperm sayısını ve kalitesini azaltır.

Hamilelik ve öncesi dönemde sigara içilmemesi ve sigara içilen ortamlardan uzak durulması gerekir. Sigara yumurta ve sperm kalitesini bozar, yumurtanın döllenmesini ve döllenen yumurtanın rahme tutun-masını zorlaştırarak hamileliği önler. Sigara içen kadınlarda dış gebeliğin daha sık görüldüğünü gös-teren çalışmalar vardır. Bu dönemde sigara bırakmayı kolaylaştıran nikotin sakız ve bantlarının kullanımı önerilmez.
Suni tatlandırıcılar ve bunları içeren gıda maddelerinin kullanımından da hamilelikte ve öncesindeki hazırlık döneminde kaçınılması gerekir.
Hamilelik öncesi ve hamilelik döneminde çiftlerin stresten mümkün olduğu kadar uzak kalması ve yeterince dinlenmesi gerekir.

Egzersiz fazla ağır olmamak şartıyla önerilir. Ağır egzersiz kadın ve erkekte üreme sağlığını olumsuz etkiler.


Düzenleyen ipek2002 01-Mart-2006 Saat 16:47
Yukarı Dön Göster ipek2002's Özellikler Diğer Mesajlarını Ara: ipek2002
 
edda
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye


Kayıt Tarihi: 05-Şubat-2006
Gönderilenler: 189
Gönderen: 18-Şubat-2006 Saat 00:52 | Kayıtlı IP Alıntı edda

allah razı olsun ipekciiim
Yukarı Dön Göster edda's Özellikler Diğer Mesajlarını Ara: edda
 
Guests
Misafir
Misafir


Kayıt Tarihi: 01-Ekim-2003
Gönderilenler: -13
Gönderen: 18-Şubat-2006 Saat 03:10 | Kayıtlı IP Alıntı Guests

ipek ben şimdi birşey merak ettim benim kortizol hormonun zaman zaman düşüyor acaba sorun buradamıydı demeden edemiyorum şimdi.
Yukarı Dön Göster Guests's Özellikler Diğer Mesajlarını Ara: Guests
 
hey
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye


Kayıt Tarihi: 07-Ocak-2006
Gönderilenler: 1026
Gönderen: 18-Şubat-2006 Saat 11:24 | Kayıtlı IP Alıntı hey

allah razı olsun ip ek çoooook sağol canım ..
Yukarı Dön Göster hey's Özellikler Diğer Mesajlarını Ara: hey
 
jade36
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye


Kayıt Tarihi: 07-Ocak-2006
Gönderilenler: 241
Gönderen: 19-Şubat-2006 Saat 20:30 | Kayıtlı IP Alıntı jade36

Ellerine saglik Ipek, cok güzel bilgileri biraraya toplamissin, faydali olacagindan hic süphem yok
Güzel paylasimlara devam.
Yukarı Dön Göster jade36's Özellikler Diğer Mesajlarını Ara: jade36
 
ipek2002
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye


Kayıt Tarihi: 07-Ocak-2006
Gönderilenler: 189
Gönderen: 21-Şubat-2006 Saat 11:36 | Kayıtlı IP Alıntı ipek2002

Aşırı spor ve diyet kısırlık nedeni

Kadınların son yıllarda uyguladıkları ağır diyet ve sporla bünyelerindeki yağ oranını tükenmeye yakın hale getirdikleri için hamile kalmakta zorlandıklarını belirten uzmanlar, kısırlığın gelecek yıllarda 2 katına çıkacağının tahmin edildiğini kaydediyor.
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakan Yaralı, aşırı zayıflığın da aşırı şişmanlıkta olduğu gibi kısırlığa yol açabileceğini belirterek, kadınları, spor ve diyet yaparken aşırıya kaçmamaları konusunda uyardı.

Türkiye’de gebe kalmadan önce kadınların muayeneden geçme alışkanlığı olmadığını kaydeden Yaralı, gebe kalmanın planlanması gerektiğini vurguladı. Planlama sayesinde Hepatit B aşılarının tamamlanabileceğini, vücudun ihtiyaç duyduğu folik asit gibi vitamin takviyesinin yapılacağını, şeker hastalığının kontrol edilebileceğini bildiren Yaralı, bu sayede gebeliğin sağlıklı olacağını kaydetti

Kadınların, son yıllarda uyguladığı ağır diyet ve spor programlarının bünyelerindeki yağ oranını tükenmeye yakın hale getirdiğini söyleyen Yaralı, bunun hormonları olumsuz yönde etkilediğini ve adet düzensizliklerine yol açtığını söyledi.

