Tüp bebek
Tüp Bebek ve İnfertilite Portalı
Ana Sayfa      Bugün 23 Nisan 2014 Çarşamba  

 


Tüp Bebek ve İnfertilite Portalı

Neden Çocuğum Olmuyor   
Tüp Bebek Başvurusu   
Tüp Bebek İndirimli Tedaviler   
Tüp Bebek ÇİDER Danışma Hattı   
Online Tüp Bebek Randevu   
Tüp Bebek Genel Bilgileri   
Tüp Bebek Laboratuarı   
Tüp Bebek Fiyatları   
Tüp Bebek Tedavi Yolları   
Tüp Bebek Tedavileri   
Tüp Bebek Tedavi Aşamaları   
Tüp Bebekte Stresi Yenmek   
Tüp Bebek için Doğal Metodlar   
Tüp Bebek Akupunktur   
Evlat Edinme   
Tüp Bebek-Mikrobebek   
Sizden Gelenler   
Bize Mutlaka Katılın   
Hakkımızda   
Sponsorluk   
Basında Cider Videoları   
Mucize mi? İnanç mı?   
RADYO YAYINI   
Tüp Bebek ve İnfertilite Portalı
Köşe Yazıları   
Ebru'nun  Penceresi   
Bize Ulaşın   
Çider İl Temsilcileri   
Söyleşi ve Röportajlar   
Doktor Sohbetleri   
Haberler   
Faaliyetlerimiz   
Medyada Biz   
Basın Bültenleri   
Medya Haber Arşivi   
Biz Kimiz?   
Hasta Hakları   
Sevgi Anneleri   
Cinsel Sorunlar   
Tüp Bebek Mevzuatı   
Projelerimiz   
Konaklama (Pandesis)   
Dost Sitelerimiz   
Sponsorluk   
Dünyada Kısırlık Haberleri   
Şu anda 31 kişi online
0 Üye
31 Misafir Kullanıcı
Aktif Kullanıcılar İçin Tıklayın
 
En Yeni Üyelerimiz
fatmamurat38
akgun
sibell05
ozlemsemih
fatmapedk
esramert
foreigntrader
mncep
kzbn
sedaokan
 
Bugün 1 kişi üye oldu
Aramıza Hoşgeldiniz
  Tüp Bebekte Savaşı Kazananlar
Tüp Bebekte Savaşı Kazananlar Neler Yaptılar »