Spor yapalım derken

Yaralı, “Kadınlar spor yapalım derken haftada 40 kilometre koşarak, vücutlarındaki yağ oranını düşürüyor, daha sonra hamile kalmakta zorlanıyorlar” diye konuştu. Yaralı, kısırlığın gelecek yıllarda 2 katına çıkacağının tahmin edildiğini ifade etti.

Kısırlık için bir diğer olumsuz faktörün ise şişmanlık olduğunu söyleyen Yaralı, obezitenin ve aşırı yağlanmanın da kadın bünyesinde tahribata yol açtığını dile getirdi. Yaralı, “hamilelikte az kilo alma modasının sakıncalı” olduğunu da vurgulayarak, hamilelikte en az 8, en fazla 20 kilo alınmasının ideal olduğunu kaydetti.

Hamilelere sıcak uyarısı

Hamileliklerini sıcak günlerde geçirenlere de önerilerde bulunan Prof. Dr. Yaralı, hamilelerin sıcak havalarda dışarıda gezmemeleri, doğrudan güneş ışınlarına maruz kalmamaları gerektiğini söyledi.

Hamileliğin özellikle ilerleyen aylarında topuklu ayakkabı ve dar kıyafetlerin giyilmemesini öneren Yaralı, bu tür kıyafetlerin yaz aylarında bunaltıcı olacağını belirtti. Yaralı, hamilelerin doktora danışmadan güneş yağı kullanmamalarını da istedi.

Hamilelerin yaz aylarında süt yerine yoğurt, ayran ve peynir ağırlıklı beslenmelerinin daha uygun olduğunu söyleyen Yaralı, hamilelerin deniz ürünlerinde de seçici davranmalarını ve kabuklu deniz ürünlerini tüketmemelerini önerdi.

Yukarı Dön Göster ipek2002's Özellikler Diğer Mesajlarını Ara: ipek2002
 
ipek2002
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye


Kayıt Tarihi: 07-Ocak-2006
Gönderilenler: 189
Gönderen: 21-Şubat-2006 Saat 11:52 | Kayıtlı IP Alıntı ipek2002

İnfertil Çiftlere Başa Çıkma Önerileri

Hazırlayan: Dr. Gülşen Ak Akdemiz Üniversitesi Ansalya Sağlık Yüksek Okulu Öğretim Görevlisi
Infertilite çocuk isteyen çiftler için stresli bir olay ve çiftlerin ilişkisini yıpratan bir durumdur. Her iki eş için psikolojik olarak tehdit edici, duygusal olarak stresli, ekonomik olarak pahalı, tanı ve tedavi amacıyla yapılan işlemler nedeniyle acı veren karmaşık bir yaşam krizidir. Infertilite tanısı, çiftlerin evlilik yaşantısında daha önce nasıl başa çıkacaklarını bilmedikleri bir kriz getirebilir. Bir kriz olarak infertilite hem bireysel, hem de evlilik ilişkisi içinde başa çıkılması gereken bir durumdur.

Infertil çiftlerin başa çıkmasına yardım etmek ve yönlendirmek amacıyla bazı pratik öneriler geliştirilmiştir. Bunlar aşağıda belirtilmiştir:

- Stres ile başa çıkma becerileri kazanmanız tedavinize destek vermeniz anlamına gelecektir.

- 30 yaşın üzerinde ve altı aydan daha uzun süredir gebe kalamıyorsanız ya da 30 yaşın altında ve bir yıldan daha uzun süredir gebe kalamıyorsanız bir sağlık kuruluşuna başvurunuz.
- Eşiniz ile açık olarak iletişim kurmanın yollarını belirleyiniz. Infertilite tanısına ikinizin de farklı tepkileri olabilir. Infertilite ile ilgili birlikte danışmanlık almalı ve tedavi olmalısınız. Eşinizin sizi anlamasını beklemek yerine, infertilite hakkındaki duygularınız ve tedaviniz hakkında konuşunuz. Eşiniz ile birlikte tedavi planı düzenleyiniz. Eşiniz ile aranızdaki yakınlığı ve dostluğu geliştirmeye çalışınız .

- Infertilite ile ilgili öğrenebildiğiniz kadar bilgi öğrenin ve en iyi tedaviyi seçiniz.

- Hemşireniz/doktorunuz sizi bilgilendirmek için her zaman hazırdır. Bunun yanında kitaplar, dergiler, internet ve destek gruplar size bilgi sağlayabilir. Sorularınız yanıtlandıkça sıkıntınız azalacaktır.

- Çevrenizdeki insanlar infertilite ve tedavisi konusunda yanlış bilgilere sahip olabilir. Onlar bazen sizi üzecek, duygusuz ve anlayışsız sözler söyleyebilir. Bu nedenlerle stresiniz artabilir. Onun için çevrenizdeki insanları, infertilite ve tedavisi ile ilgili bilgilendiriniz.