İkiz Bebek Oldu

1998 yılında sevdiğim kadınla evlendim. O zaman nereden bilebilirdik, çocuk sahibi olmak için bu kadar uğraşacağımızı... "1 yıl bekleyelim, biraz kendimizi toparlayalım, ondan sonra çocuk düşünürüz" dedik. Bir yıl sonra çocuk düşünmeye başladık. Ama eşim bir ara rahatsızlık geçirdi, ne olduğunu anlayamadık. Ondan 7-8 ay sonra doktora gittiğinde içinde bir parça kaldığı anlaşıldı, o parça çıkarıldı ve düşük olabileceği söylendi. Ondan sonra bu işin üzerine daha çok düştük. Bu işlemden 6 ay sonra hamilelik olmayınca birlikte doktora gittik. Bende sperm tahlili, eşimde de gerekli tahliller yapıldı. Eşim iyi idi. Ama bir de ne göreyim, bende sperm sayısı ve morfolojisi düşükmüş. Beynimden vurulmuşa dönmüştüm. Şimdi yani benim çocuğum olmayacak mıydı? Eşim beni teselli etti. Doktor, aşılama deneyebileceğimizi söyledi. Bunun üzerine bir hevesle denemeye giriştik. Ama sonucu negatifti. Üzüldük. 2 ay arayla tekrar denedik, gene olmadı. Bu sefer 3. aşılamayı denedik, ama nafile, olmuyordu. 6 kereye kadar denenebilir dediler, ama artık biz aşılamadan vaz geçmiştik, çünkü başarı şansı zaten düşüktü, hele benim gibi durumlarda. İşi zamana bırakmaya karar verdik. Bu arada gittiğim ürolog bana Almanya'da üretilen bir ilacı önerdi. 3 ay bu ilaçtan kullandım. Sonuçta sperm sayım artmış ve normale dönmüştü, ama morfolojim gene düşüktü. Anlaşılan, morfolojiyi arttırmaya pek çare yoktu. Aradan 1-2 yıl daha geçti. 2002 yılına geldik. Bu arada bebek için para biriktirdik. Özel bir kliniğe tüp bebek, daha doğrusu okuya okuya öğrendiğimiz ve ezberlediğimiz mikroenjeksiyon için başvurduk. Doktor, eşimin tetkiklerinde bir de ne görsün? Kistler, miyomlar, endometriyozis... Ne güzel, bir tek bende sorun varken, şimdi de eşimde çıkmıştı. Eşim çok üzülmüştü. Şimdi, teselli etme sırası bana gelmişti. Biz bu durumu aşılamada kulanılan ilaçlara bağladık, her ne kadar her herkes bunu kabul etmiyorsa da... "Keşke hiç aşılama yaptırmadan mikro yaptırsaydık" diye dövündük. Doktor, başarıya ulaşmak için bu kistlerin, miyomların ve endometriyozis odaklarının temizlenmesi gerektiğini söyledi. Mikroya başlamayı arzularken, bir de önümüze ameliyat işi çıkmıştı. 2002 yılındaki evlilik yıldönümümüzde eşim ameliyat oldu. O gün içim nasıl buruktu bir bilseniz? Sevdiğimle o gece yemeğe çıkmak istemez miydim? Neyse, çok şükür bu badireyi de atlattık. Ameliyattan sonra eşim ilaç kullandı ve arada kontrole gitti. 2003 yılının Şubat ayında doktorumuz, artık mikroenjeksiyona başlayabileceğimizi söyledi. Nasıl mutlu olmuştuk, bu başlama haberine bile sanki çocuğumuz olmuş gibi sevinmiştik. Mart ayında ilaçlara başlandı. Her gittiğimizde moralimiz bozuluyordu. Yumurta sayısı az oldu, çapları küçüktü, az toplandı, azı döllendi derken geriye kalan 3 tanesi henüz toplamadan 2 gün sonra transfer edildi. 3 tane olduğu için daha fazla beklemeye gerek olmadığını söylediler. Transferden sonra 5 gün tuvalet dışında eşim hiç kalkmadı. Yemeğini bile yatağa götürüyordum. Ama ilk günden beri sürekli adet sancısı gibi ağrıları vardı. Morali çok bozuktu. Açıkçası, onun moral bozukluğu bana da yansımıştı, ama ona belli etmemeye çalışıyordum. Transferin 12. günü test yapılacaktı ama 11. günü hastalandı. O gün yıkıldık. Tanrım, bu ne büyük bir acıydı? Ertesi günkü test sonucu da negatifti. Ama yapacak bir şey yoktu. Hayat devam etmek zorundaydı. Zamanla alıştık ve bir sonraki mikroenjeksiyon denemesi için planlar yapmaya başladık. Önce eşim "yazın iznimi bunun için kullanıp yazın yaptıralım" diyordu. Fakat ikimiz de dinlenmeye ihtiyacımız olduğunun farkındaydık. Bunun üzerine "tatil yapıp tatil dönüşü bu işe başlayalım" dedik. Bu arada doğal gıdalardan kullanmaya başladık. Eşim her sabah aç karnına birer tutam aslan pençesi ve civan perçeminden bir bardak kaynar suya atıp endometriyozise karşı içti. Sabahları ikimiz de aç karnına birer tatlı kaşığı andız pekmezi, 850 gr bala karıştırılmış 50 gr çekilmiş ısırgan tohumu ve kendi küçük kaşığıyla arı sütü kullandık. Akşamları da aç karnına bir tatlı kaşığı harnup pekmezi ve yine arı sütü kullandık. Arada eşim adaçayı içti. Normal çayı da açık ve içine karanfil atarak içti, bazen de karanfil çiğnedi. Başka bitkiler de vardı, ama onları kullanmadı. Bu arada Supradyn Pronatal'e de 3 ay önceden başladı. 2003 Eylül ayında tatilden dönüp tedaviye başladık. Bu sefer daha umutlu ve deneyimliydik. Tedavi sürecini fazla kafamıza takmayacaktık. Kaç yumurta oluşmuş, çapları neymiş bunların üzerinde fazla durmadık. Toplama günü geldi çattı, bu sefer daha çok yumurta toplanmıştı. Sevindik, "daha şanslıyız" diyorduk. 5 tanesi döllendi, ilkinde 3'tü. "Hadi buna da razıyız" dedik, "bu sefer 5 tane transfer ederler, onlardan biri de tutar" diyorduk. Ama transfer günü iki tanesinin bölünmesinin durduğunu ve geriye yine 3 tane kaldığını duyunca moralimiz bozuldu. Ama naapalım, yapacak bir şey yoktu, kalanlar bunlardı ve bunlar konulacaktı. Tek tesellimiz, bunların ilkine göre 1 gün daha bekleyip daha çok bölünmüş ve kaliteli olmalarıydı. Transferden sonra eşime gene iyi bakmaya çalıştım. Bu sefer 3-4 gün tuvalet dışında sürekli, ondan sonra da arada evin içinde kalkıp gezerek yattı. Özellikle et, süt yumurta gibi protein ağırlıklı beslendi. Muz yedi. Karanfil çiğnedi. Çayı açık ve karanfilli içti. İlkinden farklı olarak ilk günlerde ağrıları yoktu. Ama bu sefer transferi de narkozlu olmuştu. 1 hafta kadar sonra ağrıları başladı. Tabii, eşimi hemen bir endişe aldı. Gene mi olmamıştı? Ama bende nedense bu sefer, olumsuzluklara rağmen sönmeyen bir umut vardı. "Canım, moralini bozma bu sefer mutlaka olacak" diyordum. Karnında ve kasıklarında ağrılar başladı. Bunlara ilave ve öncekinden farklı olarak, bütün vücudu ve kemiklerinin içi ağrıyordu. "Sanki dayak yemiş gibi her yerim ağrıyor" diyordu. Test gününe 3 gün kala sık sık tuvalete çıkmaya başladı. Bazen 10-15 dakikada bir gitmek zorunda kalıyordu. Testten 1 gün önce morali iyice bozulmuştu, hafif bir kanama geldiğini söyledi. Ben hala umutluydum, çünkü bu seferki belirtiler geçen seferkinden farklı idi. Kanaması olup da hamile kalanları da bu siteden duymuştum, kaldı ki kanaması çok az ve kısa süreli oldu geçti. "Yarın göreceksin bak" diyordum, "hamile olduğun ortaya çkacak". Ertesi gün umutsuzca test yaptırdı. Öğleden sonra bana telefon açtı ve bir de ne duyayım, "Biliyor musun, ben hamileyim" dedi. O anda iş yerimdeki odamda gözümden yaşlar boşandı. "Ben biliyordum", dedim. Bir yandan çok mutlu, bir yandan da şaşkındım. Mikroenjeksiyon yaptırdığımız kliniğe sonucu haber verdiğimizde, beta-hCG değerinin çok yüksek olduğunu ve çoğul gebelik ihtimali bulunduğunu söylediler. O gün de işim o kadar yoğundu ki, hemen gidip ona sarılmak istedim, ama işimden ayrılamadım. İşim bitince bana yakın olan eşimin iş yerine koştum. Birbirimize sarıldık, göz yaşı döktük. Böylece hamilelik süreci başlamış oldu. 2 kere daha kan testi yaptırdık ve her seferinde beta-hCG değeri katlanarak artıyordu. Ultrasaona çağırıldık, bir de ne görelim? İki kese gözüktü. Büyük olasılıkla ikizdiler, ama kalp atışı dinlenice belli olacaktı. Bir sonraki ultrasonda kalp atışları dinlendi ve ikiz oldukları kesinleşti. Biz bir bebeği zor beklerken, Allah bize ikiz bebekler vermişti. Ne kadar şükretsek, azdı. Hamilelik ilerledikçe, daha ilginç durumlar yaşamaya başladık. Aslında, keselerden birinde embriyo gelişmemiş, yani bebek yokmuş. Geriye kalan tek kesede ise embriyo kendiliğinden ikiye bölünmüş ve tek yumurta ikizleri oluşmuş. Böyle bir olay, mikroenjeksiyon işlemlerinde çok nadir gerçekleşirmiş. Tabii, riski de ayrı yumrta ikizerinden daha fazlaymış. Hamilelikte tam 4 ayı tamamlamak üzereyken, eşim iş çıkışı benim iş yerime telefon açtı ve ağlayarak kanamasının başladığını söyledi. Eyvah, yoksa her şey bitmiş miydi? Hastaneye nasıl koşa koşa gittiğimi bilmiyorum. İş arkadaşları, eşimi tekerlekli sandalye ile acile götürüyordu. Hemen doğumhaneye yatırdılar. Bebeklerimizi kaybetme düşüncesi ile çok üzgündük. Ultrasona bakıldığında, bebeklerimizin hareket ettiğini gördük ve çok sevindik. Ancak, eşimin rahim ağzında açılma olabileceği söylendi. Eşim 5 gün hastanede kalkmadan yattı ve ben de, ona elimden geldiğince yardımcı olmaya ve moral vermeye çalıştım. Hastaneden çıktıktan sonra artık doğuma kadar eşim evde raporlu olarak yattı. Ben çalışırken, eşime ailem baktı. Zaten, hamilelik boyunca kendi evimiz uzak diye hep ailemin evinde kaldık. Eşim, yemek ve ihtiyaçlar dışında yataktan fazla kalkmadı, dışarıya da sadece doktora kontrole gittiğimiz günlerde çıkıyordu. Çok zor günler geçirdik. Her an tetikte yaşadık, çok dualar ettik. Doğuma yakın başka üzüntüler yaşadık, eşimin babası rahatsızlandı ve hastaneye yattı. Eşimi de doktor, doğumdan 1 hafta önce hastaneye yatırdı. 20 Mayıs 2004 sabahı, ikiz oğullarımıza kavuştuk. Ama, ne yazık ki o gün küvözde kalmaları gerekiyordu ve ben bile sadece 1 dakika yüzlerine bakıp yanlarından ayrılmak zorunda kaldım. Ama ertesi günü eşim sezaryen sonrası biraz kendine gelince, onu bebeklerin yanına götürdüm. Beni almadılar, ama eşim anne olarak girdi ve bebeklerimizi de kimse demeden tanımış. Zaten o gün bebekler de küvözden çıkarıldı ve hastanedeki odamıza getirildi. Birbirine tıpatıp benziyorlardı, yalnız biri diğerinden biraz daha küçüktü. Birkaç gün sonra taburcu olduk. Artık, zorlukla dünyaya gelen bebeklerimizi büyütmek için çabalıyoruz. İkizlerin bakımı çok zor, ama bu duyguyu yaşamak da bu zorluklara değer.Gönlümüzün bir tarafı sanki eksik. Çünkü yaşadıklarımızı bildiğimiz için, yakınımızda bulunan arkadaşların ve tüm çocuk isteyenlerin de bu mutluluğa erişmeleri, bizi daha da mutlu edecek. Bu arada doktorların söylediğini de hatırlatayım. Bebekler sağ salim doğana kadar her şey bitmiş sayılmaz. Bunun için bu hamilelik sürecinde, hele ki tüp bebek ve çoğul gebeliklerde azami dikkati göstermek ve fazla yorulmamak gerekiyor. Kıssadan hisse, umudunuzu hiçbir zaman kaybetmemeniz gerektiğini, tedavi sürecinde moralinizi bozmamanız gerektiğini, iyi beslenmeniz gerektiğini ve hem kendiniz, hem de herkes için dua etmeniz gerektiğini anlamışsınızdır sanırım.İnşallah, tüm sevdiğim arkadaşlar, dostlar ve çocuk isteyenler emellerine kavuşurlar. Öncelikle, ailelerimize destekleri için sonsuz teşekkürler. Bize mikroenjeksiyon yöntemini uygulayan, hamilelikten doğuma kadar kontrollerimizi yapan ve her zaman destek vererek bu bebeklerin sağ salim doğmalarını sağlayan Gürgan Clinic hekimleri Prof.Dr.Timur Gürgan ve Op.Dr.Aygül Demirol ile bu kliniğin tüm çalışanlarına ne kadar teşekkür etsek azdır. Bu sitenin de çok faydasını gördüm. O yüzden Sibel Hanım ve ekibine çok teşekkür ederim. Ayrıca, bu sitede edindiğim dostlara, arkadaşlara yakınlıklarından ve desteklerinden ötürü de çok teşekkür ederim. Ben ve eşim de, bizim gibi çocuk için uğraşı veren tüm arkadaşlara desteğimizi sürdürmeye çalışacağız.