- Infertilite deneyimleyen diğer insanlarla konuşunuz. Başka insanların da sizin gibi aynı duyguları yaşıyor olması, sizin yalnız olmadığınızı ve bu sorunun yalnızca sizin başınıza gelmediğini düşündürür. Bu da sıkıntınızı azaltır. Bunun için infertilite destek gruplara katılabilirsiniz. Bununla birlikte infertilite sorunu olan ve bu sorunu çözümleyen diğer insanlarla konuşabilirsiniz.

- Size destek olan arkadaşlarınız, aile bireyleri ya da bir danışman ile duygularınızı, düşüncelerinizi ve problemlerinizi paylaşınız. Herkesin sizi anlamasını beklemeyiniz. Onlar sizin desteğe gereksiniminiz olduğunu düşünemeyebilir. Çevrenizdeki kişilerle, açık dürüst ve girişken iletişim kurunuz.

- Duygularınızı bir kağıda yazınız. Kendinize olan beklentilerinizi inceleyiniz. Çaresizlik ve kontrol kaybına neden olan infertiliteyi anlamaya çalışınız. Kendinize, eşinize ve arkadaşlarınıza karşı duyduğunuz öfkenizi ve size etkilerini öğreniniz. Öfkenizi kontrol etmeye çalışınız.

- Infertiliteyi işlerinizden ayrı bir konu olarak düşününüz. Normal planlarınız dışında plan ve zaman tablosu yapınız. Planladığınız şeyler olmadığı zaman hayal kırıklığı yaşayabilirsiniz.

- Duygularınızı kabul edip, onaylayarak, emosyonel olarak ağrılı tutumlardan kaçınmak için "artık yeter" dediğiniz zamanlar olabilir. Bu potansiyel üzüntülü durumlarla yüzleşmek için, önce stresi düzeltiniz ve ortaya çıktığı zaman hazırlıklı olunuz. Anksiyete ve depresyon periyodları yaşayabilirsiniz. Bunun için de kendinize zaman tanıyınız.

- Stresli aktiviteleri bırakın. Aşırı alkol, sigara ve uyaranları almaktan kaçınınız. Her zaman gebe kalmak için seks yapmayınız. Fertil olmayan zamanlarda da zevk için seks yapınız. Gebe kalmaya çalışarak seks yaptığınız için de kendinizi suçlu hissetmeyiniz. Unutmayınız, çocuk yapmak için seks yaptığınız için siz kötü bir insan değilsiniz. Bu olması gereken bir durumdur.

- Eğer tedavi olmak bunaltıyorsa, yaşamınızı yeniden düzenleyiniz. Umutsuz, çaresiz, kontrolsüz olmak yerine gebe kalmaya çalışmaktan vazgeçiniz. Tedaviye ara veriniz.
Kendinizden hoşlanın ve olabildiğince gülünüz. Eşiniz ile birlikte yaşamınızın bu döneminde kendinize zaman ayırın ve kendiniz için anlamlı/güzel şeyler yapınız.

- Fiziksel ve emosyonel stresi azaltmak için banyo, derin solunum, gevşeme egzersizleri, spor, yoga ve meditasyon yapınız.

- Kendinize yeni uğraşılar bulunuz. Dikkatinizi başka şeylere yöneltiniz. Gönüllü derneklere katılarak, yardıma gereksinimi olan insanlara, hayvanlara yardım ediniz.


Yukarı Dön Göster ipek2002's Özellikler Diğer Mesajlarını Ara: ipek2002
 
ipek2002
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye


Kayıt Tarihi: 07-Ocak-2006
Gönderilenler: 189
Gönderen: 21-Şubat-2006 Saat 11:58 | Kayıtlı IP Alıntı ipek2002

Gebe Kalma Günleri

Gebe Kalma Günleri 1. HESAPLAMANIN KOLAY YOLU

Dr. Ogino'nun bütün dünyaca kabul edilen yöntemine göre, ovulasyon ( yumurtlama ), beklenen bir sonraki adet kanamasından önce 12. ve 16. günler arasında, beş günlük süre içinde olur.
Kitabın sonundaki takvimde görüldüğü gibi, otuz günlük adet periyodu olan bir kadında yumurtlama bazen son adet kanamasının ilk gününden başlamak üzere hesaplanan 15. ve 19. günler arasında olur. Fakat spermlerin üç gün süreyle canlı kalabildikleri düşünülmelidir. Eğer cinsel ilişki son adet kanamasının ilk gününden başlamak üzere 12., 13., veya 14. günde yapılmışsa, ya da tahmin edilen "emin günlerde" cinsel birleşimde bulunulmuşsa, gene de gebe kalmak olasılığı vardır. Zira spermler yumurtlama periyoduna kadar canlı kalabilir.

Öte yandan, cinsel ilişki 20. günde veya yumurtlama periyodunun olduğu günün ertesi günü yapılmışsa, gene de gebe kalmak olasılığı vardır. Çünkü yumurta hemen hemen bir gün kadar canlı kalır.

Onun için, "emin günleri" hesaplamak amacıyla, spermlerin canlı kaldıkları süreyi yumurtlama periyodunun ilk kısmına, yumurtanın canlı kalacağı günü ise yumurtlama periyodunun son kısmına eklemek gerekir. Kitabın sonunda takvimde gösterildiği gibi, 30 günlük periyotta emin devre ilk yarıda 11. güne kadar devam eder. İkinci yarıda ise emin devre 21. gün başlar.

Bu sayıların akılda kalması kolaydır. Çünkü her iki günde de bir sayısı vardır. Bu kural her türlü adet periyotlarına uygulanır. Örneğin 32 günlük periyotta emin günler birinci devrede 13. güne kadar devam eder ve ikinci yarının 23. gününde yeniden başlar. 28 günlük periyotta bu sayılar 9. ve 19. günlerdir. Böylece kadının kendi döllenme tehlikesi olmayan günlerini hesaplaması çok kolaylaşır.

İlk gebe kalma tehlikesi olmayan devrenin son gününü saptamak için, adet periyodu süresinden 19 gün çıkarılır. İkinci devrenin ilk gününü hesaplamak için de 9 gün çıkarılır.

2. PERİYODUN İLK YARISINDAKİ OLDUKÇA EMİN GÜNLER NASIL HESAPLANIR?

Yukarda ele alman emin devre, gebe kalınamayacağına dair %100 garanti değildir. Bazı kadınlar, emin devrede ilişkide bulunmaya çok dikkat etmelerine karşın gebe kaldıklarını söylemiştir. Bunun nedeni, adet periyodunda bazı düzensizlikler olabileceği içindir. Kadınlar adet periyotlarını bir yıl süreyle kaydederlerse, ilk günün bir gün önceye ya da bir gün sonraya kayabildiğini ayırdedeceklerdir. Bu tek günlük fark gebeliği önleme çabasını boşa çıkarabilecektir.

Onun için, bir ya da iki gün, yumurtlama`nın erken olabileceğini hesaplamak yararlıdır. Gerçekten emin günleri saptamak için, uzun bir süre adet periyotlarının tarihini kaydetmek ve buradaki en aşırı düzensizlikleri hesaba katmak gerekir.

Eldeki kayıtlardan en kısa adet periyodu 26 gün, en uzunu ise 30 gün görünmüyorsa, ilk yarıda emin devrenin 7. güne kadar devam edeceği anlaşılır. Yani, adet kanaması beş gün sürerse, ancak bunu izleyen iki günde gebe kalmak korkusu olmadan birleşmede bulunulabilir; bu gerçek, adet kanamasından sonraki üç günün emin devre olduğu hakkındaki genel görüşü çürütmektedir.

3. İKİNCİ YARININ EN EMİN GÜNLERİ NASIL SAPTANIR?

Birinci yarıda en emin günleri saptamak için yukardaki yöntem en başarılı olanıdır; aynı yöntem ikinci yarıya da uygulanırsa, bundan bazı hatalar doğar. Örneğin, adet periyodu en az 25, en çok 31 gün, ortalama ise 28 gün süren bir kadın, gebe kalmak tehlikesi olmadan birinci devrede 6. güne kadar ilişkide bulunabilir. İkinci yarıda ise birleşme 22. günden sonra başlayabilir. Bu da döllenme olasılığının çok uzun olduğu bir süredir.

Bu yöntemin düzeltilmiş şekli bazal ısı adı verilen vücut sıcaklığının ölçülmesidir. Her sabah, yataktan kalkmadan belirli bir zamanda ağızdan dereceyle vücut ısısı ölçülürse (en iyisi 6,30 ile 7,30 arası), adet periyodu içinde vücut ısısının farklılık gösterdiği anlaşılır.

Yumurtlama günü esas olmak suretiyle ısı bir süre azdır, bir süre fazlalaşır. Isı, yumurtlama gününe kadar 36,7 derecenin altındadır ve yumutlama`nın olduğu günün ertesi sabahı 36,7 santigradın üzerine çıkar. (Bu konuda kitabın sonundaki grafiğe bakın.)

Böylece kadın her sabah döllenme tehlikesi olan devreye kadar vücut ısısını ölçer. Bir sabah ısının 36,7 santigradın üstüne çıktığını görecektir. O zaman yumurtlama olayının oluştuğunu anlamalıdır.

İşi güvenceye almak için, kadın ertesi sabah vücut ısısını bir kez daha ölçebilir, ısı 36,7 santigradın üzerinde kalırsa, gelecek yumurtlamaya kadar gebe kalmak korkusu olmadan ilişkide bulunabilir. Bu şekilde ikinci yarının emin günleri artırılmış olur. Oysa ki basit hesapla bu süre daha az olacaktır. Ayrıca böylelikle kadın gelecek kanama gününü de kesinlikle hesaplayabilir.