Sevgi ve saygılarımla...

 

Daha ayrıntılı bilgiler için aşağıdaki linklere tıklayınız

Tüp bebekte genel  ip uçları ,
Tüp bebeğe hazırlık
tüp bebek fiyatları
tüp bebek nasıl yapılır,
tüp bebek aşamaları ,
tüp bebek maliyeti,
tüp bebek nasıl olur ,
tüp bebek nedir ,
tüp bebek tedavisi ,
tüp bebek nasıl yapılır ,
tüp bebek aşamaları ,
tüp bebek yaptıranlar  ,
tüp bebek merkezleri ,
Tüp Bebek Başvuru,
Tüp Bebek doktorları ,
Tüp Bebek Genetik ,
 tüp bebek nedir ,
Tüp Bebek Forum ,
Tüp bebekle ilgili en çok sorulan sorular
,

Anlaşmalı Tüp Bebek Merkezleri ,
İndirimli Tüp bebek Tedavileri ,
İlaçsız Tüp Bebek tedavisi,
Başarısız tüp bebek tedavisi,
Başarılı tüp bebek tedavisi,
Tüp bebek merkezi seçme,
Tüp bebek tutmuyorsa ,
Tüp bebek ve Aşılama ,
Tüp Bebeğe Başlayanlar,
Tüp Bebek başarı hikayeleri,
Tüp Bebekle Hamile Kalanlar,
Tüp Bebek Raporu,,
Tüp bebek tedavi hikayeleri ,


Tüp Bebek Doktor Formları ,

www.cocukistiyorum.com . Ana Sayfasına geçmek için tıklayınız



 

ARA Soldaki kutuya aramak istediğiniz kelimeyi yazıp oka basınız
 

C.İ