NOTLAR

a. Bazı kadınların vücut ısıları yumurtlama sırasında yukarıdaki özellikleri göstermez. Böyle kadınlar ancak hesap yöntemine güvenmelidir.

b. Bir doğum yaptıktan sonra, gelecek adet kanamasına kadar yumurtlama gününü kesin olarak söyleyebilmek olanağı yoktur. Bu, gelecek aylarda önlemlere uymak gerektiğini gösterir.

Genellikle yumurtlama iki veya üç ay olmaz. Fakat bazı kadınlarda ikinci ayda da yumurtlama başlayabilir. Annenin çocuğunu emzirdiği sıralarda çoğu kez yumurtlama olmaz, fakat bu kural yüzde yüz kesin değildir. Dört veya beş ay geçtikten sonra annenin gene gebe olduğunu ayırdetmesi, ender durumlardan değildir.
Gebe Kalma Günleri

Yukarı Dön Göster ipek2002's Özellikler Diğer Mesajlarını Ara: ipek2002
 
meltem71
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye


Kayıt Tarihi: 07-Ocak-2006
Gönderilenler: 557
Gönderen: 21-Şubat-2006 Saat 14:25 | Kayıtlı IP Alıntı meltem71

sevgili ipek,
bu yararlı bilgileri bizimle paylaştığın için teşekkür ederim
Yukarı Dön Göster meltem71's Özellikler Diğer Mesajlarını Ara: meltem71
 
derman4
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye


Kayıt Tarihi: 07-Ocak-2006
Gönderilenler: 335
Gönderen: 23-Şubat-2006 Saat 11:57 | Kayıtlı IP Alıntı derman4

ipekcigim ellerine saglık.
Yukarı Dön Göster derman4's Özellikler Diğer Mesajlarını Ara: derman4
 
serife578
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye


Kayıt Tarihi: 30-Ocak-2006
Gönderilenler: 208
Gönderen: 23-Şubat-2006 Saat 14:13 | Kayıtlı IP Alıntı serife578

Ben sebepsiz infertiliteyim.1 sene doğal yoldan

hamile kalmayı denedim ancak başaramadım.

İpek senin sayende bilmediğim şeyleri

okuyorum burada biraz zaman alıcak okuması tam

bitiremedim.Ellerine sağlık

Yukarı Dön Göster serife578's Özellikler Diğer Mesajlarını Ara: serife578
 
neslinaz
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye


Kayıt Tarihi: 07-Ocak-2006
Gönderilenler: 507
Gönderen: 23-Şubat-2006 Saat 17:56 | Kayıtlı IP Alıntı neslinaz

İPEKCİM ELLERİNE KOLLARINA SAĞLIK TAM İSTEDİĞİM BİLGİLER
Yukarı Dön Göster neslinaz's Özellikler Diğer Mesajlarını Ara: neslinaz
 
bal-kiz
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye


Kayıt Tarihi: 07-Ocak-2006
Gönderilenler: 2093
Gönderen: 23-Şubat-2006 Saat 18:18 | Kayıtlı IP Alıntı bal-kiz

ellerine salik caniim
Yukarı Dön Göster bal-kiz's Özellikler Diğer Mesajlarını Ara: bal-kiz
 
gulcan73
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye


Kayıt Tarihi: 07-Ocak-2006
Gönderilenler: 2370
Gönderen: 24-Şubat-2006 Saat 10:27 | Kayıtlı IP Alıntı gulcan73

ne kadar güzel bilgiler ellerine sağlık
Yukarı Dön Göster gulcan73's Özellikler Diğer Mesajlarını Ara: gulcan73
 
ipek2002
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye


Kayıt Tarihi: 07-Ocak-2006
Gönderilenler: 189
Gönderen: 24-Şubat-2006 Saat 11:20 | Kayıtlı IP Alıntı ipek2002

Hamileliği kolaylaştırmak için bitkiler

KARANFİL: HAMİLE KALMAYI KOLAYLAŞTIRIR. HER GÜN YEMEKLERDEN SONRA ALINAN BİR KARANFİL HEM AĞZINIZIN HOŞ KOKMASINA HEM DE HORMONLARINIZIN ÇALIŞMASINA YARAR. HAMİLELİKTE RAHİMİ KUVVETLENDİRİR. NORMAL DOĞUM YAPACAK OLANLAR, DOĞUMA BİR AY KALA HER GÜN BİR ÇAY BARDAĞI SICAK SUYA 1 KARANFİLİ 5 DAKİKA DEMLEYİP İÇERLERSE DOĞUMLARI DAHA KOLAY OLUR.

SAFRAN: YUMURTALIKLARI GELİŞTİRMEDE ETKİLİDİR. HAMİLE KALMAYI KOLAYLAŞTIRIR. AYRICA SİNİRLERİ KUVVETLENDİRİR. YEMEK YENECEĞİ ZAMAN ÜSTÜNE SERPİLİR. (0. 5 MG)

NANE: HAMİLE KALMAYI SAĞLAR. TAZE OLARAK SALATALARA EKLENEREK YENEBİLİR. BİR LİTRE SUYA 10 GR KONARAK DEMLENİR, BU KARIŞIM SU YERİNE İÇİLEBİLİR. SANCILI REGL DÖNEMLERİNDE NANE ÇAYI RAHATLATICIDIR.

ADAÇAYI: HORMON EKSİKLİĞİNİ GİDERİP HAMİLE KALMAYI SAĞLAR. BİR BARDAK SICAK SUYA ÜÇ YAPRAK ADAÇAYI BEŞ DAKİKA DEMLENDİRİLİP İÇİLİR. KALBE DE İYİ GELİR. SIKÇA İÇİLDİĞİNDE TÜM BEDENİ GÜÇLENDİRİR. DÖLYATAĞI HASTALIĞI OLAN HANIMLARIN ARASIRA ADAÇAYI OTURMA BANYOSU YAPMALARI İYİ OLUR. OTURMA BANYOSU İÇİN; İKİ AVUÇ DOLUSU YAPRAK ADAÇAYI SOĞUK SUDA GECE BOYUNCA BEKLETİLİR. ERTESİ GÜN KAYNAMA NOKTASINA KADAR ISITILIP BANYO SUYUNA EKLENİR. BANYO SUYU BÖBREKLERİN ÜSTÜNE KADAR ÇIKMALIDIR.

ÇAM FISTIĞI : HAMİLE KALMAYI SAĞLAR. PORTAKAL ELMA, ARMUT GİBİ MEYVA VEYA BİR SEBZE ÜZERİNE YENMELİDİR. YOKSA PEKLİK YAPABİLİR. TEK BAŞINA YENMEMELİDİR.

KEREVİZ :HANIMLARDA HAMİLE KALMAYI SAĞLAR. KADIN VE ERKEKTE CİNSEL FAALİYETİ ÇOK ARTIRIR. BÜTÜN SALGI BEZLERİNİ ÇALİŞTIRIR.

KIRKKİLİTOTU (AT KUYRUĞU) Hamile kalamayan kadınlara bu otu kesinlikle tavsiye ediyorum, Bu otu kaynatıp ıhlamur gibi gün de bir bardak içsinler.


Düzenleyen ipek2002 24-Şubat-2006 Saat 11:36
Yukarı Dön Göster ipek2002's Özellikler Diğer Mesajlarını Ara: ipek2002
 
ipek2002
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye


Kayıt Tarihi: 07-Ocak-2006
Gönderilenler: 189
Gönderen: 24-Şubat-2006 Saat 15:54 | Kayıtlı IP Alıntı ipek2002

Spermlerin Sayı ve Hareketleri için;

Ginseng
Keçiboynuzu Pekmezi
Adapazarı Soğanı
Sarmısak (Çiğ olarak)
Polen
Bitkisel Çaylar (Özellikle Isırgan Otu, Anason)
E Vitamini
Zinkoc
Kabak Çekirdeği
Padişah Macunu

Sigara içenler için Portakal veya Taze sıkılmış portakal suyu ve yoğurt

Ayrıca çeviz, fındık vs. kuruyemişler
incir

Düzenleyen ipek2002 24-Şubat-2006 Saat 15:56
Yukarı Dön Göster ipek2002's Özellikler Diğer Mesajlarını Ara: ipek2002
 
demesra
Normal Üye
Normal Üye


Kayıt Tarihi: 07-Ocak-2006
Gönderilenler: 62
Gönderen: 24-Şubat-2006 Saat 23:14 | Kayıtlı IP Alıntı demesra

sevgili ipek,

bize aktardığın bu önemli bilgiler için cok tesekkurler...
Yukarı Dön Göster demesra's Özellikler Diğer Mesajlarını Ara: demesra
 
pisipisi
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye


Kayıt Tarihi: 09-Ocak-2006
Gönderilenler: 8564
Gönderen: 26-Şubat-2006 Saat 16:16 | Kayıtlı IP Alıntı pisipisi

Allah razı olsun ipek eline koluna sağlık
Yukarı Dön Göster pisipisi's Özellikler Diğer Mesajlarını Ara: pisipisi
 
ada
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye


Kayıt Tarihi: 07-Ocak-2006
Gönderilenler: 245
Gönderen: 01-Mart-2006 Saat 17:04 | Kayıtlı IP Alıntı ada

ipek ellerine sağlık ,Allah senden razı olsun
Yukarı Dön Göster ada's Özellikler Diğer Mesajlarını Ara: ada
 
hey
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye


Kayıt Tarihi: 07-Ocak-2006
Gönderilenler: 1026
Gönderen: 01-Mart-2006 Saat 17:18 | Kayıtlı IP Alıntı hey

Yukarı Dön Göster hey's Özellikler Diğer Mesajlarını Ara: hey
 
merve_c
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye


Kayıt Tarihi: 07-Ocak-2006
Gönderilenler: 1327
Gönderen: 02-Mart-2006 Saat 02:20 | Kayıtlı IP Alıntı merve_c

ipekcigim ellerine saglik canim.Allah razi olsun.cok güzel bilgiler var
Yukarı Dön Göster merve_c's Özellikler Diğer Mesajlarını Ara: merve_c
 
minana
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye


Kayıt Tarihi: 07-Ocak-2006
Gönderilenler: 1372
Gönderen: 04-Mart-2006 Saat 03:23 | Kayıtlı IP Alıntı minana

Yukarı Dön Göster minana's Özellikler Diğer Mesajlarını Ara: minana
 
carmen
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye


Kayıt Tarihi: 07-Ocak-2006
Gönderilenler: 5786
Gönderen: 05-Mart-2006 Saat 15:18 | Kayıtlı IP Alıntı carmen

ellerin dert görmesin     
Yukarı Dön Göster carmen's Özellikler Diğer Mesajlarını Ara: carmen
 
ipek2002
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye


Kayıt Tarihi: 07-Ocak-2006
Gönderilenler: 189
Gönderen: 13-Mart-2006 Saat 11:17 | Kayıtlı IP Alıntı ipek2002

VİTAMİNLER-MİNERALLER VE DOĞURGANLIK
Vitamin ve mineraller ve eser elementler doğurganlık için oldukça büyük bir önem taşıyor. Doğal yollardan alınan vitamin ve minerallerin vucuda uyum sağlaması çok daha kolay. Hamile kalmak isteyenler bu önemli maddelere çok dikkat etmeliler.
E Vitamini :
E vitamini eksikliği kadınlarda yumurtalıkların çalışmasını engelliyor. Buğday çimi,fıstık,soya,yulaf ezmesinde ayçakirdeğinde veyağında bol miktarda bulunmaktadır.
A vitamini :
Avitamini eksikliği kadınlarda adet düzensizliğine ve göğüslerin sertleşmesine neden olur. Balık yumurta,tereyağı, ıspanak, tere,havuçta bol miktarda bulunur.
B12 vitamini :
Yumurtalığın kusursuz işlemesini sağlıyor. Bu vitamini eksikliği doğurganlığı da etkiliyebiliyor. B12 vitamini ve folik asit yumurtalığın kusursuz işlemesini sağlıyor. B12 vitamini ve folik asit eksikliği ise doğurganlığı etkiliyebiliyor. A. E. C vitaminleri hücrelere zarar veren moleküllerin üretimini engelliyor.
B6 vitamini :
Bu kıymetli vitamin hücre bölünmesini sağladığı için gebelikte vazgeçilmez bir vitamin. B6 vitamini folik asit, magnezyum ve çinko gibi minerallerle birleştiği zaman cinsellik hormonunun üretimini artırıyor.
MİNERALLER
ÇİNKO :
Çinko cinsellik hormonunun üretimi için çok gerekli bir mineral. Eksikliği kadınlarda yumurtalıkların çalışmamasına neden oluyor. Buğday kepeği,kuru fasülye,mercimek, yumurta ve ekmekte bulunuyor.
FOSFOR :
Eksikliği cinsel bezlerin çalışmamasına ve sinirleri deformasyonuna neden olur. Soya,buğday çimi,yumurta,badem,kurufasülyede bulunur.
MANGANEZ :
Küçük yaşlardan itibaren dikkatle alınması gereken bir mineral. Eksikliği kısırlığa neden oluyor. Hububatta,muşmula,fındık ve karacigerde bulunmaktadır.
İYOT :
Eksikliği de vücutta cinsel bezlerin çalışmasını engeller. İyota en fazla ihtiyaç troid bezesinde bulunmaktadır. Bu bezenin çalışması için gereklidir. Troid bezinin meydana getirdiği hormonlaprotein karbonhidrat yağ,su metabolizması ayarlanır. İyot şişmanlatır veya zayıflatırKaraciğer kaslarımız ve cinsel bezlerimiz için gereklidir. İyot;soğanda ,sarımsakta,karides ve sütte bulunur.
FOLİK ASİT :
Daha öncede belirtildiği gibi diğer vitaminlerle birlikte yumurtaliğın kusursuz bir şekilde işlemesini sağlıyor. Yeşil sebzelerde bol miktarda mevcut. Özellikle brokolide. Folik asit eksikliği anne karnında bebekte omurga eğriliğine yol açıyor. Bu nedenle doktorlar anne olmak isteyen kadınlarda folik asit değerini ölçüyorlar. Eksiklik varsa bunu vitamin hapları ile gideriyorlar.
KURUYEMİŞLER
ÇAMFISTIĞI :
Bol proteini ve E vitamini ile kadın ve erkekte cinsel isteği artırır. Cinsel tükenmeyi ve buna bağlı olarak ruhi çökünte ve kalp rahatsızlıklarını geçirir.
FISTIK :
Bol E vitamini ihtiva eder. Kadında ve erkekte cinsel arzuyu artırır. Kadıda hamşle kalmayı sağlar. Fıstık tek başına yendiğinde peklik yapabilir. Bu nedenle tek başına yenmemelidir. Portakal,elma, armut ve sebzelerle veya tatlıların üstüne serpilerek yenmelidir.
ANTEP FISTIĞI :
Bol protein ve E vitamini ihtiva eder. Cinsel arzuyu artırır. Hormonları çalıştırır.
FINDIK :
Protein ve madensel maddeler fosfor ve demir fazladır. Cinsel bezleri çalıştırır. Vücudunda ahenkli çalışmasını sağlar.
CEVİZ :
Bol miktarda çinko, fosfor,kalsiyum,bakır ve protein vardır. Çok kıymetli bir kuruyemiştir. Günde 25gr kadar (avuçiçi kadar) yenmesi uygundur daha fazla yenmemelidir. Hipokratın dediği gibi cevizi beyaz peynirle beraber yemek alerji oluşmasını ve dilde meydana gelen acımsı tadı engeller.

Buğday çimi yağı (Alm. Weizenkeimöl)
2-3 ay boyunca her gün, 2 kere 1 çay kaşığı dolusubuğday çimi yağı için. Bu yolla bolca B, B2, B6 vitamini,ayrıca E vitamini ve çok değerli proteinler, magnezyum ve bakırgibi önemli yapı taşlarını almışolacaksınız. Bağışıklık sisteminizgüçlenecektir. kısa süre içinde sinir sisteminiz yatışacak,deriniz gençleşecek ve saçlarınızsağlığını yeniden kazanacaktır.
Yukarı Dön Göster ipek2002's Özellikler Diğer Mesajlarını Ara: ipek2002
 
ipek2002
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye


Kayıt Tarihi: 07-Ocak-2006
Gönderilenler: 189
Gönderen: 20-Mart-2006 Saat 11:11 | Kayıtlı IP Alıntı ipek2002

Benim açtığım bir sayfaya böyle bir şey yazmanızı istemiyorum lütfen silermisiniz

Düzenleyen ipek2002 20-Mart-2006 Saat 15:53
Yukarı Dön Göster ipek2002's Özellikler Diğer Mesajlarını Ara: ipek2002
 
eylul07
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye


Kayıt Tarihi: 07-Ocak-2006
Gönderilenler: 5486
Gönderen: 20-Mart-2006 Saat 12:37 | Kayıtlı IP Alıntı eylul07

nee
Yukarı Dön Göster eylul07's Özellikler Diğer Mesajlarını Ara: eylul07
 
bal-kiz
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye


Kayıt Tarihi: 07-Ocak-2006
Gönderilenler: 2093
Gönderen: 20-Mart-2006 Saat 15:27 | Kayıtlı IP Alıntı bal-kiz

NEDIYOR BU YUKARDAKI ADAM YAHUUUUUUUUUUUUUUUUUUU
Yukarı Dön Göster bal-kiz's Özellikler Diğer Mesajlarını Ara: bal-kiz
 
necla-
Normal Üye
Normal Üye


Kayıt Tarihi: 07-Ocak-2006
Gönderilenler: 89
Gönderen: 20-Mart-2006 Saat 15:38 | Kayıtlı IP Alıntı necla-

daha neler
Yukarı Dön Göster necla-'s Özellikler Diğer Mesajlarını Ara: necla-
 

Sayfa Sonraki >>
  Yanıt YazYeni Konu Gönder
Yazıcı Sürümü Yazıcı Sürümü

Forum Atla
Kapalı Foruma Yeni Konu Gönderme
Kapalı Forumdaki Konulara Cevap Yazma
Kapalı Forumda Cevapları Silme
Kapalı Forumdaki Cevapları Düzenleme
Kapalı Forumda Anket Açma
Kapalı Forumda Anketlerde Oy Kullanma

Powered by Web Wiz Forums version 7.8
Copyright ©2001-2004 Web Wiz Guide